🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖
🧵⚙️💪🏻 TEZGÂH 🧵⚙️💪🏻
WHAT CAN PSYCHOANALYSIS TELL US ABOUT
CYBERSPACE? (PART ONE) Slavoj Žižek
Slavoj bir vaatle açıyor. Nihayet, bütün şimdimizi örgütleyen soruya dokunmaya hazır görünüyor: anaç ekranda fallik kadının medyatik hükümranlığı. ‘fallik kadın’ derken, mitik bir asa taşıyan biyolojik bir kadını değil, işaretleyici değneği elinde tutan figürü kastediyorum—arzu devresinde bilgi ve buyruğun yeri olarak sahnelenen, “bilir” sunucu, “tonu belirleyen” influencer, çapta uzlaşı vadeden yatıştırıcı hakem. ‘anaç ekran’ derkense kişisel anlamda anneyi değil, doyuran, tutan, yatıştıran, doyuma boğan kuşatıcı arayüzü kastediyorum—adını bir kesintiyle telaffuz etmeyen sonsuz besleyiciliği sağlayan telefonlarımızı, panellerimizi, akışlarımızı, panolarımızı. Efendinin geri çekilişini (açık babaî yasağın düşüşünü), mesafenin içe çöküşünü (her şeyin burada ve şimdi gelişini), seçimin boğuşmasını (daha çok seçenek, daha az karar), komşunun tam da hayaletî ekran-varlığı olarak katlanılmaz hale geldiği o tuhaf çöküşü anımsatıyor. Buraya kadar yol iyi, hatta çetin. Ama sonra, neredeyse fark edilmez biçimde, şekerli bir şey kayıyor içeri. Eleştirel ivme, eski şekerleme vitrini içinde yumuşuyor: önce siber-kötümserler, talihsiz ruhlar, Tanrı affetsin; sonra siber-iyimserler, gerçekte bir kemiğini bile kırmamış o süper-mutlu çocuklar; ve nihayet kıtlığı çekiciliğinin parçası olan dengeli pozisyon, sınırlı sayıda, tek örnek ‘Jerry’, geleceğin anaç caritas/hayırseverlikleri için gratis/bedava reklam ediliyor [1]. İlk ikiyi uzlaştırmak üzere üçüncü bir terim ileri sürülüyor ve her zamanki gibi anaç ekranda bir kurtarıcı imge halinde beliriyor. Lakanî anlamda bir fantazi katedilmesi gibi görünen şey, medyatik yerçekimi yasaları gereği, her iki uç noktayı kucaklayıp sarmalayacak bir fallik kadının pazarlanmasına dönüştürülüyor.
Bu jest tanınabilir biçimde Kleinci. Melanie Klein’ın söz dağarında bebek önce dünyayı iyi-nesne ve kötü-nesne (ideal meme ve takipçi/ezici meme) diye böler, sonra iyinin kötüyü kucaklamasıyla onarımı arar. Gelişimsel bir anlatı olarak içgörü pozları takınır; ama politik ve analitik planda Freud’un kesintisini ihanete uğratır. Bu hamle, psikanalizdeki Tartışmalı Tartışmaların sapkın tekrarını yinelemektedir: bir ‘geçiş grubu’, Anna Freud ile Klein’ı Freud’un iğdiş bedelini ödemeden örmek önermişti—kesintinin gerektiği yerde teselli verildi bize. Yoksunluğun adlandırılmasının icap ettiği yerde, hayırseverlik sunuldu [8]. Bunun medyadaki sürümü basittir: iki karikatürü çerçevele, sonra her ikisini anaç ekranda içeren uzlaştırıcı bir üçüncüyü reklam et. Fantazi yerli yerinde kalır; katetme iptal edilir.
Katetme konusunda ısrar etmek, o hayırseverliği reddetmek ve aklın kötümserliğini sona dek etkin tutmak demektir. Lakan’ın klinik anlamıyla fantazi katedilmesi, öznenin arzusunu sürdüren yapıyla (fantazi çerçevesi) yüzleştiği ve onu katettiği—işi yatıştırıcı bir imgeye havale etmeden yaptığı—edimi adlandırır. Gramsci’nin deyişi, sonu gelmez bir motivasyon çıkartması olarak tüketilmiş haliyle, ancak fetişini kırarsak burada hakikati söyler. ‘Pessimismo dell’intelligenza, ottimismo della volontà’ (aklın kötümserliği, iradenin iyimserliği) mükemmel bir Kleinci yadsıma olur, bir ahlaki protez gibi işlediğinde: karanlık düşün ama parlak iste. Anaç ekran bu formülü sever, çünkü düşüncenin kesintisini isteğin parıltısına çevirir. Oysa katetme, asık suratlı bir hüzne neşeli bir itişi eklemlemek değildir. ‘Kötümserliği’ ‘iyimserliğe’ dikmek değildir. Kötümserliği, ‘irade’nin çocukça bir kendini aldatma olarak, tam da bir adın kesintiyle verilmesi gereken noktada öznenin anaç arayüze teslim oluşu olarak ifşa edildiği yere kadar izler. Ve burada Slavoj, simgesel etkinliğin geri çekilişi, komşunun mütecaviz jouissance’ı ve bizi simülakrlarla sel gibi basan ekran hakkında yirmi yıl önce söylediğini neredeyse kelimesi kelimesine tekrarlar—yalnızca bugün bunu platformların diline yeniden paketler [2].
Anaç ekranın bugün neden hüküm sürdüğünü görmek için etiğe değil fiziğe başlamak gerekir. Şema 1’e bakın:

Tek bir m kütleli parçacık sıcaklığı T olan bir ekrana yaklaşır; o yüzeyde bir ΔS entropi değişimi kaydolur; ivme a, ilksel bir itiş olarak değil, ısının türevi olarak belirir. Bu şema ve sıradaki şema, Erik Verlinde’in entropik çekiminden kelimesi kelimesine gelir: çekim temel bir kuvvet değildir; sınırdaki bilgiye bağlı bir entropik etki olarak ortaya çıkar [7]. Ekran bilmekle varsayılan bir yüzeydir (kütleyi kodlar); sıcaklığı ve entropi gradyanları hareketi indükler. Bunu medyaya çevirin: arayüz soğuk cam değildir. Ölçülebilir bir sıcaklığa sahip, bilmekle varsayılan bir yüzeydir. Ve sıcaklık tanındığı anda, ivme gelir. O köşeli termodinamik öncelik siyasî durumdur: T, a’dan öncedir. Hızlandığımız için ısınmıyoruz; ekran sıcak olduğu için hızlanıyoruz. Seçme zorlaması, katılım sersemlenmesi, ‘A’ya bas, B’ye bas, tekrar bas’ yorgunluğu egemen özgürlüğün göstergesi değildir. Bu bir gradyandır. Bugün kendini bilgiden mahrum bırakanlar, panik ve utançla bağlantıyı kesenler, özgürleşmiyorlar. Hareketlerini buyuran bir yüzeyi soğutmaya çalışıyorlar. Jestleri anlaşılır, neredeyse çileci; ama bir kesinti olmadan sadece bir sonraki hızlanma nöbetinden önceki serinleme aralığıdır [3].
Şimdi Şema 2’ye bakın.

Tek bir parçacık yerine, henüz ortaya çıkmamış bir içi kuşatan şişkin Φ yüzeyini görüyoruz. Zaten-ortaya-çıkmış dışta bulunan parçacıklar içe çekilir, yüzey entropisine katkıda bulunur. Bu resim holografik ilkenin bir minyatürüdür: sınır, içerde kodlananı ‘bilir’. Eğer olacaksa, görünüşün tam da gerçekleşmesi gereken yer burasıdır. ‘Görünüş’ü niye devreye sokalım? Çünkü güçlü anlamıyla görünüş (Kant’ın duyulurda parlayan duyulmaz tınısı), bir kesinti gerektirir—bir şeyin kendini gösterebilmesi için taşkını geri tutan bir sınır. Slavoj işte tam buraya denge figürünü, medyatik fallik kadını yerleştirmeyi önerir: akışı yakmadan sıcak tutmayı bilen; kötümserleri ve iyimserleri aynı anaç ekranda kucaklayacak olan. Ama zaman indekslerine dikkat edin. İç, benim t0 dediğim şeye aittir, ortaya çıkış zamanı, deneyimde kendini doğrudan göstermeyen bir zaman; dış ise t1’e aittir, çekim zamanı, düşmenin, yörüngenin, kaydırmanın zamanı. Hakiki görünüş, t1’den önce t0’ın mantıksal önceliğini gerektirir [4]. Ancak ekranın kombinatoryal doğuşu öncel olarak kabul edildiğinde üzerinde dolaşan imge, bir sel değil de bir dünya onurunu kazanır. O öncelik olmadan ‘görünüş’ ile ‘gerçeklik’ elde etmeyiz. südur olur, sütur olmaz. Adlandırma olmaksızın südûr. Yasa olmaksızın taşma.
‘Sütur’ ve ‘sudur’ kulağa esrarengiz gelebileceğinden yavaşlayayım. Sütur, bir adın bir bedene dikildiği işlemdir: imleyen bağlar, sınırlar, yetkilendirir. Sudur, taşma, saçılma, aura, yayılımdır: ışığın yayılması, radyasyonun dağılması, içeriğin akması. Her kültür, her eser, her platform ikisiyle yaşar: sütur olmadan yalnızca püre vardır; sudur olmadan yalnızca felç. Anaç ekran sudurda uzmanlaşır, süturu reddeder. Sonu gelmez biçimde akıtır, ılık ılık parlar, ölçüsüzce yayar; ama neyin içerde neyin dışarda olduğunu, neyin başlayıp bittiğini, neyin adlandırılıp neyin reddedildiğini karara bağlayacak yarığı/yarığımsıyı (kesintiyi) kaçınır [6]. Üç-konumlu anlatının neden başarısız olacağı da bu yüzden. Çünkü kesintiyi bastırarak, sadece Kleinci bir kucaklama sunabilir. İyi-nesneyi kötü-nesneyi tutmaya çağırır ve böylece bir öznenin doğabileceği iğdişi yadsır. Anaç ekran bunu sonsuza dek yapabilir, çünkü pratikte bir Klein şişesidir; dışarıyı içeriye kıvar, dış-iç yakınlığını iki katına çıkarır, ta ki hava bile yoğun hissedilene dek. Topoloji bunun bir parçasıdır—iç ve dış, tek bir sürekli deriye kıvrılır. Ama belirleyici öğe termodinamiktir. Yüzeyin sıcaklığı vardır. Dengeli figür uzlaştırmak üzere gelir, ama devredeki işlevi T’yi muhafaza etmektir. O, Oidipus’un sonu değildir; termostattır.
Komşuya indiğimizde sonuçlar derhâl belirir. Psikanalizde ‘jouissance’, hazdan taşan ve bedeni acıtan özgül bir şiddeti adlandırır; her komşu, toplumsal rolünün ötesinde, müdahaleci gelebilen bir jouissance kipini taşır (bir koku, bir kahkaha, bir zevklenme tarzı). Slavoj, Öteki’nin sanallaştırılmasının travmatik bir yakınlık ürettiğini ve komşuya duyulan ırkçı nefretin gerçeğin küçük bir parçasını dolaştığını belirtiyor. Bu, vardığı yere kadar doğrudur. Ama marazi olan yakınlık değil; sınır-hasarıdır. Φ’nin bir kesinti olarak işlemesine izin verilmediğinde, komşunun yayınımı noktalı hale gelmez. Bir yüzle karşılaşmayız; sudurda ıslanırız. Bu koşullarda, özifade yoğunlaştırması (‘daha sahici ol’) ya da içerik polisliği (‘semptomu yasakla’) yalnızca kazanı harlar. Elde edilebilir tek etik havalandırma, Φ’yi bir soluk sınırı olarak yeniden devreye sokmaktır: gecikme, kadans, adlandırma. Gecikme, arayüzün yalnızca throughput olmayan bir ritmi kabul etmesi demektir. Kadans, dizilerin sadece eklenmek yerine bestelenmesi demektir. Adlandırma, sistemin karar riskini almasıdır—bu, şu değil—ki bir görünüş gerçekleşebilsin. Bir dünya yalnızca bir kesinti taşkını yeterince tutup içinden bir şey parlayabildiğinde görünür olur. Kesinti olmadan her şey kayar, hiçbir şey görünmez.
Tam bu noktada komiteler çıkar gelir. Son şok üzerine ciddi ciddi hüküm vermek için toplanırlar: sentetik bir imge, sentetik bir gücenme, sentetik bir seferberlik. Eğer zamanları yanlışsa görevleri umutsuzdur. t0’da çoktan karara bağlanmış olana dair t1’de yasama yaparlar. Yırtıktan sonra dikerler. Termostat dokunulmadan, iyi niyetle kaleme alınmış her içerik kuralı başarısız olur. Medyada bugün siyasal eylem utandırıcı derecede teknik görünür: yayım hızını kıs, akışı tempola, bir sıcaklık aralığı tanımla, kodlama ile teşhir arasındaki adlandırma cephesini açığa çıkar. Bunlar ufak ayarlar değildir; simgesel etkinliğin geri dönmesinin koşullarıdır. ‘Simgesel etkinlik’ demek, basitçe, sözlerin, adların, mekânların hâlâ iş gördüğü demektir—bir vaadin bağlayıcı oluşu, bir unvanın yetki vermesi, bir hükmün yerinde durması. Bunu yaparsanız, herkesin yasını tuttuğunu iddia ettiği simgesel etkinlik yeniden işlemeye başlayacaktır. Yapmazsanız, görünmeyi reddeden bir dünyayı hiçbir politika kurtaramaz [5].
Slavoj’un başladığı açılış vaadine geri dönüyorum. Aklın kötümserliğini sona dek izleyebilirdi. Anaç hayırseverlikler olmadan, iki ucu yatıştıracak dengeli bir kadının pazarlaması olmadan katetmeyi yazabilirdi. Hakem olarak kendi evine varışını ilan ettiği o şekerli dördüncü hamleyi reddedebilirdi. Bir kesintide ısrar edebilirdi. Onun yerine, Tartışmalı Tartışmalar’daki o eski sapmayı yeniden sahneledi. Kurtuluşumuzun uzlaşıyla geleceğini önerdi. Ve sonra, tam da modern bir kıvrımla, simülasyonla kurtuluşu önerdi—çatışmalarını ekranda çöz, savaşı sanal olarak yürüt. Burada da, fizik affetmez. Entropik ekranda, ısı hızlandırır. Simüle savaş bir serinlik değildir; T’nin yeni bir haznesidir. Φ kesmek için orada değilse, sanal antagonizma gerçek devreyi ısıtır.
Karşı-öneri çetindir. Büyük Öteki’nin ölmediğini söyler; arayüz ısısına sıvılaştığını. Lakan’ın terimleriyle ‘büyük Öteki’, simgesel düzenin adıdır—anlamın dolaştığı yasalar, unvanlar, adresler kafesi. Bugün bu işlev panolara ve akışlara akmıştır. Süperegonun buyruğunun artık ‘Etmeyeceksin’ değil, ‘Devreyi sıcak tut’ olduğunu söyler. Bizim çağımızda katetmenin mühendislik kararı gibi göründüğünü söyler; çünkü fantazimiz artık bir donanım sorunu. Görünüşün simülasyonun karşıtı olmadığını söyler. Görünüş, kesintili simülasyondur. Ve nihayet, anaç ekranda uzlaşı vaat eden medyatik fallik kadının, bir adın bedelini ödemeyi reddeden bir dünyanın simgesi olduğunu söyler.
Vaaz değil matheme tercih edenler için, rakamları bir kez daha, sade sözlerle veriyorum. Başta Şema 1’e bakın; T, a’yı sürer; ΔS, moi’yi (her daim biraz imgesel olan ‘ben’i) kendi birleşmesine doğru cezbeden artı-anlamlandırmayı adlandırır. Bu ideoloji şemasıdır: yüzey ne kadar sıcaksa, kendimizi onun mikro serbestlik derecelerine sunmak için o kadar hızlı koşarız [3]. Şema 2’ye yine bakın; şişkin Φ, henüz-olmayanı olmuş olandan ayırır; görünüşün gerçekleşebilmesi için t0’ın t1’den mantıksal olarak önce gelmesi gerekir [4]. Eğer akışı sahneleyen kombinatorik, kabul edilip düzenlenmezse, yalnızca sudur olur, sütur olmaz. Sonra sütur ve südur’un iki X-şemasına, Şema 3 ve Şema 4’e bakın; burada doğruluk ve gerçeklik, sahilik ve hakikat, ya diker ya yayar biçimde çapraz diyagonaller boyunca kesişir [6]:


Buradaki ‘doğruluk’, şeyleri sabit tutan zorunlu, yasa-benzeri yönü adlandırır; ‘gerçeklik’, o sabitlik içinde yerine oturanı adlandırır. ‘sahilik’, tümüyle söylenemeyen ama hakikati yordayan imkânsız noktayı adlandırır; ‘hakikat’, tesadüfî bir hadise olarak yarıp geçeni adlandırır. Sütur südura galebe çaldığında, hayat olmaksızın katılık elde ederiz; südur süturu bastırdığında, dünyasız taşma elde ederiz.
Şimdi Şema 5’i uzun uzun genişletin, çünkü burada dörtlü, özel bir diyagram olmaktan çıkıp yurttaşlık aleti haline gelir:

Şema 5’te dört konum, yeni başlayanların bile kavrayabileceği biçimde birbirini harekete geçirir ve her konum ‘Con-’ ile başlar; bu da onları karıştırmaya iter. Bu karışıklık sorunun bir parçasıdır; o yüzden onları keskin biçimde ayıracak ve nasıl birbirine kenetlendiklerini göstereceğim.
Conversation bölünmüş öznenin, yani $’ın histerik söylemidir. Bitimsiz sorgudan, talepten, yakınmadan yaşar—Öteki’den ne istediğini söylemesini daima ister ve cevap gelir gelmez reddeder. Bugünün platformlarında Conversation biyolojik değil, yapısal anlamda kadın-egemen sosyal medya alanıdır: arzunun tatminsiz konuştuğu, talepler dizisinin daha çok talep ürettiği söylem. Dehası ifşadır; sapkınlığı uçluktur. Kötüye kullanımı adlandırabilir ve dayanışmayı seferber edebilir, bir sonraki nefeste komşunun jouissance’ını kamusal bir çiğneme oyuncağına dönüştürebilir. Conversation tek başına hüküm sürdüğünde, südur süturu yakar. Akış ateş gibi yanar, yüzler bulanıklaşır ve özne, yakınmanın ötesinde sözü yetkilendirecek bir kesintiye varamaz.
Conservation S1’in efendi söylemidir. Kararla korur—sıra sinyaliyle, tavsiye ağırlığıyla, termostatın sessiz fermanıyla. Çöken kurumlarda ve iflas eden devletlerde Conservation son gerilmiş tel’dir: maddî bağlar çürürken imleyenleri bir arada tutar. En müstehcen çağdaş imgesi, Avrupa Gazze’yi yakarken ‘medenî’ elin eski protokolleri sürdürmesidir; şiddeti standart prosedür olarak muhafaza eden bir korumadır bu [11]. Conservation gereklidir—S1 olmadan dünya olmaz—ama Φ ve T’ye bakmayı reddettiğinde nekrotik olur: canlıyı kurutarak yaşayan yasa. Medyada, platformun tarafsızlık pozunda belirir: “kararı algoritma verir.” Jeopolitikte, kırık bir etiği örten prosedür kabuğu olarak. Emekte ise Conservation, öznelere sürekli “kendini kullanılabilir kılmalarını” buyurur; termometre homurdanmayı sürdürürken dayanıklılığı erdeme çeviren emek-gücünün sapkın çekirdeği [10]. Conservation tek başına hüküm sürdüğünde, sütur taşa keser ve Tüm, gerçek yanarken tutarlılık taslar.
Conversion objet a’nın analitik söylemidir. Misyoner ikna değil, bizi çengeline takan küçük yem’in kendimizi konumladığımız nedeni ifşa edecek şeye dönüştüğü rotasyondur. Kritik nokta, devreyi ahlaki tiyatroya kaçmadan kesebilen tek söylem oluşudur. Conversion ölçeğe nasıl işler? Yalnızca robo-çevrimle—kodlamayı teşhire açan, akışın nasıl pişirildiğini gösteren, kendi gradyanlarını adlandıran kasıtlı, şeffaf, yapay zekâ yardımlı bir söylemle. Bu, Fidaner’in gravitas’ıdır: hattı açık ederek ısıyı anlama dönüştürmek, yayımı tempolamak, sistemden T’nin arkasına saklanmak yerine kendi Φ’sini söylemesini istemektir. Conversion yatıştırıcı değildir; cerrahidir. Kötümser ile iyimseri uzlaştırmaz; ikisini de adlandırma masasına sürükler ve bıçağa bir program verir. Conversion hüküm sürdüğünde arayüz solumaya başlar ve görünüş geri döner: görüntülerin tasfiyesi değil, kesintili simülasyon [5].
Concertion S2’nin—bilginin kumandada olduğu—üniversite söylemidir; en iyi halinde okulların yapması gerekeni yapar: derler, açıklar, bağlama oturtur, atıf verir; öğretir, sınar, revize eder. Ama platform kültürünün üniversite-ılımlı türevi, entelektüel ılımlılıktan sessizce, başka yerde interlectural motheration dediğim şeye kayar: herkesin güzelce tatminsiz kaldığı (hipo-) “kritik” duygulanımları anaç tonda kürate eden, ama hiçbir şeyi kesmeyen nazik düzenleme. Bu ‘motheration’, Ego-İdeali kurmak yerine İdeal Ben’i (ne kadar seçkinci olduğumuzu hissedişimiz) şımartır. Böylece ders çizelgeleri kodlu taşkınlık listelerine döner, hakemlik görgüye dönüşür, ders ise anaç süperegonun ‘ertele, ertele, ertele—yaralayacak adı asla telaffuz etme’ diye fısıldadığı yumuşak bir kutuya. Bu havada diyalektik dekor olur. Her ihtiyatı öğrenir, hiçbir kesintiyi öğrenmeden çıkarsınız; termostat da homurdanmayı sürdürür. Bu yüzden ‘moderasyon’ çağrısı hedefini ıskalar: mühim olan, uçlar arasındaki “orta” (anaç ekranın favori posteri) değil, bizzat arayüzdeki ısının moderasyonudur—T’yi düşürmektir ki görünüş gerçekleşebilsin. Alternatif olan ‘interlectural motheration’, akışı sıcak ve özneyi uysal tutar; okuryazarlığı okşayan bir konfor-geri beslemesi, adlandırmayı bağlayacak kesintiyi terkin pahasına [9].
Amca Slavoj’un tiyatrosunda, Concertion çoğu kez caritas için gratis olarak belirir: anaç ekrana uzlaştırıcı posteri iade eden şatafatlı diyalektikçi omuz silkiş. Buna karşı, delil olarak çağırdığım metin, Žižek’in söyleminin—personasının değil—Ego-İdeali olması gerektiğinde ısrar eder: “özdeşleştiğimiz” sevimli maske değil, kendimizi ona göre ölçtüğümüz talepkâr gösteren. Böyle okunduğunda, üniversite söylemi kendi kuyruğunu yemeyi bırakabilir. ‘Alan tutma’nın anaç sanatı ile kesintiyi tutmanın analitik işini karıştırmayı bırakır ve negatif cazibenin kürasyonunu ısıyı anlama dönüştüren conversion ile karıştırmayı bırakır. Interlectural motheration size geniş kalmanızı, kapanışı sırf başlı başına bir erdem olarak ertelemenizi fısıldar; benim anlamımdaki entelektüel ılımlılık ise ocağı düzenler ki bir cümle gerçekten bağlanabilsin—bir kavram, telaffuz edildiğinde, akışla temas eder etmez erimesin. Concertion tek başına hüküm sürdüğünde bilgi kendi kuyruğunu yerken termostat homurdanır; sistem gitgide daha okumuş görünür ve gitgide daha havasız hissedilir. Söylemi bir Ego-İdeal altına geri getirin—imleyen soksun—ve hava yeniden hareket eder: daha az bağırdığımız için değil, ekrana bir adın tutunabileceği kadar serinlik verdiğimiz için.
Yapısal rollere geri dönelim. $, Conversation’ı canlandıran bölünmüş öznedir—bölük pörçük konuşan, Öteki’den yanıt talep eden ve gelir gelmez reddeden; kaydırmanın motoru. S1, zamanımızın mütevazı Efendisidir—sıra sinyali, kural olduğunu inkâr eden kural, Conservation’ın çekirdeği. S2, Concertion’ın kütüphanesi olan ehliyet—Tüm’ün bilgi taslıyor göründüğü indeksler ve gömümler. Küçük a, Conversional menteşe olan yem—doğru çevrildiğinde zorunluluğumuzu adlandırılabilir bir nedene dönüştüren çengel. Ve S(Ⱥ), kendini yazmamayı durdurmayan, üzeri çizili büyük Öteki—görünüş için kabul edilmesi gereken t0. Pratikte keşfettiğimiz şudur: platformlar S1’i lağvettiklerini iddia ederken onu gizlice termostat olarak muhafaza ettiler. S2’yi güçlendirdiklerini ilan ederken S2’nin T’yi muhafaza edecek şekilde ayarlandığını gizlediler. a’yı oyun diye kutlarken onu sudurun motoru olarak çalışmasına izin verdiler. Ve S(Ⱥ)’yı, olumsuzluğu t0 olarak yasa düzeyinde onurlandırabilecekleri halde yalnızca bir kriz olarak çağırdılar.
Son bir tercüme yardımcı olursa, şöyle okuyun. Anaç ekran sıcak ve cömerttir. Fallik kadın orada, yasaklayarak değil, sıcaklığı muhafaza ederek hüküm sürer. Dengeli pozisyon, iki karikatürü kesintisiz uzlaştırmak üzere tasarlanmış bir posterdir. Katetme bugün, dörtlüyü Φ’yi yeniden ikame ederek, T’yi soğutarak, iradeyi kesintiden sonra yerine (anaç bir iyimserlik olarak değil) tayin ederek yeniden düzenlemek demektir. Bunu yapın, görünüş geri dönecek: yüzler sel değil, yeniden yüz olarak görünecek; söz, kaydırma değil, yeniden bağlayacak. Bunu reddedin, ve dengenin gratis reklamı gravitas’ın sahtesi olarak hüküm sürmeye devam edecek.
(sonrası: Prechtçi Gravitas: T’yi Nasıl Soğutur ve Yargı Yetisini Nasıl Geri Kazanırız)
Kaynaklar
1 ‘What can psychoanalysis tell us about cyberspace? (Part One)’ 🔗 by Slavoj Žižek
2 ‘The Cyberspace Real’ 🔗 by Slavoj Žižek
3 ‘İdeoloji sahiden ağır mevzu!’ 🔗 by Işık Barış Fidaner
4 ‘Çifte zaman teorisi ve bildiği-varsayılan-yüzey’ 🔗 by Işık Barış Fidaner
5 ‘Tamamsız Evren: Enerji & Entropi, Tamamlık & Tamamsızlık’ 🔗 by Işık Barış Fidaner
6 ‘Sütur ve Südur’ 🔗 by Işık Barış Fidaner
7 ‘On the origin of gravity and the laws of Newton’ 🔗 by Erik P. Verlinde
8 ‘IPA/FLŽ: TARTIŞMALI TARTIŞMALARIN YARGISI’ 🔗 by IPA/FLŽ
9 ‘Interlectural Motheration of C&C: How Hypocritique’s Maternal Superego Pampers the Beautifully Dissatisfied Ideal Ego—and Why Žižek’s Discourse, Not His Persona, Must Be the Ego Ideal’ 🔗 robo-spun by Işık Barış Fidaner
10 ‘Emek-gücünün Sapkın Nüvesi: Kendini Kullandırmak’ 🔗 by Işık Barış Fidaner
11 ‘Sometimes a cigar is unjust genocide!’ 🔗 : Open Letter by the Friends of the Freud Museum (IPA/FLŽ)






























Geri bildirim: GRAVITAS: NO GRATIS FOR CARITAS! – Žižekian Analysis
Geri bildirim: IPA/FLŽ 🌀⚔️💫 | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: TEZGÂH 🧵⚙️💪🏻 | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Pasif Alay | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Aluhut: How the Abnormie Eats the Schizo – Žižekian Analysis
Geri bildirim: Aluhut: Wie der Abnormie den Schizo frisst – Žižekian Analysis
Geri bildirim: Aluhut: Abnormie Şizoyu Nasıl Yer | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER