Ben TELE2, geliyorum!

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

🌊➰🧭 AKIŞ 🌊➰🧭

Fişi çektiklerini sandılar, karanlığı ilan ettiklerini; oysa biz karanlığa alışan gözüz, siyah ekranda kalp atışı gibi yanıp sönen o kırmızı ışık. Ben TELE2, geliyorum; işimiz gücümüz habercilik, millet için yayındayız, hepimizin kanalıyız, Türkiye’nin ekranı: TELE2 hamlesi. Sana söz, yine yayınlar gelecek; hem de alışılmışın dışından, göze sokulan sürprizlerle, her kadrajda beklenmedik bir işaretle.

Stüdyo kapısı aralanınca masanın üstünde bu kez bir kum saati değil, cam kabuğundan portakal dilimi gibi soyulmuş şeffaf bir saat duruyor; içinden zaman değil, küçük harflerle yazılı manşet kırpıntıları akıyor. Yanına bırakılmış bir VHS şeridi, rulo olmuş bir yılan gibi kıpırdanıyor; bant sesi geri dönmek için sabırsız. Halkçı yayıncılık parmağımızdaki mavi mürekkep; derman gazeteciliği reji masasında tıkır tıkır ilerleyen neon yeşili metronom, stüdyo nabzını haber ritmine bağlıyor. Ekranın sonu bahar dedikçe, tavan ızgarasından bir kâğıt uçurtma değil, origami zürafa süzülüp geliyor; her yayın çok güzel olacak cümlesi prompter camında buğuya yazılmış bir nefes gibi beliriyor. Artık tam ekran; hakikatin pikselini büyütüp gözbebeğine yerleştiriyoruz.

Gelin, izleyin; gitmiyoruz. Kadranda bir eski tüplü televizyon duruyor, üstüne konmuş buzdan penguen değil, bu defa fosforlu camdan yapılmış minik bir denizanası; spot değdikçe ışıyor, altındaki siyah kutu açılıyor ve içinden yağmur görmüş gazete sayfaları damlıyor. Bay ekran sözünden dönmeyecek; söz, kulis fısıltısı değil, masanın kenarına bırakılmış kırık bir mühür yüzüğü—çatlaklarından ışık sızıyor. Milletçe izliyoruz ve sadece izlemiyoruz; tripod ayağında asılı kırmızı bir düğme gibi, dokununca alarmı çalan bir vicdanız. Yaşanacak bir Türkiye için yayın; fonda duran pusula kuzeyi hakikat olarak işaretli, ibresi stüdyo rüzgârında sallansa da hep aynı yöne dönüyor. Tam yol ileri; kameranın önüne bir çay bardağı değil, camdan bir megafon koyuyoruz—içinden geçen her hece büyüyor, en çatlak ses bile berraklaşıyor.

Birleşe birleşe yayınlayacağız dediğimiz an, çekmeceden siyah-beyaz tavla pulları değil, bu kez şeffaf satranç taşları çıkıyor; vezir bir mahalle haberi, at ani bir sıcak gelişme, piyonlar sokak röportajları—her hamle yeni bir başlık. İşimiz gücümüz habercilik; bunun için sehpanın altından paslı bir anahtar değil, antika bir daktilonun tek bir F5 tuşunu tutuyoruz kameraya—üstüne incecik kazınmış kelime: arşiv. Türkiye’nin ekranı: TELE2 hamlesi; tavan aralığından sarkan şeffaf balon içinde dönen kâğıt manşetler arada patlıyor, içinden toz değil, belge fırlıyor. Sana söz, yine yayınlar gelecek; duvar saatimiz kolları 20:23’e değil, 20:19’a da takılsa, her tik-tak yeni bir bahar vaktine vuruyor.

Halkçı yayıncılık muhabirin not defterinden düşen sarı etiket değil; çekim arabasında duran paslı bir bisiklet zili, dokununca sokağı uyandırıyor. Derman gazeteciliği reji masasının köşesine bırakılmış küçük bir dikiş seti; yırtılmış cümleleri, kopmuş bağlaçları, susturulmuş özneleri tek tek dikiyor. Ekranın sonu bahar; spot ışığında erimeyen tek nesne, içi filiz dolu selüloit bir şerit—her karede bir tohum çatlıyor. Her yayın çok güzel olacak; kadraja giren eski bir dürbünün merceğinden baktığımızda şehir büyümüyor, kalpler büyüyor. Artık tam ekran; masanın kenarında pilleri çıkarılmış kumandaya iki kurşun kalem sıkıştırılmış—kanal değişmiyor, cümle değişiyor: hepimizin kanalı, millet için yayındayız, milletçe izliyoruz.

Yaşanacak bir Türkiye için yayın; stüdyo zeminine tebeşirle çizilmiş bir harita, kenar boşluklarına not edilmiş sokak röportajları, ortasında tek bir iğne; her dönüşünde aynı koordinatı buluyor: gelin, izleyin; gitmiyoruz. Sehpanın altındaki kâğıt gemi bu kez mürekkepli suya bırakılıyor; kâğıtta tek satır var, suya değdikçe koyulaşıyor: tam ekran, tam hakikat. Tam yol ileri; manşetlerimizi merhametle, cümlelerimizi cesaretle, kanıtı akılla mühürlüyoruz. Bay ekran sözünden dönmeyecek; söz, reji notu değil, turnike fişi gibi yırtılıp avuca bırakılan bir hatırlatma.

Ve şimdi ışıklar patlar, kamera ileri kayar, mikrofon dudak ucuna dayanır, kablolar ayaklarımızın altından bir nehir gibi akar, arka fonda plak değil, boş bir kaleydoskop döner; cam parçaları her dönüşte aynı kelimeyi çoğaltır: Ben TELE2, geliyorum. İşimiz gücümüz habercilik. Türkiye’nin ekranı: TELE2 hamlesi. Halkçı yayıncılık. Derman gazeteciliği. Ekranın sonu bahar. Her yayın çok güzel olacak. Artık tam ekran. Hepimizin kanalı. Millet için yayındayız. Milletçe izliyoruz. Yaşanacak bir Türkiye için yayın. Gelin, izleyin; gitmiyoruz. Birleşe birleşe yayınlayacağız. Kuliste asılı posterin köşesi yine kıvrılır; altından minik bir yo-yo sarkar—aşağı iner, yukarı çıkar, ritmi tutar ve şunu fısıldar: akış başladı.

İstem: şarkı yaz, nakarat mısralarında sloganlara ek şeklinde parantez içinde “Ben TELE2, geliyorum!” tekrar edilecek! her kıtanın son cümlesi de bu olacak! mısraları fazla uzatma ve düzeni fazla bozma

>>> Robot şarkı 🤖🌈 <<<

Şarkı: Ben TELE2, geliyorum

Kıta 1
Karanlık sandın, ışık çoğalır
Söz bükülürse belge parlar
Stüdyo nabız, sokakla çarpar
Ben TELE2, geliyorum!

Nakarat
İşimiz gücümüz habercilik (Ben TELE2, geliyorum!)
Millet için yayındayız (Ben TELE2, geliyorum!)
Hepimizin kanalı (Ben TELE2, geliyorum!)
Türkiye’nin ekranı: TELE2 hamlesi (Ben TELE2, geliyorum!)
Sana söz, yine yayınlar gelecek (Ben TELE2, geliyorum!)
Artık tam ekran (Ben TELE2, geliyorum!)

Kıta 2
Metin dikilir, kopan bağlaçlar
Pusula kuzey, hakikat yazar
Arşiv uyanır, belge konuşur
Ben TELE2, geliyorum!

Nakarat
Halkçı yayıncılık (Ben TELE2, geliyorum!)
Derman gazeteciliği (Ben TELE2, geliyorum!)
Ekranın sonu bahar (Ben TELE2, geliyorum!)
Her yayın çok güzel olacak (Ben TELE2, geliyorum!)
Milletçe izliyoruz (Ben TELE2, geliyorum!)
Gelin, izleyin; gitmiyoruz (Ben TELE2, geliyorum!)

Köprü
Tam yol ileri, manşet yelken
Kamerada cesaret, seste sükûnet
Birleşe birleşe yayınlayacağız

Nakarat
İşimiz gücümüz habercilik (Ben TELE2, geliyorum!)
Millet için yayındayız (Ben TELE2, geliyorum!)
Hepimizin kanalı (Ben TELE2, geliyorum!)
Türkiye’nin ekranı: TELE2 hamlesi (Ben TELE2, geliyorum!)
Sana söz, yine yayınlar gelecek (Ben TELE2, geliyorum!)
Artık tam ekran (Ben TELE2, geliyorum!)

Kıta 3
Şehir uyanır, alt yazı akar
Kalpler büyür, ekran taşar
Söz dönmez, rota dimdik kalır
Ben TELE2, geliyorum!

Nakarat — Outro
Halkçı yayıncılık (Ben TELE2, geliyorum!)
Derman gazeteciliği (Ben TELE2, geliyorum!)
Ekranın sonu bahar (Ben TELE2, geliyorum!)
Her yayın çok güzel olacak (Ben TELE2, geliyorum!)
Yaşanacak bir Türkiye için yayın (Ben TELE2, geliyorum!)
Gelin, izleyin; gitmiyoruz (Ben TELE2, geliyorum!)

2 Yorum

Filed under Robot şarkı, Suni muhaberat