🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖
🍂🏚️🪪 Haymatlos 🍂🏚️🪪
Dünya tarihi, trajedilerin ve büyük ihanetlerin birbiriyle yankılandığı dipsiz bir yankı odasıdır. Bugün Gazze’nin İsrail’e adeta teslim edilmesi, yalnızca bir askeri çatışma, bir diplomatik başarısızlık, ya da bir “insani kriz” değildir. Bu, Avrupa’nın 1938’deki Münih Diktesi ile doruğa çıkan, totaliter arzular karşısında demokrasi ve adaletin çöküşünü hatırlatan bir tekrar senaryosudur. Münih’te, Avusturya’nın Almanya’ya gönüllü boyun eğişinden Çekoslovakya’nın kurban edilişine, oradan Polonya’nın yok edilişine kadar zincirleme bir felaket yaşanmıştı. Bugün, bu zincirin halkalarını farklı aktörler, farklı maskelerle tekrar örüyor: Hamas’ın İsrail şiddetini tetikleyen saldırıları, İsrail’in ABD güvencesiyle pervasızca hareket edişi, uluslararası düzenin sessizliği…
Anschluss’tan Gazze’ye: Tarih Neden Tekrar Ediyor?
12 Mart 1938’de, Avusturya kendi elleriyle kapılarını Nazi Almanyası’na açtı. Kimi Avusturyalılar için bu, hayal edilen bir “büyük Almanya”ya kavuşmanın sarhoşluğuydu; kimileri için ise çaresizce gelen bir işgal. Gerçekte ise bu, yalnızca bir ülkenin teslim olması değildi; Avrupa’nın bir domino taşı gibi faşizmin önünde yıkılmaya başlayışının ilk adımıydı. Avusturya’nın Nazilere “hediyesi” kendisiyle sınırlı kalmayacaktı.
Bugün Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail’e düzenlediği saldırı da benzer bir işlev görüyor. Hamas, kendi şiddet festivaliyle İsrail’in en uç, en yıkıcı refleksini tetikledi. Nasıl ki Anschluss, Almanya’nın saldırganlığını meşrulaştırmak için bir gerekçe sağladıysa, 7 Ekim de İsrail’in Gazze’yi dümdüz etmesine uluslararası toplum nezdinde “meşruiyet” kazandırdı. Burada, saldırganın kimliği değil, çatışmayı tetikleyen “davetiye” mekanizması çarpıcı şekilde paralel.
Münih Diktesi: Teslimiyetin Diplomatik Maskesi
Anschluss’un hemen ardından, 29-30 Eylül 1938’de Münih’te imzalanan anlaşma ise teslimiyetin diplomatik kılıfıydı. İngiltere ve Fransa, Hitler’in taleplerine “barış” adına boyun eğip Çekoslovakya’nın bir kısmını Almanya’ya bıraktılar. Sözde bir “barış” için bir başka ülkeyi kurban etmek, kibrin ve korkaklığın ortak ürünüydü.
Bugün de Gazze, uluslararası diplomasinin aynı türden teslimiyetinin kurbanı. ABD ve Batı, İsrail’in Gazze’deki operasyonlarına yüzeysel itirazlarla yetinip, gerçek anlamda bir müdahaleden uzak duruyorlar. Çekoslovakya’nın “barış uğruna” Hitler’e teslim edilmesiyle Gazze’nin “İsrail’in güvenliği uğruna” görmezden gelinmesi arasında çarpıcı bir benzerlik var.
Çekoslovakya’nın İşgali ve Gazze’nin Sonu
15 Mart 1939’da, Münih’te alınan “güvence”ler çöktü ve Almanya Çekoslovakya’yı tamamen işgal etti. Sözde uluslararası garantörler, Hitler’in işgaline karşı hiçbir şey yapamadı. Bu, “teslimiyetle gelen barışın” gerçek yüzünü gösterdi: Güçlünün sonsuz doyumsuzluğu karşısında ilkesizliğin iflası.
Bugün ise Gazze’de benzer bir işleyiş hakim. Hamas’ın sabotajı ve İsrail’in karşı saldırısı sonrası, Gazze adım adım yok ediliyor. Uluslararası toplum ise, tıpkı Münih’ten sonra olduğu gibi, sadece seyrediyor. Gazze ve Batı Şeria’nın İsrail’e kurban edilmesi, yalnızca iki coğrafya ile sınırlı kalmayacak. Tıpkı Çekoslovakya’nın işgaliyle sınırlı kalmadığı gibi…
Nazi-Sovyet Paktı ve Yeni Kutuplaşmalar
23 Ağustos 1939’da Almanya ile Sovyetler arasında Molotov-Ribbentrop Paktı imzalandı. Faşizm ve komünizmin kısa süreli işbirliğiyle Polonya, paylaşılacak bir av haline getirildi. Dünya şoktaydı: Kimi saldırganlar birbirine karşı değil, birlikte masaya oturmuştu.
Bugün ise İsrail, ABD’nin neredeyse koşulsuz desteğiyle hareket ediyor; Hamas ve diğer aktörler ise İran ve kimi bölgesel güçlere yaslanıyor. Herkes kendi “paktını” kurmuş durumda. Bu paktlar, bölgesel çatışmaları hızlandırırken, küresel barışın altını oyuyor.
Polonya’nın Kurban Edilişi: Zincirleme Felaket
1 Eylül 1939’da Almanya Polonya’ya saldırdığında, artık hiçbir diplomatik garantinin hükmü kalmamıştı. Avrupa’nın göbeğinde bir ülke, paktların ve ihanetlerin arasında yok edildi. Münih’te başlayan zincir, burada en karanlık halkasına ulaştı.
Gazze için de benzer bir tehlike var: Bugün teslim edilen yalnızca Gazze ya da Batı Şeria değil; uluslararası düzenin kendisi. Hamas’ın 7 Ekim’de ateşe attığı fitil, sadece bir bölgenin değil, bütün bir coğrafyanın istikrarını tehdit ediyor.
7 Ekim ve 13 Haziran: Yeni Felaketler Zinciri
7 Ekim 2023’te Hamas’ın saldırısı, İsrail’e “yeni bir 1938” yaşama bahanesi sundu. İsrail’in buna cevabı ise, yalnızca Gazze ile sınırlı kalmadı. 13 Haziran 2024’te İsrail, ABD paktının gölgesinde İran’a füze saldırısı düzenledi. Bu, uluslararası dengelerin tamamen çöktüğünün ilanıydı. Tıpkı Nazi Almanyası’nın Sovyet paktına yaslanıp Polonya’ya saldırması gibi, İsrail de kendi “garantisinin” verdiği rahatlıkla çok daha büyük, yıkıcı bir tırmanışa girdi.
Zincirin Sonu Yok: Yeni Kurbanlar Yolda
Avusturya’nın Nazi Almanyası’na teslim oluşu, yalnızca bir başlangıçtı; ardından gelen Çekoslovakya ve Polonya, faşizmin yeni kurbanları oldu. Bugün Hamas’ın sabotajıyla ateşlenen ve İsrail’in şiddetiyle hız kazanan felaket zinciri, yalnızca Gazze ve Batı Şeria ile sınırlı kalmayacak. Her “hediye”, bir sonraki kurbanı davet ediyor. Uluslararası toplum ise yine seyirci.
Sonuç: Münih Diktesi’nin Hayaleti Aramızda
Gazze’nin İsrail’e teslim edilmesi, yalnızca bugünün değil, yüzyılın dersini tekrarlıyor: Teslimiyet barış getirmez, yeni felaketlerin kapısını açar. Münih Diktesi’nde teslim olanlar, ertesi gün kendilerini felaketin içinde buldular. Bugün aynı senaryo, farklı aktörlerle ve çok daha büyük bir yıkımla yeniden sahneleniyor. Münih’in hayaleti, Ortadoğu’da dolaşıyor. Şimdi, zinciri kırmak için son fırsat: Aksi halde, bugünün kurbanlarına yenileri eklenecek ve tarih, en acımasız dersi bir kez daha verecek.






























Geri bildirim: The Surrender of Gaza to Israel: The Re-Enactment of the Munich Dictate – Žižekian Analysis
Geri bildirim: İtidal Telkini ⚖️🤹♂️🕊️ | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Haymatlos | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER