Geçen hafta size Ersatz Ütopya diye reklamını yaptığım Sinematik Vampir’in aslında Şeytani Kötülüğün Müşterek İyilik kılığında sunulması olduğunu kabul ediyorum…
Böyle giriyor Žižek Epstein konusunu ilk defa açtığı “Günahkarlar 2: Erbaba Olarak Epstein” yazısına. “Günahkarlar” filmindeki kurgusal vampirlere atıf yapıyor kılığında sunulan bu cümlenin hakikat hissi vermesini sağlayan gerçek atıf noktası ise Kötücül Sinematik Makinenin Kendi Vampirizmini ikrar edermiş gibi gözükmesi, neden mi? İki sebeple:
1) Kurgularda Hero’dan çok daha belirleyici olduğu bilinen Villain figürleri her zaman Sinemanın Kendi Sektörel Kötülüğüne özgöndergedir:
a- Bütün o görkemli kötülüklerin tek başarısı milyonlarca seyirciyi perdelere/ekranlara mıhlamaktır.
b- Jönlerin tek başarısı da nihayetinde hikayeyi bağlayabilip seyirciyi serbest bırakmaktır, bu yüzden:
c- Bitimli Film yerine Bitimsiz Diziler yerleştikçe dünyalar karartıldı (gaslight kıstığını inkar etmek gibi):
d- Hero’lar hem geri çekildi ve tavizler verdi, hem de Anti-Hero adı altında ambivalent kalıba sokuldu.
e- Senaryonun dikizci seyir hazzını mıhlama potansiyelini belirleyen Villain baskınlığı çok çok yükseldi.
2) Epstein konusunu “Günahkarlar 2” başlığı altına sokmak dışında yazının geri kalanında bu spesifik filme dair hiçbir bahis geçmemesi Žižek’in yaslandığı gerçek atıf noktasının başka olduğunu belli eder.
Ama ilk paragrafta Sinematik Kötülüğü ikrar edecekmiş izlenimi veren yazı, finalde bizzat Sinematik Kötülükle özdeşim kurarak bağlanır: Epstein ahbabı Chomsky’nin kendi şahsını ve eserini muhatap almamasını “Bir filmi izlemeden mahkum etmek”e benzeten Žižek (kendisi dışında Freud ve Lacan’ı da içeren) Analitik Literatür’ü “Mutlaka izlenmesi gereken çok iyi bir film” derekesine düşürür. Psikanalizi aşağılayan bu dikizcilik dayatmasıyla Sinematik Alemin Enayisi ünvanını hakeden Žižek spesifik bir filmden bahseden “Günahkarlar 2” başlığı altına sokarak Epstein’ın gerçek kötülüklerini hafifletmiş ve aklamış olur.
Žižek neden “Jeffrey Epstein içinde yaşadığımız bu sistemin ayıpçıl üstben aksidir, içkin çiğnenişidir” (obscene superego obverse, immanent transgression) diye kendi ayakları üzerinde durabilen müstakil ve sağlam bir yazı yazamadı? Neden Sinematik Vampirizmin gölgesine sığınarak hem Epstein’ın kötülüğünü akladı hem de analitik literatürü aşağıladı? Henüz sinemanın ipliği pazara çıkmamışken “Hegelci Mutlak Bilme sayesinde filmleri izlemeden hüküm verebiliyorum” diyen kendisi değil miydi? Neden bugün “İzlemeden konuşma!” önyargısıyla Sinematik Vampirizme Kölelik Propagandası yaparak Z Kuşağını Platform Kuklalığına mahkum eden sistemin suç ortağı oluyor?
Oysa bu yazısında havada bıraktığı iki temel referans Sinematik Vampirizmin ‘popüler’ ve ‘sanatsal’ yüzlerini yorumlamak için oldukça elverişli:
1) ‘Popüler’ sinema yapımcısı, Freud’un Traumarbeit’ı açıklarken başvurduğu Kapitalist-Girişimci modelini uygular: Gündelik sıradan düşleri sinematik görkemli kılıklara sokan Sinematografi okültist estetizmin taşıyıcısı olacak Bilinçdışı Arzuları inşa eder ve topluma yayar.
2) ‘Sanatsal’ sinema yapımcısı, Dupuy’un Şeytani Kötülüğü Müşterek İyilik kılığına sokan okültist estetizm ritüelini uygular: Teşhirci aptal gençler ‘Sinema Yıldızı / Ünlü olmak’ adı altında dikizci seyircilerin göz zevkine servis edilerek topluma Estetik Normlar dayatılır.
3) Ve ‘Sosyal Medya’ adı altında aynı teşhirci-dikizci sadomazoşist okültist estetizm ritüeli daha da yayılır ve katmerlendirilir.
Sinematik Makine gerçek bir espriyi alır ve onu optimal verimle perdeleyecek bir dizi imaj/sahne kusar: Amaç “perdeleyici hatıralar / screen memories / Deckerinnerungen” (Freud) yerleştirerek seyircilerin gerçeklik algısını bozmaktır, “İzlenmesi gereken!” cevherler dayatarak “Bakılası / Bakılamaz” normları oluşturmaktır. Dolayısıyla bir filmin esprisini anladıysanız onu izlemenize gerek kalmamıştır ve bunun için Hegelci Mutlak Bilme de gerekmez. “İzlemeden konuşma!” önyargısı Okültist Estetist Ritüele Maruziyet dayatması ve Estetik Norm Diktatörlüğüdür.
Epsteincı derin devlet Sinematik Vampirizm ile özdeş olduğuna göre “İzlemeden konuşma!” önyargısını dayatan Žižek’in Epstein’daki İsrail parmağını kendisi gibi Komünist bulmasına şaşmamalı. Hem Chomsky [*], hem Bannon [*], hem de Žižek [*], yıllar boyu çeşitli söylemlerinde (Martin Luther King’in yaygınlaştırdığı) “Zenginler için sosyalizm / Socialism for the rich” deyimine başvurdular. Žižek “Bill Gates’in bile ‘Ben sosyalistim’ dediği bir dünyada ‘Ben komünistim’ diyerek kendimi ondan ayırt ediyorum” diyordu [*]. Bu yazıda daha ileri giderek Epstein’ın operasyonuna “Seçkinler için komünizm / Communism for the elite” dediğine göre, biz de soralım: Bugün Slavoj Žižek’in Bill Gates’ten ne farkı kaldı?
Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörü, Nümerik Esintiler‘in üreticisidir. (+)
- Bağlam için Fatoş İrem’e teşekkürler.






























Geri bildirim: İtikat — derleme | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Sinners III: Žižek as the Sucker of the Cinematic Realm — Işık Barış Fidaner – Žižekian Analysis
Geri bildirim: Phantomoperand 👻🪸🐈⬛ | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: LEGOLUGAT 🧩🧱📖 | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER