(playlist)
🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖
👻🪸🐈⬛ Phantomoperand 👻🪸🐈⬛
1 Mayıs 2026 İstanbul’u, bir önceki yıl Kadıköy’de aynı fotoğrafa sıkıştırılan üç siyasal bedenin üç ayrı mekâna savrulmasıydı. 2025’te Kadıköy’de DİSK-KESK-TMMOB-TTB çatısı altında TİP, SOL Parti, EMEP, DEM Parti, TKP, BDSP, Köz, SMF, feministler, ekolojistler, öğrenciler ve sendikal kortejler aynı yağmurlu meydana doldurulmuştu. Bu tablo, birlik görüntüsü verdi; gövdesi ayrışmaya hazır bir kalabalıktı. 2026’da o gövde üçe bölündü. Kadıköy süreççi tanınma sahnesine, Kartal uçurumcu okul gösterisine, Taksim-Mecidiyeköy hattı omuzcu tutulma performansına dönüştü. 2025 Kadıköy listesinde bu karışım açıkça görülüyordu: TİP, SOL Parti, EMEP, DEM Parti, TKP, BDSP, Köz, SMF ve başka yapılar aynı alandaydı (🔗).
Bu ayrışmayı sloganlarla okumak boş lagalugaya teslim olmaktır. Herkesin sloganı temiz, büyük, haklı ve cilalı görünür. Kadıköy “emek, adalet, barış, demokrasi” dedi; Kartal “sosyalist Türkiye, emekçilerin cumhuriyeti” dedi; Taksim “Taksim halkındır” dedi. Bu lafların hepsi kendini beğenmiş pankart diliydi. Asıl veri bedende çıktı. Kadıköy’de beden izinli alanda simge taşıdı, Türkçe-Kürtçe metin dinledi, Koma Vejin sahnesine yaslandı, Öcalan görselli bayrak-pankart geriliminde kendini şişirdi. Kartal’da beden sahne programına, konuşmacı sırasına, koro düzenine, emekli başkanı ciddiyetine, genel sekreter finaline dizildi. Taksim’de beden barikata sürtündü, polis tarafından tutuldu, gözaltı aracına taşınırken slogan attı, tutulmayı siyasal kanıt sandı.
Bu yüzden 1 Mayıs 2026’nın gerçek başlığı şu oldu: Kadıköy’de süreççi kekoluk, Kartal’da uçurumcu müsamere, Taksim’de omuzcu eşelenme.
Süreç motoru: 27 Şubat’tan Kadıköy’e giden hat
2026 tablosunun başlangıcı 1 Mayıs sabahı yaşanmadı. Süreç motoru 27 Şubat 2025’te çalıştı. Abdullah Öcalan’ın “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” diye anılan çıkışıyla PKK’ya silah bırakma ve kendini feshetme çağrısı yapıldı. O andan itibaren Kürt hareketi çevresinde “barış”, “demokratik toplum”, “hukuk”, “komisyon”, “süreç” gibi kelimeler siyasal sahnenin yeni yapıştırıcısı oldu (🔗).
Bu çağrı, 2025 1 Mayıs’ından önce Kadıköy kutusunun altına yerleştirilmiş patlayıcıydı. 1 Mayıs günü herkes hâlâ aynı alanda görünebilirdi; fakat aynı zamana ait değildi. DEM/HDK/KESK hattı artık “barış ve demokratik toplum” zamanında yürüyordu. TKP ve cumhuriyetçi-sınıfçı damar henüz aynı alandaydı ama bu sürece karşı içten içe “ülke uçuruma gidiyor” refleksini biriktiriyordu. Omuzcular ise Taksim zamanını kuruyordu: çağrı, forum, barikat, yürüyüş, gözaltı, canlı görüntü.
5-7 Mayıs 2025’te PKK fesih kongresi toplandı; 12 Mayıs’ta PKK kendini feshettiğini duyurdu. Bu, sürecin soyut çağrıdan örgütsel beyana geçmesiydi. Kadıköy’de aynı fotoğrafa giren DEM ve TKP artık aynı politik bedende tutulamaz hale geldi. Biri tanınma ve süreç sahnesini büyütecek, diğeri bunu ülke-cumhuriyet-laiklik alarmına çevirecekti (🔗) (🔗).
Temmuz 2025’te Öcalan’ın görüntülü mesajı yayımlandı. Metin bedene dönüştü. Artık yalnız okunan çağrı bulunmuyordu; görüntü, ses, yüz, lider bedeni dolaşıma girmişti. 2026 Kadıköy’de Öcalan görselli bayrak-pankart taşınması bu yüzden sıradan bir kortej detayı sayılmaz. Süreç artık bedene asılacak, elde taşınacak, güzergâhta polisle temas edecek bir simge kazanmıştı (🔗).
1 Ağustos 2025’te “Ülkemizin uçurumdan yuvarlanmasına izin vermeyeceğiz” bildirisi çıktı. Bildiri Lozan, sınırlar, laiklik, cumhuriyet, emperyalizm, yeni-Osmanlıcılık, ümmetçilik ve etnik-mezhepsel siyaset başlıklarıyla bir cumhuriyetçi alarm hattı kurdu. Bu metin, 2026 Kartal müsameresinin fikir provasıydı. Uçurumcular 1 Mayıs’a gelmeden önce kendi sahnesinin dekorunu hazırlamıştı: ülke elden gidiyor, cumhuriyet tehlikede, sınıf kürsüsü kirletiliyor, temiz alan kurulmalı (🔗) (🔗).
Böylece 2025 sonuna gelindiğinde üç zaman oluşmuştu. Süreççiler Öcalan çağrısı, fesih beyanı ve video mesajının zamanında yürüyordu. Uçurumcular “ülke uçuruma gidiyor” bildirisiyle kendi alarm saatini kurmuştu. Omuzcular 2025 Taksim gözaltılarıyla kendi tutulma saatini başlatmıştı.
2025: Kadıköy’de suni denge, Taksim’de ilk omuzcu kopuş
2025’te DİSK-KESK-TMMOB-TTB doğrudan “Taksim’i bıraktık” diyerek yola çıkmadı. Önce Taksim meşruiyetini gösterdi, Taksim’i tarihsel alan olarak andı, başvuru ve izin hattını işletti, ardından Kadıköy’e çekildi. Kritik formül şuydu: Taksim iradesini söylemde tut, bedeni Kadıköy’e taşı. Bu formül, dörtlünün klasik kulis çakallığıydı. Taksim lafı elde tutuluyor, risk Kadıköy’de eritiliyor, geniş muhalefet fotoğrafı Kadıköy’de toplanıyordu. 2026’da aynı manevra “yine Taksim deyip Kadıköy’e gidiyor” diye açıkça tartışıldı (🔗).
2025 Kadıköy’ünde kulis çakallığı dörtlüdeydi. DİSK, KESK, TMMOB ve TTB alana karar verdi; CHP ve DEM bu alanın iki büyük siyasal dekorunu sağladı; sendikalar, meslek örgütleri, sosyalist yapılar, feministler, ekolojistler ve öğrenciler kalabalık bedeni doldurdu. Bu kulis şunu yaptı: Birbirini rahatsız eden herkes aynı kutuya kondu, kutunun üstüne “emek, barış, demokrasi” etiketi yapıştırıldı.
2025 Kadıköy’ünün kürsü horozluğu CHP-DEM-dörtlü protokolündeydi. Kürsü, alanın gerçek çatışmasını görünmez kılmak için konuştu. CHP figürleri parlamentarist mağduriyet estetiğini taşıdı; DEM figürleri Kürt siyasal hafızasını ve tutsak siyasetçi selamlarını sahneye soktu; dörtlü başkanları sendikal ciddiyet verdi. Ortaya çıkan şey emek mitingi kılığına sokulmuş geniş muhalefet kürsüsüydü. Herkes kürsüye kendi horoz tüyünü taktı.
2025 Kadıköy’ünün tribün maymunluğu kalabalıkta çıktı. TİP, TKP, EMEP, SOL, DEM, BDSP, Köz, SMF, feministler, ekolojistler, öğrenciler, sendikalar, meslek örgütleri aynı fotoğrafta durdu. Kortejler birbirini siyasal olarak taşımıyordu; sadece yan yana görünme işi yapıyordu. Tribün, çelişkiyi alkışla kapattı. Herkes kendi pankartıyla ayrı hikâye yazdı, fotoğraf ise birlik diye satıldı.
Bu sırada ilk gerçek kopuş omuzculardan geldi. Taksim Tertip Komitesi, dörtlünün Kadıköy tavizine karşı Taksim’i fiili hedef yaptı. “Taksim haktır, halkındır” sözü burada slogan olmaktan çok parkur ilanıydı. Şişli Camii önü, Mecidiyeköy, barikat, gözaltı, hukuk-sağlık-iletişim hazırlığı omuzcu kulisin bedensel planıydı. Bu hat eski adlandırmalarla serkeş/eksenci denen Taksimci hattın son adıyla omuzcular oldu. Omuzcular Taksim’i fikir olmaktan çıkarıp tutulmaya gidilecek yer yaptı (🔗).
29-30 Nisan 2025’te omuzculara ön gözaltı darbeleri geldi. Taksim Tertip Komitesi’nin basın toplantısı sonrasında İstanbul’da operasyonlar yapıldı; soL’un haberine göre iki ayrı operasyonda 22 kişi gözaltına alındı, bunlardan 8’i Taksim çağrısı yapan komite üyeleriydi. Kataş-Sen Genel Başkanı Şahin Başaraner, İnşaat-İş Örgütlenme Sekreteri Yunus Özgür ve Limter-İş Genel Başkanı Kamber Saygılı gibi sendikal figürler bu hatta yer aldı (🔗).
1 Mayıs 2025’te Mecidiyeköy-Taksim hattı omuzcuların ilk büyük boğa koşusuna dönüştü. Evrensel, Taksim’e yürümek isteyen gençlerin polis şiddetiyle karşılaştığını, darbedilerek gözaltına alındığını ve gözaltı sayısının 407 olduğunu yazdı. Anadolu Ajansı ise 408 gözaltı ve ertesi gün 36 kişinin adliyeye sevk edildiğini aktardı (🔗) (🔗).
Omuzcu kulis burada karşı-tertip olarak çalıştı: toplanma noktası, basın açıklaması, gençlik forumları, hukuk ağı, sosyal medya çağrısı, gözaltı beklentisi. Omuzcu kürsü barikat önünde kuruldu: mikrofon yerine polis bariyeri, sahne yerine Mecidiyeköy kaldırımı, alkış yerine gözaltı aracı. Omuzcu tribün gençlikte, mücadeleci sendikalarda, sosyalist yapılarda ve “ben de oradaydım” rozetinde büyüdü. Beden tutuldukça siyaset yaptığını sandı. “Tutmayın lan beni” performansının ilk provası buydu.
2026’ya gelirken: suni denge artık aynı kutuya sığmadı
2026’ya girilirken dörtlü aynı manevrayı tekrar etti. Taksim meşruiyeti bir kez daha anıldı, Kadıköy bir kez daha fiili alan yapıldı. Ancak 2025’in aksine Kadıköy artık herkesi aynı fotoğrafta tutacak güçte değildi. Aradan Öcalan çağrısı, PKK fesih beyanı, video mesaj ve uçurum bildirisi geçmişti. Suni denge yalnız yorulmamış, içeriden kimyasal olarak değişmişti.
TKP, 2026’da Kartal’a ayrıldı. Kendi açıklamasında 1 Mayısların düzen siyaseti tarafından içeriksizleştirildiğini, işçi sınıfının bağımsız ideolojik ve siyasal kimliğinin silikleştiğini, CHP ve DEM’li siyasetçilerin sendikal kürsülere taşındığını, Taksim meselesinin görüntü verme işlemine indirildiğini söyledi. Bu, “Kadıköy’de durulacak zemin kalmadı” cümlesinin TKP dilindeki karşılığıydı (🔗).
Omuzcular ise 2026’da daha planlı döndü. Taksim İnisiyatifi büyüdü; mücadeleci sendikalar ve sosyalist kurumlar 1 Mayıs günü 11.00’de Mecidiyeköy’de buluşup Taksim’e yürüme kararı aldı. Sendika.Org, 2026’da Taksim hattında DİSK/Enerji-Sen, DGD-SEN, Kataş-Sen, PTT-Sen, DİSK/Limter-İş, İnşaat-İş, Öğretmen Sendikası, TSS-İŞ, Yapı Yol-İş; Halkevleri, Umut-Sen, Devrimci Hareket, Kızıl Parti, Mücadele Birliği, ESP, Partizan, Sosyalist Mücadele İnisiyatifi, Alınteri, Köz, Komün ve Devrimci Çözüm gibi yapıların yer aldığını yazdı. Aynı hatta TİP, TÖP, Devrim Partisi, Birleşik Komünist Parti, Kaldıraç, BDSP, Birleşik İşçi Hareketi, Dev Tekstil ve TOMİS gibi dış-geçiş halkaları da eklendi (🔗).
28 Nisan 2026’da omuzculara ön operasyon geldi. ÇHD’nin aktarıldığı haberlerde 47 kişinin gözaltına alındığı, 23 kişinin adliyeye sevk edildiği, 14 kişi hakkında tutuklama ve 9 kişi hakkında ev hapsi kararı verildiği belirtildi. 1 Mayıs’tan önce beden yine tutuldu; omuzcu performans daha meydana varmadan başladı (🔗).
Valilik 2026’da ayrışmayı mekâna çiviledi. Kadıköy dörtlüye, Kartal TKP’ye açıldı; Beyoğlu, Şişli, Fatih ve Beşiktaş’ta açık alan toplantısı, yürüyüş, basın açıklaması ve benzeri eylemler yasaklandı. Devlet/iktidar sahneyi çok basit kurdu: süreççiler izinli Kadıköy’de yayılacak, uçurumcular izinli Kartal’da sahne alacak, omuzcular yasaklı Taksim hattında tutulacak (🔗).
Kadıköy 2026: süreççi kekoluk bedene bindi
Kadıköy 2026’nın kulis çakallığı, izinli alanda tanınma sahnesi kurmaktı. DİSK-KESK-TMMOB-TTB ana kulis blokuydu; DEM/HDK/KESK hattı süreççi ağırlığı taşıdı; CHP/İBB alanı geniş muhalefet fotoğrafı olarak tuttu; Valilik ise bu izni vererek sahnenin dış yönetmenliğini yaptı. Kulis, Kadıköy’ü “emek, adalet, barış, demokrasi” başlığıyla güvenli bir süreç alanı haline getirdi. Sendika.Org’un 2026 Kadıköy aktarımında mitingin Haydarpaşa ve Söğütlüçeşme kollarından yürüdüğü, DİSK-TTB-TMMOB’un Haydarpaşa’dan, KESK’e bağlı sendikalar ile CHP, EMEP, EHP, DEM Parti, SMF, Devrimci Parti, feministler ve ekoloji örgütlerinin Söğütlüçeşme’den yürüdüğü yazıldı (🔗).
Bu iki kol bile bedenin iç ayrımını gösteriyordu. Haydarpaşa kolu kurumsal-mesleki gövdeydi. Söğütlüçeşme kolu süreççi-siyasal gövdeydi. Aynı meydana giren iki beden vardı: biri “dörtlü protokolü”, diğeri “süreç forsu”. Süreççi kekoluk burada başladı; izinli alanda radikal görünme sporu yapıldı.
Kadıköy’ün kürsü horozluğu ortak bildirgede, Türkçe-Kürtçe metinde, “barış, demokrasi, laiklik, Kürt sorununun demokratik çözümü” vurgusunda, Arzu Çerkezoğlu’nun “eşitlik, adalet, barış, kardeşlik” dilinde ve Koma Vejin sahnesinde toplandı. Kürsü işçiden söz ederken bedeni tanınma törenine dizdi. Ortak metnin özeti Türkçe ve Kürtçe okundu; sahneye Koma Vejin çıktı; süreç, bildirgeden konser programına geçti. Beden mikrofon başında sıraya girdi: önce bu dil, sonra o dil, sonra sahne, sonra tanınma ritmi (🔗).
Kadıköy’ün tribün maymunluğu, Kürtçe slogan, halay, Öcalan görselli bayrak-pankart ve düşük tempolu izinli yayılma üzerinden çalıştı. Söğütlüçeşme kolunda “Sosyalizmde ısrar, insan olmakta ısrar” pankartı ve Abdullah Öcalan bayrağı taşınması üzerine polis müdahalesi yaşandı. DEM Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, bu müdahaleyi “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” bağlamında çelişki olarak yorumladı. İşte süreççi kekoluğun kusursuz bedensel sahnesi: simgeyi omza al, polis gelince “ama süreç vardı” diye protokol sitemi üret (🔗).
Süreççi tribün kendini sloganla anlatmadı; bedeniyle ele verdi. Öcalan görseli taşındı. Kürtçe ses yükseldi. Türkçe-Kürtçe metin okundu. Koma Vejin sahneye çıktı. DEM/HDK görünürlüğü alana yayıldı. CHP ve dörtlü aynı alanın meşru çerçevesini verdi. Tüm bunlar izinli bir alanda, bariyerlerin gölgesinde, düşük tempolu ve dağınık biçimde yaşandı. Bianet’in fotoğraflı Kadıköy aktarımı, yağmurun gün boyu dinmediğini ve 1 Mayıs’ın bariyerlerin gölgesinde dağınık, düşük tempolu geçtiğini yazdı; katılımcıların gündeminde sık sık Mecidiyeköy-Taksim hattında yaşananlar vardı (🔗).
Süreççi kekoluk burada tam şekline kavuştu. Kadıköy bedeni kendi meydanında bile Taksim’deki tutulma sahnesinden heyecan ödünç aldı. İzinli alanda yayıldı, simgeyle kabardı, müdahale görünce sürece sitem etti, düşük tempoyu “barış-demokrasi” yüzüyle kapattı. Kürsü uslu, tribün forslu, kulis hesapçıydı. Ortaya çıkan beden, “tanınınca büyüdüm” sanan ama ilk itişte büyüklerden hakemlik isteyen bir tanınma bedeni oldu.
Kartal 2026: uçurumcu müsamere sahneye dizildi
Kartal’ın kulis çakallığı, Kadıköy karışımından kaçıp temiz bir sınıf-cumhuriyet sahnesi kurmaktı. TKP, İstanbul’da Kartal, Ankara’da Anıtpark, İzmir’de Bostanlı Demokrasi Meydanı ve Adana’da İller Bankası Kavşağı olmak üzere dört merkezli miting kararı aldı. Bu, sadece başka bir alan seçimi değildi; Kadıköy’deki CHP-DEM-süreççi karışıma karşı “biz kendi temiz sahnemizi kurarız” hamlesiydi (🔗).
Kartal’ın kürsü horozluğu programda açıkça görüldü. İşçi Temsilcileri Meclisi Sözcüsü ve metal işçisi Aydaner Aktaş, gazeteci Barış Terkoğlu, TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan ve Birleşik Emekliler Sendikası Genel Başkanı Mahmut Şengül konuşmacı olarak duyuruldu. An Vokal, Arda Kavaklıoğlu, Gülcan Altan, Nejat Yavaşoğulları, Senan Kara ve Irkçılığa Karşı Kardeşlik Korosu sahne programına yerleştirildi. Bu, mitingden çok sahne cetveliydi: işçi konuşacak, gazeteci manidar bakacak, emekli başkanı ülke diyecek, genel sekreter final yapacak, koro duyguyu bağlayacak (🔗).
Kartal’ın tribün maymunluğu düzenliydi. soL, Kartal’da binlerce emekçinin “Eşitlik ve özgürlük işçilerle gelecek” pankartı altında toplandığını, sahnenin emekçilerin, emeklilerin, kadınların, cumhuriyetçilerin, devrimcilerin ve sanat emekçilerinin olduğunu yazdı. Program Gülcan Altan’ın 1 Mayıs Marşı’yla başladı, Irkçılığa Karşı Kardeşlik Korosu sahneye çıktı. Tribün burada koşmadı, taşmadı, sürüklenmedi; pankart altına park etti, koro dinledi, konuşmacı sırası bekledi (🔗).
Uçurumcu müsamerenin bedensel özü buydu: sınıf mücadelesi rol dağılımına çevrildi. Her kategoriye bir temsilci, her temsile bir konuşma, her konuşmaya bir manidar bakış verildi. Kartal’da beden barikata gitmedi; sahneye dizildi. İşçi, emekli, gazeteci, genel sekreter, koro, sanatçı, gençlik ve pankart aynı okul gösterisi disiplinine bağlandı.
“Morukça bön manidarlık efekti” tam burada çalıştı. Ülke büyük, tehlike büyük, cumhuriyet büyük, sosyalizm büyük, düzen alçak, emperyalizm barbar, sahne fazla düzgün. Felaket anlatısı kocaman, koreografi fazla temizdi. Kadıköy’de süreççiler simgeyle şişerken, Kartal’da uçurumcular kaşlarını çatıp ülke maketi başında konuştu. Ortaya çıkan beden, “öğretmenim, sosyalist Türkiye şiirimizi okuyacağız” bedeniydi.
Kartal’ın infantilliği, itirazının her yönüyle boş olmasından kaynaklanmadı. TKP’nin 1 Mayısların CHP/DEM kürsüsüne dönüşmesi ve işçi sınıfı kimliğinin silikleşmesi eleştirisi gerçek bir damara bastı. Infantil olan şey, bu gerçek damarı ayrı izinli sahne, koro, konuşmacı sırası, manifesto ve temiz pankart disipliniyle çözdüğünü sanmasıydı. Kadıköy’in kirli karışımından çıkıp sınıfı sahne maketine dönüştürdü.
Taksim/Mecidiyeköy 2026: omuzcu eşelenme tutulma performansına dönüştü
Taksim hattının kulis çakallığı, karşı-tertipti. 2025 Taksim Tertip Komitesi’nin yerini 2026’da daha geniş Taksim İnisiyatifi aldı. Hukuk, sağlık, iletişim, sendika temsilcileri, gençlik forumları, sosyalist kurumlar, Valiliğe bildirim, Mecidiyeköy çağrısı, gözaltı ihtimali, sosyal medya yayını; hepsi bir tutulma organizasyonu olarak çalıştı. Omuzcu kulis, boğa koşusunun WhatsApp grubu gibiydi: nerede toplanıyoruz, kim gözaltı listesini tutuyor, kim canlı yayına düşüyor, hangi pankartla yürüyoruz.
Omuzcu kürsü, sahneye sahip olmadığı için barikatta horozlandı. “Taksim halkındır”, “Taksim işçi sınıfının tarihsel hakkıdır”, “hak izne tabi değildir”, “Mecidiyeköy’de buluşup Taksim’e yürüyoruz” cümleleri bu karşı-kürsünün ana laflarıydı. Fakat yine aynı mesele: laf tek başına boş. Bu kürsünün gerçek bedeni, polisle temas anında çıktı.
Bianet’in dakika dakika aktarımına göre 1 Mayıs 2026 sabahı saat 10.00’da polis barikatı Cevahir AVM önünden Torun Center ve Çevre Yolu’na kadar genişletti; basın mensupları barikat dışına çıkarıldı. Saat 10.30’da Çevre Yolu altında toplanmak isteyenlere müdahale edildi ve bir yurttaş gözaltı aracına götürülürken “Taksim halka kapatılamaz” sloganı attı (🔗).
Omuzcu eşelenmenin bedensel delili bundan daha çıplak olamazdı. Beden tutuluyor, kolundan çekiliyor, araca taşınıyor, slogan tam taşınma anında çıkıyor. “Tutmayın lan beni” performansı burada siyasal biçim aldı. Taksim’e gitmek, baştan tutulmaya gitmekti. Tutulma da sonra politik sertifika yapıldı.
ÇHD İstanbul Şubesi, 1 Mayıs kapsamında İstanbul’da 576 kişinin gözaltına alındığını, bunların tamamının daha sonra serbest bırakıldığını açıkladı; 28 Nisan operasyonlarında 14 kişinin tutuklandığı bilgisi de aynı süreçte verildi (🔗). Euronews, ÇHD’ye göre 576 gözaltı, İstanbul Valiliği’ne göre 575 gözaltı olduğunu; gözaltına alınanlar arasında çocuklar, avukatlar ve basın mensupları bulunduğunu aktardı (🔗).
Bu sayılar omuzcu tribünün skor tabelasıydı. 575 mi, 576 mı? Devrimci San Fermín’de kaç kişi boğanın önünde yakalandı tartışması. Mecidiyeköy parkuru polis tarafından çizildi: Cevahir, Torun Center, Çevre Yolu. Basın bile barikat dışına atıldı; çünkü bu performansın görüntüye ihtiyacı vardı. Polis yalnız yürüyeni değil, yürüyüşü kaydedecek gözü de sahneden itti.
Omuzcu tribün bu yüzden diğer iki tribünden daha fiziksel çalıştı. Kadıköy tribünü izinli alanda simgeyle şişti. Kartal tribünü pankart altında sıraya girdi. Taksim tribünü tutuldu, sürüklendi, taşındı, gözaltı aracına bindirildi. Omuzcular stratejiyi omuza indirdi: yan yana dur, sıkış, itil, tutul, sürüklen, sonra buna tarih de.
Bu hattın bir başka önemi Kadıköy’den kan çekmesiydi. 2025’te Kadıköy fotoğrafında duran ya da süreç havzasıyla temaslı olan bazı yapılar 2026’da Taksim’e yöneldi. TİP, TÖP, Köz, BDSP, Kaldıraç, Komün/Kömün hattı, ESP, Partizan, DİSK/Enerji-Sen, DİSK/Limter-İş, Umut-Sen, Halkevleri ve gençlik örgütleri bu akışın farklı halkalarıydı. Taksim’e gidenlerin hepsi saf omuzcu kökten gelmedi; bir kısmı süreç havzasının fazla Kadıköyleşmesinden, dörtlünün tekrarlanan tavizinden ve Kartal’ın fazla düzgün müsameresinden kaçıp barikat parkuruna girdi.
Böylece omuzcu eşelenme aynı anda aptalca ve etkili oldu. Aptalcaydı, çünkü Taksim hakkını boğa koşusu koreografisine çevirdi. Etkiliydi, çünkü Kadıköy’den gerçek örgüt, gençlik ve enerji çekti. Kulis “Taksim’e yürüyoruz” dedi; kürsü “hak izne tabi değildir” dedi; tribün “tutulurken bağıran beden” oldu.
Dokuzlu devre: kulis, kürsü, tribün üç cephede aynı çocukluğa çalıştı
Süreççi kulis, Kadıköy’ü izinli süreç alanı yaptı. Dörtlü alanı tuttu, DEM/HDK/KESK hattı süreççi içeriği koydu, CHP/İBB geniş muhalefet dekorunu verdi, Valilik sahneyi mühendisledi. Süreççi kürsü bu ayarı “emek, adalet, barış, demokrasi, Kürt sorununun demokratik çözümü” diye paketledi. Süreççi tribün Öcalan görseli, Kürtçe slogan, Koma Vejin, Türkçe-Kürtçe metin, halay ve düşük tempolu izinli yayılmayla yankıladı. Çocukluk burada tanınma sarhoşluğuydu: izinli alanda şiş, sınır yokla, müdahale görünce sürece sitem et.
Uçurumcu kulis, Kadıköy karışımından kaçıp Kartal’da kendi temiz sahnesini kurdu. TKP merkezi ve İstanbul örgütü dört merkezli programı hazırladı. Uçurumcu kürsü işçi temsilcisi, gazeteci, emekli başkanı, genel sekreter, koro ve sanatçıları sıraya dizdi. Uçurumcu tribün TKP kitlesi, TKG, İşçi Temsilcileri Meclisi, Birleşik Emekliler, koro ve pankart altı düzenle çoğaldı. Çocukluk burada temiz oda fantazisiydi: karışık alanı terk et, kendi oyuncaklarını simetrik diz, sonra buna sınıf kürsüsü de.
Omuzcu kulis, Taksim’e yürüyüşü karşı-tertip olarak kurdu. Taksim İnisiyatifi, mücadeleci sendikalar, İşçi Emekçi Birliği, gençlik forumları, TİP/TÖP gibi geçiş halkaları bu hazırlığı büyüttü. Omuzcu kürsü barikat önünde, basın açıklamasında, gözaltı anında, sosyal medya çağrısında kuruldu. Omuzcu tribün Mecidiyeköy’de, Çevre Yolu altında, Beşiktaş’ta, Yenikapı’da, Boğaziçi Köprüsü çevresinde tutulma anlarıyla belirdi. Çocukluk burada tutulma performansıydı: tutulacağını bilerek tutulma hattına gir, tutulurken bağır, sonra tutulmayı hakikat belgesi yap.
Üç cephe farklı görünüyordu. Kadıköy çok dilli ve süreççiydi. Kartal manifestolu ve cumhuriyetçiydi. Taksim barikatlı ve omuzcuydu. Fakat üçünde de aynı infantil devre çalıştı. Kulis ayarladı, kürsü böbürlendi, tribün bedeniyle oynadı. Politika büyümedi; çocukluk büyüdü.
Baştan sona akışın çıplak sonucu
2025’te dörtlü Taksim lafını elinde tutup Kadıköy pratiğine çekildi. Bu hamle Kadıköy’de suni denge kurdu. Aynı alanda DEM, TKP, TİP, EMEP, SOL, BDSP, Köz, feministler, ekolojistler, öğrenciler ve sendikalar durdu. İlk kopuş omuzculardan geldi; Taksim Tertip Komitesi Kadıköy tavizini reddetti, Mecidiyeköy-Taksim hattında tutulma bedeniyle sahneye çıktı. 2025 1 Mayıs’ında 407/408 gözaltı bu ilk tutulma rozetini üretti.
Ardından süreç motoru hızlandı. Öcalan çağrısı, PKK fesih kongresi, fesih beyanı ve video mesajı süreççi bedeni büyüttü. Uçurum bildirisi bu büyümeye karşı cumhuriyetçi alarmı kurdu. 2026’ya gelindiğinde dörtlü yine Kadıköy dedi; TKP Kartal’a ayrıldı; Taksim İnisiyatifi büyüdü; Valilik Kadıköy ve Kartal’a izin verip Taksim çevresini yasakladı.
1 Mayıs 2026 sabahı Taksim/Mecidiyeköy’de omuzcu beden tutulmaya gitti. 575/576 gözaltı, barikat parkuru, gözaltı aracına taşınırken slogan, basının dışarı atılması ve 28 Nisan operasyonlarının tutuklama tortusu bu eşelenmenin bedensel kaydı oldu. Aynı gün Kadıköy’de süreççi beden izinli alanda simgeyle kabardı: Öcalan görseli, Türkçe-Kürtçe metin, Koma Vejin, Kürtçe slogan, süreç sitemi, düşük tempo. Kartal’da uçurumcu beden sahneye dizildi: işçi temsilcisi, gazeteci, emekli başkanı, genel sekreter, koro, sanatçı, pankart altı düzen.
1 Mayıs 2026’da sloganlar konuşmadı; bedenler konuştu. Kadıköy’de beden izinli alanda tanınma forsu yaptı. Kartal’da beden okul müsameresine dizildi. Taksim’de beden tutulmak için eşelendi. Üçü de kendi çocukluğunu ciddiyet diye sahneledi.






























Geri bildirim: Phantomoperand 👻🪸🐈⬛ | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Türk/Kürt Karı Forsunu Din Yapan CHP/DEM’in İma Sporu Çürük Teyit Organıdır | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Leş Kavgaları: Teşhir Hosteslerinin Abluka Yarma Şovu | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Dünden Bugüne Şapkalı Hocalarla Sigortalı Hüsranlar | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER