Çağın Vebası Ego Dismorfisi

(playlist)

🦋🤖 Robo-Spun by IBF+Fİ 🦋🤖

👻🪸🐈‍⬛ Phantomoperand 👻🪸🐈‍⬛

(Almancası ve İngilizcesi)

Çağın en yaygın sancılarından biri, çoğu zaman yanlış adlarla dolaşıma giriyor. Kimi zaman kendini beğenmeme deniyor, kimi zaman sosyal medya bağımlılığı, kimi zaman narsisizm, kimi zaman beden dismorfisi, kimi zaman özgüven sorunu. Bu adların her biri bir belirtiye dokunuyor, fakat çağın asıl yarasını bütün halinde kavramaya yetmiyor. Çünkü burada yalnızca beden, yalnızca özgüven, yalnızca güzellik standardı, yalnızca sosyal medya kullanımı, yalnızca kendini gösterme arzusu söz konusu değil. Burada insanın kendi bütünsel benlik gestaltıyla kurduğu ilişki, ekran aracılığıyla istila ediliyor.

Bu istilanın adı ego dismorfisidir.

Ego dismorfisi, insanın kendi fiilî varoluşunu, ona dışarıdan geri yansıtılan empoze ego karşısında eksik, eğri, sahte, düşük gerçeklikli veya yanlış kurulmuş gibi yaşamasıdır. Bu çarpılma bedenden geçebilir, yüzü merkeze alabilir, kiloya, cilde, yaşa, sese, saçlara, pozlara, fotojenikliğe, ifadeye, bakışa, cinsiyet sunumuna, çekiciliğe bağlanabilir. Fakat mesele bedende başlayıp bedende biten bir algı sorunu değildir. Beden burada bütünsel bir benlik kompozisyonunun en görünür yüzeyidir. Asıl yara, insanın kendini bir bütün olarak yanlış gestalt içinde yaşamasıdır.

Bir çağ hastalığından söz edildiğinde, yaygınlık tek başına belirleyici ölçü sayılmaz. Çağın vebası dediğimiz şey, yalnızca çok sayıda insanda görülen bir rahatsızlık anlamına gelmez. Veba, bulaşma tarzıyla ayırt edilir. Ego dismorfisi de bakışla bulaşır. Bir profil başka bir profile, bir yüz başka bir yüze, bir beden başka bir bedene, bir hayat başka bir hayata, bir öfke başka bir öfkeye, bir mizah başka bir mizaha, bir kırılganlık başka bir kırılganlığa ölçü olur. İnsanlar birbirlerine yalnızca içerik aktarmaz; birbirlerine eksiklik ölçüsü taşır.

Bir fotoğrafa bakılır ve kendi yüzünün eksikliği hissedilir. Bir başarı anlatısına bakılır ve kendi hayatının yetersizliği duyulur. Bir politik tepkiye bakılır ve kendi öfkesinin zayıflığı sezilir. Bir kırılganlık gösterisine bakılır ve kendi acısının dilsizliği fark edilir. Bir mizah biçimine bakılır ve kendi zekâsının görünürlük kazanamadığı düşünülür. Bir sahicilik performansına bakılır ve kendi içtenliğinin bile yeterince sahici görünmediği sanılır. Böylece çağın vebası, bedenleri aşarak benliklerin tamamını dolaşıma sokar.

Nazar baştan beri vardır

Empoze ego sosyal medyayla birlikte sıfırdan ortaya çıkmış bir figür gibi kavranamaz. Onun kökü daha derindedir. Empoze ego baştan beri nazar, bakış, dışarıdan görünme ve başkalarının gözünde biçim alma potansiyeli olarak mevcuttur. Sosyal medya bu potansiyeli teknikleştirir, sayılabilir hale getirir, sürekli kılar, ekrana bağlar ve yerel bir istilaya dönüştürür.

İnsan daha çocukken kendi varlığını yalnızca içeriden duymaz. Ona bakan gözlerde kendini toplamaya başlar. Anne babanın sevinci, hayal kırıklığı, takdiri, utancı, kıvancı, korkusu, beklentisi ve kırılması, çocuğun kendine dair ilk imgesini biçimlendirir. Bu ilk imgeye ideal ben denebilir. İdeal ben, çocuğun aile içinde sevilir olabilmek için aldığı biçimdir. Burada temel soru şudur: Nasıl görünürsem sevilirim?

Bu soru masum bir sevgi sorusu gibi görünür, ama içinde nazarın ilk basıncı vardır. Çocuk kendi halini doğrudan yaşamaz; sevilir haline yetişmeye çalışır. Uslu çocuk, parlak çocuk, güzel çocuk, zeki çocuk, güçlü çocuk, mahcup etmeyen çocuk, aileyi gururlandıran çocuk, aileyi utandırmayan çocuk gibi figürler aile içinde dolaşır. Bunlar yalnızca aileye ait özel imgeler değildir; aile, daha geniş toplumsal değer kalıplarının yerel iletim organı gibi çalışır.

Bu yüzden ideal ben ilk aşama gibi görünse bile, ben ideali tarafından geriye doğru şekillendirilir. Ben ideali, toplumun hangi varoluş biçimlerini örnek, değerli, makbul, başarılı, arzulanır veya saygın sayacağını belirleyen merciidir. Aile içinde sevilebilir çocuk imgesi, toplum içinde değerli kişi imgesiyle baştan itibaren iç içedir. Çocuk ailesinin gözünde sevilmeye çalışırken, aynı anda toplumun gözünde kabul edilebilir bir forma yerleştirilir.

Ben ideali, ideal benin ailevi sevilirliğini toplumsal örneklikle biçimlendirir. Sevilebilirlik yalnızca sevgiyle ilgili kalmaz; başarı, görünüş, sınıf, eğitim, ahlak, cinsiyet, saygınlık, yetenek, rekabet ve gelecek vaadiyle örülür. Çocuk yalnızca sevilen biri olmakla kalmaz; iyi, parlak, örnek, gelecek vaat eden, doğru biçimde görülebilir biri olmaya çağrılır.

Varoluş sancısı burada başlar. Ego dismorfisi sosyal medya çağında birden beliren klinik bir sonuç değildir; baştan beri varoluş sancısı kılığında potansiyel olarak bulunur. İdeal ben düzeyinde sancı, sevilir imgeye yetişememe sancısıdır. Ben ideali düzeyinde sancı, toplumsal değere yetişememe sancısıdır. Kişi kendi haliyle kendisinden beklenen imge arasındaki açıklığı yaşar. Bu açıklık henüz ekran istilası biçimini almamıştır; anlamlandırılabilir, anlatılabilir, aile dramına, toplumsal baskıya, kader duygusuna, utanca, hırsa, başarma arzusuna veya yabancılaşmaya bağlanabilir.

Empoze ego burada potansiyeldir. Nazar vardır, fakat dağınıktır. Bakış aralıklıdır. Aile bakar, öğretmen bakar, arkadaş bakar, sevgili bakar, mahalle bakar, toplum bakar. Bu bakışların her biri sancı üretir, fakat sancıya anlam yükleme imkânı da bırakır.

Alter ego: Nazarın figürleşmesi

İdeal ben sevilir imgeyi, ben ideali değerli ve örnek figürü kurar. Alter ego ise bu ikisini figüre, karaktere, ikinci surete, sahne kişiliğine, avatara, mahlas’a, anlatılabilir persona’ya dönüştürür. İnsan yalnızca sevilmek istemez; belirli bir figür gibi sevilmek ister. Yalnızca değerli olmak istemez; belirli bir karakter kodu içinde değerli olmak ister.

Alter ego, ideal beni kalıba sokar. Dağınık sevilme arzusu bir tipe bağlanır. Soğukkanlı figür, zeki figür, asi figür, melankolik figür, komik figür, mağdur figür, tehlikeli figür, şefkatli figür, derin figür, ulaşılmaz figür, arzu edilir figür, entelektüel figür, politik figür, sahici figür. İnsan kendi halini bu figürlerden birine yaslayarak taşımaya çalışır.

Alter ego aynı anda ben idealini kodlar. Toplumsal örneklik soyut halde dolaşmakla kalmaz; yüz, ses, jest, hikâye, tavır ve sahne biçimi kazanır. Başarı bir beden diline bağlanır. Zekâ bir konuşma tarzına bağlanır. Duyarlılık bir pozisyon repertuarına bağlanır. Güç bir ses tonu ve duruş biçimi kazanır. Sahicilik bile belirli jestler, kırılma tarzları ve anlatı kalıplarıyla kodlanır.

Bu düzeyde ego dismorfisi kendine-yabancılaşma sancısı olarak belirir. Kişi kendi halini ikinci surette tamamlanmış gibi hisseder. Kendi sesi yetmez; figürün sesi gerekir. Kendi bedeni yetmez; sahnelenmiş beden gerekir. Kendi hayatı yetmez; anlatılabilir persona gerekir. Kendi acısı yetmez; tanınabilir acı formu gerekir. Alter ego güç verir, fakat aynı anda kişiyi kendi fiilî varoluşundan uzaklaştırır.

Bu uzaklaşma hâlâ anlamlandırılabilir. Kişi bunu sanat, edebiyat, sinema, oyun, karakter, hayal, arzu, gençlik, yabancılaşma veya varoluş deneyimi olarak yaşayabilir. Alter ego, varoluş sancısına temsil alanı açar. İnsan kendini başka bir surette görürken kendi sancısını anlatıya bağlayabilir. Bu yüzden alter ego aşamasında ego dismorfisi potansiyel halde bulunur; henüz ekranın sürekli ölçüm düzenine tam bağlanmamıştır.

Ekran nazarı teknikleştirir

Sosyal medya ve ekran, baştan beri var olan nazarı teknikleştirir. Aile bakışı aralıklıdır. Toplumsal bakış dağınıktır. Alter ego figürseldir. Ekran bakışı ise sürekli, sayılabilir, karşılaştırılabilir, saklanabilir, geri çağrılabilir, büyütülebilir ve düzeltilebilir hale gelir.

Bir gönderi yalnızca paylaşılmış bir ifade değildir; ağ üzerinde çoğaltılmış aynalar içinde bedenlenen bir varlık kazanır. Beğeni ve tepkiler bu bedenlenmeye yetki verir. Sosyal medya gönderisinin ayna sistemi, yetkilenme ve bedenlenme arasındaki ilişkiyi açık biçimde görünür kılar (🔗). Bu yüzden ekran, insanın kendini gösterdiği pasif bir yüzey olarak kalmaz; insanın hangi biçimde görüneceğini düzenleyen aygıta dönüşür.

Empoze ego bu noktada sahneye çıkar. Fakat sahneye çıkışı yeni bir yaratım gibi değil, baştan beri nazar olarak mevcut potansiyelin yoğunlaşması gibi anlaşılmalıdır. Empoze ego, ekranla teknikleşmiş nazarın istilacı benlik formudur. Profil fotoğrafı, bio, kamera, filtre, beğeni, yorum, takipçi sayısı, erişim, algoritmik öneri, trend, viral format, akış ve bildirim yoluyla kişiye dışarıdan geri verilen zorunlu benlik gestaltıdır.

Empoze ego dışarıdan gelir, ama kişiye kendi beni gibi hissettirilir. Kişi profilini düzenlerken, fotoğraf seçerken, biyografi yazarken, paylaşım silerken, hikâye atarken, poz verirken, filtre denerken, görüş bildirirken, öfkesini ayarlarken, kırılganlığını sunarken, mizahını paketlerken kendisini ifade ettiğini sanır. Asıl düzeyde, ifade edilebilir benlik formatını teslim alır.

Ekran, anlam sorusunu görünürlük sorusuna çevirir. Eski varoluş sancısı şu soruları taşıyabilirdi: Neden sevilmek istiyorum? Neden değerli olmak istiyorum? Neden başka biri gibi olmak istiyorum? Neden hayat anlamsız geliyor? Neden kendime yabancıyım? Ekran devreye girdiğinde bu sorular yerini başka bir ölçüye bırakır: Görünüyor muyum? Tutuyor muyum? Beğeniliyor muyum? Profilde çalışıyor muyum? Yüzüm yetiyor mu? Bedenim uyuyor mu? Sesim, mizahım, öfkem, kırılganlığım, sahiciliğim tanınıyor mu?

Varoluş sancısı artık anlam alanına girmeden performans alanına çekilir. Bu dönüşüm ego dismorfisinin şiddetlendiği ana eşlik eder.

Anlam yükleme imkânının çöküşü

Empoze ego potansiyel düzeydeyken, varoluş sancısına anlam yüklemek mümkündür. Bu anlam umutlu, trajik, nihilist, dinsel, politik, romantik, sanatsal veya saçma olabilir. Hayat anlamsız demek bile sancıya bir anlam vermektir. Saçmalık, boşluk, yabancılaşma, yalnızlık, kader, toplum, aile yarası, sınıf yarası, aşk acısı, başarısızlık, kayıp veya isyan gibi adlar, sancıyı sembolik alana sokar. İnsan acısını taşıyabileceği bir dile, hikâyeye, tavra veya düşünceye bağlar.

Empoze ego bizzat sahneye çıktığında, varoluş sancısına anlam yükleme imkânı daralır. Çünkü ekran sancıyı hemen görünürlük ve format sorununa çevirir. Yalnızlık paylaşılabilir yalnızlık halini alır. Kırılganlık izlenebilir kırılganlık halini alır. Nihilizm cool bir karanlık estetiğine bağlanır. Politik öfke tepki formatına dönüşür. Melankoli profil estetiğine yerleşir. Sahicilik performans repertuarına katılır. İyileşme, bölüm bölüm sunulan içerik düzenine girer.

Bu durumda anlamsızlık bile anlam olmaktan çıkarak format haline gelir. İnsan hayatın anlamsız olduğunu söyleyerek bile bir persona kurabilir. Karanlık, boşluk, yorgunluk, tükenmişlik, ironik umursamazlık ve nihilist poz, empoze egonun kullanabileceği yüzeylere dönüşür. Sancı derinleştiği için değil yalnızca, anlamlandırılamadığı için de ağırlaşır. Kişi artık ben kimim diye sormak yerine, ben neden işlemiyorum diye yaşamaya başlar.

Ego dismorfisi bu temelde şiddetlenir. Çünkü fiilî benlik ile empoze ego arasındaki açıklık yalnızca hissedilmez; bu açıklığın anlamlandırılabileceği alan da ekran tarafından gasp edilir. İnsan kendi varoluşundaki sancıyı bir hikâyeye bağlayamadan, kendi benlik gestaltındaki arıza gibi yaşamaya başlar. Benim yüzüm çalışmıyor. Benim bedenim uymuyor. Benim hayatım düşük çözünürlüklü kalıyor. Benim sahiciliğim ikna etmiyor. Benim düşüncem görünürlük kazanmıyor. Benim arzum tanınmıyor. Benim varlığım doğru formatta belirmiyor.

Ego dismorfisi neden beden dismorfisine indirgenir?

Çağ bu yarayı en kolay beden üzerinden görür. Çünkü beden ekranda hızlı işaretlenir. Yüz, kilo, cilt, saç, kas, burun, dudak, çene, yaş, gençlik, fotojeniklik, çekicilik, cinsiyet sunumu ve simetri, görünürlük ekonomisinin en hızlı okunan yüzeyleridir. Bu yüzden ego dismorfisi çoğu zaman beden dismorfisi adı altında daraltılır.

Beden dismorfisi adı, parçayı bütünün yerine geçirir. Burun, kilo, cilt, yüz, saç, çene, kas gibi tekil parçalar öne çıkar; bu parçaların bağlı olduğu bütünsel benlik gestaltı arka plana itilir. Oysa kişi yalnızca bedenini yanlış bulmaz. Kendi varoluş kompozisyonunu yanlış kurulmuş gibi yaşar. Yüz, beden, ses, sınıf işareti, cinsiyet sunumu, arzu edilirlik, kültürel kod, politik jest, mizah, üretkenlik, başarı ve sahicilik aynı görünürlük kalıbında birleşir.

Beden bu gestaltın taşıyıcı yüzeyi olur. İnsan bedenini kendi yaşantısının maddi zemini olarak değil, empoze egonun görüntü alanında eksik kalan unsur olarak yaşayabilir. Kendi yüzünü, kendi bedenini, kendi sesini, kendi yaşını, kendi mimiklerini, kendi varlığını ekrandaki zorunlu benlik formuna yetişmesi gereken ham madde gibi algılayabilir.

Bu yüzden ego dismorfisi, beden algısı çarpılmasıyla sınırlı bir mesele olarak kavranamaz. Beden burada ego dismorfisinin indirgenmiş belirtisidir. Beden yüzeyinde görünen kriz, bütünsel benlik gestaltının ekran tarafından basılmasıdır.

Psikotik kopuşla akrabalık ve ayrım

Empoze ego bir istiladır. Bu istila, klasik psikotik istila deneyimleriyle yapısal akrabalık taşır. Schreber vakası bu bağlamı düşünmek için güçlü bir örnek sunar. Schreber’in dünyasında Tanrı, sinirler, ışınlar, dünya yıkımı ve geçici insanlar etrafında kurulan istilacı düzen, gerçekliğin bütününe yayılır; çevredeki insanlar bile hızlıca uydurulmuş, geçici varlıklar gibi görünür. Bu çizgi, çakma adamlar kavramının kökünü anlamak için bağlam sağlar (🔗).

Fakat ego dismorfisi psikotik kopuş değildir. Burada gerçekliğin tamamı çözülmez. Ortak dünya bütünüyle başka bir düzene geçmez. Kişi işe gidebilir, mesaj yazabilir, alışveriş yapabilir, takvim kullanabilir, sohbet edebilir, gündelik işlevini sürdürebilir. Sorun, benlik imgesi, görünürlük, profil, arzu edilirlik, sahicilik, beden, yüz ve sosyal tanınma bölgesinde yoğunlaşır.

Psikotik istilada tesisat patlamış gibidir; su her yeri basar. Ego dismorfisinde ekran-musluğu kapanmaz; sel yerel biçimde akar. Bu sel yerel olsa da süreklidir. Ekran alanında başlayan ıslaklık zamanla bütün benlik zeminini nemlendirir. İnsan bütünüyle kopmuş görünmeyebilir, fakat kendi görünürlüğüyle kurduğu ilişki sürekli baskı altında kalır.

Bu ayrım büyük önem taşır. Ego dismorfisini psikotik diye adlandırmak, ekranın özgül rolünü siler. Ekran yalnızca belirtiyi gösteren yüzey değil, istilayı düzenleyen aygıttır. Profil, kamera, filtre, bildirim, beğeni, yorum, takipçi, öneri, sıralama ve akış, istilanın kanallarını kurar. Sosyal medyada zaman akışından geçen her post’un kişiye buna ne dersin diye seslenmesi, özneyi düşünceden önce tepkiye çağıran bir yapı üretir; bu bunanedersincilik, çakma egonun hızlı devreye girdiği yerlerden biridir (🔗).

Ego dismorfisi psikotik kopuşa indirgenince, kişi genel gerçeklikten kopmuş gibi değerlendirilir. Oysa gerçeklik sınaması belirli bir bölgede ekran sınaması tarafından yerinden edilir. Bu yüzden daha doğru ifade şudur: Ego dismorfisi, gerçeklik sınamasının benlik gestalti bölgesinde ekran sınaması tarafından gasp edilmesidir.

Gerçeklik sınaması şu soruyu taşır: Bu imge fiilî varoluşumla sınanıyor mu? Ekran sınaması ise şu soruyu dayatır: Bu imge görünürlük sisteminde çalışıyor mu? Empoze ego, çalışan imgeyi gerçekmiş gibi hissettirir. Beğeni geldiyse gerçek gibidir. Yorum geldiyse gerçek gibidir. Görüntü iyi çıktıysa gerçek gibidir. Takipçi arttıysa gerçek gibidir. Trend tuttuysa gerçek gibidir. Algoritma taşıdıysa gerçek gibidir.

Böylece temel tersine dönüş gerçekleşir. İnsan ekrandaki imge bana uyuyor mu diye sormak yerine, ben ekrandaki imgeye uyuyor muyum diye yaşar.

Çakma ego: İstilaya eşlik eden format-benlik

Empoze ego dışarıdan gelen istilacı benlik formudur. Doğrudan içselleşemez. İçselleşmiş gibi görünen şey, ona eşlik eden çakma egodur. Çakma ego, empoze egonun özne içinde çalışabilmesini sağlayan format-benliktir.

Çakma ego, sahici bir kimlik iddiasından çok, işleyen bir forma bağlanma hareketidir. Zaten görünen, beğenilen, arzu edilen, ödüllendirilen, tanınan, algoritmik olarak taşınan bir kalıba yaslanır. Kendi forsunu içeriden üretmez; kaynaklandığı empoze egonun arka planda süren forsunu ödünç alır.

Empoze ego şöyle der: Böyle görünmelisin. Çakma ego bu buyruğu poza çevirir. Empoze ego şöyle der: Böyle konuşmalısın. Çakma ego bu buyruğu hazır dile çevirir. Empoze ego şöyle der: Böyle arzulanırsın. Çakma ego bunu beden, yüz, jest ve ilişki formatına çevirir. Empoze ego şöyle der: Böyle sahici olursun. Çakma ego sahicilik işaretlerini taklit eder.

Çakma ego, ego dismorfisini çözmez; erteler ve perdeler. Fiilî benlik ile empoze ego arasındaki açıklık doğrudan hissedildiğinde sancı yükselir. Çakma ego bu açıklığın üstüne işleyen bir format yerleştirir. Kişi kendi varlığındaki uyumsuzlukla yüzleşmek yerine, formatı düzeltir. Işık ayarlanır, açı değiştirilir, bio yenilenir, fotoğraf silinir, yeni poz denenir, tepki ölçülür, dil güncellenir, kırılganlık yeniden paketlenir, öfke keskinleştirilir, mizah hızlandırılır, sahicilik işaretleri cilalanır.

Bu nedenle çakma ego vebanın tedavisi gibi görünürken, vebanın taşıyıcısı haline gelir. Kişiyi ani çöküşten korur gibi çalışır, fakat empoze egonun forsunu her tekrarda yeniden yetkilendirir. İnsan sancısını anlamlandırmak yerine işletmeye başlar.

Çakma adamlar

Çakma adamlar, çakma egonun toplumsal figürler halinde çoğalmasıdır. Schreber’in istilasında görülen hızlıca uydurulmuş, geçici, düşük gerçeklikli varlıklardan uyarlanan bu kavram, sosyal medya çağında empoze egonun forsuyla ayakta duran insan suretlerini anlatır.

Çakma adam bireysel sahtekâr anlamına sıkıştırılamaz. O, istilanın insan biçiminde görünen taşıyıcısıdır. Kendi derinliğinden çok hazır formun gücüyle işler. Hazır öfke taşır, hazır duyarlılık taşır, hazır mizah taşır, hazır travma dili taşır, hazır politik jest taşır, hazır bilgelik taşır, hazır kırılganlık taşır, hazır sahicilik taşır, hazır karizma taşır. Kişisel hakikat yerine formatın arka plan gücü konuşur.

Çakma adamların yaygınlaşması, ego dismorfisinin toplumsal belirtisidir. İnsanlar birbirlerine insan olarak değil, çoğu zaman bir formun geçici bedenlenmesi olarak görünür. Bu yüzden kamusal alan profiller, personalar, duyarlılık jestleri, hazır öfkeler, hazır kırılmalar ve görünürlük için ayarlanmış seslerle dolar. Herkes bir tür benlik formatı taşır; herkes başkasının formatını ölçü alır; herkes kendi açıklığını bir formatla perdelemeye çalışır.

Büyük ego, zayıf ego ve benzeri tabirlerin yanıltıcılığı

Çağın vebasını anlamayı zorlaştıran ifadelerden biri de ego hakkında kullanılan niceliksel ve kuvvetçi tabirlerdir: büyük ego, küçük ego, güçlü ego, zayıf ego, şişkin ego, sönük ego. Bu ifadeler egoyu kişinin içinde duran bir hacim, kas veya balon gibi düşünür. Ego büyükse sorunlu, küçükse ezik, güçlüyse dayanıklı, zayıfsa kırılgan, şişkinse narsistik, sönükse silik sanılır.

Ego dismorfisi bağlamında bu dil, asıl düzeyi örter. Çünkü mesele egonun büyüklüğü veya küçüklüğü değil, hangi nazar altında kurulduğu, hangi empoze ego tarafından bastırıldığı, hangi çakma ego tarafından perdelenerek işletildiği ve varoluş sancısına anlam yükleme imkânının nerede kesildiğidir.

Büyük ego denen şey çoğu zaman empoze ego forsuyla şişmiş çakma egodur. Kişi çok iddialı görünür; çünkü içteki açıklığı görünürlükle kapatmaya çalışır. Kişi çok parlak görünür; çünkü arka plandaki empoze ego forsu onu taşır. Kişi sürekli kendini öne çıkarır; çünkü görünmez kaldığında varoluş sancısı açığa çıkar. Bu durumda büyüklük, içsel doluluk göstergesi olmaktan çok, dışsal basınçla kabarmış format-benlik belirtisidir.

Güçlü ego denen şey de çoğu zaman ekranla iyi hizalanmış çakma egodur. Kişi doğru pozu bilir, doğru dili kullanır, sahneyi taşır, görünürlük sisteminde işlev kazanır, bedenini ve sesini formatlayabilir, krizini yönetebilir, kırılganlığını paketleyebilir. Bu görünür güç, gerçeklik sınamasından değil, empoze egonun forsundan gelebilir. Böyle bir güç, ego dismorfisini perdenin arkasında tutar.

Zayıf ego denen şey ise kimi zaman çakma ego kuramayan varoluş sancısıdır. Kişi formatlara giremez, persona taşıyamaz, ekran sınamasında çalışamaz, görünürlük normuyla hizalanamaz. Bu durum salt zayıflık olarak okunduğunda, ekranın kurduğu istilacı ölçü görünmez hale gelir. Sönük ego denen şey de empoze ego forsu kesildiğinde çakma egonun taşıyıcı gücünü kaybetmesi olabilir.

Bu tabirler kişilik değerlendirmesine hızla kaçar. Oysa doğru sorular başka yerdedir. Ego hangi bakış düzeninde kuruluyor? Gerçeklik sınaması mı çalışıyor, ekran sınaması mı? Çakma ego hangi empoze ego forsuna yaslanıyor? Varoluş sancısı anlamlandırılabiliyor mu, yoksa formatlanıyor mu? Ekran-musluğu nerede açık kalıyor?

İlişkilerin enfekte oluşu

Ego dismorfisi yalnızca bireysel bir iç sıkıntı üretmez; ilişki alanını da değiştirir. İnsanlar birbirlerine doğrudan yaklaşmak yerine, birbirlerinin empoze egolarına, çakma egolarına ve profil suretlerine yaklaşmaya başlar. Aşk iki varlığın karşılaşması olmaktan çıkıp iki görünürlük formunun birbirini sınamasına dönebilir. Dostluk, ortak anlam üretmekten çok karşılıklı ego desteğine kayabilir. Tartışma, düşüncelerin temasından çok persona savunmasına dönüşebilir. Dayanışma, ortak acıyı işlemekten çok görünür duyarlılık formatına bağlanabilir.

Sosyal medya üzerindeki ego desteği beklentileri, takip, puanlama, beğeni ve ses-bakış değerlerinin anlamını yitirdiği yerde kilitlenmeye başlar; hitapsız seslenişler ve istemsiz dramlar bu kilitlenmenin toplumsal trafiğini kurar (🔗). Böylece insanlar birbirlerini duymaktan çok birbirlerinin formatlarına tepki verir. Her karşılaşma bir tür profil sınamasına dönüşür.

Bu ortamda arzu da değişir. İnsan yalnızca bir bedene, sese, yüzeye veya kişiliğe yönelmez; paketlenmiş bir benlik gestaltına yönelir. Birinin görünürlüğü, seçilmiş kırılganlığı, kontrollü doğallığı, erişilebilir ulaşılmazlığı, estetik bütünlüğü ve sosyal işaretleri arzunun parçası olur. Arzu, empoze egonun kurduğu kompozisyonları tanımaya alışır.

Düşüncenin enfekte oluşu

Ego dismorfisi düşünceyi de etkiler. İnsan ne düşündüğünden çok, düşüncesinin nasıl göründüğünü önemsemeye başladığında düşünce profil malzemesine dönüşür. Fikir yeterince keskin mi? Yeterince özgün mü? Yeterince politik mi? Yeterince derin mi? Yeterince sade mi? Yeterince komik mi? Yeterince duyarlı mı? Yeterince acımasız mı? Yeterince sahici mi?

Bu sorular düşünceyi hakikat arayışından çekip görünürlük sınamasına bağlar. Böylece hazır pozisyonlar, hazır itirazlar, hazır öfkeler, hazır ironiler, hazır kırılganlıklar ve hazır kavramlar çoğalır. İnsan fikir üretmekten çok fikir profili üretir. Çakma ego düşünce alanında da işler: Kendi düşüncesi yerine tanınabilir düşünce jesti, kendi sancısı yerine işleyen kavram pozu, kendi öfkesi yerine dolaşıma uygun tepki biçimi öne çıkar.

Bu durum düşüncenin tamamen kaybolduğu anlamına gelmez. Daha incelikli bir dönüşüm yaşanır: düşünce, varoluş sancısına anlam yükleyen bir çalışma olmaktan çıkıp görünürlük sancısını formatlayan bir yüzeye dönüşür. Düşünce empoze egoya bağlandığında, fikirler insanı özgürleştirmekten çok yeni benlik kalıpları üretir.

Siyasetin enfekte oluşu

Siyasal alan da ego dismorfisinden payını alır. Politik duruş, hakikatle ve kolektif mücadeleyle ilişkisini koruduğu ölçüde anlam üretir. Fakat ekran düzeninde politik jest de görünürlük formuna dönüşebilir. Kişi bir dava ile bağ kurmaktan çok, o davada nasıl göründüğüne bağlanabilir. Yeterince duyarlı mı görünüyor? Yeterince keskin mi duruyor? Yeterince mağdur mu? Yeterince cesur mu? Yeterince bilinçli mi? Yeterince doğru tarafta mı? Yeterince haklı mı?

Bu sorular siyasal alanı çakma ego için uygun hale getirir. Hazır öfke, hazır kınama, hazır destek, hazır radikallik, hazır makullük, hazır mağduriyet, hazır bilinçlilik. Çakma ego bu hazır jestlerle ego dismorfisini perdeler. Kişi kendi politik konumunu düşünmek yerine görünürlükte tanınan pozisyonları taşır. Böylece siyaset de çakma adamların çoğaldığı bir sahneye dönüşür.

Zamanın enfekte oluşu

Ego dismorfisi zaman duygusunu da dönüştürür. İnsan kendi yaşamını olgunlaşma zamanı içinde değil, güncelleme zamanı içinde yaşamaya başlar. Profil güncellenir, yüz güncellenir, beden güncellenir, fikir güncellenir, kırılganlık güncellenir, estetik güncellenir, politik tepki güncellenir, iyileşme güncellenir, kimlik güncellenir.

Bu sürekli güncelleme ritmi, yas tutmayı, düşünmeyi, yaş almayı, olgunlaşmayı, karakterin yavaş kurulmasını, ilişkilerin derinleşmesini zorlaştırır. Her şey ekranın akışına yetişmeye çalışır. İnsan yaşadığını anlamadan temsil etmeye, temsil ettiğini sindirmeden yenilemeye, yenilediğini içselleştirmeden yeniden göstermeye zorlanır.

Bu yüzden çağın insanı yalnızca hızlı yaşamaz; kendini sürekli revize edilmesi gereken bir dosya gibi yaşar. Empoze ego, kişinin varlığını tamamlanmış bir hayat olarak değil, daima optimize edilecek bir görünürlük projesi olarak geri verir.

Sahiciliğin ele geçirilmesi

Çağın en sinsi tarafı, sahicilik arzusunun bile empoze ego tarafından formatlanmasıdır. İnsan yapay görünmemek için yeni bir yapaylık üretir. Doğal görünmek için doğal poz verir. Kırılgan görünmek için kırılganlığı sahneler. Filtre kullanmadığını göstermek bile yeni bir filtreye dönüşebilir. Kendin olmak, kendin olmayı göstermeye bağlanır.

Sahici görün. Doğal görün. Kırılgan görün. İyileşmiş görün. Travmanı işlemiş görün. Kendinle barışık görün. Kendin olmayı başarmış görün. Bu buyruklar, güzellik ve başarı buyruklarından daha derin bir baskı üretir. Çünkü insan yalnızca iyi görünmeye değil, sahici görünmeye de zorlanır.

Sahicilik empoze ego tarafından ele geçirildiğinde, varoluş sancısına anlam yükleme imkânı daha da daralır. İnsan iç gerçekliğine dönmek yerine, iç gerçekliğin tanınabilir işaretlerini üretmeye başlar. Bu noktada çakma ego, sahicilik maskesinin taşıyıcısı olur.

Ekrandaki ben benden daha gerçek

Ego dismorfisinin en yoğun cümlesi şudur: Ekrandaki ben, benden daha gerçek.

Bu cümle açıkça söylenmeyebilir. Fakat yaşantı böyle işler. Kişi kendi fotoğrafına, profiline, mesajlaşma tonuna, dijital arşivine, sosyal medya geçmişine, başkalarının onu gördüğü persona’ya ve görünürlük izlerine bakarak kendini ölçer. Fiilî benlik ikincilleşir. Yaşanan hayat, gösterilen hayatın ham maddesine dönüşür. Beden kamera için varmış gibi, düşünce paylaşım için varmış gibi, duygu ifade edilmek için varmış gibi, ilişki iz bırakmak için varmış gibi yaşanır.

Bu yüzden ego dismorfisi çağın vebasıdır. İnsan kendini kendi gerçekliğinde ikincil konuma düşürür. Kendi yaşamı, kendi ekran suretine yetişmek zorunda kalan eksik malzeme halini alır.

Vebanın adı

Çağın vebasını adlandırmak, yalnızca yeni bir kavram üretmek anlamına gelmez. Yanlış adların perdelediği ilişkileri açığa çıkarmak gerekir. Kendini beğenmeme, narsisizm, beden dismorfisi, sosyal medya bağımlılığı, büyük ego, zayıf ego gibi ifadeler belirtileri yakalar, ama ana düzeni karartır. Ana düzen, nazarın teknikleşmesi ve benlik gestaltının empoze ego tarafından basılmasıdır.

Nazar baştan beri vardır. İdeal ben, bu nazarın aile içindeki sevilir imgesidir. Ben ideali, aynı nazarın toplumsal merci haline gelerek ideal beni geriye doğru şekillendirmesidir. Alter ego, nazarın figürleşip ideal beni kalıba sokması ve ben idealini kodlamasıdır. Empoze ego, bu baştan beri mevcut nazar potansiyelinin ekranla teknikleşmiş istilasıdır. Ego dismorfisi, baştan beri varoluş sancısı olarak potansiyel halde bulunur; ekran sahneye çıktığında anlam yükleme imkânı daralır ve sancı benlik gestaltındaki arıza gibi yaşanmaya başlar. Çakma ego, bu sancıyı ertelemek ve perdelemek için empoze egoya eşlik eden format-benliktir. Çakma adamlar, bu format-benliğin toplumsal suretleridir.

Ego dismorfisi çağın vebasıdır; çünkü yalnızca bedeni değil, anlam yükleme yetisini, ilişkileri, düşünceyi, siyaseti, sahiciliği, zamanı ve insanın kendi gerçekliğine yerleşme kapasitesini etkiler. Ekranla teknikleşmiş nazar, insanın bütünsel benlik gestaltını empoze ego karşısında eksik, yanlış, sahte ve düşük gerçeklikli yaşatır. Çakma ego bu vebayı iyileştirmez; empoze egonun forsuna yaslanarak sancıyı erteler ve dolaşımda tutar. Böylece çağın insanı kendi varlığını yaşamaktan çok, kendisine geri verilen zorunlu benlik formuna yetişmeye çalışır.

9 Yorum

Filed under Suni muhaberat