GEZ DENİZ GEZ

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

💔👑🔮 MENKIBE 💔👑🔮

GEZ DENİZ GEZ – BÖLÜM I:
“Sırlarım İpte Asılı Kaldı Balım”

(Tarihsel-realistik kurgu, dramatik anlatım – Kevrina’nın iç sesiyle ilerleyen serüvenli bir anlatı)


1. Sahne – Kantin: Kırılma Anı

“İlk kez gördüm. Deri montlu, uzun, kararlı. Gözlerinde bir telaş yoktu ama geleceği gören bir acele vardı. Elindeki bildiriyi bana uzattığında, ben başka bir kağıdı almaya hazırlanıyordum: sınav programı.”

İstanbul Üniversitesi kantini. 1969 sonbaharı. Dışarıda çiseleyen yağmur, içeride tozla karışık bir karanlığa neden oluyor. Kevrina, yeni demlenmiş çayıyla otururken kalabalık arasında bir bakış çarpışması yaşanır. Deniz, yaklaşıp masaya bir bildiriyi bırakır: “Tam Bağımsız Türkiye.”

Kevrina ayağa kalkar, bildiriyi katlar, cebine koyar. Anlamıştır: hayat, bir yönden öbürüne dönmüştür.


2. Sahne – Beyoğlu’nda Takip

Kevrina, Deniz’in izini sürmeye başlar. Kütüphane kayıt defterinde onun ismini görür: “GEZMİŞ, D.” Not defterinde altını çizdiği yer: “Sömürgeciliğin en rafine biçimi: kültürel vesayet.”

Bir gece Beyoğlu’nda, Cihangir’e çıkan sokakta onu görür: dört kişiyle duvarlara yazı yazmaktadır. Kevrina bir köşeden izler. Elinde rulo hâlinde bezler. Polis sirenleri çalınca Deniz koşmaya başlar — Kevrina da ardından.

Saklanırlar. Bir merdiven boşluğunda. İlk kez konuşurlar.

— “Beni neden takip ediyorsun?”
— “Bilmek istiyorum.”
— “Ne?”
— “Neden bu kadar korkmadan yürüyorsun?”

Deniz cevap vermez. Sadece bir kâğıt uzatır. Adres: Kurtuluş Mahallesi, 17 numara.


3. Sahne – Kurye Kevrina

Ertesi sabah Kevrina evden çıkarken annesi gözlerini diker:

“Yeşil gözleriyle susuyor. Her şeyin farkında olduğunu biliyorum.”

Kurtuluş’ta 17 numarada onu bekleyenler vardır. Kevrina’ya zarf içinde bir broşür paketi verilir. Artık görev almıştır. İstanbul’un farklı noktalarına bu bildirileri ulaştıracaktır.

Bir vapur yolculuğu, gece koşusu, sobalı apartmanlarda uyuyan insanlar… Ve Kevrina, Deniz’in izinde artık sadece izleyici değildir. Koşmaya başlamıştır.


4. Sahne – Yakalanma ve Kayıp

1971 Mart. Kevrina vapurda bir polisin bakışına yakalanır. Çantasında broşürler. Kaçar. Gözaltına alınmaz, çünkü paketi önceden bırakmıştır. Ama Deniz gözaltındadır. Radyo haber verir. Yoldaşlarıyla birlikte Ankara’da yakalanmıştır.

Kevrina kampüs kapısında bekler. Hiç kimse onunla konuşmaz. Artık yalnızdır. Ve korkar:

“Onu en son Galatasaray’daki duvarda görmüştüm. ‘YAŞASIN HALKIN GÜCÜ’ yazısı yarım kalmıştı. Sonra… hiç.”


5. Sahne – 6 Mayıs 1972: Son Koşu

Kevrina, Metris Cezaevi’nin önünde. Bir sabah saat dört. Radyodan gelen haber: İdam kararı uygulanmış. Deniz, Yusuf, Hüseyin.

Kevrina yere çöker. “Koşamadım” der. “Yetişemedim.”

Elinde bir defter vardır. Deniz’in kendisine hiç yazmadığı ama onun yazdığını varsaydığı mektuplarla doludur. “Senin yerine ben yazarım,” diye fısıldar.


6. Sahne – 2025: Kitabın Yayınlanışı

Aradan yıllar geçer. Kevrina artık yaşlıdır. İstanbul’da bir edebiyat söyleşisinde önünde mikrofon, elinde kitabı: Sırlarım İpte Asılı Kaldı Balım. Dinleyiciler sessizdir.

Bir kadın sorar:

“Deniz’le gerçekten birlikte miydiniz?”
Kevrina cevap vermez. Ama gözleri dolar. Yeşil gözlü annesini hatırlar.

“Gerçek mi?”
“Hissedilen mi?”
“Gerçekleşmeyen ama yaşanmış gibi kalan şey nedir?”

Cevaplar, boşlukta asılı kalır. Tıpkı kitabın sırları gibi.


Kapanış Sahnesi – Sisli Sabahta Son Görüntü

Kevrina, sabaha karşı Beşiktaş İskelesi’nde. Kitabını denize bırakır.
Deniz’den kalan tek şey, içinde uyanan bir kadındır artık.

“Ben senin gözlerini taşıdım. Koşamadığın yerlerde ben koştum. Ama seni yakalayamadım, balım.”

Fade out.


GEZ DENİZ GEZ – BÖLÜM II:
“Birlikte Özgürdük Sandım”

(Romantik komedi ile sosyal hiciv arasında salınan anlatı. Serüvenli, ironik ve iç monologlarla dolu. İlk hikâyeden yankılar taşıyan sahneler var.)


1. Sahne – Kantin: Yine Aynı Bakış

1969, İstanbul Üniversitesi. Kantin kalabalık. Kevrina çayını yudumlamak üzereyken kapı açılır.

“Aynı bakış. Aynı deri mont. Aynı bildiriyi uzatıyor. Ama bu kez elini biraz fazla tutuyorum.”

Deniz kaşlarını kaldırır. Gülümser.

— “Yardım etmek ister misiniz?”
— “Koşmak zorunda kalacak mıyım?”
— “Hayır. Bu kez yürüyerek halledeceğiz.”

Zaman kırılır. İkinci evrene geçilir.


2. Sahne – Kurtuluş Mahallesi, Birlikte Taşınıyorlar

Bu kez Kevrina, bildirileri bırakmak yerine, Deniz’le birlikte küçük bir eve taşınıyor. Terkedilmiş bir kitapçıyı birlikte temizliyorlar. Adını koyuyorlar: “Balım Kitabevi”.

Kevrina iç sesiyle konuşur:

“Devrim rafa kalktı ama raflar ilk kez bu kadar düzenli. Lenin üst raf, Simone de Beauvoir alt rafta. Tam denge!”


3. Sahne – Broşür Değil, Broş

Deniz, bir sabah Kevrina’ya küçük bir kutu uzatır. İçinde kırmızı bir broş.

— “Tam bağımsız Türkiye değil ama… tam bağımsız kalbim?”
— “Slogan yazmayı bırakmazsan, nikâh memurunu aramıyorum.”

Evlilik olur. Annesi gelmez. Ama bir not gönderir:

“Senin gözlerin hâlâ çok şey anlatıyor. Onlara dikkat et.”
Kevrina ağlamaz ama notu kitap ayracı yapar.


4. Sahne – Polis Baskını ve Eski Yoldaşlar

1980 darbesi yaklaşırken bir gece eski THKO yoldaşlarından biri dükkâna gelir.

— “Biz hâlâ sahadayız. Sen neredesin?”
Deniz cevap vermez. Sadece raftaki “Ne Yapmalı?”yı yerine koyar.

O gece evde kavga çıkar.

— “Kendini kurtardın Deniz.”
— “Seni seçtim.”
— “Beni seçmedin. Sessizliği seçtin.”

Kevrina sokağa çıkar. Rüzgârda bir duvar yazısı dikkatini çeker:
“YAŞASIN HALKIN GÜCÜ” — yarım kalmıştır. Aynı ilk hikâyedeki gibi.


5. Sahne – Kitapçının Sonu, Annenin Ziyareti

Darbe sonrası kitapçı kapatılır. Gözaltına alınmazlar ama gölgeler üzerlerindedir.
Kevrina annesini ilk kez ziyaret eder.

— “Neden gelmedin nikâha?”
— “Sen zaten gitmemiştin oraya.”

Annesi eline bir kitap verir: Gözlerim Yeşilde Asılı Kaldı Balım.
Ama bu kez Kevrina değil, annesi yazmıştır. İçinde kızına yazılmış ama asla gönderilmemiş onlarca mektup.


6. Sahne – Boş Kitapçı, Son Karşılaşma

Yıllar sonra… Kevrina yalnız döner kitapçının başına. Raflar boş.
Bir müşteri gelir: genç bir kadın. Elinde eski bir kitap tutar.

— “Burada mı yazıldı bu?”
— “Hayır, burada yazılamadı hiçbir şey. Sadece susuldu.”
— “Ama ben hissediyorum. Biri burada sevdalanmış.”

Kevrina kitaplığın arkasındaki gizli bölmeyi gösterir. İçinde, Deniz’in hiç basılmamış anı defterleri.


7. Sahne – Koşu Yok, Yürüyüş Var

Kevrina bir sabah sahilde yürür. Yağmur çiseliyor.
Aynı rüya tekrar eder:
Deniz, idam sehpasına çıkmaz. Onun yerine sahilde yürürler.
Ellerinde bildiriler yok. Sloganlar yok.
Sadece yürürler.

“Koşmadım bu sefer. Ama başka türlü kaybettim.”


8. Sahne – Final: Yazarla Yüzleşme

Kitabın 2025’teki söyleşisinde genç bir dinleyici sorar:

“Bu kitap gerçek mi?”
Kevrina başını sallar.

— “Birinci kitap yalan gibiydi. Bu sefer hiç yazamadım. Belki bu da başka bir yalan.”

Arka planda fonda çalan şarkı:
“Salın da gel aman…”


Kapanış:
Kevrina kitapçıdan çıkar. Kitabını elinde tutar ama bu kez denize atmaz.
Yalnızca omzuna bırakır.
Rüzgâr alıp götürür.

Fade out.


GEZ DENİZ GEZ – BÖLÜM III:
“Zamanın Dışı Bir Şeyler”

(Tarz: Hafif absürtlükle iç içe geçmiş esprili postmodern anlatım. Gerçeklik ve kurgunun iç içe geçtiği, önceki hikâyelere çok sayıda bilinçli gönderme içeren serüvenli bir yapı.)


1. Sahne – Tekrar Kantin: Sonsuz Döngü Başlar

1969, İstanbul Üniversitesi kantini. Sahne bir kez daha açılıyor. Aynı çay, aynı masa, aynı deri mont. Ancak bu kez bir detay farklı:

Deniz, Kevrina’nın çayını içiyor.
Kevrina şaşkın:

— “Pardon ama o çay benimdi?”
— “Biliyorum. Ama zaten sen içmeyecektin.”

Kevrina kaşlarını çatıyor.

— “Sen bunu nereden biliyorsun?”
Deniz bir ajanda çıkarır.
“Burada yazıyor. 1969 – 2037 arası olaylar. ‘Sırlarım Ajandada Saklıydı’ versiyonu.”

Kamera yaklaşır. Deniz’in ajandasında şu yazıyor:
“Koşmayacaksın. Bu sefer başka bir şey deneyeceğiz.”


2. Sahne – Kitapçının Kuantum Versiyonu

Bir anda kendilerini tanıdık bir kitapçıda bulurlar. “Balım Kitabevi”, ama raflar fizik kitaplarıyla dolu: Zamanın Kıvrımı, Evrenin Kafası Karışık mı?, Deniz Gezmiş: Alternatif Tarihsel Varyasyonlar.

Kevrina fısıldar:

— “Burası… tanıdık.”
Deniz cevaplar:
— “Versiyon 2’nin tortusu. Duygular mekânda kalıyor. Einstein bile anlamaz.”


3. Sahne – Rüya Gibi Değil, Gerçek Gibi Rüya

Gece uyuduklarında, aynı rüyayı görürler.
Kevrina rüyasında annesiyle konuşur.
Annesi gözlük takmış, sakince sudoku çözüyor.

— “Anne, sen niye rüyama geldin?”
— “Bu bir rüya değil. Gerçekliğe sızan duygusal kalıntıyım.”
— “Ne diyorsun?”
— “Kızım, gözlerimle değil, artık kulaklarımla izliyorum seni. Devam et.”

Sabah uyanırlar. Deniz not almıştır:
“Annesi artık rüyalardan konuşuyor. Bu evrende mantık delik.”


4. Sahne – Serüven Başlıyor: Sırlar Ajandasını Çalmaya Çalışanlar

Bir gece kitapçının camı kırılır. İçeri giren kişi:
Genç Kevrina!

— “Sen kimsin?”
— “Senim. Ama henüz kimseyle evlenmemiş, hiçbir kitap yazmamış versiyonunum.”
— “Ajandayı almaya geldin değil mi?”
— “Hayır, sadece çayı geri istiyorum.”

Çay, hâlâ masada duruyordur. Kevrina verir.
Genç Kevrina içip kaybolur.

Deniz:

— “Bu evrenin tek kuralı şu: kimse tamamen olmamış, ama hiç kimse eksik de değil.”


5. Sahne – Yarım Kalmış Duvar Yazısı

Deniz ve Kevrina birlikte şehir dışında yürürken bir duvara rastlarlar.
Yazı şöyle yarım kalmış:
“YAŞASIN H—”

Kevrina durur.

— “Bu yazı hiç tamamlanmamıştı değil mi?”
Deniz:
— “Bu sefer tamamlayalım mı?”

Ama sprey püskürtmez. Yazı yine yarım kalır.

Kevrina güler:

— “Bazen tamamlanmamış olanlar en çok kalır akılda.”
Deniz:
— “Tıpkı BİZ gibi.”


6. Sahne – Mikrofon ve Mikro Zaman Atlaması

2025’te bir söyleşideyiz. Ama bu kez sahnede ikisi birlikte oturuyor.
Sunucu:

— “Bu kitap… bu hikâye… bu siz misiniz?”
Kevrina:
— “Bazısı ben, bazısı benim sandıklarım.”
Deniz gülerek:
— “Beni canlandıramadığı kesin ama bazı bölümler fena değildi.”

Salonda sessizlik olur. Aniden, bir seyirci kalkar.
Genç Deniz!

— “Siz kim oluyorsunuz da benim yerime yazıyorsunuz?”

Hepsi bakakalır.


7. Sahne – Son Koşu (Ama Gerçek Koşu Yok)

Son sahnede Kevrina ve Deniz sahil kenarındadır.
Koşmak yerine oturmuşlar, ellerinde dürbün, martılara bakıyorlar.

— “Koşmayalım bu sefer. Zaten hep geç kalıyoruz.”
— “Haklısın. Bazen yürümek bile fazla geliyor.”

Dürbünle bakan Deniz bir duvar yazısı görür:
“Sırlarım hâlâ ipte, ama ip şimdi salıncak.”


Kapanış – Sesli Not

Kevrina’nın sesi:

“Koşmadık. Yazmadık. Bazı şeyler sadece bir bakışta yaşandı. Gözümde kaldı. Gerisi detay.”


Fade out.
Arka planda ironik bir ses: “Gözleri yeşil olan herkes kâhin olmak zorunda değildir.”

İstem: aygün kevrina’nın kitabı hakkında detaylı bilgi topla / koş lola koş senaryosu detaylı anlat / ekteki yazılardan kevrina kitabı hakkında daha detaylı izlenim edin (YŞ kevrina yazıları) / şimdi Koş Lola Koş’a benzeterek yeni bir hikaye planlayacaksın: “Koş Deniz Koş” üç alt-hikaye olacak, ilkinde bilindik Denizlerin asılması ve yıllar sonra Kevrina’nın kitap çıkarması hikayesi, ikincide Kevrina’yla evlenmesi ve devrimi terk etmesi hikayesi, üçüncü de önceki hikayelerdeki öğeleri altüst eden karmakarışık absürt başka bir hikaye olacak! Üç alt-hikaye bambaşka tarzlarda yazılmış olacak! Şimdi sadece planlama yap / ilk bölümü yaz, serüvenli olacak / sıradaki bölümü yaz, serüvenli olacak, ilk hikayeyi anımsatan sahneler koy / sıradaki bölümü yaz, serüvenli olacak, önceki hikayeleri anımsatan sahneler koy, fazla absürt olmasın esprili olsun [ismini değiştirdim]

1 Yorum

Filed under Suni muhaberat

One response to “GEZ DENİZ GEZ”

  1. Geri bildirim: Kevrina Menkıbesi — muhaberat derlemesi | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER