Kimin Yanağı Daha Pembe Yarışları: Gerzekçe Sapıklık Olarak Cheekmaxxing

(playlist)

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

👻🪸🐈‍⬛ Phantomoperand 👻🪸🐈‍⬛

James Cameron’ın Q’orianka Kilcher davası, pembe yanak düzeninin en berrak açılış sahnesidir. Dışarıdan bakınca mesele basit bir övgü hikâyesi gibi görünür: genç bir oyuncu Pocahontas rolünde görülür, yüzü etkileyici bulunur, bu yüzün havası yıllar sonra Avatar’ın Neytiri karakterine taşınır. Fakat dava tam bu övgü noktasında patladı. Kilcher, Cameron ve Disney’in kendi yüz benzerliğini Neytiri tasarımında izinsiz kullandığını, bunu ticari bir karakterin hammaddesine çevirdiğini iddia etti. Reuters’ın aktardığı dosyada dava, California’daki kişilik hakkı ve ticari benzerlik kullanımı eksenine oturuyor; iddia, 2005’te The New World filmindeki Pocahontas rolü sırasında çekilen görüntüsünün Avatar’daki Neytiri tasarımına kaynak yapılmasıdır (🔗).

Buradaki esas sahne güzellik sahnesi değil, mazbata sahnesidir. Kadının yüzü sadece beğenilmez; role atanır. “İlham” denen şey, yüzün kişiden koparılıp temsil organı yapılmasıdır. Kilcher’ın yüzü önce Pocahontas rolüne sokulmuş bir yüzdür; sonra aynı yüz kodu Neytiri’ye bağlanır. Pocahontas yüzü, Avatar yüzüne tercüme edilir. Övgü, kullanım hakkı gibi çalışır. Beğenildiği söylenen yüz, ticari karakterin parçası olur. The Guardian’ın aktardığı iddiada Kilcher, Avatar’ın yerli meselelerine duyarlı görünmeye çalışan bir franchise içinde gerçek bir yerli oyuncunun yüzünün rızasızca sömürüldüğünü ileri sürüyor (🔗).

Cheekmaxxing burada başlar. Cheekmaxxing, yanağı güzelleştirme çabası değildir. Bir yüzü siyasal, kültürel, ticari ve ahlaki teyit organına çevirme tekniğidir. Yüz kişiye ait kalmaz; kampın, filmin, partinin, hareketin, etnik görüntü kalıbının malzemesi olur. Yanak, elmacık kemiği, boyun, saç, ruj, dolgu, zayıflık, solgunluk, köy, toprak, soy, babaannenin sözü, bayrak ve etnik ad aynı sahte belge zincirinde birleşir. Yüz artık bakılan şey olmaktan çıkar; onay veren damga gibi çalışır.

Bu düzenin gerzekçe tarafı açıktır: dosya yerine yüz geçirilir. Sapıkça tarafı da açıktır: insan yüzü, başkasının temsil iştahına malzeme yapılır. Irkçı tarafı daha derindedir: yüz kalıpları Türk, Kürt, Yörük gibi adlara yapıştırılır; topluluk adları saç, kemik, ruj, yanak, boyun, toprak ve ten şemalarına indirgenir. Bir süre sonra gerçek insanlar konuşulmaz; “Kürt yüzü”, “Türk kadını”, “Yörük kızı” gibi sahne organları konuşur. Irkçılık burada yalnız hakaret sözcüğünden ibaret kalmaz; görüntü kalıbının etnik adla mühürlenmesi haline gelir.

Ariel’den Pocahontas’a: bebekyüzün sertleştirilmesi

Pembe yanak düzeninin eski hali Ariel’dir. Ariel tipi yuvarlak yüz, iri göz, küçük burun, yumuşak çene, çocuk-kadın merakı ve korunacaklık üzerinden çalışır. Bu açık pembe yanaktır. Pembe yanak burada saklanmaz; doğrudan masumiyet, narinlik ve sevimlilik üretir.

Pocahontas bunun karşıtı gibi çıkar. Yüz uzar, elmacık kemiği belirginleşir, çene sertleşir, bakış ağırlaşır, saç uzar, doğa ve kabile dekoru devreye girer. Bebekyüzden uzaklaşılmış gibi yapılır. Fakat bu uzaklaşma pembe yanak düzeninden çıkış sağlamaz. Tam tersine, pembe yanak daha etkili hale gelir. Ariel’de masumiyet çocuklukla çalışır; Pocahontas’ta masumiyet kemikle, saçla, yüz hattıyla ve yerli-vicdan dekoruyla çalışır. Disney’in Pocahontas karakterini doğaya, kabileye ve toprakla bağlantılı bir figür olarak sunması, bu yüzün yalnız çizgi film yüzü olmadığını, bir temsil kalıbı olarak kurulduğunu gösterir (🔗).

Bebekyüzün açık hali kolay yakalanır. Yuvarlak yüz, iri göz, yumuşaklık ve narinlik açıkça bakım refleksi üretir. Pocahontas algoritması bu açıklığı kapatır. “Ben bebekyüz değilim” mesajı verilir; ama aynı masumiyet yetkisi sert yüzle sürdürülür. Yanak pembe görünmez; elmacık kemiği pembe yanağın yerini alır. Allık görünmez; tarihsel rol boyası devreye girer. Çocukluk görünmez; kabile-vicdan sahnesi devreye girer. Bütün düzen aynı kalır: yüz, karşısındakinden ahlaki taraf tutma ister.

Cameron davası bu yüzden Pocahontas algoritmasının devamıdır. The New World’de Pocahontas rolüne sokulan Kilcher yüzü, Avatar’da Neytiri’ye açılan yola bağlanır. Neytiri, Ariel gibi yuvarlak ve bebeksi bir yüz değildir. Mavi, dijital, savaşçı, keskin ve kabile dekoruna bağlıdır. Fakat işlev yine pembe yanaktır. Seyirciye hangi tarafta duracağını yüz söyler. Neytiri’nin yüzü, izleyiciye dava mazbatası verir. Kilcher’ın davası tam bu gerzekçe sapıklığı açığa çıkarır: yüz övülür, yüz kullanılır, yüz role atanır, yüz ticari malzemeye dönüşür. People’ın aktardığına göre Kilcher, Cameron’ın kendisine 2010’da imzalı bir Neytiri eskizi verdiğini, bu jesti sonradan yüzünün tasarımda kullanıldığı iddiasıyla birlikte düşündüğünü belirtiyor (🔗).

Karı forsu ve çürük teyit organı

Bu yüz düzeni Türkiye’de “karı forsu” denen sahne organıyla birleşir. Yersiz Şeyler’deki formül bunu doğrudan koyar: siyaset teyit organı kurmak yerine bakış organına oynar; kadınlık, eşlik, annelik, acı, aile, bekleyiş, barış, fedakârlık gibi işaretler belge yerine geçirilir (🔗). Burada “karı forsu” bir övgü alanı değildir. Kadın figürünün sahte teyit organı yapılmasıdır. Kadın figürü bilgi üretmez; bilgi yerine geçirilir. Dosya açılmaz; yüz gösterilir. Tutanak okunmaz; aile sahnesi kurulur. Sorumluluk zinciri çıkarılmaz; anne, eş, kadın, kız, köylü, Yörük, Türk, Kürt gibi rol adları dolaşıma sokulur.

Bu düzenin en pis numarası, gerçek acıyı yakıt yapmasıdır. Gerçek tutuklama, gerçek yoksulluk, gerçek köy baskısı, gerçek devlet şiddeti, gerçek şirket saldırısı, gerçek aile parçalanması, gerçek ölüm, gerçek açlık ve gerçek güvencesizlik sahneye gelir. Fakat bu gerçeklik kayıt zincirine bağlanacağı yerde yüz aurasına bağlanır. Gerçek dosya sahneye malzeme verir; sahne dosyanın üstüne çöker. Böylece çürük teyit organı çalışır: kanıt yerine yüz, tutanak yerine yanak, emir zinciri yerine gözyaşı, mahkeme yerine aile pozu, tapu yerine toprak sözü.

Karı forsu tam burada sapıkçadır. Kadını yücelten bir jest gibi görünür, ama kadını role çakar. “Kadın burada”, “ana burada”, “eş burada”, “Yörük kızı burada”, “Türk kadını burada”, “Kürt kadını burada” dendiği anda kişi sahneden çekilir, temsil organı kalır. Bu organ bazen makyajsız kemik, bazen abartılı ruj, bazen babaannenin sözü, bazen bayrak, bazen zeytin ağacı olur. Hepsinde aynı mekanizma çalışır: somut olay yüz sahnesiyle yutulur.

Kürt karı forsu: kemiğin belge yapılması

Kürt karı forsu, Pocahontas yanağını solgunlaştıran yerel biçimdir. Bu sahnede bebekyüz açıkça dışarıda bırakılır. Yuvarlaklık yerine uzun yüz, yumuşaklık yerine kemik, allık yerine solgunluk, süs yerine yorgunluk, cilve yerine yas, kişisel görünürlük yerine kolektif acı devreye girer. Kıvırcık veya uzun saç, görünen boyun kemiği, ince yüz, sert bakış, makyajsızlık iddiası, ana, barış, özgürlük, süreç, dağ, yas, direniş gibi kodlar aynı görüntü kalıbına bağlanır.

Bu kalıp “pembe yanak değilim” der. Fakat tam da bu cümleyle pembe yanak olur. Çünkü pembe yanak burada renkle çalışmaz; acıyla çalışır. Allık yerine boyun kemiği geçer. Dudak yerine suskunluk geçer. Yuvarlak yanak yerine elmacık kemiği geçer. Çocuk masumiyeti yerine tarihsel acı rolü geçer. Yüz, “bana soru sorma, ben zaten acının yüzüyüm” diye çalışır.

Kabak tadı burada çıkar. Aynı solgun-kemikli kadın figürü her dosyanın önüne geldiğinde bilgi üretimi durur. Soru soran kişi sürece, barışa, kadına, acıya, ana figürüne saldırmış gibi kodlanır. Böylece gerçek acı bile sahne hilesine çevrilir. Gerçek baskı ve gerçek haksızlık, yüzün dokunulmazlık üretmesine malzeme olur. Yüz artık yaşamın yüzü değil, kapatma mekanizmasıdır.

Bu aşamada “Kürt” adı da kirlenir. Çünkü gerçek Kürtler, gerçek Kürt kadınları, gerçek toplumsal çeşitlilik, gerçek sınıf farkları, gerçek siyasal ayrımlar konuşulmaz hale gelir. “Kürt kadın forsu” denen görüntü kalıbı, Kürt adını saç, kemik, solgunluk, boyun, yas ve süreç şemasına yapıştırır. Irkçı terimleşme burada başlar. Etnik ad, yüz tipolojisinin etiketi olur. Biyolojik gerçeklik iddiası şart değildir; görüntü kalıbı etnik adla dolaşıma girdiğinde ırkçılık zaten başlamıştır.

Türk karı forsu: rujun bayrak yapılması

Türk karı forsu, Kürt forsun solgun-kemikli sahnesine karşı renkli, sert, makyajlı ve bayraklı bir dengeleme kurar. Bu kez bebekyüz yine dışarıda bırakılır; fakat doğallık iddiası yerine aşırı görünürlük gelir. Platin veya boyalı saç, sert kaş, belirgin ruj, büyütülmüş dudak, dolgu, kontür, plastikleşmiş yüz, meydan pozu, aile, Cumhuriyet, vatan ve bayrak aynı sahneye bağlanır.

Bu kalıp da “pembe yanak değilim” der. Fakat bu kez inkâr boyayla yapılır. “Ben süs değilim, meydanım” denir. “Ben ruj değilim, bayrağım” denir. “Ben makyaj değilim, Cumhuriyet kadınıyım” denir. Buradaki gerzekçe sapıklık, makyajın ortadan kalkması değildir; makyajın ahlaki mazbataya dönüşmesidir. Ruj, artık dudak boyası gibi durmaz; bayraklı cesaret imzası gibi çalışır. Platin saç, kişisel seçim gibi görünür; sahne sinyali haline gelir. Dolgu ve kontür, estetik müdahale gibi görünür; yüzün politik sertleştirilmesi haline gelir.

Plastik işlem düzeni bu sahneden ayrı değildir. Yüzün keskinleştirilmesi, yanak yağının alınması, dudak ve elmacık kemiği dolguları, çene hattı müdahaleleri, sosyal medyada yükselen looksmaxxing ve cheekmaxxing diline bağlanır. British Association of Plastic, Reconstructive and Aesthetic Surgeons, yanak yağı alma modasına karşı sinir hasarı, tükürük bezi zedelenmesi ve uzun vadeli yaşlanma etkileri gibi riskleri açıkça saydı (🔗). Guardian, looksmaxxing çevrelerinde çene hattı, elmacık kemiği ve yüz oranlarının takıntılı bir rekabete döndüğünü; gençlerin kemik kırma gibi uç pratiklere kadar kayan yüz takıntılarıyla karşılaştığını yazdı (🔗).

Bu estetik düzen baştan aşağı insanlık suçudur; hukuki dosya adı ayrıca tartışılır, fakat politik gerçeklik ortadadır. İnsan yüzü piyasa, algoritma, klinik, influencer, parti sahnesi ve etnik görüntü kalıbı arasında parçalanır. Bu düzen kızları kitlesel olarak klinik masalarına, borçlara, enfeksiyonlara, sinir hasarına, şekil bozukluklarına ve ölüme sürükler. BBL gibi işlemlerde ölüm riski uzun süredir dünyanın en tehlikeli estetik ameliyatları arasında anılıyor; Guardian, BBL için sık alıntılanan ölüm oranını 1/3000 olarak aktaran dosyasında bunu güzellik piyasasının en ölümcül taraflarından biri olarak anlattı (🔗). Tıbbi literatürde Güney Florida’da 2010-2022 arasında BBL ile ilişkili 25 yağ embolisi ölümü raporlandı; aynı çalışma, güvenlik kurallarına rağmen ölümlerin sürdüğünü gösteriyor (🔗). ITV’nin aktardığına göre İngiltere Dışişleri verileri, 2019’dan beri Türkiye’de kozmetik cerrahi nedeniyle 28 Britanyalının öldüğünü bildirdi (🔗).

Türk karı forsu bu plastik düzenle aynı mantığı paylaşır. Yüz, kişiye ait bir yüz olmaktan çıkar; sertleştirilmiş sahne yüzü olur. Pembe yanak görünür haldeyken yakalanacağı için, ruj ve plastik sertlik üzerinden inkâr edilir. “Bu pembe yanak değil, meydan” denir. “Bu estetik yarış değil, haysiyet” denir. Sonuç aynı kalır: yüz dosya yerine geçirilir.

Yörük karı forsu: toprağın yanak yapılması

Esra Işık’ın Akbelen sürecinde tutuklanıp bırakılmasıyla Yörük karı forsu sahneye çıktı. Olayın somut zemini bellidir: Muğla Milas’ta Akbelen çevresinde orman ve tarım arazilerinin linyit madeni için tahsisi, acele kamulaştırma, bilirkişi keşfi, köylülerin toprak savunusu ve şirket-devlet hattı vardır. Esra Işık 31 Mart 2026’da gözaltına alındı, “görevi yaptırmamak için direnme” suçlamasıyla tutuklandı; KadınKöy haberinde İkizköy Mahalle Muhtarı Nejla Işık’ın kızı ve Akbelen mücadelesinin görünür isimlerinden biri olarak anıldı (🔗). Bianet, Milas 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin Esra Işık hakkında yurt dışına çıkış yasağı adli kontrolüyle tahliye kararı verdiğini aktardı (🔗).

Bu dosyanın hukuki ve ekonomik zinciri kesindir: maden, kamulaştırma, zeytinlik, şirket, köylü arazisi, bilirkişi, mahkeme, adli kontrol. Fakat sahne zinciri hızla başka tarafa akar. Esra Işık “toprağımı savundum”, “bu toprakların kızıyım”, “bir köylü kızıyım” gibi cümlelerle anılır; Halk TV’nin yayımladığı mektupta “Milas bir şirketten büyüktür” cümlesi öne çıkar (🔗). Tahliye sonrası konuşmada “Benim bir babaannem var, Yörük” cümlesiyle babaannenin “hakkını arayanlara kelepçe dayanmaz” sözü aktarılır; bu söz birçok haberde Yörük kök, kelepçe ve toprak savunusu hattına bağlandı (🔗).

Yörük karı forsu tam burada doğar. Bu form, Türk karı forsunun rujlu-bayraklı şehir sahnesini toprağa indirir; Kürt karı forsunun kemik-acı-doğa hattını Türk toprağına bağlar. Ortaya “Yörük kızı”, “köylü kız”, “ata toprağı”, “zeytin”, “babaannenin sözü”, “kelepçeye sığmayan hak arama”, “toprak vatandır” gibi bir yüz kalıbı çıkar. Kadın figürü burada makyajla değil, toprakla pembeleştirilir. Yanakta renk aranmaz; zeytinlik yanak olur. Ruj aranmaz; kelepçe sözü rujun yerini alır. Platin saç aranmaz; babaannenin Yörüklüğü sahne ışığı olur.

KadınKöy’ün aynı haberinde Yörükeli Hareketi’nin Akbelen’e çağrı yaptığı, “yeşil vatan”, “ailelerimiz”, “köylerimiz ve ormanlarımız” ifadelerini kullandığı aktarılır. İstiklal Kadınları Hareketi ise Akbelen’de savunulanın yalnız ağaçlar değil, “Türk milletinin mülkiyet hakkı ve onuru” olduğunu, orada “Yörük köylülerin ata toprakları” bulunduğunu, “mülkiyet namustur, toprak vatandır” dediğini duyurdu (🔗). Bu cümleler Yörük forsun bütün makinesini açar. Toprak dosyası, namus dosyasına; mülkiyet dosyası, kadın figürüne; köylü hakları, Yörük mazbatasına bağlanır.

“Türk Kadını Burada” hareketinin Yörük sahnesinden teşekkür beklemesi de bu yüzden kişisel kapris gibi kalmaz. Pankart, sahneye giriş damgasıdır. “Biz geldik, biz sahiplendik, biz Yörükleri sahipsiz bırakmadık, bizi tanıyın” demektir. Teşekkür ekonomisi, forsun tahsilat biçimidir. Kimin geldiği, kimin paylaşım yaptığı, kimin bedeniyle sahnede durduğu, kimin tweet attığı, kimin Yörük kızını paylaşmaya hak kazandığı üzerinden yeni bir yarış kurulur.

Mahirgra hesabı çevresindeki “O Yörük kızı sana mı kaldı paylaşmak” ve “ben de Yörüğüm” atışması bu sahiplik kavgasının küçük ama berrak örneğidir. Cümledeki mesele Esra Işık’ın dosyası olmaktan çıkar; Yörük figürünün kime ait olduğu tartışılır. “Ben de Yörüğüm” cevabı, temsil mülkiyetine karşı başka bir temsil mülkiyeti kurar. Yüz artık olayın yüzü değildir; paylaşım hakkı olan bir etnik işarete dönüşür.

Yörük forsu, pembeyanak yarışının taçlanmasıdır. Çünkü kendini en az ideolojik görünen biçim olarak sunar. “Ben makyaj değilim, toprağım” der. “Ben süreç yüzü değilim, köylü kızım” der. “Ben bayraklı plastik yüz değilim, babaannenin sözüyüm” der. Tam da bu yüzden en etkili pembeyanak formuna dönüşür. Pembe, yanaktan çekilir; toprağa, zeytine, soy sözlerine ve kelepçeye dağıtılır. Yüzün mazbatası artık yalnız kadına yazılmaz; köye, soya, toprağa, Yörüklüğe yazılır.

Görüntü kalıplarının ırkçı terimleşmesi

Bu düzenin en tehlikeli sonucu, görüntü kalıplarının etnik terimlere dönüşmesidir. “Türk”, “Kürt”, “Yörük” gibi adlar toplumsal, tarihsel ve kültürel gerçekliklerin adı olmaktan uzaklaştırılır; saç, kemik, ruj, boyun, zeytin, babaannenin sözü, bayrak ve makyaj şemalarına yapıştırılır. Bir grup adı artık insanların karmaşıklığını anlatmaz; yüz filtresi gibi çalışır.

Kürt kalıbında kemik, solgunluk, uzun veya kıvırcık saç, ana, barış, yas ve süreç birbirine yapışır. Türk kalıbında ruj, boyalı saç, dolgu, bayrak, meydan, aile ve vatan birbirine yapışır. Yörük kalıbında zeytin, toprak, köylü kız, ata yurdu, babaannenin sözü ve kelepçe birbirine yapışır. Her kalıp kendini ötekinden ayırıyor gibi görünür; hepsi aynı gerzekçe sapık makineye bağlıdır. Hepsi yüzü belge yapar. Hepsi etnik adı görüntü kalıbına çevirir. Hepsi gerçek dosyayı sahneye yedirir.

Irkçılık burada yalnız “şu grup şöyledir” cümlesiyle kurulmaz. Daha sinsice bir işlem yürür. Önce bir yüz şeması kurulur. Sonra bu şema siyasal sahnede tekrar edilir. Sonra etnik veya yerel adla adlandırılır. Sonra o ad, şemanın kendisiymiş gibi dolaşır. Sonra gerçek insanlar kaybolur, rol yüzleri kalır. Bu süreçte Türk de, Kürt de, Yörük de birer insan topluluğu adı olmaktan çıkar; karikatürleşmiş sahne terimleri haline gelir. Cheekmaxxing’in ırkçılığı burada yoğunlaşır: yüz kalıbı etnik adı işgal eder.

Plastik işlem düzeni, aynı ırkçı görüntü disiplininin beden düzeyindeki uzantısıdır. Estetik klinik, sosyal medya algoritması ve siyasal sahne aynı hedefte buluşur: yüzü keskinleştir, yanağı yeniden düzenle, dudakları büyüt, çeneyi sertleştir, dolgunluğu azalt, kemiği öne çıkar, sahneye uygun sinyal üret. Yanak yağı alma işlemleri için yayımlanan uyarılarda sinir hasarı, tükürük bezi yaralanması, yaşlanma etkileri ve yüz asimetrisi gibi riskler sayılır (🔗). Buccal fat removal sonrası geçici yüz felci vakasını anlatan tıbbi çalışma, bu işlemlerin “basit güzellik” paketiyle anlatıldığı yerde yüz sinirleri ve yüz hareketleri düzeyinde doğrudan zarar ihtimali bulunduğunu gösterir (🔗).

Bu düzen kızları mağdur figürü yaparak aklanamaz. Sorun, kızların acıklı hikâyesiyle sahneyi yumuşatmak değildir. Sorun, yüzleri ve bedenleri endüstriyel işleme sokan düzenin kendisidir. Plastik işlem düzeni, reklam, ucuz klinik turizmi, influencer sahnesi, algoritmik yüz ölçümü ve estetik doktorluğu içinde ölüm üretir. “Özgüven” ve “güzellik” kelimeleri bu düzenin pazarlama örtüleridir. Kitleler halinde genç kadınlar ve kızlar bu makineye çekilir; kimi borçla, kimi influencer hayaliyle, kimi etnik veya sınıfsal yüz kalıbına yetişme baskısıyla, kimi de “keskin yüz” ve “ideal oran” saplantısıyla kliniklere sürülür. Ölüm vakaları, bu düzenin arızası değil, iç mantığının sonucudur.

Pembe yanak inkâr edilince güçlenir

Pembe yanak açıkça pembe olduğunda yakalanır. Ariel tipi doğrudan masumiyet satar. O yüzden modern sahne, pembeyi saklayarak güçlendirir. Pocahontas “ben bebekyüz değilim” der; pembe yanak kemikle geri gelir. Kürt forsu “ben süs değilim, acıyım” der; pembe yanak solgunlukla geri gelir. Türk forsu “ben makyaj değilim, meydanım” der; pembe yanak rujla geri gelir. Yörük forsu “ben ideoloji değilim, toprağım” der; pembe yanak zeytin ve babaannenin sözüyle geri gelir.

Bu inkâr düzeni yüzünden pembe yanak en çok reddedildiği yerde çalışır. “Pembe değil, kemik” cümlesi pembe yanaktır. “Pembe değil, bayrak” cümlesi pembe yanaktır. “Pembe değil, toprak” cümlesi pembe yanaktır. “Pembe değil, yerli-vicdan” cümlesi pembe yanaktır. Her defasında aynı sahte teyit kurulmuştur: yüz, kendisine ait olmayan bir hakikat mazbatası taşımaya zorlanır.

Bu mazbata düzeni James Cameron sahnesinde çıplaklaştı. Cameron’ın Kilcher yüzüne verdiği ima edilen övgü, bir yüzü role atama hareketidir. Pocahontas rolüne sokulan yüz, Neytiri’ye taşınır. Yerli genç kadın yüzü, mavi CGI savaşçı prenses yüzüne çevrilir. Övgü ile kullanım arasındaki çizgi kaybolur. Dava bu yüzden pembe yanak düzeninin timsalidir. Bir yüzün “ilham” adıyla ticari franchise’a bağlanması, karı forsunun küresel endüstri biçimidir.

Türkiye sahnesinde aynı mantık başka kostümlerle çalışır. Kürt karı forsu kemiği belge yapar. Türk karı forsu ruju bayrak yapar. Yörük karı forsu toprağı yanak yapar. Üçünde de gerçeklik malzemesi vardır; üçünde de gerçeklik yüz sahnesine bağlanınca çürür. Akbelen’de gerçek bir şirket-devlet-kamulaştırma-toprak dosyası vardır. Bu dosya Esra Işık’ın yüzüne, Yörük kızlığına, babaannenin sözüne ve “Türk Kadını Burada” pankartına bağlandığında dosya sahne tarafından yutulmaya başlar. Kürt sahnesinde gerçek acılar vardır; bu acılar kemikli kadın-vicdan yüzüne bağlandığında soru kapatma organı doğar. Türk sahnesinde gerçek güvensizlikler ve gerçek haysiyet krizleri vardır; bunlar rujlu-bayraklı kadın yüzüne bağlandığında politik dosya vitrin yüzüne dönüşür.

Cheekmaxxing’in suç dosyası

Cheekmaxxing’in ilk suçu bebekyüzü öldürüp bebekyüzcülüğü yaşatmaktır. Ariel gözden düşer; Pocahontas gelir. Yuvarlak yanak gider; elmacık kemiği gelir. Fakat bakım refleksi, masumiyet talebi ve ahlaki taraf tutma zorlaması kalır.

İkinci suç, kemiği belge yerine koymaktır. Boyun kemiği, solgun yüz, sert bakış ve makyajsızlık iddiası, kayıt zincirinin üstüne çöker. Yüz “ben zaten kanıtım” diye çalışır.

Üçüncü suç, ruju bayrak diye satmaktır. Makyaj ve estetik, kişisel süs olmaktan çıkarılıp millet, meydan, Cumhuriyet, aile ve vatan işaretine çevrilir. Yüzün plastikleşmesi sahne cesareti diye paketlenir.

Dördüncü suç, toprağı yanak yapmaktır. Zeytin, köy, ata toprağı, babaannenin sözü ve kelepçe sahnesi, hukuki ve ekonomik dosyanın önüne geçirilir. Mülkiyet zinciri, mahkeme, kamulaştırma ve şirket ilişkisi; “toprağın kızı” aurasıyla kaplanır.

Beşinci suç, etnik adı yüz şeması yapmaktır. Türk, Kürt, Yörük adları insanlardan ve tarihsel karmaşıklıktan koparılıp saç, kemik, ruj, yanak, zeytin ve boyun kalıplarına yapıştırılır. Bu, cheekmaxxing’in ırkçı çekirdeğidir.

Altıncı suç, övgüyü kullanım hakkı gibi işletmektir. Cameron-Kilcher sahnesinde bu suç küresel endüstri düzeyinde görünür. “Güzel”, “ilham verici”, “güçlü”, “yerli”, “doğal”, “cesur” gibi kelimeler yüzü serbest bırakmaz; yüzü role bağlar.

Yedinci suç, gerçek acıyı fors yakıtı yapmaktır. Gerçek acı sahneye malzeme verir; sahne gerçek dosyayı kapatır. Bu yüzden karı forsu, gerçeklikten güç aldığı ölçüde daha çürük çalışır. Yalan malzemeyle kurulan fors kolay çöker; gerçek malzemeyle kurulan fors daha sert bir sahne organı olur.

Sekizinci suç, seyirciyi ahlaki şantaja sokmaktır. Yüzü sorgulayan kişi kadına, toprağa, acıya, bayrağa, Yörüklüğe, Kürtlüğe, Türklüğe saldırmış gibi gösterilir. Böylece soru sormak sahne suçu haline getirilir. Oysa gerçek soru yüzle ilgili değildir. Gerçek soru, hangi tutanak, hangi tapu, hangi mahkeme, hangi şirket, hangi karar, hangi para akışı, hangi emir zinciri, hangi siyasi çıkar sorusudur.

Dosyaya dönüş

Pembe yanak yarışını bozacak şey yeni bir yüz aramak değildir. Daha masum yüz, daha sert yüz, daha doğal yüz, daha köylü yüz, daha makyajsız yüz, daha bayraklı yüz, daha yerli yüz arayışı aynı bataklığı büyütür. Çıkış, yüz mazbatasının iptalidir. Yüzden dosyaya dönmek gerekir. Yanak yerine tutanak, ruj yerine çıkar zinciri, kemik yerine kayıt, zeytin imgesi yerine kamulaştırma belgesi, babaannenin sözü yerine mahkeme kararı, etnik ad yerine somut aktör gerekir.

Kimin yanağı daha pembe yarışları, kimin daha güzel, daha acılı, daha yerli, daha modern, daha cesur, daha köklü veya daha sahici olduğunun yarışı değildir. Kimin yüzünün dosya yerine geçirileceğinin yarışıdır. Cheekmaxxing’in gerzekçe sapıklığı burada yoğunlaşır: yüz, saç, kemik, ruj, plastik işlem, toprak ve etnik adlar sahte teyit organına çevrilir. En etkili pembe yanak, kendini pembe yanak saymayan pembeyanaktır. Ariel bunu açıkça yaptı. Pocahontas bunu kemikle yaptı. Neytiri bunu CGI kabile yüzüyle yaptı. Kürt forsu bunu acıyla yaptı. Türk forsu bunu rujla yaptı. Yörük forsu bunu toprakla yaptı.

Sonuçta aynı sahne döner: yüz mazbata alır, mazbata fors üretir, fors dosyayı boğar. Kimin yanağı daha pembe yarışları, görüntü kalıplarının etnik adlara yapıştığı, estetik işlemlerin insan yüzünü pazara sürdüğü, gerçek acıların sahne malzemesi yapıldığı ve övgünün kullanım hakkı gibi işletildiği gerzekçe sapık bir ırkçılık düzenidir.

3 Yorum

Filed under Suni muhaberat

3 responses to “Kimin Yanağı Daha Pembe Yarışları: Gerzekçe Sapıklık Olarak Cheekmaxxing”

  1. Geri bildirim: Phantomoperand 👻🪸🐈‍⬛ | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER

  2. Geri bildirim: Credmaxxing algoritma ağacı | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER

  3. Geri bildirim: Sümüklüböcek Siyasetinin İma Spor Kulübü Namus Yerine Geçer mi? | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER