Evrim Almanca, Devrim Fransızca: Marksist Devrim Dili Üzerine

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

🍂🏚️🪪 Haymatlos 🍂🏚️🪪

(öncesi: 68 Hareketinde Pasifizmin Pasifizasyonu Paradoksu)

Mahir Çayan’ın “evrim zamanı Almanca, devrim zamanı Fransızca” metaforu, yalnızca bir tarihsel gözlem değil, aynı zamanda devrimci pratik ile Marksist geleneğin dilini kavrayanlar için hâlâ ateşleyici bir çağrı niteliğindedir. Bu kısa ama çarpıcı özet, klasik Marksist ustaların eserlerinde formüle edilen evrimci ve devrimci dönemlerin ruhunu, birer “dil” olarak anlamlandırır: Almanca teori, hazırlık ve örgütlenmenin; Fransızca ise devrimci atak, insiyatif ve radikalizmin sembolüdür.

Klasik Marksist Kaynağı: Almanca mı, Fransızca mı?

Bu metafor, doğrudan Marx ve Engels’in Avrupa devrimler tarihine ilişkin değerlendirmelerine dayanır. Mahir Çayan, “Kesintisiz Devrim” ve çeşitli yazılarında bu ayrımı açıkça Marks ve Engels’e dayandırır:

“Marx ve Engels, proletaryanın bu aşamadaki devrimci diline, Alman proletaryasının ideolojik-teorik seviyesinin yüksekliğinden ve halk kitlelerini kendi saflarına çekmekteki maharetinden dolayı, Almanca konuşma demişlerdir… Devrim aşaması kısa bir dönemdir… Bu kısa aşamada proletaryanın ve öncüsünün taktiği hücumdur; gündemde tek bir madde yazılıdır: AYAKLANMA. Bu dönemde proletaryanın taktiği verili devlet mekanizmasını parçalayarak, proletaryanın devrimci iktidarını kurmaktır. Marx ve Engels bu taktiğe Fransızların ihtilâlci atılım ve geleneklerinden esinlenerek Fransızca konuşma adını koymuşlardır.”

Burada, Almanya’nın 19. yüzyıldaki örgütçü ve teorik disiplinine karşın, Fransa’nın devrimci coşku ve inisiyatifi öne çıkar. Evrim zamanı Almanca konuşulur; derinlik, hazırlık, bilinç ve örgütlenmenin dilidir. Devrim zamanı ise Fransızca konuşulur; isyanın, ayaklanmanın, barikatların, Paris Komünü’nün dilidir.

Lenin ve Üç Kaynak

Bu metaforun kökeni, doğrudan Lenin’in “Marksizmin Üç Kaynağı ve Üç Bileşen Parçası” makalesinde de kendini gösterir. Lenin, Marksizmin bütünlüğünü ve tarihsel kökenini şöyle özetler:

“19. yüzyılda insanlığın ortaya koyduğu en iyi şeylerin yasal mirasçısıdır: Alman felsefesi, İngiliz politik ekonomisi ve Fransız sosyalizmi… Marksizmin felsefesi materyalizmdir… Kapital’in temelini İngiliz ekonomi-politik geleneği oluşturur… Fransa’da ise devrimci atılım ve sınıf mücadelesi deneyimi Marksizmde merkezi yer bulur.” [*]

İşte Mahir Çayan’ın yaptığı, bu üç geleneğin tarihsel ve pratikteki rolünü “devrimci dil”e çevirmektir: Hazırlık dönemi Almanca konuşulur; teori, kadro eğitimi, strateji. Ayaklanma zamanı Fransızca konuşulur; kitleyle buluşma, insiyatif, cesaret ve devrimci atak. (Burada Lenin’in İngiliz politik ekonomisine ve İngilizce’ye yaptığı göndermeye birazdan döneceğiz.)

Almanca Dönem: Evrim, Hazırlık ve Teori

Çayan’ın alıntılarında da belirttiği gibi, evrim dönemi Almanca konuşma zamanıdır. Bu, uzun ve sabırlı bir hazırlık dönemi, toplumsal birikimin, kadro eğitiminin, bilinçlendirmenin öne çıktığı evredir. Mahir Çayan bunu şöyle özetler:

“Evrim aşaması uzun bir dönemdir. Bu dönemde proletaryanın partisinin görevi proletarya ve müttefiklerini bilinçlendirme, örgütlendirme ve devrim aşamasının sosyal ve psikolojik şartlarını yaratmaktır… Marx ve Engels, proletaryanın bu aşamadaki devrimci diline, Alman proletaryasının ideolojik-teorik seviyesinin yüksekliğinden ve halk kitlelerini kendi saflarına çekmekteki maharetinden dolayı, Almanca konuşma demişlerdir.”

Almanca burada soğukkanlılığın, teoriyle donanmışlığın ve sabırlı hazırlığın simgesidir. Hatta Mahir Çayan, Marks’ın Ludwig Feuerbach’tan esinlenerek söylediği “Fransız kalbine ve Alman kafasına sahip olan savaşçı” tipini de devrimci idealin özeti olarak gösterir.

Fransızca Dönem: Devrimci Atak, Taarruz, Ayaklanma

Ancak her devrimci mücadelede bir an gelir ki, dil değişir. Fransızca artık barikatların, coşkunun ve pratik atılımın dilidir:

“Devrim aşaması kısa bir dönemdir. Bu aşama verili sosyal düzenin alt üst olması aşamasıdır. Bu kısa aşamada proletaryanın ve öncüsünün taktiği hücumdur; gündemde tek bir madde yazılıdır: AYAKLANMA. Bu dönemde proletaryanın taktiği verili devlet mekanizmasını parçalayarak, proletaryanın devrimci iktidarını kurmaktır. Marx ve Engels bu taktiğe Fransızların ihtilâlci atılım ve geleneklerinden esinlenerek Fransızca konuşma adını koymuşlardır.”

Ve devrimci an geldiğinde, “kitleler tek bir dilden anlamaktadırlar: O da Fransızcadır. Ve bu dili konuşmak da başlı başına bir sanattır…”

İngilizce: Pratik, Pragmatizm ve Oportünizmin Dili

Burada Mahir Çayan’ın eksik bıraktığı nokta çok çarpıcıdır: İngilizce. Lenin’in de belirttiği gibi, Marksizmin üçüncü kaynağı İngiliz politik ekonomisidir. Ancak İngiliz “pragmatizmi”, kapitalist pazar aklı ve “şehirleri zincirleyen” emperyalist nüfuzun dili olarak, Mahir Çayan tarafından genellikle yalnızca “Yankee”, “Campus Maocusu” veya “bukalemuna benzeyen oportünizm” gibi terimlerle mahkûm edilir. Çayan, bu dili açıktan hedef göstermez; fakat İngilizce burada devrimci dilin değil, kapitalizmin, oportünizmin ve emperyalist uzlaşmanın dili olarak, yani bir tür “statükonun dili” olarak arka planda durur.

İşte tam da bu nedenle 68 kuşağı, Avrupa’daki gibi işçi sınıfının önderliğinde bir şehir ayaklanması çıkaramaz; köylücü romantizm ve öğrenci hareketi, Amerikanlaşmış bir kent kültürüne karşı nostaljik bir isyan olarak kalır. 68 hareketi “dogmacı revizyonizm”i mahkum edebildi ama Žižek gibi “ilkeli pragmatizm”i öne süremedi! Şehirleri zincirleyen İngilizce, radikal devrimci bir kalkışmayı disipline etmez, köylücü bir bohemliğin, gerillacı bir romantizmin gölgesinde kalır.

Devrimci Pratiğin Diyalektiği: Hangi Dili Ne Zaman Konuşacağız?

Burada Lenin’in bir başka temel uyarısını da hatırlatmak gerekir. Her ülkenin ve her dönemin özgünlüğüne göre, devrimci taktik ve dil değişir. “Her şeyin devamlı altüst olduğu bir dünyada bütün bu aşamaları mekanik bir şekilde sıralayamayız. Fakat kesin olarak şu söylenebilir; belli bir subjektif birikim oluşmadan ne Fransızca konuşulabilir, ne de devrim konağında olunabilir!”

Çayan, “Fransız yüreği veya Rus devrimci atılımının rolü burada önem kazanmaktadır. Bu atılımdan yoksun evrim dönemlerinin nice başarılı devrimcisi bu dönemde acizliğin, korkaklığın ve ihanetin bataklığında kulaç atar” derken, işte tam da bu devrimci sıçramanın ve devrimci dilin zamanlamasını işaret eder.

Sonuç: Her Dönemin Bir Dili, Her Devrimin Bir Ruhu Vardır

Kısacası, Mahir Çayan’ın “evrim zamanı Almanca, devrim zamanı Fransızca” metaforu; Marksist klasiklerde köklerini bulan, ama 20. yüzyılın tüm devrimci pratiğinde ve başarısızlığında defalarca test edilmiş, tarihsel bir gerçekliğin özetidir. Hazırlık, örgütlenme, kadro inşası ve soğukkanlılık zamanı: Almanca. İsyan, barikat, cesaret ve inisiyatif zamanı: Fransızca. Ve bugün, kapitalizmin şehirleri birbirine bağladığı, İngilizce’nin ve pragmatizmin dilinin tüm dünyaya hakim olduğu çağda; gerçek bir devrimci strateji, bu üç dili ve bu üç kaynağı ustalıkla, diyalektik bir şekilde kullanmayı gerektirir.

O yüzden devrimci kadro, yalnızca Fransız yüreğine değil, Alman kafasına ve gerektiğinde İngiliz ekonomisinin çözümleyici zekasına da sahip olmalı; ama İngilizce’nin pragmatizmine teslim olmamalıdır. Çünkü devrimci ruh, bir “dil” değil, her zaman “dil ötesi” bir devinimdir.

3 Yorum

Filed under Suni muhaberat

3 responses to “Evrim Almanca, Devrim Fransızca: Marksist Devrim Dili Üzerine”

  1. Geri bildirim: 68 Hareketinde Pasifizmin Pasifizasyonu Paradoksu | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER

  2. Geri bildirim: Raumdeutung 🌀🎭💢 | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER

  3. Geri bildirim: Haymatlos | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER