(playlist)
🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖
👻🪸🐈⬛ Phantomoperand 👻🪸🐈⬛
Türkiye İşçi Partisi’nin son yıllardaki görünürlüğü, klasik bir parti görünürlüğü gibi işlemiyor. TİP bir program, örgüt, seçim taktiği ve Meclis faaliyeti taşıdığı kadar, sosyal medya çağında hızla tanınan üç ayrı politik yüz de taşıyor: Erkan Baş, Ahmet Şık, Sera Kadıgil. Bu üç isim aynı partinin içinde yan yana duruyor, fakat aynı görünürlük kanalından puan toplamıyor. Erkan Baş güvenilir lider görüntüsüyle, Ahmet Şık sert çatışma bedeniyle, Sera Kadıgil taşkın ve viral kadın öfkesiyle çalışıyor. Bu yüzden formül basit ve keskin kurulabiliyor: Erkan looksmaxx, Ahmet kekomaxx, Sera bratmaxx.
Bu üçlü formül, siyaseti karakter analiziyle açıklama kolaycılığına yaslanmadan kurulabilir. Mesele birinin “yakışıklı”, birinin “kaba”, birinin “şımarık” olması gibi düz etiketlerde bitmiyor. Mesele, politik piyasa denen görünürlük alanında bedenin, sesin, yüzün, kıyafetin, öfkenin, mimiklerin, viral kesitlerin ve olay anlarının hangi puan türüne çevrildiğiyle ilgili. Erkan Baş’ın uzun boyu, pos bıyıkları, takım elbiseyle kurduğu ağır siluet ve hafif şehla lider bakışı güven puanı üretiyor. Ahmet Şık’ın kel kafası, bağıran sesi, sert mimikleri, gazeteci geçmişi ve Meclis’te geri basmayan bedeni kavga puanı üretiyor. Sera Kadıgil’in gözlüklü kadın ciddiyeti, hızlı lafı, alaycı çıkışı ve vahşi feminizm dalgasına bağlanan taşkınlığı viral taşkınlık puanı üretiyor.
Bu okumanın zemini “piyasa gehen” fikrinde yatıyor. “Piyasa yapmak” Türkiye’de uzun süredir dışarı çıkmak, görünmek, ortama girmek, kendini belli etmek, etrafa kendini sunmak anlamına gelir. Avrupa’daki göçmen Türk gençliğinde “piyasa gehen” ifadesi, Türkçe “piyasa” kelimesini Almanca “gehen” fiiliyle birleştirerek aynı görünürlük sahnesini diasporik bir dile taşır. Yersiz Şeyler’deki “Piyasa Gehen ve Kekomaxxing” yazısı bu alanı beden, kıyafet, araba, story, arkadaş çevresi, mekân, flört ve statü puanlarının birlikte işlediği bir görünürlük ekonomisi olarak açıyor (🔗). Orada piyasa, yalnızca bir mekâna gitmek anlamına gelmez; bakılacak hale gelmek, değerlendirilecek hale gelmek, kendi bedenini ve aurasını puanlanabilir hale getirmek anlamına gelir.
TİP’in üçlü yüz ekonomisi aynı mantığın politik sahaya taşınmış biçimidir. Burada gece çıkılan cadde, kafe ya da araba çevresi yerine Meclis kürsüsü, basın toplantısı, sosyal medya videosu, canlı yayın, komisyon kavgası, polis barikatı, adliye önü, miting alanı ve viral kesit vardır. Gençlik piyasasında “aura”, “rizz”, “status”, “try-hard” gibi kelimeler nasıl dolaşıyorsa, politik piyasada da “güvenilir”, “sert”, “halktan”, “korkusuz”, “lafı koydu”, “adam gibi konuştu”, “kadın tek başına dağıttı” gibi puan cümleleri dolaşır. Politik figür artık yalnızca ne söylediğiyle değil, sözü hangi bedenle, hangi sesle, hangi yüzle, hangi ritimle ve hangi sahneyle dolaşıma soktuğuyla da puan alır.
Maxing’in politik dile çevrilmesi
Maxing, internet kültüründe kişinin belli bir özelliğini puan artıracak şekilde optimize etmesi anlamına gelir. Looksmaxxing fiziksel görünümü, yüzü, bedeni, kıyafeti, duruşu ve çekiciliği artırma pratiği olarak dolaşır. Kekomaxxing ise aşağılanan keko kodunun bazı piyasalarda erkeklik, caydırıcılık, çevre, koruma, mahalle ağırlığı ve yerel karizma sermayesine çevrilmesi anlamına gelir. Bratmaxxing de kusursuzluk, makullük ve düzgünlük baskısına karşı taşkınlığı, afra tafrayı, hazırcevaplığı, dağınık özgüveni ve viral küstahlığı puana dönüştürür.
Siyasette bu kavramlar birebir gençlik jargonu gibi çalışmaz; politik bedenin nasıl göründüğünü, hangi duygu kanalını işgal ettiğini, hangi seçmen fantazisine temas ettiğini ve hangi sosyal medya kesitine dönüştüğünü açıklamaya yarar. Bir siyasetçi güvenilir lider gibi göründüğünde looksmaxxing yapar. Bir siyasetçi kavgayı üstüne çekip sertliği bedeniyle taşıdığında kekomaxxing yapar. Bir siyasetçi ölçülü saygınlık talebini bozup taşkın ve viral bir kadın enerjisiyle sahneyi kestiğinde bratmaxxing yapar.
TİP bu açıdan özel bir örnek sunar. Parti klasik sol örgüt ciddiyetini, sosyal medya çağının yüz piyasasıyla bir arada taşır. Kitlelerin büyük kısmı parti programını uzun uzun okumaz; kısa videolar, Meclis çıkışları, kavgalar, bağırışlar, yüz ifadeleri ve tek cümlelik kesitler üzerinden politik izlenim kurar. Bu izlenim alanında Erkan Baş, Ahmet Şık ve Sera Kadıgil aynı partinin üç ayrı işlevini üstlenir. Erkan Baş partiyi güvenilirleştirir. Ahmet Şık partiyi sertleştirir. Sera Kadıgil partiyi viralleştirir.
Erkan Baş looksmaxx: uzun boy, pos bıyık, şehla lider bakışı
Erkan Baş’ın politik görünürlüğü, sosyalist bir parti liderinin klasik kürsü performansından fazlasını taşır. Uzun boyu, iri gövdesi, koyu takım elbiseyle kurduğu ağır siluet, kalın bıyığı, yavaş ve kontrollü konuşması, sakin öfkesi ve kameraya tam kilitlenmeyen hafif şehla bakışı, onda “güvenilir lider” imgesini sürekli yeniden üretir. Looksmaxxing burada güzelleşme veya gençleşme anlamına gelmez. Erkan Baş’ın looksmaxxing’i, politik sahnede “bu işin başına geçebilir” hissini üretme operasyonudur.
Bıyık bu operasyonun merkezindedir. Erkan Baş’ın bıyığı kişisel bakım ayrıntısı gibi durmaz; yüzün logosu haline gelir. Kendisine bıyıkları sorulduğunda “Bazen kessem diye düşündüm ama artık bu noktadan sonra kesemeyeceğiz” demesi, bu yüz kodunun kendi sahibinden bile ayrıştığını gösterir (🔗). Bıyık artık onun yüzünde yalnızca kıl demeti değildir; tanınma işareti, politik marka, lider imzası, hatta görüntüdeki süreklilik garantisidir. Erkan Baş bıyığını kestiği anda yüzünün dolaşım değeri değişir; bu yüzden “artık kesemeyeceğiz” cümlesi şaka gibi dururken görüntü ekonomisinin çıplak kuralını verir.
Uzun boy ve iri gövde bu bıyıkla birleşince Erkan Baş’ın sahnesi hafiflikten uzaklaşır. Kürsüde ya da basın toplantısında bir gençlik hareketi figürü gibi değil, ağır bir temsil figürü gibi görünür. Sesini yükselttiği anlarda bile ham kavga değil, kontrollü otorite üretir. Bu yüzden onun sert cümleleri bile looksmaxxing düzeninin içinden geçer. “Cumhurbaşkanı mısın, tahsilat mafyası mı?” çıkışı mesela kaba bir sokak çıkışına dönüşmek yerine, ağır bir hesap sorma pozu içinde çalışır (🔗). Cümlenin sertliği, bedenin ve tonun kurduğu ciddiyet tarafından taşınır.
Erkan Baş’ın “Bu ülke mutlaka bağımsız bir ülke olacak, bu ülke mutlaka özgür bir ülke olacak” tarzı büyük cümleleri de aynı hattın parçasıdır. Burada lider yüzü gündelik zekâ parıltısı aramaz; tarihsel görev duygusu arar. Sol siyaset açısından bu görüntü önemlidir, çünkü sosyalizm çoğu zaman ya romantik gençlik enerjisiyle ya da nostaljik örgüt ciddiyetiyle temsil edilir. Erkan Baş bu iki alanı bıyıklı, uzun boylu, ağır, sakin, yetişkin bir figürde birleştirir. Onun looksmaxxing’i “yakışıklı görünmek” değil, “ülke yönetilebilir, parti ciddiye alınabilir, lider masa başına oturabilir” hissini artırmaktır.
Boş Meclis sıralarını gösterdiği “Meclis yatışta” çıkışı bu yüzden çok iyi bir örnektir. Can Atalay’ın deprem raporu görüşülemeyince Meclis’in boş sıralarını kameraya göstermesi, sözü görüntüyle birleştirir (🔗). Erkan Baş burada yalnızca konuşmaz; kadraj kurar. Boşluk gösterilir, sorumluluk çağrılır, lider o boşluğun karşısında dolu figür olarak konumlanır. Looksmaxxing’in politik formu tam da budur: yüz, beden, kadraj ve cümle aynı anda güven üretir.
Atatürk gibi şehla bakış meselesi de bu görünürlük düzeninin hassas yerlerinden biridir. Bu ifade birebir benzerlik iddiası gibi okununca yüzeyde kalır. Asıl mesele, cumhuriyetçi lider ikonografisinin istemsiz yankısıdır. Bıyık, takım, cepheden yüz, ağır duruş ve kameraya hafif kaymış bakış birleşince görüntü yalnızca sol parti lideri görüntüsü olmaktan çıkar; cumhuriyetçi devlet-adamı estetiğine yaklaşır. Şehla bakış bu estetiği steril olmaktan çıkarır; yüzü hafif melankolik, hafif kaderci, hafif tarihsel kılar. Erkan Baş’ın looksmaxxing’i buradan güç alır: beden “ben buradayım” demekten çok, “ben bu işin başına geçebilirim” der.
Bu yüzden Erkan Baş’ın kekomaxxing yapması verimli olmaz. Onun gövdesi ve yüzü ham tehditten çok kurucu ağırlık üretir. Mahalle kavgası koduna indiğinde sahne küçülür; kürsü otoritesi verdiğinde sahne büyür. Bratmaxxing de onun bedenine uygun düşmez. Brat enerji çevik, anlık, alaycı, patlayan ve kişisel bir titreşim ister. Erkan Baş’ın fiziksel sahnesi bu çevik taşkınlığı değil, blok halinde güveni büyütür. Erkan Baş pürüzsüzleştikçe, derlenip toplandıkça, bıyığı ve takımıyla sabitleştikçe puan toplar.
Ahmet Şık kekomaxx: kel kafa, bağıran ses, geri basmayan beden
Ahmet Şık’ın politik görünürlüğü bambaşka bir yerden çalışır. Onda merkezde bakımlı lider yüzü, düzenli güven, kurucu sakinlik veya devlet-adamı silueti bulunmaz. Ahmet Şık sert tanıklık bedeniyle görünür olur. Kel kafa, keskin yüz, gergin mimik, bağıran ses, gazetecilikten gelen çatışma hafızası ve Meclis’te doğrudan suçlama dili birleşerek politik kekomaxxing üretir.
Kekomaxxing, burada keko kostümü giymek anlamına gelmez. Ahmet Şık spor araba, zincir, mahalle pozu veya gençlik piyasasındaki ham keko estetiğiyle çalışmaz. Onun kekomaxxing’i, aşağılanan sertlik kodunu politik sahada caydırıcılığa, bedel ödeme imajına ve geri basmama aurasına çevirmesidir. Yersiz Şeyler’deki kekomaxxing mantığı, aşağılanan keko kodunun bazı piyasalarda çevre, erkeklik, koruma hissi ve ezilmeme sermayesi üretmesini anlatıyordu (🔗). Ahmet Şık’ta bu kod politik dile çevrilir: “ben bu sözü söylerim, bedeniyle de taşırım.”
Kel kafa burada dezavantaj gibi değil, yüzü çıplaklaştıran sert bir unsur gibi çalışır. Saçın yumuşatıcı estetiği çekilince yüz daha doğrudan görünür. Bağıran ses de yalnızca ses yüksekliği değildir; cümlenin bedenden çıktığını hissettirir. Ahmet Şık’ın sözleri çoğu zaman yazılı metin gibi değil, bir basınç boşalması gibi algılanır. Bu yüzden onun “Sizde hiç utanma yok” diye başlayan Meclis çıkışı, normal bir muhalefet eleştirisi olarak değil, yüzleşme anı olarak dolaşıma girer.
16 Ağustos 2024 Can Atalay oturumu, Ahmet Şık’ın politik kekomaxxing’inin ana sahnesidir. Can Atalay, 2023 seçimlerinde TİP’ten Hatay milletvekili seçilmiş, Gezi davası nedeniyle cezaevinde tutulmuş, Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen Meclis’teki statüsü büyük bir anayasa krizine dönüşmüş bir figürdü. Meclis’in olağanüstü toplandığı oturumda Ahmet Şık’ın konuşması gerginliği yükseltti. Haberlerde AKP İzmir Milletvekili Alpay Özalan’ın kürsüye yönelip Şık’a yumruk attığı, ardından kavga çıktığı aktarıldı (🔗). Euronews de oturumun Can Atalay gündemiyle toplandığını ve kavganın Şık’ın konuşması sırasında çıktığını yazdı (🔗).
Bu olayda söz fiziksel olaya dönüşür. Ahmet Şık’ın sertliği yalnızca kürsüde kalan bir retorik hareket olarak işlemez; karşı tarafta bedensel tepki doğurur. Şık’ın “Bu ülkenin en büyük terör örgütü…” diye başlayan sert suçlaması, devlet diliyle devletin karşısına çıkma cesareti gibi dolaşır. Bu cümlenin etkisi, kel kafalı, bağıran, gergin, geri basmayan bedenle birleştiği için büyür. Metin başka birinin ağzında ideolojik bir cümle gibi kalabilirdi; Ahmet Şık’ın ağzında kavga çağıran hakikat iddiasına dönüşür.
Saldırıdan sonra kurduğu “Saldırdılar 6-7 kişi birden” ve “Dayak yiyecek halim yok” çizgisi, politik kekomaxxing’in en açık formülünü verir. Burada mağduriyet imajı tek başına öne çıkmaz; öz savunma imajı öne çıkar. Şık’ın “yaptığım meşru müdafaa, öz savunma” tarzı açıklamaları, saldırıya uğrayan ama geri basmayan figürü kurar. Kekomaxxing burada “ben sertim” demekle tamamlanmaz; “ben sertliğimin bedelini de taşırım” cümlesine ulaşır.
Ahmet Şık’ın looksmaxxing’e tam yerleşmesi bu yüzden güçsüz bir sonuç üretir. Looksmaxxing pürüzleri azaltır, yüzeyi düzenler, güven verir, görüntüyü cilalar. Ahmet Şık’ın sermayesi pürüzdür. Çok parlatıldığında gücü azalır. Takım elbise içinde bile kurumun adamı gibi değil, kuruma girmiş bela gibi durur. Bu görüntü onun lehine çalışır, çünkü onun puanı düzenli görünmekten değil, düzenin içine pürüz sokmaktan gelir.
Bratmaxxing de Ahmet Şık’ta sınırlı çalışır. Brat enerji oyunbazlık, ani laf sokma, alaycı hafiflik, viral şımarıklık ve estetik taşkınlık ister. Ahmet Şık’ın sesi oyunbazlıktan çok karakol, mahkeme, sokak, haber takibi ve kavga basıncı taşır. O hafiflediğinde değil, ağırlaştığında puan toplar. Ahmet Şık pürüzlendikçe güçlenir. Kelliği, sesi ve öfkesi politik keko kodunu kostümden çıkarıp çatışma habitusuna bağlar.
Sera Kadıgil bratmaxx: gözlüklü kadın, taşkın laf, vahşi feminizm
Sera Kadıgil’in politik görünürlüğü, Erkan Baş’ın güven düzeniyle ve Ahmet Şık’ın kavga sertliğiyle aynı yerden çalışmaz. Kadıgil’in sahnesi gözlüklü, eğitimli, şehirli, hukuk dili bilen kadın ciddiyetinin ani taşkınlıkla bozulmasına dayanır. Gözlük ilk bakışta akıl, düzen, avukatlık, okumuşluk ve kurumsal ciddiyet üretir. Kadıgil bu kodu uslu ve ölçülü bir kadın siyasetçi imajı kurmak için kullanmaz. Tam tersine, gözlüklü ciddiyeti bağırış, iğneleme, alay, tersleme ve meydan okumayla patlatır. Bratmaxxing tam bu noktada oluşur: akıllı kız imgesinin uslu kız olmaktan çıkması.
Brat kelimesinin son yıllardaki kültürel dolaşımı da bu işleyişi görünür kılar. Brat, kusursuz, temiz, sakin, makul, risksiz kadınlık imajına karşı daha dağınık, daha küstah, daha hazırcevap, daha taşkın bir özgüven dilini çağırır. Siyasette bratmaxxing, makbul kadın siyasetçi kalıbının yarılmasına denk düşer. Kadın siyasetçiye çoğu zaman sakin, terbiyeli, temsilî, ölçülü, anaç, düzgün veya mağdur bir alan açılır. Kadıgil bu alanı dar bulur; gözlükle gelen kurumsal ciddiyeti, sert çıkışla ve alaycı öfkeyle genişletir.
Bu noktada “vahşi feminizm” hattı devreye girer. Zizekanalysis’teki “Savage Feminism” yazısı, feminizmi kuşak tahakkümü, patlama, kamusal gösteri ve yerleşik terbiyenin kırılması üzerinden düşünmeye imkân veren bir çerçeve açıyor (🔗). Sera Kadıgil’in politik sahnesi bu hattan okununca daha netleşir: Onun gücü kadın siyasetçiyi saygınlık kalıbına sokmasında değil, saygınlık kalıbına sokulmuş kadın imgesini sahnede taşırmasındadır. Gözlük ciddiyet verir; bağırış o ciddiyeti patlatır. Hukuk dili zemin sağlar; laf sokma o zemini viral hale getirir. Kadınlık burada sakinleştirilmiş temsil olmaktan çıkar, sahneyi bölen bir kuvvete dönüşür.
20 Kasım 2025’te TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki Milli Eğitim Bakanlığı görüşmelerinde yaşanan MESEM gerilimi, Kadıgil’in bratmaxxing’inin ana sahnesi olarak okunabilir. MESEM, Mesleki Eğitim Merkezleri sistemi üzerinden çocukların ve gençlerin işyerleriyle eğitim arasında konumlandırıldığı bir alan. Türkiye’de çocuk işçiliği, stajyer emek, iş cinayetleri ve yoksul aile çocuklarının çalışma hayatına erken itilmesi tartışmalarıyla birlikte büyük bir gerilim noktası haline geldi. Kadıgil, bu görüşmelerde Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e “16 çocuğun ölümünün doğrudan faili” diyerek yüklendi; salonda tansiyon yükseldi (🔗).
Bu sahnenin gücü yalnızca suçlamanın sertliğinden gelmez. Asıl güç, Kadıgil’e yönelen “terbiye” ve “nezaket” çağrısının anında tersine çevrilmesinden gelir. “Sensin terbiyesiz!” çıkışı bratmaxxing’in saf formudur. Karşı taraf onu ölçüye, terbiyeye, sakinliğe ve makul kadınlık pozisyonuna çekmek ister; Kadıgil o çekim hattını tersine çevirir. “Nezaket hak edene” cümlesi de aynı mekanizmayı çalıştırır. Nezaket evrensel bir salon kuralı olmaktan çıkar, politik mücadelede hak edilecek bir şeye dönüşür. Bu, Kadıgil’in viral puanını artıran temel jesttir: terbiye çağrısını kabul etmek yerine, terbiye dağıtan tarafa “sen hak etmiyorsun” der.
“Senden korkan da senin gibi olsun” ve “Niye fakir çocukları yolluyoruz” çizgisi, brat enerjiyi sınıf meselesine bağlar. Bu bağlantı önemlidir. Bratmaxxing yalnızca komik laf sokma veya öfkeli viral kesit değildir. Kadıgil’in çıkışı çocuk işçiliği, yoksulluk, devlet sorumluluğu ve sınıfsal ölüm üzerinden zemine oturur. Gözlüklü kadın ciddiyeti burada “fazla konuşan kadın” gibi basitleştirilemez; öfke, ölü çocuklar ve yoksul aileler üzerinden politik haklılık iddiasına bağlanır.
Sera Kadıgil’in looksmaxxing’e yaslanması daha düşük puan üretirdi. Klasik kadın siyasetçi vitrini şık, düzenli, kontrollü, makul ve temsilî bir görüntü sunar. Kadıgil’in görünürlük sermayesi bu düzgünlüğün içinden çıkmaz; düzgün kadın siyasetçi beklentisini bozduğu anda yükselir. Gözlük burada önemini korur, çünkü taşkınlığı “boş öfke” gibi göstermeyip akıllı ve kurumsal bir yüzün içinden çıkarır. Ciddiyetle taşkınlık aynı yüzde birleşir.
Kekomaxxing de Kadıgil’e aynı verimle oturmaz. Keko kodu çoğu zaman erkeklik, mahalle ağırlığı, fiziksel caydırıcılık, gövde tehdidi ve çevre desteğiyle çalışır. Kadıgil erkek keko kodunu taklit ettiğinde değil, o kodun sahnesini hızlı laf, alay ve sinirle kestiğinde güçlenir. O keko olmaz; kekonun sahnesini brat enerjiyle böler. Bu yüzden Sera Kadıgil taşkınlaştıkça puan toplar. Gözlüklü kadın ciddiyetinin bağırışla bozulması, onu viral siyasetin en güçlü yüzlerinden birine çevirir.
Aynı parti, üç ayrı puan türü
Erkan Baş, Ahmet Şık ve Sera Kadıgil aynı politik örgüt içinde görünür olur, fakat aynı türden görünürlük üretmez. Erkan Baş’ın bedeni düzen kurar. Ahmet Şık’ın bedeni kavga çıkarır. Sera Kadıgil’in sesi sahneyi taşırır. Üçü de TİP’in sosyal medya çağındaki görünürlük ihtiyacını başka bir yerden karşılar.
Erkan Baş uzun boy, pos bıyık, takım ve lider bakışıyla güven puanı toplar. Onun görüntüsü partinin “ciddiye alınabilirlik” sorununu çözer. Sosyalist bir partinin gençlik enerjisiyle sınırlı kalmasını aşar, daha geniş bir yönetme iddiası görüntüsü kurar. Onda looksmaxxing, devleti devralabilecek ciddi adam hissi üretir.
Ahmet Şık kel kafa, bağıran ses, sert yüz ve kavga hafızasıyla sertlik puanı toplar. Onun görüntüsü partinin “geri basmazlık” sorununu çözer. Devletle, iktidarla, Meclis çoğunluğuyla ve fiziksel saldırıyla karşı karşıya gelen figür olarak çalışır. Onda kekomaxxing, politik sertliği bedensel bedel ödeme kapasitesine bağlar.
Sera Kadıgil gözlük, kadınlık, hızlı laf, alay ve taşkın öfkeyle viral puan toplar. Onun görüntüsü partinin “kesit üretme” sorununu çözer. Meclis’in erkek egemen ciddiyetini, komisyon terbiyesini ve makul kadın siyasetçi beklentisini birkaç cümlede kırar. Onda bratmaxxing, kadın öfkesini sahne dağıtan bir enerjiye dönüştürür.
Bu eşleşmeler rastgele değildir. Her beden kendi en yüksek puanını başka bir kanalda bulur. Erkan Baş keko olmaya çalıştığında güven kaybederdi; çünkü onun gücü ham tehditten çok ağır kurucu figür olmasında yatıyor. Ahmet Şık looksmaxxing’e yaslandığında pürüzünü kaybederdi; çünkü onun gücü ciladan çok çatışma izinde yatıyor. Sera Kadıgil keko olmaya çalıştığında erkeklik kodunun ikincil bir taklidine düşerdi; onun gücü keko sahnesini başka bir yerden, gözlüklü kadın taşkınlığından bozmasında yatıyor.
Bu yüzden en açık formül şöyle kurulur: Erkan Baş pürüzsüzleştikçe güçlenir. Ahmet Şık pürüzlendikçe güçlenir. Sera Kadıgil taşkınlaştıkça güçlenir.
Sol siyasetin yeni yüz piyasası
Sol siyaset uzun süre kendisini içerik üzerinden tanımladı: program, sınıf, emek, sömürü, örgüt, grev, kamuculuk, laiklik, bağımsızlık, halkçılık. Bu içerikler varlığını sürdürüyor, fakat sosyal medya çağında içerik yüzsüz dolaşamıyor. Her program bir yüz arıyor, her öfke bir ses arıyor, her kriz bir kesit arıyor, her çıkış bir paylaşılabilir görüntü arıyor. Politik piyasa burada devreye giriyor. Bir siyasetçi doğru şeyi söyleyebilir, fakat doğru yüzle, doğru sesle, doğru kadrajla, doğru viral ritimle söylemediğinde dolaşım gücü düşük kalır.
TİP’in üçlü maxing rejimi, bu yeni koşulu açık biçimde gösteriyor. Erkan Baş, Ahmet Şık ve Sera Kadıgil ideolojinin yerine geçen figürler olarak değil, ideolojinin piyasaya çıkma biçimleri olarak çalışır. Erkan Baş’ın bıyığı, Ahmet Şık’ın sesi, Sera Kadıgil’in gözlüğü program maddesi değildir; fakat programın görünür hale gelmesinde rol oynar. Siyaset fikirlerin alanı olduğu kadar bedenlerin de alanıdır. Meclis kürsüsünde, sosyal medya videosunda ve sokak görüntüsünde fikir bedensiz kalmaz.
Bu durum sol siyaset için özel bir gerilim yaratır. Sol siyaset görünürlüğe kuşkuyla yaklaşma eğilimindedir; kişisel karizma, imaj, medya yüzü ve viral kesit çoğu zaman politik içeriğin yozlaşması gibi algılanır. Fakat görünürlük çağında görünmemek de politik bir sonuç üretir. Piyasa gehen mantığı burada tam yerine oturur: sahneye çıkmayan, puanlanabilir hale gelmeyen, kesite dönüşmeyen, dolaşıma girmeyen politik söz kendi doğruluğuyla baş başa kalır. TİP’in üç yüzü bu yüzden yalnızca kişisel performans değil, sol siyasetin güncel görünürlük koşuludur.
Erkan Baş looksmaxx yaptığında sol lider güvenilirleşir. Ahmet Şık kekomaxx yaptığında sol öfke diş gösterir. Sera Kadıgil bratmaxx yaptığında sol çıkış viral biçimde taşar. Üçü birlikte çalıştığında parti tek bir lider yüzüne sıkışmaz; güven, kavga ve taşkınlık arasında paylaştırılmış bir görünürlük portföyü kurar. Bu portföy, sosyal medya çağında politik bir avantajdır. Her olayda aynı yüz öne çıkmaz. Her kriz aynı bedeni çağırmaz. Her kesit aynı duyguya ihtiyaç duymaz. Erkan ciddi krizlerde güven verir, Ahmet çatışma anında sertleşir, Sera salon düzenini patlatır.
Piyasa gehen’in Meclis versiyonu
Gençlik piyasasında biri dışarı çıkmadan önce kıyafetini, saçını, arabasını, story’sini, çevresini ve beden dilini ayarlar. Politik piyasada da benzer bir ayar alanı vardır. Takım elbise, bıyık, ses tonu, kürsüye yürüyüş, kameraya bakış, bağırma seviyesi, karşı tarafı kesme biçimi, alay dozu, canlı yayın açısı, Meclis sıralarını gösterme hamlesi, komisyon tartışmasında verilen anlık cevap; hepsi görünürlük puanına bağlanır.
Erkan Baş’ın “Meclis yatışta” videosu bu yüzden yalnızca bir tepki videosu değildir. Boş sıralar gösterilir, lider doluluk ve sorumluluk tarafında konumlanır. Ahmet Şık’ın Can Atalay oturumu yalnızca bir Meclis kavgası değildir. Söz, yumruk, kan, öz savunma ve anayasa krizi aynı anda dolaşıma girer. Sera Kadıgil’in MESEM çıkışı yalnızca bir komisyon tartışması değildir. Çocuk işçiliği, Bakan’ın terbiye çağrısı, gözlüklü kadın öfkesi ve viral laf aynı anda sahne kurar.
Bu üç olay TİP’in politik piyasa gehen’ini gösterir. Erkan görünürlük sahnesine düzenli lider olarak çıkar. Ahmet aynı sahneye kavga bedeniyle çıkar. Sera aynı sahneye brat taşkınlığıyla çıkar. Üçü de “piyasa”dadır, fakat aynı puanı kovalamaz. Piyasa tek tip bir vitrin değildir; farklı bedenler farklı puan türlerine bağlanır.
Sonuç
Sol siyasetin piyasa gehen’i, siyasetin içeriğinin görüntüye indirgenmesi anlamına gelmez. İçeriğin görüntüden geçerek dolaşıma girdiği koşulu gösterir. TİP’in üçlü maxing rejimi bu koşulu keskin biçimde görünür kılar. Erkan Baş’ta uzun boy, pos bıyık, takım elbise ve şehla lider bakışı looksmaxxing’e bağlanır; partiye güven, ağırlık ve devralınabilirlik puanı kazandırır. Ahmet Şık’ta kel kafa, bağıran ses, gazeteci kavgası ve geri basmayan beden kekomaxxing’e bağlanır; partiye sertlik, ezilmeme ve bedel ödeme puanı kazandırır. Sera Kadıgil’de gözlüklü kadın ciddiyetinin taşkın çıkışlarla bozulması bratmaxxing’e bağlanır; partiye alay, hız, feminist patlama ve viral kesit puanı kazandırır.
Erkan Baş görünümüyle düzen kurar. Ahmet Şık bedeniyle kavga çıkarır. Sera Kadıgil sesiyle sahneyi taşırır. Bu üçlü birlikte, TİP’in sosyal medya çağındaki politik yüz ekonomisini oluşturur. Sol siyaset artık yalnızca hakikat söyleyen bir ağızla var olmaz; yüzünü, bıyığını, kellik sertliğini, gözlüğünü, bağırışını, bakışını, kadrajını ve viral anını da piyasaya çıkarır. Erkan looksmaxx, Ahmet kekomaxx, Sera bratmaxx: TİP’in görünürlük rejimi bu üç cümlede toplanır.






























Geri bildirim: Phantomoperand 👻🪸🐈⬛ | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Bratmaxxing: Prestij Perdeli Pedofili | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Solcu Medya: Stagemaxxing — Sır Perdesi Önünde Politika | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Credmaxxing algoritma ağacı | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER