Devrim Silahı Olarak Felsefe — Louis Althusser

Aydınlık Sosyalist Dergi, sayı: 6, Nisan 1969

Bu yazı Althusser’in İtalyan Unita gazetesinin muhabiriyle yaptığı görüşmenin La Pensée dergisinin Nisan 1968’deki 138’inci sayısında çıkan fransızca çevrisinden türkçeye aktarılmıştır.

(SEKİZ SORUYA CEVAP)

SORU: 1

Kişisel gelişmen hakkında bir iki kelime söyler misin? Marksist felsefeye nasıl geldin?

1948’de 30 yaşımda felsefe hocası oldum ve Partiye girdim.

Felsefe ilgimi çekmekteydi: Bunu meslek edinmeye çalışmaktaydım.

Siyasetin cezbesi altındaydım: Bir proleter sosyalist militan olmaya çalışmaktaydım.

Felsefede beni ilgilendiren, materyalizm ve onun ideolojik bilginin topyekûn uydurmacalarına karşı bilimsel bilgiden, yalanların ve masalların ahlâki açıdan reddine karşı, bunların kesin ve aklî eleştirisinden yana olmasıydı.

Politikada beni cezbeden, sosyalizm uğrundaki mücadelesinde işçi sınıfının gösterdiği içgüdü, zekâ, cesaret ve kahramanlıktı. Savaş ve uzun esaret yılları işçiler ve köylülerle temas halinde yaşamamı ve proleter sosyalist militanları tanımamı sağlamıştı.

Sonunda herşeye damgasını vuran politika oldu. Genel olarak politika değil tabiî, bilimsel sosyalist politika.

Önce bu politikayı bulmak ve anlamak gerekti. Bir aydın için bu, daima çok zor bir iştir. 1950-60 yıllarında bu, bilinen nedenlerle, «kişiye tapmanın», XX. Kongrenin, sonra da Uluslararası İşçi Sınıfı Hareketinin içine düştüğü buhranın sonuçları yüzünden daha da güçtü. Çağımızda ideoloji alanındaki «hümanist» saldırıya, burjuva ideolojisinin marksizm alanındaki diğer hücumlarına karşı koymak özellikle kolay olmayan bir şeydi.

Bilimsel sosyalist politikayı kavradıktan sonra felsefeye de büyük ilgi göstermeye başladım; çünki artık, Marx’ın, Lenin’in ve Gramsci’nin büyük tezini, felsefenin esas itibariyle politik olduğunu anlayabilmekteydim.

Önce tek başıma, sonra daha genç dost ve arkadaşlarımla birlikte, her ne yazdımsa, denemelerimizin bütün «soyutluğuna» rağmen, hepsi de bu son derece somut sorunların etrafında döner.

SORU: 2

Belirtebilir misin, felsefede proleter sosyalisti olmak neden bu kadar zordur?

Felsefede proleter sosyalisti olmak marksist felsefenin, yani diyalektik materyalizmin partizanı ve zanaatkârı olmak demektir.

Lenin’in «aydınlar» hakkında ne dediğini bilirsin. İçlerinden ferden cesur ve kendini açıkça ortaya koyan (siyasî) devrimciler çıkabilir. Fakat kütle olarak ideolojileri «şifa bulmaz», şekilde küçük burjuva niteliği gösterir. Kaabiliyetine hayran olduğu Gorki bile, Lenin’e göre bir küçük burjuva devrimcisiydi. «İşçi sınıfının ideoloğu» (Lenin), proletaryanın «organik aydını» (Gramsci) olabilmek için, aydının düşüncelerinde köklü bir devrim yapmaları; uzun, acılı, çetin bir yeni eğitimden geçmeleri gerekir. Kişinin kendi içinde ve dışında sonsuz bir mücadele.

Proleterlerin, proletaryanın «sınıf durumuna» geçişlerini kolaylaştıran «sınıf güdüleri» vardır. Aydınlarda ise bu geçişe şiddetle karşı duran bir küçük burjuva sınıf güdüsü bulunur.

Proletaryanın sınıf durumu, proletaryanın sınıf güdüsünden çok ötede olan bir şeydir. Proletaryanın sınıf mücadelesinin objektif gerçeğine uygun bilinç ve pratiktir. Sınıf güdüsü sübjektif ve kendiliğindendir (Spontané). Sınıf durumu objektif ve aklîdir. Proletaryanın sınıf durumuna geçebilmek için proleterlerin sınıf güdülerinin eğitilmesi yeter; buna karşılık, küçük burjuvaların, dolayısıyla aydınların sınıf güdülerinin devrim geçirmesi gerekir. Bu eğitim ve devrim, son tahlilde, bilimsel sosyalizmin teorisinin ilkelerine dayanarak yürütülen proletarya sınıf mücadelesi tarafından belirlenir.

Manifesto’da dendiği gibi bu teorinin bilinmesi bazı aydınların işçi sınıfının durumuna geçişine yardım edebilir.

Bilimsel sosyalizmin teorisi bir bilimden (Tarihî materyalizm) ve bir felsefeden (Diyalektik materyalizm) oluşur.

Demek ki, bilimsel sosyalizmin felsefesi, proletaryanın sınıf mücadelesinin zaruri iki teorik silâhından biridir. Proleter sosyalist militanlar, teorinin (bilimsel ve felsefe) ilkelerini hazmetmek ve kullanmak zorundadırlar.

Proletaryanın mücadelesinin, teorinin gelişmesine ve savunulmasına yardım edecek bilgin (Tarihî materyalizm) ve felsefeci (Diyalektik materyalizm) militanlara ihtiyacı vardır.

Bu felsefecilerin yetişmesi iki büyük zorlukla karşılaşır.

  1. Birinci zorluk: Siyasi partiye kaydını yaptıran meslekten bir felsefeci ideolojik bakımdan küçük burjuva olarak kalır. Felsefede işçi sınıfının durumuna yerleşmesi için düşüncesinde devrim yapması şarttır.

Bu siyasi güçlük «her şeyi tayin edici niteliktedir.»

  1. İkinci güçlük: Teorik. Felsefede bu sınıf durumunu tanımlamak için hangi yönde ve hangi ilkelerle çalışılacağını biliriz. Ne var ki, bilimsel sosyalizmin felsefesini geliştirmek te gereklidir: Bunun teorik ve siyasî önceliği vardır. Yapılması gereken iş çetin ve büyüktür. Çünkü bilimsel sosyalist teoride felsefe, tarih bilimine göre gecikme halindedir.

Bu, bugün için ülkelerimizdeki «hâkim» zorluktur.

SORU: 3

Anlaşılan bilimsel sosyalist teoride bir bilim, bir de felsefede olduğumu düşünüyorsun. Bu ayırıma bugün karşı çıkıldığını biliyorsun.

Biliyorum. Ama bu «karşı çıkma» eski bir hikâyedir.

Çok şematik olarak denebilir ki, sosyalist hareketin tarihinde bu ayırımın reddi, ya bir sağ sapmayı, ya da bir sol sapmayı ifade eder. Sağ sapma felsefeyi kaldırır: Ortada sadece bilim kalır (pozitivizm). Sol sapma bilimi kaldırır: Ortada sadece felsefe kalır (sübjektivizm). «İstisnalar» vardır («Tersine çevirme» örnekleri), fakat bunlar da kuralı «doğrular».

Marx ve Engels’in günümüze kadar bilimsel sosyalist işçi hareketinin büyük yöneticileri daima şunu söylemişlerdir: Bu sapmalar burjuva ideolojisinin bilimsel sosyalizm üzerindeki etki ve hâkimiyetinin sonuçlarıdır. Onlara gelince, onlar daima bu ayırımı (bilim, felsefe) yalnız teorik nedenlerle değil, fakat aynı zamanda hayatî politik nedenlerle savunmuşlardır. Materyalizm ve Ampirikotirizm‘de ve Çocukluk Hastalığı‘nda Lenin’i düşün. Bu nedenler göz çıkaracak kadar açıktır.

SORU: 4

Bilimsel sosyalist teoride bilimle felsefe arasındaki bu ayırımın sence gerekçesi nedir?

Sana birkaç geçici şematik tezle cevap vereceğim.

  1. Bilimsel sosyalist teori ile işçi hareketinin kaynaşması bütün sınıf savaşları tarihinin, yani hemen hemen bütün insanlık tarihinin en büyük olayıdır (İlk sonuçları: Sosyalist devrimler).
  2. Bilimsel sosyalist teori (bilim ve felsefe), insan bilgisinin tarihinde benzeri olmayan bir devrimi temsil eder.
  3. Marx yeni bir bilimin temellerini atmıştır: Tarih bilimi. Bir imge kullanacağım. Bildiğimiz bilimler birkaç büyük «kıta» nın üstüne kurulmuştur. Marx’tan önce bilimsel bilgiye açılmış iki kıta vardı: Matematik kıtası ve fizik kıtası. Birincisini Yunanlılar (Thales), ikincisini Galile açmıştır. Marx bilimsel bilgiye üçüncü bir kıtayı açmıştır: Tarih kıtasını.
  4. Bu kıtanın açılması felsefede bir devrime yol açmıştır. Bu bir kanundur: Felsefe daima bilime bağlıdır.

Felsefe (Platon’da) matematik kıtasının açılmasıyla doğmuştur. Fizik kıtasının açılmasıyla (Descartes’ta) şekil değişikliğine uğramıştır. Bugün Marx tarafından tarih kıtasının açılmasıyla devrime uğramıştır. Bu devrimin adı diyalektik materyalizm’dir.

Felsefedeki değişmeler daima büyük bilimsel buluşların yankısıdır. Demek oluyor ki, esas itibariyle sonra ortaya çıkarlar. Bu nedenle, bilimsel sosyalist teoride felsefe bilime göre geri kalmıştır. Herkesin bildiği başka nedenler de vardır. Fakat bu neden bugün için egemendir.

  1. Marx’ın bilimsel buluşunun devrimci önemini kütle olarak yalnız proletarya militanları kavramışlardır. Bu onların pratiklerini değiştirmiştir.

Meslekleri bu olduğu halde, kütle olarak aydınlar (felsefeciler, insan bilimleri uzmanları) mahkûm ettikleri, hâkir gördükleri, sözünü ettikleri zaman tahrif ettikleri Marx’ın bilimsel buluşunun büyük önemini kavramadılar, kavramak istemediler. İşte bu, çağdaş tarihin en büyük teorik skandalıdır.

Bazıları bir yana bırakılırsa, «Kapital» den elli yıl sonra hâlâ iktisat, sosyoloji, etnoloji, «antropoloji», «psiko-sosyoloji», v.s., v.s. alanlarında çerden çöpten işlerle uğraşıp durmaktadırlar; nasıl ki, Galile’den elli yıl sonra Aristocu «fizikçiler» fizik alanında «çerden çöpten işlerle uğraşmaya» devam etmişlerse… Bunların «teorileri» ültra-modern matematik tekniklerle ve fikir incelikleriyle gençleştirilmiş ideolojik hurdalardan ibarettir.

Ne var ki, teorik skandal hiç te bir skandal değildir. Bu ideolojik mücadelenin bir görüntüsüdür, çünki iktidarda, «hegemonya» durumunda bulunan burjuva «kültürü», burjuva ideolojisidir. Bilimsel sosyalist aydınların birçoğu da dahil olmak üzere, istisnalar dışında, aydınlar kitlesi, teorilerinde burjuva ideolojisinin hakimiyeti altındadırlar. İstisnalar dışında «insan bilimleri» de böyledir.

  1. Felsefede de durum aynıdır. Marx’ın buluşunun başlattığı muazzam felsefî devrimi kimler kavramıştır? Yalnız proleter militanlar veya proletarya yöneticileri. Halbuki meslekten felsefeciler kitle olarak böyle bir şeyden şüphe bile duymamışlardır. İstisnalar dışında, ne zaman Marx’tan söz etseler, bunu, ya yıkmak için, ya mahkûm etmek için, ya «eritip etkisiz kılmak için», ya kötüye kullanmak için veya revizyonist bir görüşle yaparlar.

Engels ve Lenin gibi diyalektik materyalizmi savunmuş olanlara felsefe alanında kaabiliyetsiz kimseler muamelesi yapılır. Gerçek skandal şuradadır ki, bazı bilimsel sosyalist felsefeciler de «dogmatikliğe karşı çıkmak» bahanesiyle aynı salgın hastalığa uğramaktadırlar. Burada da aynı nedeni görmekteyiz: İdeoloji alanındaki sınıf mücadelesinin etkisini. Çünki iktidarda olan burjuva ideolojisi, burjuva «kültürüdür».

  1. Teori alanında proleter sosyalist hareketinin başlıca görevleri;

— Bilimsel sosyalist felsefe ve bilimin devrimci teorik önemini kabul etmek ve bilmek.

— Bilimsel sosyalist teoriyi daima tehdit eden ve günümüzde derin bir şekilde etkisine alan burjuva ve küçük burjuva dünya görüşüne karşı savaşmak. Bu dünya görüşünün genel biçimi: Ekonomizm (günümüzde «teknokratizm») ve onun «manevi tümleyicisi» olan Ahlâki İdealizm (günümüzde «Hümanizmacılık»). Ekonomizm ve ahlâki idealizm burjuvazinin ilk başlardan beri burjuva dünya görüşünün temel ikilisi olmuştur. Bu dünya görüşünün şimdiki felsefî biçimi: Neo-pozitivizm ve «onun manevî tümleyicisi» olan fenomenolojik/egzistansiyalist subjektivizm. İnsan bilimleri alanındaki çeşidi: «Strüktüralist» adı verilen ideoloji.

— Marx’ın bize anahtarını verdiği Tarih-kıtasını, istisnalar dışında, haksız olarak işgal eden insan bilimlerini her şeyden önce sosyal bilimleri bilime kazanmak.

— Yeni bilim ve felsefeyi, devrimci sınıf mücadelesi pratiğinin bulgularına ve gereklerine bağlayarak cüret ve kesinlikle geliştirmek.

Teoride can alıcı halka: Bilimsel sosyalist felsefe.

SORU: 5

Görünüşte zıt veya hiç olmazsa farklı iki şey söyledin: 1) Felsefe özü bakımından siyasîdir; 2) Felsefe bilimlere bağlıdır. Bu ikili ilişkiyi nasıl anlıyorsun?

Buna da geçici şematik tezlerle cevap vereceğim.

  1. Sınıflararası mücadelede karşı karşıya gelen sınıf durumları (dinî, ahlâkî, hukukî, siyasî, estetik, v.s.) pratik ideolojiler alanında hasmane dünya görüşleri tarafından temsil edilirler: Biri son tahlilde idealist (burjuvazinin­ki), diğeri materyalisttir (proletaryanınki). Herkesin isetese de istemese de bir dünya görüşü bulunur.
  2. Teori alanında (Bilimler + bilimlerle bilim adamlarının içinde yüz­dükleri «teorik» ideolojiler) dünya görüşleri felsefe tarafından temsil edilir. Felsefe, teorideki sınıflar mücadelesini teşkil eder. Bu nedenle felsefe bir mücadele (Kampf derdi Kant), üstelik özü bakımından siyasî bir mücadele, sınıf mücadelesidir. Herkes kendiliğinden felsefeci olmaz, felsefesi olabilir.
  3. Teorik alan varolunca ve (tam anlamında) bir bilim varolunca, felsefe varolur. Bilimler olmayınca felsefe de olmaz; yalnız dünya görüşleri olur. Savaşta kazanılacak veya kaybedilecek olan şeyle, savaş alanını birbirinden ayırmak gerekir.

Felsefi mücadelede kaybedilecek, kazanılacak olana gelince, felsefî mücadele, dünya görüşlerindeki iki büyük eğilim (materyalist ve idealist) arasında bir hegemonya mücadelesidir. Bu mücadelenin başlıca savaş alanı, bilimsel bilgi­dir. Bilimsel bilgiden yana veya ona karşı olunur. Şu halde bir numaralı felsefî savaş, bilimsel ile ideolojinin sınırında verilir. Bilimleri kötüye kullanan idealist felsefeler, orada bilimlere hizmet eden materyalist felsefelere savaş açarlar. Felsefî mücadele, dünya görüşleri arasındaki sınıf mücadelesinin bir kesimidir. Geçmişte materyalizm, daima idealizmin hâkimiyeti altında bulunmuştur.

  1. Marx’ın temellerini attığı bilim, teorik alanda bütün durumu değiştirmiştir. Onunki yeni bir bilimdir: Tarihin bilimi. Dünyada ilk defa, toplumsal teşekküllerin ve tarihlerinin yapısının bilgisini mümkün kılmıştır; teoride felsefenin temsil ettiği dünya görüşlerinin bilimsel olarak tanınıp bilinmesine imkân vermektedir; felsefenin bilinmesine imkân vermiştir. Dünya görüşlerinin değiştirilmesi için gerekli araçları sağlamaktadır (bilimsel sosyalist teorinin ilkelerine göre yürütülen devrimci sınıf mücadelesi). Bu, felsefede iki bakımdan devrime yol açmıştır. «Tarih alanında idealist olan» mekanist materyalizm, diyalektik materyalizm haline gelir. Güç ilişkileri tersine dönmüştür: Artık felsefede materyalizm, idealizmi hâkimiyeti altına alabilir. Ve eğer siyasî koşullar varsa, dünya görüşleri arasında hegemonya için verilen sınıf mücadelesini kazanabilir.

Bilimsel sosyalist felsefe veya diyalektik materyalizm, teoride proletaryanın sınıf mücadelesini temsil eder. Bilimsel sosyalist teori ile işçi hareketinin birliği içinde (teori ile pratiğin birliğinin en üstün gerçekleşişi), Marx’ın dediği gibi felsefe «dünyayı yorumlamayı bırakır», Onun «değiştirilmesi» için bir silâh haline gelir: Devrim denen silâh!

SORU: 6

Bu sebepler dolayısıyla mı günümüzde «Kapitali» okumak gerekir dedin? [«Kapitali okumak» Althusser’in çıkan kitabının adıdır]

Evet. Kapital’i okumak ve incelemek gerekir:
— Proleter militanların pratik içinde uzun zamandan beri kavramış oldukları şeyi, bilimsel sosyalist teorinin devrimci niteliğini bütün bilimsel ve felsefî sonuçları ve kapsamıyla kavramak için.
— Onu bugün derinden derine tehdit eden bütün yorumlara, yani burjuva ve küçük burjuva revizyonculuğuna, her şeyden önce de Ekonomizm/Hümanizm ikilisine karşı korumak için.
— Bilimsel sosyalist teoriyi geliştirmek, bizim ülkelerimizde ve başka yerlerde bugünkü sınıf mücadelelerini tahlil için gerekli bilimsel kavramları yaratmak için.

Kapital’i okumak ve incelemek gerekir. Şunu da ekleyeceğim: Lenin’i ve dünya işçi hareketlerinin sınıf mücadelesi tecrübesinin saklı bulunduğu eski veya günümüze ait bütün büyük metinleri okumak ve incelemek gerekir. Devrimci işçi hareketinin bütün pratik eserlerini kendi gerçeği, sorunları ve çelişkileri, geçmiş tarihi ve bilhassa şimdiki tarihi içinde incelemek gerekir.

Ülkelerimizde bugün devrimci sınıf mücadelesi için sonsuz kaynaklar vardır. Ancak onları oldukları yerde arayıp bulmak gerekir: Yani sömürülen kitleler içinde. Bu kitlelerle sıkı bir ilişki kurulmadan, bilimsel sosyalist teorinin silâhları olmadan onlar «keşfedilemiyecektir». «Sanayi toplumu», «Neo-kapitalizm», «yeni işçi sınıfı», «yoğaltım toplumu», «yabancılaşma» ve bütün benzeri ideolojik burjuva kavramları bilime karşı, bilimsel sosyalizme karşı, devrimcilere karşı savaş için yaratılmış kavramlardır.

Son bir düşüncemi, ama hepsinden önemlisini de eklemeliyim.

Bu teorik, politik ve tarihî eserlerde ne «okuduğunu» ve incelediğini gerçekten anlayabilmesi için, insanın kendisinin onları bütünüyle belirleyen iki gerçeği yaşaması gerekir: Somut yaşantısında teorik pratiğin (bilim, felsefe) gerçeğini, somut yaşantısında kitlelerle sıkı ilişki halinde devrimci sınıf mücadelesi pratiğinin gerçeğini yaşamalıdır. Çünki teori, tarihin kanunlarını kavramaya imkân verirse de, tarihi yapanlar, teorici olsalar bile aydınlar değil, kitlelerdir. Teoriden öğrenmek gerekir, ama aynı zamanda kitlelerden öğrenmek gerekir ki, hayatî bilgi buradadır.

SORU: 7

Kesinliğe, hattâ kelimelerde bile çok önem veriyorsun. Neden?

Felsefî pratiğin ana fonksiyonunu özetleyebilecek eşsiz bir söz var: Doğru düşüncelerle yanlış düşünceler arasında «bir ayırım çizgisi çekmek». Lenin’in sözü.

Bu söz sınıf mücadelesi pratiğinin yönetiminin esas işlemlerinden birini de özetler: Hasım sınıflar arasında «bir ayırım çizgisi çekmek». Sınıf dostlarımızla sınıf düşmanlarımız arasında.

Söz aynı sözdür. Doğru fikirlerle yanlış fikirler arasında ayırım çizgisi. Halk (proletarya ve müttefikleri) ile halk düşmanları arasında ayırım çizgisi.

Felsefe halkın teori alanındaki sınıf mücadelesini temsil eder. Buna karşılık teoride ve (siyasî, ahlâkî, estetik, v.s. bütün fikirler içinde halkın doğru fikirleri yanlış fikirlerden ayırmasına yardım eder. İlke olarak, doğru fikirler daima halkın yararına, yanlış fikirler daima halk düşmanlarının yararınadır.

Neden felsefe kelimelerle dövüşür. Sınıf mücadelesinin gerçekleri kelimeler tarafından «temsil edilen» «fikirler» tarafından temsil edilir. Bilimsel ve felsefî akıl yürütmelerde kelimeler (kavramlar, kategoriler) bilginin «araçlarıdır». Fakat siyasî, ideolojik ve felsefî mücadelede kelimeler aynı zamanda silâh, patlayıcı veya uyuşturucu madde ve zehirdir. Bazen sınıf mücadelesi bir kelimenin diğer bir kelimeye karşı mücadelesinde özetlenir. Bazı kelimeler kendi aralarında iki düşman gibi dövüş yaparlar. Başka kelimeler vardır ki, anlam karışıklığına yol açarlar, hayatî fakat sonuca bağlanmamış bir muharebenin ortada olan kaderi gibi.

Örnek: Proleter sosyalistleri sınıfların ortadan kalkması, bir gün herkesin hür ve kardeş olacağı bir toplumun kurulması için mücadele ederler. Ne var ki, bilimsel sosyalizmin bir hümanizma olduğunu söylemekten kaçınmıştır. Neden? Çünki pratikte, yani olaylar alanında hümanizma kelimesi burjuva ideolojisi tarafından doğru olan ve proletarya için hayatî önem­de başka bir kelimeyle mücadele etmek, yani onu öldürmek için kullanılmıştır: Sınıf mücadelesi terimini.

Örnek: Devrimciler bilirler ki, son tahlilde herşeyi tayin eden teknikler, silâhlar, v.s. değil, militanlar, onların sınıf bilinci, davaya bağlılığı ve cesaretidir. Ne var ki, bilimsel sosyalist gelenek baştan sona tarihi «insanın» yaptığını söylemekten kaçınmıştır. Neden? Çünki pratikte, yani olaylar alanında bu deyim, burjuva ideolojisi tarafından kötüye kullanılmış, doğru olan ve proleterya için hayatî önemde başka bir deyime karşı savaşmak, yani o deyimi yoketmek için kullanılmıştır: Bu, «Tarihi yapanlar kitlelerdir» deyimidir.

En soyut, en zor ve uzun teorik eserlerine kadar, felsefe kelimelerle dövüşür: Yalan kelimelere karşı, anlam karışıklığına yol açan kelimelere karşı, doğru kelimelerden yana. «Nüanslarla» dövüşür.

Lenin demiştir ki: «Nüansların kesin sınırlarının çizilmesini ve fraksiyon tartışmalarını gereksiz veya zamansız saymak için miyop olmak gerekir. Uzun, çok uzun yıllar Rus sosyal demokrasisinin geleceğini şu veya bu nüansın kökleşmesi tayin eder». (Ne yapmalı?)

Kelimeler üzerindeki bu savaş siyasî mücadelenin bir parçasıdır. Bilimsel sosyalist felsefe, teorik, soyut, kesin, sistematik çalışmasını hem son derece «bilimsel» kelimeler (kavram, teori, diyalektik, yabancılaşma, v.s.) hem de son derece basit kelimeler (insan, kitleler, halk, sınıf mücadelesi) üzerinde kavga vermekle tamamlayabilir.

SORU: 8

Nasıl çalışıyorsun?

Felsefe hocası olan üç dört dost ve arkadaşla birlikte çalışıyorum. Şu sıralar bilhassa Balibar, Badiou, Macherey ile. Anlattığım düşünceler ortak çalışmamızın sonucudur.

Tabii ki, bütün yazdıklarımız bilgisizliklerimizin, deneyisizliklerimizin izlerini taşıyor. Bu nedenle onlarda hatalar, doğru olmayan noktalar da vardır. Bunun için yazdığımız metinler, bulduğumuz formüller geçicidir ve düzeltilecektir. Felsefede de siyasetteki gibidir: Eleştiri olmadan düzeltme olmaz. Bize bilimsel sosyalist eleştiriler yöneltilmesini isteriz.

Devrimci sınıf mücadelesinde yeri olan militanların eleştirilerine en büyük önemi vermekteyiz. Örneğin, bazı militanların Merkez Komitesinin Ar­genteuil toplantısında bize yönelttikleri bazı eleştirilerin bize büyük yardımı oldu. Başka eleştirilerin de. Felsefede proletaryanın sınıf durumu dışında hiç bir şey yapılamaz. Devrimci teori olmadan devrimci hareket olmaz. Fakat devrimci hareket yoksa, devrimci teori de yoktur – hele felsefede. Sınıf kavgası ve bilimsel sosyalist felsefe dişle dudak gibi birbirine yapışıktır.

1 Yorum

Filed under Şey

One response to “Devrim Silahı Olarak Felsefe — Louis Althusser”

  1. Geri bildirim: İtikat — derleme | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER