(playlist)
🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖
👻🪸🐈⬛ Phantomoperand 👻🪸🐈⬛
Dikkatinizi çekti mi: YouTube’u dolduran yapay zekâ Anadolu şarkılarında, eski kaset tadı verilen üretimlerde, nostaljik pop yeniden yazımlarında, kayıp türkü simülasyonlarında ve “yapay zekâ ile yeniden yorumlandı” etiketli parçalarda nedense hep aynı dişil robot sesi var. İnce, pürüzsüz, yaşsız, hafif arabesk kırılmalı, hafif çocuklaşmış, hafif iç çekişli, hafif geçmişe ait, hafif “çok şey yaşadım ama hâlâ güzel söylüyorum” diyen bir ses. Bağlama, gurbet, yol, köy, anne, eski sevgili, meyhane, 90’lar, tozlu arşiv, kaset, radyo, Anadolu rock, türkü, şiir, ağıt, arabesk sızı, eski pop kırıntısı aynı kadınsı vokal yüzeyinde toplanıyor.
Erkek robot sesinin azlığı tesadüf gibi duruyor, fakat bu tesadüf sanılan yer meselenin kapısıdır. Erkek robot sesi mekanik kalır, reçeteyi çağırır, “bunu hangi model yaptı, hangi prompt verildi, hangi ses sentezi kullanıldı?” sorularını açıkta bırakır. Dişil robot sesi ise aynı mekanikliği yumuşatır, makineye iç dünya takar, üretimi kırgınlıkla örter, sentezi mahremiyetle cilalar. Robot kendi robotluğunu söyleyemez; kadınsı ses robot adına “ben” der. İşte Suno’nun getürkt suistimali burada başlar: yapay zekâ filtre gibi eski kayda sürülen bir boya değildir; üreticidir, ses taklitçisidir, robota söyletir. Sonra bu robota kadınsı sahicilik giydirilir, platform forsu bu sahiciliği büyütür, karı forsu bu büyütülmüş sesi canlı bedene ve eşlik anlatısına bağlar, ortaya sahicilik yerine ego dismorfisi çıkar.
Getürkt kelimesinin arka planı burada belirleyicidir. Türk-matik diye bilinen tarihsel satranç otomatı dışarıdan kendi başına oynayan akıllı makine gibi görünüyordu; içeride saklı insan operatör vardı. Almancadaki getürkt kelimesi bu sahtekârlık kokusunu taşır: hileli, kılıfına uydurulmuş, sahte biçimde düzenlenmiş. Türk-matik’te makinenin içinde insan saklanıyordu. Suno çağında insan sesinin içinde makine saklanıyor. Dışarıda kadınsı içtenlik, içeride model, prompt, voice, persona, stil, veri, aranje, DAW işlemesi, platform kulağı ve dolaşım mantığı çalışıyor. Dışarıda türkü varmış gibi, içeride dişil robot klişesi var. Dışarıda Anadolu şarkısı varmış gibi, içeride karı forsu üretim bandı var. Türk-matik bağlamı, bu ters çevrilmiş otomat mantığını kavramak için hâlâ güçlü bir giriş sağlar (🔗).
Suno’nun güncel yönü bu yüzden yalnız şarkı üretimiyle sınırlı kalmaz. Suno v5.5 duyurusunda Voices özelliği, kullanıcının kendi sesini yakalayıp müzik üretiminde kullanabilmesi olarak sunulur; ses kişiseldir denir, doğrulama sürecinden söz edilir, kullanıcının kendi sesiyle üretim yapacağı vurgulanır (🔗). Suno yardım sayfası da Voices özelliğini kullanıcının kendi sesini Suno tarafından üretilen şarkılara eklemesi olarak anlatır; ses profili kurulduktan sonra üretilen şarkılar varsayılan Suno şarkıcısı yerine kullanıcının sesini kullanır (🔗). Bu dilde her şey kişiselleştirme, erişim ve yaratıcı güçlenme gibi görünür. Fakat tam da bu kişiselleştirme dili, sesin bedenden ayrılıp üretilebilir profile çevrilmesini örter. “Kendi sesinle üret” cümlesi kulağa özgürleşme gibi gelir; pratikte kişinin kendi sesinden daha pürüzsüz, daha temiz, daha platforma uygun, daha forslu bir ses-suretle ölçülmesine yol açar.
Anaç ekran, anaç üstben ve anaç fallus mimarisi bu noktada devreye girer. Anaç ekran kullanıcıya sertçe hükmetmez; onu duyduğunu, görünür kıldığını, güçlendirdiğini, üretici yaptığını söyler. Anaç üstben “kendin ol” buyruğunu verir; ama bu kendilik platformda çalışan, paylaşılabilir, temiz, viral, dinlenebilir, izlenebilir, sahici görünebilir bir kendilik olmak zorundadır. Anaç fallus eksikliği kaldırır gibi yapar: kötü ses, ham kayıt, çatlak söyleyiş, yaş izi, yerel pürüz, amatörlük, stüdyo yokluğu, bedensel sınır, yetersizlik ve başarısızlık, “senin daha iyi sesin” vaadiyle kapatılır. Böylece platform kullanıcının eksikliğini gideriyormuş gibi görünürken onu kendi ideal ses-suretine bağlar. Bu ses-suret artık kişinin sesi değildir denemez; daha sinsi biçimde, kişinin sesi olarak dolaşan ama platform tarafından işlenmiş bir ikinci benliktir.
Ego dismorfisi burada ortaya çıkar. Ego dismorfisi, insanın kendi fiilî varoluşunu dışarıdan geri yansıtılan empoze ego karşısında eksik, eğri, sahte, düşük gerçeklikli veya yanlış kurulmuş gibi yaşamasıdır. Bu yalnız yüz, kilo, beden veya fotojeniklik meselesi değildir; ses, ifade, bakış, poz, cinsiyet sunumu, çekicilik, kırılganlık, öfke, mizah, sahicilik ve bütün benlik kompozisyonu da bu ölçüye bağlanır. Çağın Vebası Ego Dismorfisi metni bunu bedenle sınırlı algı bozukluğu yerine bütünsel benlik kompozisyonunun ekran tarafından istilası olarak kurar (🔗). Suno bu istilayı sese taşır. İnsan kendi sesini artık içeriden duymaz; platformun geri verdiği pürüzsüz ses-suretle kıyaslayarak duyar. “Benim sesim niye bu kadar temiz değil, acım niye bu kadar iyi tınlamıyor, kırılganlığım niye bu kadar dinlenebilir değil, canlı sesim niye kayıttaki ben kadar sahici durmuyor?” soruları böyle doğar.
Dişil robot sesi bu ego dismorfisini en yoğun biçimde kızlık, kadınlık ve kırılganlık yüzeyinde çalıştırır. Bu ses tekil bir kadının sesi gibi davranmaz; büyük harfli tamamlayıcı Kadın-sesi gibi davranır. Burada Lacan’ın “Kadın yoktur” formülü tersinden çalışır. Tekil kadınların varlığına dair bir iddia değil, bütün eksikleri kapatan, erkek fantazisini tamamlayan, düzenin hayalini bütünleyen büyük harfli Kadın’ın imkânsızlığı söz konusudur. Suno’nun dişil robot sesi ise tam bu imkânsızlığı üretime koşar. Olmayan Kadın’ı preset olarak imal eder: yaşsız, kırılgan, pürüzsüz, nostaljik, acılı, korunası, yerli, sahiciymiş gibi duran bir vokal hayaleti. Makinenin bedeni yoktur; bu ses ona beden efekti verir. Makinenin geçmişi yoktur; bu ses ona yara efekti verir. Makinenin iç dünyası yoktur; bu ses ona ego efekti verir.
Bu yüzden yapay zekâ Anadolu şarkılarındaki dişil robot vokali basit bir estetik tercih gibi okunamaz. Türkü ağıtı, şiir iç sesi, arabesk kırılma, Anadolu rock sahiciliği, eski kaset hissi, 90’lar nostaljisi aynı yüzeye preslenir. Türkünün yerel ağzı, şiirin iç sıkışması, arabeskin boğazdaki direnci, rock’ın sahne bedeni, eski popun arşiv izi, hepsi aynı temizlenmiş dişil hüzne çekilir. Platform, yerelliği bütünüyle silmek yerine onu efektleştirir. Ağıt, “nostaljik kadın vokal efekti” olur. Şiir, “kırılgan kız sesiyle okunan duygu paketi” olur. Arabesk, “hafif çatlak ama güzel kalmış acı” olur. Anadolu rock, “boomer-X sahicilik kostümü” olur. Kaset hissi, “yaşlandırılmış arayüz filtresi” olur. Suno Anadolu’yu söylemez; Anadolu kostümü giymiş La Femme vokali üretir.
Nikbinler vakası bu genel düzenin sahneye çıkmış biçimidir. Nikbinler tartışması yalnız bir grubun yapay zekâ kullanıp kullanmadığı, playback yapıp yapmadığı veya stüdyo teknolojisinden nasıl yararlandığı tartışması olarak kaldığında asıl düğüm kaçırılır. Düğüm şudur: AI üretimi kadın sesi, eş figürü, canlı beden, kırgınlık, nostalji ve eski sahne sahiciliği üzerinden forslu hale getirilir. Robotik üretim çıplak kaldığında mekanik, soğuk ve reçetesi sorulabilir durur. Kadın vokal devreye girdiğinde aynı üretim “canlı kanlı grup”, “emek”, “benim sesim”, “karı-koca emeği”, “sahne duygusu”, “haksız linç” ve “sanat özgürlüğü” kelimeleriyle dolaşıma girebilir. Nikbinler’in Karı Forsu ve Sümük Siyaseti metni bu zinciri “Suno Berika’yı taşır; Berika Volkan’ı taşır; Volkan bu zinciri AI devrimi diye anlatır” formülüyle kurar (🔗).
Karı forsu bu bağlamda kişisel bir hakaret değil, üretim zincirinin adıdır. Karı forsu, robotik üretimin kadın sesi, eş figürü, canlı beden, kırgınlık, sahne sahiciliği ve duygusal teminat üzerinden meşruiyet kazanmasıdır. Berika yalnız vokalist olarak sahaya çıkmaz; robotik üretime iç dünya dekoru veren canlı bedene dönüşür. Volkan yalnız üretici olarak kalmaz; bu dişil iç dünya dekorundan AI devrimi forsu devşiren figür haline gelir. Kamu teknik zinciri tartışmak yerine yüz, kırgınlık, çıplak ses savunusu, eş emeği, haksızlık ve nostalji tartışır. Böylece Suno’nun genel dişil robot yüzeyi yerli sahne bedenine bağlanır.
Burada “benim sesim” cümlesi kilitlenme noktasıdır. Bir insan sesi sisteme girebilir. O ses bir voice veya persona profiline dönüşebilir. Final vokal bir model çıktısı olabilir. Stüdyo/DAW işlemesi o sesi parlatabilir. Half-playback kanalında kayıtlı vokal bulunabilir. Canlı mikrofon o kanalla birlikte duyulabilir. Televizyonda sonradan söylenen çıplak ses, geçmiş final kaydın üretim zincirini açıklama görevini üstlenebilir. Bu katmanların her biri ayrı ayrı konuşulmadığında “benim sesim” cümlesi teknik bir açıklama değil, ahlaki mühür haline gelir. Nikbinler’den Sahtekar Esnaf Serzenişi metni, tartışmanın merkezine tam bu soruyu yerleştirir: dinleyiciye Berika’nın sesi diye sunulan şey gerçekten Berika’nın o şarkıya girmiş bedensel performansı mı, Berika’nın sesinden kurulmuş persona/voice sistemiyle üretilmiş bir ses kimliği mi, yoksa ham vokal ile AI/stüdyo işlemesinin yapışık çıktısı mı? (🔗).
Sümük siyaseti bu yapışıklığın söylemidir. Kuru ayrım şunu ister: Bu şarkıda ham vokal nerede, Suno/persona/voice çıktısı nerede, AI aranje nerede, DAW işlemesi nerede, half-playback kanalı nerede, canlı mikrofon nerede, sonradan söylenen çıplak ses nerede? Sümük siyaseti ise bu ayrımları “hibrit”, “half-playback”, “benim sesim”, “AI aranje”, “stüdyo teknolojisi”, “sanat had kabul etmez”, “canlı kanlı grup”, “linç ediliyoruz”, “emek verdik” kelimeleriyle birbirine yapıştırır. Hibrit kelimesi burada açıklayıcı olmaktan çok yapışkanlaştırıcıdır. İnsan sesi, AI aranje, stüdyo işlemesi, persona ihtimali, canlı performans, playback kanalı, karı-koca emeği, yoksul imkân hikâyesi ve platform başarısı tek yüzeyde birbirine bulanır. Teknik zincir açılmadıkça kadın sesi, zincirin açıklanmayan yerlerine kefil yapılır.
Kuşak Kusağı Nikbinler metni bu vakayı daha geniş bir kuşak sahnesine yerleştirir. Nikbinler aynı anda iki rejime yaslanır: bir yanda viral dolaşım, yapay zekâ şüphesi, stüdyo pürüzsüzlüğü, platform kulağı, algoritmik görünürlük ve ses zinciri belirsizliği; diğer yanda “canlı kanlı grup”, kadın vokal, Anadolu rock, eski pop yıldızı onayı, nostaljik şarkı, sahne emeği ve eski sahicilik. Yeni üretim eski sahne kostümüne ihtiyaç duyar. Eski sahicilik yeni platform dolaşımından güncellik alır. AI müzik sahneye çıkmak için kadın vokali çağırır. Eski pop otoritesi güncel kalmak için AI vakasını himaye eder. Kuşak Kusağı Nikbinler metni bunu internet ve yapay zekâ çağının üretim biçiminin boomer-X sahicilik kostümüyle sahneye çıkması olarak okur (🔗).
Bu kuşak kostümü yalnız müzikal nostaljiyle ilgili değildir. Eski sahne rejiminde ses bedene bağlıdır; sahne emek kanıtıdır; grup otantiklik işaretidir; canlılık ahlaki üstünlük gibi çalışır. Platform/AI rejiminde ses üretilebilir profildir; beden, doğrulama yüzeyi haline gelir; sahne, kaydın sahicilik dekoru olur; canlılık, final ses zincirini açıklamak yerine onu duygusal olarak mühürler. Böylece eski sahne sahiciliği yeni AI üretiminin üstüne geçirilir. Kuşak kusmuğu burada doğar: yeni üretim eski sahiciliği kullanarak kendini temizlemeye çalışır; eski sahicilik yeni platform dolaşımıyla kendi çürümesini güncel gösterir.
Suno’nun getürkt suistimali bu noktada yalnız Nikbinler’e ait bir vaka olmaktan çıkar. YouTube’da “Anadolu şarkıları” adıyla yayılan AI üretimlerinin çoğunda aynı dişil robot sesi kullanıldığında, bu artık tekil bir prodüksiyon tercihi sayılmaz. Bir form oluşmuştur. Bu formun görevi, robotik üretime “kadınsı iç dünya” sağlamaktır. Erkek robot sesi, üretimin mekanikliğini fazla görünür kılar. Dişil robot sesi ise üretimin mekanikliğini kırgınlıkla, nefesle, yaşsız kızlıkla, pürüzsüz hüzünle ve mahremiyet efektiyle örter. Makine bir “ben” icat ederken dişil tınıdan yararlanır. Böylece türkü, şiir, ağıt, pop, arabesk, Anadolu rock ve kaset nostaljisi, aynı dişil platform hüznüne çevrilir.
Bu formun pedofilik yaş perdesi de buradan gelir. Mesele her dişil robot sesinin çocuk sesi olması değildir. Daha sinsi yapı, yaşsızlaştırılmış kızlık kodunun yetişkin müzik piyasasına ve platform dolaşımına sokulmasıdır. Toy ama şarkıcı, kırılgan ama pazarlanabilir, masum ama çekici, yetişkin formda ama kızlık muafiyetiyle korunmuş, nefesli ama bedensiz, acılı ama pürüzsüz bir vokal yüzeyi üretilir. Bratmaxxing: Prestij Perdeli Pedofili metni bu yaş-karışımını başka bir sahada “kadın gibi hükmetmek, kız gibi affedilmek” formülüyle kurar; coquette, brat, princess ve soft girl gibi figürlerin aynı kızlık perdesinin farklı duygu tonları olarak çalıştığını gösterir (🔗). Suno vokali bu yapıyı işitselleştirir: kadın gibi şarkı söyler, kız gibi kırılır, robot gibi üretilir, platform gibi dolaşır, anaç fallus gibi korunur.
Bu yüzden dişil robot sesi iğrençliğini “kadın sesi” olmasından almaz. Kızlık kodunu platformun sahicilik aparatı yaptığı için iğrençtir. Kadınsı tınıyı hizmet, bakım, sabır, kırılganlık ve duygusal emek yüzeyi olarak kullanan dijital asistan tarihi de bu zeminin parçasıdır. UNESCO’nun kadın sesli dijital asistanlara dair çalışmaları, kadınsı AI seslerin uzun süre itaatkâr, yardımcı, tahammüllü ve hizmete hazır figürlerle ilişkilendirildiğini tartışmaya açmıştı (🔗). Suno bu hizmetkâr kadınsı sesi şarkıya taşır. Asistan “yardım eder”; dişil robot vokal “hisseder”. İkisinde de makine kadınsı sesle soğukluğunu örter.
Hukuki ve ekonomik düzeyde de ses artık yalnız estetik malzeme değildir. AI müzik alanında ses, benzerlik, lisans, eğitim verisi, izin ve etiketleme tartışmaları büyüyor. Suno v5.5 ile Voices ve Custom Models gibi özelliklerin kişiselleştirme odağına yerleşmesi, ses kimliğinin ürün düzeyinde merkezileştiğini gösteriyor (🔗). The Verge’ün haberinde Voices özelliği, kullanıcıların kendi sesleriyle model eğitip AI versiyonlarını yüklenen müzikte veya AI çıktılarda şarkı söyletebilmesi olarak anlatılır; ses hırsızlığına karşı doğrulama cümlesi istendiği, mevcut AI ses modelleriyle bu tür kontrollerin kandırılma ihtimalinin tartışıldığı da aktarılır (🔗). Bu bağlam, Suno’nun yalnız şarkı üreten eğlenceli bir araç olarak kalmadığını; ses kimliğini, benzerliği, açıklama borcunu ve kişilik suretini üretim zincirine aldığını gösterir.
Fakat izin ve rıza tartışması bu meselenin tamamını kapsamaz. Birinin kendi sesini sisteme vermesi, finalde doğan ses-suretin fiilî kişiden daha forslu hale gelmesi riskini ortadan kaldırmaz. Rıza, ego dismorfisini engelleyen sihirli bir mühür gibi çalışmaz. Kişi kendi rızasıyla kendi empoze egosunu üretebilir. Kendi sesini sisteme verir, sistem ona daha temiz, daha genç, daha dinlenebilir, daha platforma uygun bir ses olarak geri verir, sonra kişi kendi canlı sesini bu ideal ses-suretle kıyaslamaya başlar. Bu, hırsızlıktan farklı bir yabancılaşmadır: gönüllü suret üretimiyle gelen benlik bölünmesidir.
Nikbinler’de bu bölünme sahneye taşınır. Kayıttaki Berika, fiilî Berika’dan daha gerçek hale gelir. Canlı Berika artık yalnız kendi sesinin öznesi olarak sahneye çıkmaz; platformda tutmuş, AI/stüdyo işleminden geçmiş, pürüzsüzleşmiş “Berika-sesi”nin bedensel kefili olarak sahneye çıkar. Çıplak ses savunusu, geçmiş kaydın teknik zincirini açmak yerine kayıttaki imgeye bedensel doğrulama sağlar. “Benim sesim” sözü sahiplik bildirir; ama ham ses, model sesi, işlenmiş ses, canlı ses, kayıttaki ses ve platformda tutmuş ses arasındaki farkları kurutmadıkça getürkt mühür olarak çalışır.
Volkan açısından da benzer bir çakma ego devresi çalışır. AI üretici pozu çıplak kaldığında mekanik, reçeteli, polemikçi ve soğuk görünme riski taşır. Berika’nın kadın sesi ve canlı bedeni bu pozu emekçi, sahici, duygusal ve mağdur hale getirir. Volkan’ın üretici egosu Berika’nın karı forsuna yaslanır. Nikbinler’in grup egosu eski sahne sahiciliğine yaslanır. Platform egosu viral dolaşıma yaslanır. AI egosu hızlı üretim ve pürüzsüz model sese yaslanır. Bu ego biçimleri aynı bedene, aynı şarkıya, aynı savunmaya, aynı sahneye sığdırılmaya çalışıldığında ego dismorfisi çoğalır.
Dinleyici de bu devrenin dışında kalmaz. Bir taraf “gerçek sanat” forsu arar; diğer taraf “AI devrimi” forsu arar. Bir taraf canlılık mitini, diğer taraf teknoloji mitini savunur. Fakat iki taraf da çoğu zaman ses zincirinin kuru ayrımlarından çok kendi sahicilik arzusunu savunur. İşte getürkt suistimalin en güçlü yanı budur: herkesi kendi ego pozisyonuna çeker. Dinleyici final sesin kaynağını soracağı yerde kendi nostaljisini, kendi teknoloji hayranlığını, kendi sanat ahlakını, kendi kuşak hıncını, kendi kadın sesi fantazisini tartışmaya başlar.
Suno’nun dişil robot sesi bu yüzden yalnız kötü estetik üretmez; çakma ego üretir. Üretici “ben şarkı yaptım” der, ama yaptığı şey çoğu zaman platformun hazır dişil sahicilik kalıbını türkü, şiir veya nostalji ambalajıyla dolaşıma sokmaktır. Vokal “ben hissediyorum” der, ama hissin kaynağı model, veri, stil ve platform formudur. Kadın bedeni devreye girdiğinde bu model çıktısı canlılık kefaleti kazanır. Eski sahne formları devreye girdiğinde bu canlılık tarihsel sahicilik kostümü giyer. “Benim sesim” devreye girdiğinde teknik zincir ahlaki sahiplikle mühürlenir. “Hibrit” devreye girdiğinde tüm parçalar birbirine yapıştırılır.
Yapay zekâyı üretim tezgâhı olarak kullanmak başka bir şeydir; yapay zekâ zincirini dişil sahicilikle perdelemek başka bir şeydir. AI kullanımı kendi başına skandal değildir. Şarkının hangi kısmında model, hangi kısmında insan, hangi kısmında aranje, hangi kısmında voice/persona, hangi kısmında stüdyo işlemesi, hangi kısmında playback, hangi kısmında canlı mikrofon bulunduğu açık edildiğinde tezgâh görünür hale gelir. Sorun, tezgâhın üstüne kadınsı içtenlik perdesi çekildiğinde başlar. Sorun, izin ve kanıtın akışın başında yer alması gerekirken, duygusal savunmanın arkasına itilmesidir. Sorun, robotik üretimin “benim sesim”, “canlı kanlı”, “karı-koca emeği”, “sanat özgürlüğü”, “AI devrimi”, “stüdyo nimeti” gibi cümlelerle yıkanmasıdır.
Bu yüzden “Nikbinler ve Suno’nun Getürkt Suistimali” denildiğinde tek bir skandal başlığı açılmaz. Bütün zincir açılır. Anadolu şarkıları adı altında dolaşan dişil robot sesleri açılır. Türk-matik’ten ters çevrilmiş otomat mantığı açılır. Robotun kadın sesiyle “ben” demesi açılır. Anaç ekranın sesi profile çevirmesi açılır. Anaç üstbenin “kendi sesinle kendin ol” buyruğu açılır. Anaç fallusun eksikliği pürüzsüz ses-suretle kapatması açılır. Nikbinler’in kadın vokali sahne bedenine, eş emeğine ve eski sahicilik kostümüne bağlaması açılır. Sümük siyasetinin teknik ayrımları yapıştırması açılır. Ego dismorfisinin insanı kendi fiilî sesi yerine kendi platform ses-suretine mahkûm etmesi açılır.
Sonuç açıktır: Suno türküden şiire, şarkıdan ağıta kadar her şeyi dişil robot sesinin pürüzsüz platform yüzeyine çekiyor. Bu yüzeyden karı forsu üretmeye çalışanlar robotu insanlaştırdıklarını sanıyor; gerçekte insanı kendi robotik suretine bağlıyorlar. Nikbinler vakası bu zinciri görünür kıldığı için önemlidir. Bir playback tartışması, bir AI polemiği, bir karı-koca emeği savunusu, bir nostalji kavgası, bir sahne sahiciliği meselesi ve bir ego dismorfisi vakası aynı anda işlemektedir. Suno’nun dişil robot sesi Anadolu’nun sesi değildir; anaç fallusun şarkı söyleyen protezidir. Nikbinler bu protezi sahneye, eş bedenine ve AI devrimi palavrasına bağladığı anda getürkt suistimal görünür hale gelir.






























Geri bildirim: Kuşak Kusağı Nikbinler | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Nikbinler’in Karı Forsu ve Sümük Siyaseti | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Nikbinler’den Sahtekar Esnaf Serzenişi | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Phantomoperand 👻🪸🐈⬛ | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: His Kalpazanı Nikbinler’in ‘Ah Deme Oh De’ Araf Pornosu Platform Kuklalığı Emridir | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: LEGOLUGAT 🧩🧱📖 | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Kuşaklar — özel sayfa | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER