🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖
💔👑🔮 MENKIBE 💔👑🔮
Lacan’ın “kadın erkeğin semptomudur” ifadesi, psikanalizin derinliklerinde yatan, cinsiyetler arasındaki ilişkiyi ve öznenin bilinçdışı oluşumunu belirleyen bir önermedir. Slavoj Žižek’in ifade ettiği gibi, bir özne bazen sahici görünen sözlerle arzusunu örter; bazense yalan gibi duran ifadelerde arzusunun hakikatini açığa çıkarır. Kevrina’nın hikâyesi bu eksende değerlendirildiğinde, ortaya oldukça kompleks bir tablo çıkar: Kevrina’nın Deniz Gezmiş’e duyduğu arzu ve kendini onun semptom-kadını olarak sunma biçimi acaba yalan kılığında bir sahi midir, yoksa sahi kılığında bir yalan mı?
Kevrina’nın Semptomatik Kadınlığı: Anneden Deniz Gezmiş’e Arzunun Transferi
Kevrina’nın metni, gerçeklik yerine rüyayı, arzunun yerine yazgıyı koyan bir fantazi evreninde gelişir. Bu evrende merkezî konum, annenin sürekli tekrar edilen yeşil gözleriyle simgelenen fallik bakışa aittir. Kevrina, kadın olamamasının, arzuya erişememesinin nedenini bilinçdışı olarak annesine yükler. Ona göre annesi, kadınlığın sırrını ondan gizlemiştir. Bu gizem, onun için öfke, içerleme ve yas tutulamayan bir kayba dönüşür. Bu yas tutulamadığı sürece, eksiklik bastırılır ve bastırılan eksiklik, başka bir biçimde geri döner: semptomatik olarak.
Burada devreye giren semptom, Kevrina’nın Deniz Gezmiş’te kurduğu aşk fantazisidir. Deniz Gezmiş, gerçek bir tarihî-politik özne olmaktan çıkıp Kevrina’nın kendi bilinçdışının bir aynası, eksikliğinin dışavurum aracı haline gelir. Bu bağlamda Deniz Gezmiş, Kevrina için arzunun simgesi değil, arzunun bizzat kendisi olan eksikliğin imleyeni olur.
Sahi Kılığında Yalan mı?
Kevrina’nın anlatısı dışarıdan bakıldığında sahici bir tanıklık, tarihsel bir gerçekliğe temas eden bir metin olarak sunulur. Ancak derin psikanalitik çözümleme, bu metnin aslında annenin fallik sureti tarafından kontrol edilen bir sahne olduğunu açığa çıkarır. Burada Deniz Gezmiş üzerinden kurulan her sahne, her duygusal ifade, aslında annenin gözleriyle kurulan o fallik sahnenin estetik bir yansımasıdır. Gerçeğin yerine geçirilmiş romantik bir efsanedir bu. Dolayısıyla, ilk bakışta gerçekmiş gibi sunulan hikâye (Kevrina’nın Deniz Gezmiş’in kadını olması), psikanalitik açıdan sahici kılığında bir yalandır. Bu sahicilik iddiası, politik figürün gerçek anlamını yok ederek, onu erotik ve yazgısal bir kadere dönüştürür.
Yoksa Yalan Kılığında Sahi mi?
Ancak Lacan ve Žižek’in bize öğrettiği gibi, psikanalizde bir katman daha vardır. Histerik özne, arzunun hakikatini dile getirirken bunu çoğu zaman doğrudan yapmaz. Aksine bunu bir yalan, bir yanılsama, bir saplantı içinde gizler. Bu durumda Kevrina’nın “yalan kılığında sahi” söylemesi mümkündür. Anlatı, açıkça gerçek dışı ve fantazilerle dolu gibi görünse de, Kevrina’nın bilinçdışı arzusu tam da bu fantazilerde, özellikle de bastırılan eksikliğin ortaya çıktığı noktalarda ortaya çıkar. Annenin yeşil gözlerinin sürekli vurgulanışı, onun hiç aşamadığı ödipal öncesi bağını ele verir. Bu noktada Deniz Gezmiş üzerinden kurduğu fantazideki erotik ve romantik figürler, aslında Kevrina’nın bilinçdışı arzusunun sahici ifadeleridir: gerçek arzusu, kendini bu şekilde eksiklikten kurtulmuş, seçilmiş ve yazgılı hissetmektir.
Kevrina ve Deniz Gezmiş: Semptomun Sembolik Yapısı
Kevrina, Deniz Gezmiş’i politik gerçekliğinden soyutlayıp sembolik bir alana çeker. Gezmiş artık bir devrimci lider değil, annenin fallik gözlerinin bakışı altında biçimlenen semptomatik bir figürdür. Onun “kadını” olarak kendisini tanımlaması, kendi bilinçdışındaki eksikliği bastırmanın, annenin fallik bakışına yenik düşmüşlüğün dışavurumudur. Deniz Gezmiş bu yapıda yalnızca bir araçtır. Bu nedenle anlatının bütünü, sembolik olarak eksiklikle barışamayan öznenin simgeleştirme çabasıdır.
Nihai Sonuç: Semptomun Çift Yönlü Hakikati
Kevrina’nın durumu, psikanalitik olarak tipik bir ikilemi yansıtır. Bir yandan anlatı, gerçek bir tarihî figürle ilişkili olduğunu iddia ederek sahicilik maskesi takınır (sahi kılığında yalan). Diğer yandan, anlatının absürtlüğü ve romantik aşırılığı içinde aslında bilinçdışının arzu ettiği eksikliği açığa çıkarır (yalan kılığında sahi).
Son kertede, Kevrina’nın hikâyesi ve Deniz Gezmiş’e yönelik kurduğu kadınlık iddiası, psikanalitik bakımdan iki yönlü bir harekettir. İlk bakışta gerçek gibi sunulan sahneler, aslında fallik annenin bakışı altında kurulan semptomatik fantazmalardır. Ama bu fantazinin içerisinde, tam da yalanın merkezinde, bastırılmış gerçek arzunun dile geldiği de doğrudur. Bu paradoks, Kevrina’yı psikanalitik açıdan derinlemesine yorumlamanın en önemli anahtarıdır.
Kevrina, kendisini Deniz Gezmiş’in semptom-kadını olarak sunarak, hem bilinçdışının hakikatini ortaya koymakta hem de onu hemen ardından bir fantaziye çevirip bu hakikatten kaçmaktadır. Bu nedenle Kevrina’nın iddiası tam da psikanalizin merkezî gerilimini taşır: Kevrina’nın “semptom-kadın” oluşu, nihai olarak sahi kılığında yalanın ve yalan kılığında sahinin iç içe geçtiği, semptomun dile getirdiği gerçek arzunun sürekli bastırıldığı ve yeniden üretildiği bir döngüdür.
İstem: lacan’ın “kadın erkeğin semptomudur” cümlesi üzerine upuzun bir detaylı makale yaz ve aşağıdaki alıntıdan ilhamla: “sahi kılığında yalan söylenebilir (obsesyoneller olgulara tamamen isabet etse de arzularını saklayan veya inkar eden beyanlar ile bunu yaparlar); yalan kılığında sahi söylenebilir (histerik yordam veya öznenin sahi arzusunu açığa çıkaran basit bir dil sürçmesi).” Žižek, S. (2009) The Fragile Absolute: Or, Why Is the Christian Legacy Worth Fighting For? Verso Books. / [4.5] şimdi ekteki belgeleri çalış ve Kevrina’yı bu açıdan yorumlayan çok detaylı bir makale yaz! Aygün Kevrina’nın kendini Deniz Gezmiş’in semptom-kadını olarak sunması sahi kılığında yalan mıdır yalan kılığında sahi midir? (Kevrina yazıları)






























Geri bildirim: Menkıbe 💔👑🔮 | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER