Hak savunusunun ‘haklı yüz’ üzerinden pazarlanması

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

🔖🦶🏻🛡️ Uzuv Forsu 🔖🦶🏻🛡️

Hak savunusu, kendi özünde, ihlali tarif eden ve telafiye giden bir dil kurduğunda işler. Bir kararın, bir işlemin, bir dağıtımın, bir cezanın ya da bir dışlama pratiğinin hangi ölçüte göre haksız olduğunu açıklar, sorumluluğu doğru yere sabitler ve çözümün hangi usulle alınacağını konuşulur kılar. Buna karşılık hak savunusu, “haklılık” duygusunu bir yüz üzerinden taşıtmaya başladığında, hak dili yer değiştirir; ölçüt, gerekçe ve usulün yerini imaj, aura ve “izlenim yönetimi” alır. Böyle bir kayma, eleştiri alanını genişletmez, tersine daraltır; çünkü eleştirinin hedefi olan mekanizma görünmezleşirken, hedefin yerine bir “temsil görüntüsü” ikame edilir.

Bu ikamenin gündelik adı “haklı yüz dayatması”dır. İhlalin kendisiyle uğraşmak yerine, haklılığın yüzle temsil edildiği bir düzenek kurulur. Bu yüz, çoğu zaman “güven verici, temiz, düzgün, makbul” çağrışımlarını en hızlı üreten görsel şablona göre seçilir; özellikle de reklam estetiğinin zaten ödüllendirdiği türden “konvansiyonel çekicilik” parametreleri öne çıkar. Burada mesele, herhangi bir kişinin cinsiyeti ya da kimliği değil, propagandanın görsel ekonomisidir: haklılık, bir argümanın içeriği olmaktan çıkarılıp bir imaja bindirilir.

Bu yöntemin neden işe yaradığı, siyasal psikoloji ve davranış bilimlerindeki bulgularla açıklanabilir. Seçmenlerin, adayların yüzlerinden “yetkinlik” ve “güvenilirlik” gibi özellikler çıkarsayıp bunları oy davranışıyla ilişkilendirdiğini gösteren çalışmalar var; yüz görünümünden yapılan hızlı yargıların seçim başarısıyla ilişkilendiğine dair bulgular bu mekanizmayı destekler (🔗). (PMC) Fiziksel çekicilikle seçim performansı arasında “beauty premium” denen düzenli bir avantaj bulunduğunu gösteren araştırma derlemeleri ve çalışmalar da aynı doğrultuda bir çerçeve sunar; partilerin ve adayların bu avantajı stratejik biçimde kullanabildiği tartışılır (🔗) ve (🔗). (wol.iza.org) “Haklı yüz” taktiği, bu bilişsel kestirmeyi doğrudan istismar eder: argüman yerine izlenim, ilke yerine imaj, ölçüt yerine aura.

İmajın haklılığı devraldığı yerde iğrenme neden rasyoneldir

Bu düzenek, yalnızca hatalı bir iletişim tercihi değildir; eleştiri alanını fiilen fesheden bir çerçeveleme biçimidir. Çünkü hak talebi, “ne oldu” sorusunu büyütmek zorundadır; oysa haklı yüz taktiği, “kim haklı görünüyor” sorusunu büyütür. Böylece hak savunusu, hakka dair bir tartışma olmaktan çıkıp, “doğru tarafın estetik sunumu”na dönüşür. Burada ortaya çıkan tiksinti, basit bir kıskançlık ya da kapris değil, siyasi aklın kendini savunmasıdır: haklılığın içerikten koparılarak estetikle pazarlanmasına verilen tepki, hak fikrinin reklam diline indirgenmesine karşı bir bağışıklık tepkisidir.

Bu tepkinin güçlü olmasının bir nedeni, estetikleşmenin hakikati perdeleyen bir hız kazandırmasıdır. Görsel, tartışmayı hızlandırır; hız ise bağlamı ezer. Bağlam ezildiğinde “ölçüt” geri çekilir, “duygu” öne fırlar ve kamuoyu, sorunu çözmek yerine bir görüntüye hizalanır. Yersiz Şeyler’deki bazı metinler, siyasetin içeriğinin değil estetik sunumunun belirleyici hale geldiği anlarda, görüntünün bir tür “gündem kapatma” işlevi görmesini anlatır; imajın, gerçek tartışmanın yerine geçmesi teması bu çerçevede okunabilir (🔗). (YERSİZ ŞEYLER) Aynı site, çağdaş propaganda biçimlerinin “sentetik yüzler” ve “dijital ağızlar” gibi araçlarla nasıl ölçeklendiğine dair bir okuma da sunuyor; burada temel mesele yine aynı: temsil yüzleri çoğaldıkça, mekanizma konuşulamaz hale gelir (🔗). (YERSİZ ŞEYLER)

Bu yüzden haklı yüz dayatmasının ürettiği iğrenme, hak fikrinden iğrenmek değildir; hak fikrinin propaganda estetiğine devredilmesinden iğrenmektir. Haklı olmak, bir yüzle temsil edildiğinde, haklılık bir “ürün”e benzer: paketleme iyiyse içerik sorgulanmaz, paketleme kötüyse içerik dinlenmez. Eleştiri alanı tam burada ölür; çünkü eleştiri, paketi değil içeriği tartışmak zorundadır.

Kınama kilidi ve tahammülsüzlüğün devri

Haklı yüz taktiği çoğu zaman “kınama kilidi” ile birlikte çalışır. Muhalefet, iktidarı sürekli kınamaya kilitlediğinde, oyun alanı “hak ihlali” alanından “ahlaki öfke” alanına kayar. Bu kaymanın iktidar için en büyük kazancı, tahammülsüzlüğü karşı tarafa yıkma fırsatıdır. İhlal yapılır, sonra tepki kışkırtılır, sonra tepki “asıl mesele” diye sergilenir ve ihlal görünmezleşir. Tepki büyüdükçe, iktidar kendi şiddetini ve keyfiliğini değil, karşı tarafın “tahammülsüzlüğünü” konuşur hale gelir.

Bu noktada haklı yüz dayatması, tuzağı derinleştirir. Çünkü yüz, tam da tahammül/terbiye/nezaket ekseninde iş gören bir simgedir. Muhalefet, hak iddiasını yüzle pazarladığında, kendini “makul ve temiz” bir vitrine mahkûm eder. İktidar ise vitrin kırıldığında, kırığı suçlayıp içerideki ihlali saklar. Vitrin hiç kurulmasaydı, yani muhalefet duyguyu geri çekip hak ihlalini soğukkanlı bir ölçüt diliyle sabitleseydi, iktidarın tahammülsüzlüğü daha çıplak kalırdı; çünkü ortada, yükü devredecek bir “öfke görüntüsü” ve onu taşıyacak bir “temsil yüzü” bulunmazdı.

Zizekanalysis’te Boğaziçi protestoları üzerine yazılan bir metin, estetik unsurun nasıl “içerik” olmaktan çıkıp tüketilebilir bir “gösteri”ye dönüşebildiğini ve bu sayede iktidarın protestoyu “gençlik tiyatrosu” gibi küçümseyerek etkisizleştirebildiğini tartışır; bu, estetikleşmenin politik içeriği nasıl nötralize edebileceğine dair doğrudan bir örnek sunar (🔗). (Žižekian Analysis) Aynı mantık, haklı yüz dayatmasında da işler: görüntü büyür, mekanizma küçülür; görüntü büyüdükçe iktidarın “asıl şiddeti” değil, muhalefetin “asıl duygusu” konuşulur.

‘Garez’ nasıl saklanır: teknik hata anlatısına ve estetik gürültüye gömülme

İktidarın haksızlığa yol açan temel garezi, çoğu zaman “teknik şartlar” tartışmasına gömülür. Bir yönetmelik, bir ihale, bir atama, bir yargı süreci, bir polis uygulaması, bir medya karartması, bir ekonomik karar, “yanlış yapıldı” diye anlatılır ve bu anlatı, sanki mesele beceriksizlikmiş gibi bir sis üretir. Oysa garez, teknik hatadan farklı bir şeydir; ısrarla tekrarlanan bir dışlama iradesidir, belirli grupları ya da belirli itiraz biçimlerini sistematik biçimde cezalandırma ve görünmezleştirme niyetidir. Bu niyet, en iyi, soğuk bir kayıt diliyle görünür olur: tekrarın ritmiyle, usul ihlallerinin sürekliliğiyle, telafi kanallarının kapatılmasıyla, aynı tip mağduriyetlerin hep aynı yönde birikmesiyle.

Haklı yüz dayatması bu görünürlüğü sabote eder. Çünkü garezi göstermek, bir yüzün “masumluğu” ile değil, bir sürecin “işleyişi” ile mümkündür. Görsel vitrin, garezi “kötülük” olarak duygusallaştırır; duygusallaştırdıkça kanıta dönüşebilecek düzenlilikler kaybolur. Kınama gürültüsü de aynı işi yapar: garez, “utanmazlık” diye kişiselleşir, kişiselleştikçe ispatlanabilir mekanizma olmaktan çıkar, karakter masalına dönüşür.

Hak savunusunu estetikten geri almak

Hak savunusunun propaganda estetiğine teslim edilmesi, hak fikrini güçlendirmez; hak fikrini bir tür reklam sloganına çevirir. Bu dönüşümün bedeli, eleştiri alanının feshedilmesidir. Çünkü eleştiri, paketi değil içeriği konuşmak zorundadır; içerik konuşulamadığında, hak talebi “beğen” ve “öfke” ekonomisine sıkışır. Bu sıkışma, yalnızca iletişim düzeyinde kalmaz; iktidarın tahammülsüzlüğü devretme oyununu da kolaylaştırır. Muhalefet duyguyu geri çekip kınama kilidini kırmadıkça, iktidarın şiddeti kendi üzerinde birikmez; karşı tarafa yıkılacak taşıyıcılar her zaman bulunur.

Bu yüzden mesele “daha iyi yüz bulmak” değil, yüzle iş görmeyi bırakmaktır. Haklılık, bir yüzün parıltısıyla değil, bir ölçütün açıklığıyla ve bir talebin takip edilebilirliğiyle kurulabilir. Siyasal psikolojinin “yüzden yargı” ve çekicilik primine dair bulguları, görselin neden bu kadar kolay satın alındığını gösteriyor (🔗); fakat aynı bulgular, demokratik tartışmanın neden bu kadar kolay estetik tuzağa düştüğünü de gösteriyor. (wol.iza.org) Estetik tuzak, hak talebinin yerine haklılık hissi koyar. Haklılık hissi büyüdükçe, hak kullanımının dili küçülür. Eleştiri alanı da tam burada kapanır.

Yorum bırakın

Filed under Suni muhaberat

Yorumlar kapatıldı.