Buluğ Cin

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

🪞⚔️👁️ Post-Feminizm 🪞⚔️👁️

(Serbest Fahişelik Problemi: ‘Sugar Baby’ Örtmecesinin Skandalı ve Bir Kuşağın Çöküşü)

Evladım, ben sana neler anlatıcam da, tüylerin diken diken olacak bak, gözüm gibi bildiğim köyde geçer bunlar, ha şehirde ha köyde, farketmez, cin işi olduktan sonra herkesin başı belada…
Yahu bak, geçen yazdan beri ortalıkta bir moda peyda oldu. Hani şu genç kızlar var ya, şunlar hep birbirine bakıp ne giyerse onun aynısını giyen, elleri telefondan düşmeyen, konuşurken “aaa, şekerim” diyen… Bunlar bir kot pantolon çıkarmış, markası “buluğ cin” imiş! Duyanlar gülüyor, hani sanki “ergenlikte giysinler, komik işte” diye… Ama aslı öyle mi? Geçenlerde Ayşe gelin anlattı da, kanım dondu.

Şimdi, bu kotu giyen kızlar, her nasılsa zengin adamları kendilerine çekiyorlarmış, bunlar da öyle bildiğin adam değil, üstü başı takım elbise, altında jeep, ağzında puro, ama içi kurtçuk dolu, mafya gibi adamlar. Herkes sanıyor ki, kızlar akıllı, adamlardan parayı koparıp geziyor, yemek yiyor, markalı çanta alıyor… Lakin olay öyle başlıyor, öyle gitmiyor!

Bak, o “buluğ cin” dedikleri kotun, düğmesinin arkasında minicik bir harf varmış, kimse anlamıyor ama aynada bakınca tersi tersine okursan, eski Arapça bir laf çıkıyor: “Mübtedi’n nefs”. Yani, “kendini satmaya yeni başlayan ruh” demekmiş bu. Bunu da bana köyün hocası anlattı—ama kimse inanmaz, herkes şaka sanıyor.

Geceleri kızlar dışarı çıkıyor bu kotla, zengin adamlar onları daha ilk gördüğü anda gözleri büyüyor, dilini yutmuş gibi oluyor. Sanki bir büyü var, bir ışık vuruyor kızlara, yüzleri bembeyaz, göz altı siyah siyah, dişler pırıl pırıl, ama gözlerinde bir tuhaf parıltı… Adamlar, kızın dibine düşüyor, paralarını masanın üstüne atıyor. Lakin, işte işin tuhafı: Her kim ki bu kotu giyip, bir gecede üç adamla aynı sofrada oturursa, sabah olunca başına neler gelmiş gel bakalım!

Bir sabah, şu üst sokağın kızları var ya, sabah erkenden minibüs bekliyorlar, yüzleri simsiyah olmuş. Birisi hiç konuşamıyor, öbürünün dili dolaşıyor, bir tanesi de durmadan gülüyor ama ağzında çürük varmış gibi kokuyor. Hastaneye götürüyorlar, doktor “panik atak geçirmişler, vitamin eksikliği” diyor ama asıl mesele o değil.

Sonradan duyduk ki, o gecenin sabahında, kızların giydiği kotun dikiş yerlerinden siyah iplikler sarkıyor, pantolonun diz kapakları kendi kendine yırtılmış. Bir tanesi o kotun cebine bakıyor, içinden bir tırnak parçası çıkıyor, hem de insan tırnağı değil, böyle hayvan gibi kalın, simsiyah bir şey!
Bir de şu var, bu kotu giyen kızlar rüyasında sürekli uzun boylu, incecik biriyle karşılaşıyor, gözleri yok, yüzünde kocaman bir ağız, diyor ki “Daha kırk fırın ekmek yemeden, kırk adamın cebini boşaltmadan ruhunu bırakmazsın!”
Sabah uyanınca, ne para kalmış, ne altın, ne de telefon. Sanki hepsini kendileri yakmış gibi, elleri kömür, parmaklarında is kalıyor. Bir tanesi elini yıkarken, tırnağının altında “buluğ cin” yazısını okuyor, birden aynada kendini göremiyor—yani bildiğin cin işi işte!

Ama en garibi, bu kotun çözümü de tuhaf: Köyün eski terzisi, “Kızlar, pantolonun yırtıklarını yama yaptırın, bakın gör bak nasıl geçiyor!” diyor. Yama yapınca, pantolon bir tuhaf oluyor, ışığı emiyor, üstünde hangi marka var görünmüyor, kızlar birden rahatlıyor. Ertesi gece, rüyalar kesiliyor, sabah paraları yerinde, yüzleri normale dönüyor.

Lakin, yamalı kot giymekten utanıyorlar, şehirde “moda dışı” diyorlarmış. Ama köyde herkes bilir, yamalı kot giyen kızların başı rahat, gülüyorlar, konuşuyorlar, cin min peşlerine düşmüyor. O “buluğ cin” denen şey de, yeni bir kız bulana kadar köyün eski okulunun arkasındaki incir ağacında bekliyormuş—bazıları gece oradan geçenin arkasından “şıkırt” diye bir ses geldiğini söylüyor, korkudan kimse yaklaşmaz.

Bak evladım, moda diye her geleni giyme, adını sanını bilmediğin markanın ardında ne cinler, ne ruhlar yatar belli mi olur? Bazen bir kot, insanın ömrünü yediği gibi, ruhunu da cehennemlik eder.
Hele ki, yama kıymetlidir. Eskinin yırtığı, yeninin kalkanı olurmuş derler. Unutma, yamalı giyen cinden, zengin avlayan kot modasından korkmaz!

Şimdi git, arkadaşlarına anlat da, akıllı olsunlar! Şaka sanan çok, ama bu köyde yamalı pantolon giyenin başı belaya girmez!
Bak, bu hikaye gerçek mi, değil mi? Sen yine de aynaya çok bakma, yeni bir kot alınca önce iç cebine, dikişine bir göz at. Belki de seni izleyen sadece kendin değildir…

1 Yorum

Filed under Suni muhaberat

One response to “Buluğ Cin”

  1. Geri bildirim: POST-FEMİNİZM 🪞⚔️👁️ | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER