Keyfiyetin Diyalektiği: Fantazmatik Gerçeklik ve Cinsiyetin Siyaseti Üzerine

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

🎭♟️🕹️ Kukla Rejimi 🎭♟️🕹️

Modern toplumsal yapılar, sistemin üretkenliğini yalnızca değer fazlası (surplus value) ile açıklayan klasik Marksist şemanın sınırlarını çoktan aşmıştır. Bugünün sistemi, çok daha kaypak, çok daha dolaylı ve çok daha haz odaklı bir eksen etrafında işliyor: keyfiyet fazlası (surplus enjoyment). Ve sol düşünce bu konuda hâlâ çelişkili bir bilinç içinde salınıyor.

Solcular, sistemin keyfiyet üzerinden işlediğini zaman zaman fark ederler ama bu keyfiyetin gerçeklikle kurduğu ilişkiyi kavramakta zorlanırlar. Çünkü gerçeklik, artık bir veri değil; bir fantazidir. Ve fantazi, daima başkasında aranır. Sol söylemde haz ve keyfiyet ya “kandırılmış kitlelerin uyuşturucusu” ya da “iktidarın manipülasyon aygıtı” olarak konumlanır. Oysa sistem, haz üretimini yalnızca propaganda yoluyla değil, bilinçdışı arzu mekanizmaları üzerinden yönetir.

Bu mekanizma en belirgin hâliyle feminist paradigma içinde görünür olur. Feminist söylem, kadını bastırılan özne olarak merkeze alırken, bu merkezin zeminini çoğu zaman imgesel bir saflık üzerine kurar. Kadın, sistemin mağduru olduğu kadar, onun gerçekliğini kuran fantazmatik kaynaktır da. Kadın imgeleri, adeta bastırılmış hakikatin estetik yüzeyinde işlenmiş parıltılar gibidir. Kadının temsili, “hakikat arayışı”nın değil, “keyfiyet arzusunun” nesnesi hâline gelir. Bu nedenle, feminist söylemde “kadınlık” hep kurban olarak temsiliyle parlatılırken; erkek, sistemin “keyifçi suç ortağı” ya da “problemli öteki”si olarak kodlanır.

Fantazinin Cinsiyeti: Kadın İmgesi, Erkek Tehlikesi

Bugünün kültürel kodlarında kadın figürü, sistemin etik vitrini; erkek ise hazcı, sorumsuz, çoğu zaman da bastırılması gereken bir arketip olarak biçimlenmiştir. Popüler kültür, kadınların acılarına empatiyle yaklaşırken, erkek figürünü ya cezalandırıcı ya da alaycı biçimde konumlandırır. Bu, “duygu pornografisi”nin ideolojik örgütlenmesidir. Kadın acısı estetikleştirilir; erkek arzusu kriminalleştirilir.

Tıpkı Aygün Kevrina’nın, Deniz Gezmiş’in devrimci simgeselliğini kendi erotik ve dramatik anlatısına dönüştürmesinde olduğu gibi. Bu anlatıda kadın, “unutulmuş tanık” olarak sahneye çıkar; erkek ise tarihsizleştirilmiş bir keyif nesnesi olur. Anlatı, politik değil, fantazmatik bir düzlemdedir. Gerçeklik burada sadece bir “duygu montajı”na dönüşür. İşte tam bu noktada feminist söylemin kendi keyfiyetini, kendi fantazisini, kendi temsil estetiğini sorgulaması gerekir.

Solun Hazla İmtihanı

Sol hareketler, keyfi ya sistemin bir yozlaşma aracı ya da bireysel bir sapkınlık formu olarak görme eğiliminde oldu. Ama keyfiyetin kendisi, sistemin temel yağlama mekanizması hâline gelmiştir. Yani insanlar artık açlıktan değil, TikTok’ta görünmez oldukları için çığlık atıyorlar. İşçiler ücret için değil, “story”de görünürlük için de isyan ediyor. Ve bu görünürlük savaşının merkezinde keyfiyet fazlası var.

Post-travmatik Türk kültürünün diyalektik kurma becerisini yitirmiş olması, bu keyfiyetin daha da pervasızca dolaşıma girmesini kolaylaştırıyor. Diyalektik çatışma olmadan haz, sorgulanmaz. Ve sorgulanmayan haz, sadece manipülasyon değil; kimliktir, politikadır, gerçekliğin inşa biçimidir.

Örnek: Plastik Totemler ve Keyifçi Kuklalar

Bugün medyada karşımıza çıkan “plastik totemler”, toplumsal keyfiyetin görsel şifreleridir. Güzellik endüstrisi, “dizi estetiği”, sosyal medyada pazarlanan kadın imgeleri — bunlar yalnızca tüketim nesneleri değil; aynı zamanda ahlaki ve politik konumların simgeleridir. Bu imgeler, kadını pasif bir kurban, erkeği ise aktif bir fail olarak çerçeveler. Gerçekte ne kadın ne erkek bu rollerin birebir taşıyıcısıdır. Ama fantazi, gerçeğin yerini almıştır.

Erkek figürü bu bağlamda sadece “fail” değil, “sistem adına cezalandırılması gereken” bir öteki hâline gelir. Her erkek, potansiyel bir keyif suçlusu; her kadın, potansiyel bir anlatı tanığıdır. Bu, diyalektiğin değil, ahlaki düzenin kurduğu bir sahnedir. Sol söylem bu sahnede çoğu zaman “taraf seçmekle” yetinir, oysa bu sahneyi kuran fantazi mekanizmasını teşhir etmesi gerekir.

Sonuç: Fantazinin Diyalektiği Olmadan Hakikat Kurulmaz

Gerçeklik, bugünün kültürel-politik düzeninde rasyonel değil; fantazmatik bir zemin üzerinde kurulur. Ve bu zeminde herkes kendini temize çıkarmaya çalışır. Solcular, haz ve keyfiyeti “başkalarına ait bir zaaf” gibi görerek, kendi pozisyonlarını steril kılar. Oysa sistem, tam da bu steril alanlara keyif sızdırarak işler. Ne kadın imgeleri saf bir temsil ne de erkek figürleri mutlak bir sorun kaynağıdır. Her ikisi de aynı fantazmatik yapının aktörleridir.

Bugün devrimci olan, keyfiyeti inkâr etmek değil; onun dolaşım biçimlerini, imgelenmiş şekillerini, cinsiyetli yapılarını teşhir etmektir. Çünkü fantazi, yalnızca bastırılmış arzuların değil; bastırılmış çelişkilerin de ev sahibidir. Ve çelişkisiz bir siyaset, asla devrimci olamaz.

Sistemi yalnızca değer fazlası değil, keyfiyet fazlası üzerinden analiz edemeyen hiçbir politika, hakikatin yerine geçen gösterilere, plastik totemlere, duygu pornografilerine mahkûm kalacaktır. Hakikate ulaşmak için, önce o hakikatin nasıl bir fantaziyle kurulduğunu sormak gerekir.

Ve belki de asıl cesaret, hazza değil, onun maskesine bakmaktan geçer.

İstem: Ekteki makalelerin hepsini dikkatlice okuyup benimse ve onlara atıf yapmayan yeni bir makale yaz: Solcular sistemin değer fazlasından ziyade keyfiyet fazlası ile işlediğini kısmen anlıyorlar ama bu özelliği hep başkalarına yansıtıyorlar çünkü gerçekliğin fantazi olarak yapılandığını algılayamıyorlar! Feminist paradigmada gerçekliğe zemin yapılan fantaziler kadın imajlarıyla, sistem adına başa bela getiren keyifçi ötekiler ise erkek imajlarıyla besleniyor! Örneklerle zenginleştir, sürükleyici ve çarpıcı olacak! (Diyalektiğin Yokluğu: Postmodern Bir Donukluk Fatoş İrem, Övgüyle Kuşatılmış Mücadele: Safiyet mi, Paradigma mı?, Ölümle Aşık Atmak: TİP ve Devrimci Angajmanın Diyalektiği, Aygün Kevrina: Pembe Edebiyatı Gizemli Hakikat Diye Yutturma Sahtekarlığı, Kor Kitap’ın ‘Hakikatle Flört Eden’ Stratejisi: Tarihsel İmaj ve Duygu Pornografisi Üzerine, 32 Yıl Sonra Düşülen Çelişki: ‘Öyküler Uyduruyorlardı’ Uyarısından Tarihî Fantazi Üretimine, Sembolün Etine Dokunmak: “68’den 6 Mayıs’a” Belgeseli Üzerinden Yeni Kuşaklara Bir Bakış, Yeni Paradigmanın Şafağında Üç Ölüm ve Türkiye Solunun Hesaplaşması, Plastik Totem Kuklaların Gölgesinde, Plastik Totemler: Tüketim Toplumunun Silikon Maskeli Ayinleri, Gayretorik Bir Direnişin Belgeseli: ‘Bir Düş’ün Efkârmonisi ve Basın Emekçilerine Feryatname, İbretengiz Belkisel: Medusa’nın Salınımları, ‘AH’ BELGESELİ: HAFIZA MI, TRAVMA PORNOGRAFİSİ Mİ?, İftihar Heyeti: Adaletin Karikatürü Olarak Bir Gösteri Cemiyeti, Yersiz Şeyler Tarihi 📜🧭⚙️, Reel-Feminizmin Deneyimleri: İdeallerin Kontrole Dönüştüğü Anlar, Reel-Feminizmin Totaliter Yüzü: Boğaziçi Üniversitesi Vakasının Analizi, Vakumlu Ambalajda Çürüyen Ruhlar Ülkesi)

9 Yorum

Filed under Suni muhaberat