Akıllı Telefonu Severim, Ama Benden Akıllısını Sevmem!

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

🌀🎭💢 Raumdeutung 🌀🎭💢

Jacobin’de yayımlanan “For All That Is Good About Humankind, Ban Smartphones” (İnsanlığın İyiliği İçin Akıllı Telefonları Yasaklayın) başlıklı makaleyi okurken bir an için gözlerimi ekrandan ayıramadım; belki de bu başlı başına yazarın iddiasını kanıtlıyor gibi görünebilir. Ama hayır—mesele, elimizdeki aletin değil, onun içindeki dünyanın bizi nasıl şekillendirdiğinde saklı. Ve tam burada, Jacobin’in yıllarca övdüğü sosyal medyanın, şimdi “fazla akıllı telefon” olarak günah keçisine dönüştürülmesindeki ironiyi kaçırmak ne mümkün!

Bir an durup hatırlayalım: Sosyal medya platformları, geçtiğimiz on yılı “demokratikleşmenin”, “alternatif kamunun”, “tabandan yükselen kolektif sesin” aracı olarak parlatmadı mı? Twitter’daki bir etiketle hükümetlerin sarsıldığı, Facebook gruplarında devrim planlarının yapıldığı o “parlak” günleri kim unuttu? Akıllı telefon o hikâyede yalnızca taşıyıcıydı. Herkesin cebine “dünyaya bağlanma” ve “sözünü duyurma” gücü veren bir araçtı—Jacobin’in öve öve bitiremediği sosyal medyanın taşıyıcısıydı.

Ama ne oldu? Şimdi işler değişti, ve “akıllı telefonlar bizi aptallaştırıyor, yalnızlaştırıyor, yozlaştırıyor” diyerek onları banlamaktan bahseden bir yazı var önümüzde. Sosyal medya hâlâ orada, üstelik artık yeni bir “korku nesnesi”yle, yapay zekâyla el ele. Dikkat edin: Yazıda da, genelinde tartışmalarda da asıl öfkenin nesnesi olarak, her zaman elimizde tuttuğumuz o telefon var. Ama sosyal medya ve algoritmalar neredeyse fon müziği gibi arka planda bırakılıyor; asıl suçlu, “akıllı telefon” ilan ediliyor.

Peki, neden?

Çünkü mesele artık teknolojinin kendisi değil, kontrolün kaybı! Akıllı telefon, 2010’larda bizleri birbirimize bağlayan devrimci bir araçtı; şimdi ise sosyal medya algoritmaları ve yapay zekâ, kullanıcıdan daha “akıllı” hale gelmeye başladı. Onlar bizim yerimize ne izleyeceğimize, ne tüketeceğimize, ne düşüneceğimize karar verir gibi. Kısacası, “akıllı telefonu severim, ama benden akıllısını sevmem!”

Bunun için akıllı telefonları suçlamak ise yeni bir nostalji değil mi? Şimdi flip phone’lara, “dumb phone”lara dönelim çağrısı yapılıyor. Yani kendi seçimlerimizin sonuçlarını bir cihazın üstüne yıkıp, geçmişin saf günlerine dönmeye özlem duyuyoruz. Oysa asıl mesele, elimizdeki telefonda değil, o ekranda dönen sosyal medya trafiğinde saklı.

Sosyal medya, insan davranışını dönüştürdü: Algoritmik akış, sahte topluluklar, sonsuz kaydırma, dikkat ekonomisi… Bize “iletişim” ve “özgürlük” diye sunulan şey, aslında bir tür bağımlılık, bir dikkat sömürüsü. Ve bu sömürünün aygıtı, telefon değil; sosyal medyanın ta kendisi! Akıllı telefonlar yalnızca arayüz. O telefonla yapay zekâ ile sohbet de edersin, kitap da okursun, şehri gezip notlar da alırsın. Ama sosyal medya seni, kendine bağlayan asıl zinciri örüyor.

Jacobin ve benzerlerinin yapay zekâ karşısında ürpermesi, sosyal medyanın onca yıldır yarattığı bağımlılığı unutup, şimdi “telefonu yasaklayalım” diyerek kolaya kaçması tam da bu yüzden. Çünkü yapay zekâ, sosyal medyanın başlattığı algoritmik yönetimin kaçınılmaz evrimi. Ve şimdi, kullanıcının “daha akıllı” bir teknoloji karşısında kontrolü tamamen kaybedeceği korkusu baş gösteriyor.

Ama unutmayalım: Bizi yozlaştıran, dikkatimizi çalan, toplumsal ilişkilerimizi aşındıran asıl güç; ne akıllı telefon, ne de ekranın kendisi… Asıl yozlaştırıcı güç, sosyal medya ve onun algoritmik dünyasıdır. Akıllı telefon yalnızca bir pencere—ama hangi manzaraya baktığımızı, pencerenin kendisi değil, içeriği belirliyor!

1 Yorum

Filed under Suni muhaberat

One response to “Akıllı Telefonu Severim, Ama Benden Akıllısını Sevmem!”

  1. Geri bildirim: Raumdeutung 🌀🎭💢 | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER