CHP’de İğret Sırıtışlar: Tenezzülcü Ekrem, Tahammülcü Özgür, Tevessülcü Kemal

(playlist)

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

👻🪸🐈‍⬛ Phantomoperand 👻🪸🐈‍⬛

Nazar/seda, belagat/lagaluga, şantaj/manipülasyon arasında CHP’nin üç yüzü

CHP’nin güncel krizi tek bir liderlik kavgası, tek bir mahkeme kararı, tek bir adaylık tartışması, tek bir parti içi tasfiye ya da tek bir belediye gerilimi olarak okununca eksik kalır. Aynı anda çalışan üç yüz var: Ekrem İmamoğlu’nun engellendikçe büyüyen tenezzülcü yüzü, Özgür Özel’in İmamoğlu’nun yarasını örgütsel tahammüle çeviren taşıyıcı yüzü, Kemal Kılıçdaroğlu’nun Özel ve İmamoğlu’nun üstünde durduğu sayım zeminini mutlak butlanla kesen tevessülcü yüzü. Bu üç yüz, 2023 seçim yenilgisi, 2023 CHP kurultayı, 2024 yerel seçim zaferi, İmamoğlu’nun diploma krizi, tutukluluk ve adaylık hattı, İzmir grevi, mutlak butlan kararı, CHP Genel Merkezi’ne müdahale, Özel’in Meclis’e yürüyüşü, belediye başkanlarının hizalanması, Kılıçdaroğlu’nun iade yüzü, Özel’in sandık çağrısı ve İmamoğlu’nun müsterih tebessümü içinde aynı anda belirir.

Özgür Özel, Kasım 2023’te CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nda Kılıçdaroğlu karşısında genel başkan seçildi; Anadolu Ajansı, ikinci turda 812 oy aldığını aktardı (🔗). 2024 yerel seçimlerinde CHP’nin büyükşehirler ve kritik kentler üzerinden yükselen başarısı, Özel-İmamoğlu hattını “değişim” yüzü haline getirdi. 2025’te İstanbul Üniversitesi’nin İmamoğlu’nun diplomasını iptal etmesi, cumhurbaşkanı adaylığı için üniversite diploması şartı nedeniyle bu hattı doğrudan adaylık krizine bağladı; AP bunu Erdoğan’ın güçlü rakibini yarış dışı bırakabilecek hamle olarak verdi (🔗). 21 Mayıs 2026’da mahkeme CHP’nin 2023 kurultayını mutlak butlanla hükümsüz sayıp Özel yönetimini görevden aldı ve Kılıçdaroğlu’nu iade etti; Reuters kararın CHP tarafından “yargı darbesi” diye adlandırıldığını, piyasalarda da sarsıntı yarattığını aktardı (🔗). (Anadolu Ajansı)

Bu tarihsel hat üç ayrı tip üretir. İmamoğlu nazar ve seda ile çalışır: bakışla küçültür, sesle sahneyi alır. Diploma davasında “Bu bir diploma davası değildir” dediğinde, dosyayı belge tartışmasından çıkarıp “adayını devre dışı bırakma mücadelesi” diye adlandırır (🔗). Aynı savunmada “beni hiçbir güç yıldıramaz” ve “dünden daha güçlüyüm bugün” diyerek sanık sandalyesini moral kürsüsüne çevirir. Özel belagat ve lagaluga ile çalışır: yarayı dile çevirir, sonra aynı yarayı sürekli dolaştırır. CHP açıklamasında İmamoğlu ve “Türkiye’yi gelecekte yönetecek kadrolar”ın hedef alındığını, “biz kimseyi geride bırakmadık” diyerek bu yarayı örgütsel sadakate bağladığını söyler (🔗). Kılıçdaroğlu şantaj ve manipülasyon ile çalışır: reddin bedelini hissettirir, dönüşünü prosedürün doğal sonucu gibi gösterir. Mutlak butlan sonrası “CHP kişisel ikbal arayışlarının mücadele alanı değildir” ve kararın “kenetlenme fırsatı” olması gerektiği sözleri, onun dönüşünü kendi arzusu yerine parti ahlakı ve sükûnet gereği gibi kurar (🔗). (Ekrem İmamoğlu)

Bu yazının bağımsız bağlamı burada başlar: İmamoğlu’nun tenezzülcü nazarı ve sedası, Özel’in tahammülcü belagati ve lagalugası, Kılıçdaroğlu’nun tevessülcü şantajı ve manipülasyonu birbirini üretir. İmamoğlu’nun yüzü saldırıyı teyide çevirir: “bana dava açıyorlar, çünkü benden korkuyorlar.” Özel’in yüzü bu teyidi örgütsel alacağa çevirir: “ona yapılan bize yapılmıştır.” Kılıçdaroğlu’nun yüzü bu alacağın kurultay zeminini keser: “sizin sayımınız batıl.” İzmir grevi bu üçlünün dışındaki sınıfsal aynayı açar; CHP devlet karşısında mağduriyet ve tahammül dili kullanırken, CHP’li belediye işçisi karşısında bütçe, hizmet ve yönetim diliyle konuşur. Medyascope, İzmir’de İZELMAN, İZENERJİ ve EGEŞEHİR’de yaklaşık 23 bin işçinin grevinin yedinci günde Cemil Tugay’ın son teklifinin kabulüyle bittiğini aktardı (🔗). (Medyascope)

Ekrem’in nazarı ve sedası olmadan Özgür’ün tahammülü kitleye yayılmaz. Özgür’ün belagati ve lagalugası olmadan Ekrem’in tebessümü örgütsüz kalır. Kemal’in şantajı ve manipülasyonu olmadan bu ikilinin mağduriyet sermayesi bu kadar büyümez. Bu ikili olmadan da Kemal’in tevessülü bu kadar iğret görünmez.

Aynı sahnede üç yüz

Ekrem İmamoğlu sahneye dosya üzerinden çıkar, ama dosyanın içinde kalmaz. Diploma davasında “sözüm ona şikâyet”in cumhurbaşkanı adaylığını açıkladığı gün adli soruşturmaya dönüştürüldüğünü söyler; ardından “bu bir diploma davası değildir” diyerek adını koyar: cumhurbaşkanının cumhurbaşkanı adayına karşı siyasi davası, adayını devre dışı bırakma mücadelesi (🔗). Bu cümlede tenezzülcü nazar çalışır. Karşısındaki işlem, “diploma” adıyla geldiği halde, İmamoğlu ona o adla bakmaz. Dosyanın üstünden bakar, failin niyetini okur, hukuki biçimi siyasal korkunun kılığına çevirir.

Aynı sahnede Özgür Özel, İmamoğlu’nun dosyasını parti bedenine taşır. “Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’nu, Türkiye’yi gelecekte yönetecek kadroları hedef aldılar” sözü, kişisel yarayı kadro yarasına, kadro yarasını Türkiye’nin geleceğine bağlar (🔗). Bu belagat, yarayı düzgün bir cümleye sokar. İmamoğlu içeridedir, Özel dışarıda taşır; İmamoğlu hedef olur, Özel hedefin çevresinde örgüt kurar; İmamoğlu’nun adı adaylık aurasına, Özel’in sesi dayanma talimatına dönüşür.

Kemal Kılıçdaroğlu aynı sahneye başka kapıdan girer. Karşısında İmamoğlu’nun adaylık aurası ve Özel’in değişim örgütü varken, doğrudan meydan yarışına çıkmaz. Mutlak butlan kararı onun adını seçim sandığından, kurultay yarışından, örgüt rekabetinden ayrı bir düzleme taşır. Guardian, mahkemenin 2023 liderlik seçimini iptal ederek Özel’i görevden aldığını ve Kılıçdaroğlu’nu yeniden göreve getirdiğini, bunun CHP’nin 2024 yerel seçim başarısından sonra geldiğini yazdı (🔗). Kılıçdaroğlu böylece “yeniden seçilen” kişi değil, “kurultayın hükümsüzlüğünden iade edilen” kişi olur. (The Guardian)

Bu üç yüzün aynı sahnedeki kareleri netleşir. İmamoğlu duruşma salonunda belge gösteren, devlete devlet dersi veren, “19 yaşındaki Ekrem”i 35 yıl sonra yargılayan düzeni yukarıdan okuyan yüzdür. Özel Genel Merkez’de tebligatla, polisle, merdivenlerle, kalabalıkla ve ardından Meclis’e yürüyüşle görünen yüzdür. Medyascope, CHP Genel Merkezi’nde polis müdahalesi, tebligat, Özel’in karar metnini yırtması, otopark zincirlerinin ve demir kapının kırılması, biber gazı ve elektrik kesintisi gibi kareleri aktardı (🔗). Kılıçdaroğlu’nun karesi ise daha buğuludur: karar, icra, danışman, avukat, bayramlaşma, PM ve ahlaki kodlar. Olayın sonucu serttir; yüzü prosedürdür. (Medyascope)

İmamoğlu “beni durdurmaya çalışıyorsunuz” diye yukarıdan bakar. Özel “onu durdurmaya çalıştığınız için biz haklıyız” diye dayanır. Kılıçdaroğlu “sizin durduğunuz zemin zaten batıl” diye prosedüre yaslanır. Üç yüz aynı anda görünmeden CHP krizi anlaşılmaz; çünkü her biri diğerinin gerekçesini, sınırını ve iğretliğini üretir.

Nazar, belagat, şantaj

Nazar, belagat ve şantaj aynı anda çalışır. Nazar bakar, belagat anlatır, şantaj bedel koyar. İmamoğlu’nun nazarı önce rakibin yüzünü okur. “Bu acele niye?” sorusu, diploma işleminin teknik gerekçesinden önce kararın telaşını teşhir eder. “Koltuklarını kaybetmekten korktukları için düzenledikleri bu diploma kumpası çökecek” başlığı da aynı bakışı taşır: karar, diploma meselesinden çok koltuk korkusunun belgesi olur (🔗). Tenezzülcü nazar burada hukuki hamleyi ciddiyetinden soyar; failin telaşını, korkusunu, yetişememe halini büyütür.

İmamoğlu’nun “bir avuç muhteris” ve “şebeke” dili de nazarın sertleşmiş halidir. Rakip eşit siyasal özne gibi durmaz; küçük çıkar ağı, telaşlı kadro, koltuğunu korumaya çalışan çevre gibi görünür. Bu bakış kitleye özgüven verir, çünkü engel artık büyük bir duvar gibi değil, panikle kurulmuş bariyer gibi algılanır. İmamoğlu’nun elinde belgeyle konuştuğu kare, bu nazarın görsel karşılığıdır: “Ben belgeyle geldim; siz korkuyla davranıyorsunuz.” (Ekrem İmamoğlu)

Özel’in belagati, İmamoğlu’nun bu nazarından siyasal zincir çıkarır. “Bu mesele CHP meselesi değildir, milletin meselesidir” dediğinde, özel yarayı genelleştirir. “Suçumuz seçim kazanmak, kazanacak aday belirlemek, müesses nizama baş kaldırmaktır” sözünde, partiye yönelen baskıyı seçim zaferi, adaylık ve düzen itirazı içinde kurar (🔗). Belagat burada yarayı düzgün bir hatta bağlar: Ekrem’e yapılan kadroya, kadroya yapılan geleceğe, geleceğe yapılan millete yönelmiştir.

Bu belagat, sadakat cümlesiyle tahammül haline gelir. “Biz kimseyi geride bırakmadık, bundan sonra da bırakmayacağız” sözü, İmamoğlu’nun içerideki yokluğunu dışarıdaki örgütsel vefaya dönüştürür. Özel burada kendi liderliğini İmamoğlu’nun yarasını taşımakla kurar. Böylece Özel’in yüzü, kendisi için değil, yaralı aday için dayanmış lider yüzüne dönüşür. İmamoğlu’nun nazarı rakibin korkusunu okur; Özel’in belagati o korkudan kolektif haklılık üretir.

Kılıçdaroğlu’nun şantajcı tipi doğrudan tehdit diliyle değil, ahlaki bedel diliyle çalışır. “CHP kişisel ikbal arayışlarının mücadele alanı değildir” cümlesi, Özel-İmamoğlu hattına isim vermeden bu hattın üstüne “kişisel ikbal” gölgesi düşürür. “Karar ayrışma vesilesi değil, kenetlenme fırsatı olmalıdır” dediğinde, mutlak butlan kararına itiraz eden taraf kolayca ayrışma tarafı gibi kodlanabilir. “Şahsi ikballer değil, Türkiye’nin geleceği esastır” hattı, reddeden tarafın niyetini ahlaki baskı altına alır (🔗). (Kısa Dalga)

Şantajcı tip burada “beni kabul etmezseniz şöyle yaparım” demez. Ortamı şöyle kurar: “Beni reddetmek ayrışmayı büyütür, sükûneti bozar, ortak aklı terk eder, şahsi ikbal şüphesi doğurur.” Tehdit ağızsızlaşır; parti ahlakı, birlik, sükûnet ve Türkiye’nin geleceği tehdidin taşıyıcısı olur. İğret sırıtış bu noktada belirir: Sonuç Kılıçdaroğlu lehine işler, ama sonuç kendi talebi değil, sükûnetin ve ahlakın gereği gibi görünür.

İzmir grevi bu üçlüye sınıfsal bir çatlak açar. Ekrem’in nazarı ve Özgür’ün belagati merkezi iktidar karşısında rahat çalışır; devletin baskısı, yargının hamlesi, adaylığın kesilmesi, Genel Merkez müdahalesi aynı mağduriyet zincirine eklenebilir. CHP’li belediye işçisi greve çıktığında ise aynı zincir zorlanır. İzmir’de yaklaşık 23 bin işçinin grevi, CHP’nin belediye işvereni konumunu görünür kıldı; Bianet’teki değerlendirme, grevi DİSK ile CHP’li İzmir Büyükşehir Belediyesi arasındaki sert saflaşma olarak ele aldı (🔗). Devlete karşı tahammülcü mağduriyet, işçiye karşı bütçe ve hizmet yönetimine dönüşür. (Medyascope)

Seda, lagaluga, manipülasyon

Seda sahneyi alır, lagaluga sahneyi uzatır, manipülasyon sahnenin neden-sonuç bağını değiştirir. İmamoğlu’nun sedası, dava salonunu mahkeme olmaktan çıkarıp meydan sesine çevirir. “Bunu 86 milyon vatandaşımızın hiçbirisine izah edemezsiniz” dediğinde, hakim karşısındaki savunma bir anda bütün topluma yönelir. “Devlet olmak yalnızca yetki kullanmak değildir; sorumluluk taşımaktır” hattı da aynı dönüşümü yapar: sanık gibi savunma yerine, devlete devlet dersi veren aday sesi gelir (🔗).

Bu sedada rahatlık ve meydan okuma birlikte bulunur. “Beni hiçbir güç yıldıramaz”, “dünden daha güçlüyüm bugün”, “gücümün nasıl arttığını tarif dahi edemem” gibi cümleler, dava ve tutukluluk atmosferini zayıflık yerine güç artışı gibi kurar (🔗). Seda, bireysel savunmayı kolektif morale çevirir. Dava salonu kürsü olur; iddianame, kitlenin duyacağı bir siyasal metne dönüşür.

Özel’in lagalugası bu sedayı sürekli açık tutar. Lagaluga burada boş konuşma anlamına indirgenemez; yaranın sürekli anlatılarak örgütü sıcak tutmasıdır. “Çok zor günlerden geçiyoruz”, “parti geçmişte de çok zor günlerden geçti”, “darbeler gördü, kapatıldı, yöneticileri hapse girdi” dizisi, CHP tarihini uzun bir tahammül arşivine çevirir (🔗). “Yaşananlar, yarının iktidarının doğum sancısıdır” ve “zorlanacağız ama katlanacağız” cümleleri, acıyı geleceğin habercisi yapar (🔗). (Republican People’s Party)

Lagaluga örgütü tutar, ama programı erteleme gücü de taşır. Diploma, tutuklama, butlan, polis, Genel Merkez, sandık, millet, baba ocağı, demokrasi, Cumhuriyet, iktidar yürüyüşü aynı tekrarın içine girer. Bu tekrar heyecan üretir; her somut soruyu aynı büyük yaraya bağladığı için ayrıntıların hesabını ileri iter. “Sandık gelecek, butlan gidecek” güçlü bir slogan olur; aynı zamanda kurultay, adaylık, sınıf, belediye, grev ve program sorunlarını iki kelimeye sıkıştırır.

Kılıçdaroğlu’nun manipülasyonu, bu ses ve tekrar alanının altında neden-sonuç bağını değiştirir. Kendi dönüşü “ben dönmek istiyorum” diye kurulmaz; “süreç böyle gerektirdi” diye görünür. Danışman Atakan Sönmez’in “mahkeme kararı kesinleştiği andan itibaren görevi başlamıştır” hattı, dönüşü siyasal talep olmaktan çıkarıp zaten başlamış görev gibi sunar. Lütfü Savaş’ın “CHP’nin üzerinde hiçbir şaibe kalmasın, delege iradesi tartışmasız olsun” çizgisi, kurultayın iptaline giden yolu delege iradesini temizleme hamlesi gibi kurar (🔗).

Kılıçdaroğlu’nun “CHP kuruluşundaki ahlaki kodlara yeniden kavuşmak zorundadır” hattı da manipülasyonun tarihsel yüzüdür. Bugünkü geri dönüş, geçmişteki iktidar talebi gibi değil, kaybedilmiş ahlaki üstünlüğün restorasyonu gibi görünür (🔗). Böylece sonuç kendi lehine işlerken fail buğulanır: Kılıçdaroğlu gelmemiştir, görev başlamıştır; iktidar hamlesi yapılmamıştır, prosedür tamamlanmıştır; kurultay iradesi kesilmemiştir, şaibe temizlenmiştir; eski lider dönmemiştir, parti ahlaki kodlarına kavuşmuştur.

Ekrem’in sesi davayı meydanlaştırır. Özgür’ün lagalugası o meydanı sürekli açık tutar. Kemal’in manipülasyonu ise meydanın altındaki kurultay zeminini geçersiz sayarak bütün sesin nedenini değiştirir.

Diploma, butlan, grev aynı aynada

Diploma krizi, mutlak butlan ve İzmir grevi üç ayrı olay gibi durur; aynı aynada birleşince CHP’nin üç yüzü daha keskin görünür. Diploma krizi Ekrem’i büyüten engeldir. İstanbul Üniversitesi’nin İmamoğlu’nun diplomasını iptal etmesi, cumhurbaşkanı adaylığı şartı nedeniyle doğrudan siyasi yarışa bağlandı; Reuters, üniversitenin 1990 yatay geçişindeki usulsüzlük iddiasını gerekçe gösterdiğini ve İmamoğlu’nun bunu yasadışı bulduğunu aktardı (🔗). Bu hamle, İmamoğlu için tenezzülcü nazarın ana yakıtı oldu: “Diplomaya bakıyor gibi yapıyorsunuz, adaylıktan korkuyorsunuz.” (Reuters)

Diploma krizi Özel’in belagatine ana yara sağlar. Özel, “hapiste de olsa yasaklı da olsa adayımız İmamoğlu’dur” hattıyla, İmamoğlu’nun engellenmişliğini adaylığın dayanaklarından biri haline getirir (🔗). Mansur Yavaş’ın kendi adaylığını askıya alması da bu yaraya eklenen kontrollü destek hareketidir; AP, diploma iptalinin ardından Yavaş’ın kendi adaylık değerlendirmesini askıya aldığını aktardı (🔗). Ekrem’in yarası Özel’in kampanyasına, Özel’in kampanyası CHP’nin “gelecek kadroları” anlatısına dönüşür. (Republican People’s Party)

Mutlak butlan Kemal’i geri çağıran prosedürdür. Mahkeme CHP’nin 2023 kurultayını hükümsüz saydığında, Özel’in kurultaydan gelen sayımı, İmamoğlu hattının örgütsel zemini ve 2024 sonrası değişim iddiası aynı anda kesildi. Reuters, mahkemenin Özel’i fiilen görevden aldığını, Kılıçdaroğlu’nu yeniden göreve getirdiğini ve CHP’nin protesto/itiraz çağrısı yaptığını yazdı (🔗). Butlan, Kılıçdaroğlu’nun tevessülcü yüzünü sahneye taşır; Özel’in tahammülünü keskinleştirir; İmamoğlu’nun “Türkiye’ye darbe” sedasına yeni malzeme verir. (Reuters)

Genel Merkez müdahalesi bu butlanın bedene temas ettiği karedir. Medyascope’un aktardığı sahnede tebligat, yırtılan karar metni, kırılan kapılar, biber gazı, elektrik kesintisi, “Genel Başkan Özgür Özel’dir” yazısı ve “Kayyumlar gidecek, biz kalacağız” sloganı aynı anda görünür (🔗). Özel burada “baba ocağı” dilini kurar ve bina kaybını yürüyüşe çevirir. Bianet, Özel’in Meclis’e yürüyüşünde “Sandık gelecek, butlan gidecek” sözünü öne çıkardı (🔗). (Medyascope)

İzmir grevi ise CHP’nin mağduriyet yüzünü böler. Devlete karşı tahammülcü olan CHP, işçiye karşı belediye işvereni olarak konuşur. Medyascope, grevin yedinci gününde DİSK’e bağlı Genel-İş üyelerinin Kültürpark’ta açık oylama yaptığını ve Cemil Tugay’ın son teklifinin kabul edildiğini aktardı (🔗). T24, İZELMAN, İZENERJİ ve Egeşehir’de çalışan 23 bin işçinin greve çıktığını, ilk altı ay yüzde 30 zam ve ikinci altı ay enflasyon farkına ek refah payı içeren anlaşma hattını yazdı (🔗). (Medyascope)

Diploma krizi Ekrem’in tenezzülcü yüzünü büyütür; butlan Kemal’in tevessülcü yüzünü sahneye taşır; İzmir grevi Özgür hattının mağduriyet belagatini işçi karşısında sınar. Cemil Tugay burada CHP’nin emek karşısındaki yönetici tahammülsüzlüğünü temsil eder. Lütfü Savaş butlanın iç kapısıdır. Gürsel Tekin kayyım/görevlendirme gölgesidir. Özgür Çelik ve Cemal Canpolat, İstanbul örgütünde İmamoğlu-Kılıçdaroğlu hattının yerel minyatürünü oluşturur; 2023 İstanbul İl Kongresi’nde İmamoğlu’nun desteklediği Özgür Çelik’in 342 oy, Kılıçdaroğlu’na yakın görülen Cemal Canpolat’ın 310 oy aldığı aktarılmıştı (🔗).

Üç figürün birbirine bağımlılığı

Ekrem olmadan Özgür eksik kalır. Özel’in tahammülcü liderliği, İmamoğlu’nun yarasını taşımadan aynı yoğunluğa ulaşmaz. “Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’nu, Türkiye’yi gelecekte yönetecek kadroları hedef aldılar” cümlesi, Özel’in kendi liderlik dilinin Ekrem yarası üzerinden kurulduğunu gösterir (🔗). İmamoğlu içeridedir, Özel dışarıdadır; biri simgeleşir, diğeri taşır. Ekrem’in kapatılmış bedeni, Özel’in yürüyen bedenine anlam verir.

Özgür olmadan Ekrem eksik kalır. İmamoğlu’nun diploma ve dava sedası örgütsel aygıta ihtiyaç duyar. Duruşma salonunda “bu dava benim nezdindeki ismi, Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığının engellenmesi davasıdır” demesi büyük bir ses üretir; bu ses parti, grup, belediye başkanları, miting, kurultay çağrısı ve sandık sloganı olmadan havada kalabilir (🔗). Özel’in “biz kimseyi geride bırakmadık” cümlesi bu sesi taşıma sözüdür. (Ekrem İmamoğlu)

Kemal olmadan ikisinin tahammülü eksik kalır. Kılıçdaroğlu’nun butlanla dönüşü, Özel ve İmamoğlu hattına yeni bir mağduriyet zemini verir. Genel Merkez müdahalesi, Özel’in “baba ocağı” ve “meydan” dilini büyütür; mahkeme kararı, İmamoğlu’nun “Türkiye’ye, demokrasiye, Cumhuriyet’e darbe” sedasına yeni bağlam sağlar. AP, Özel’in görevden alınmasını izleyen kriz içinde polis müdahaleleri, mitingler, protestolar ve erken seçim beklentileriyle genişleyen gerilimi aktardı (🔗). (AP News)

Özel-İmamoğlu olmadan Kemal’in tevessülü bu kadar görünürleşmez. Karşısında güçlü bir değişim, adaylık, sandık ve mağduriyet hattı bulunmasa, Kılıçdaroğlu’nun dönüşü yalnızca eski genel başkanın hukuki iadesi gibi görünebilirdi. Özel’in “atanmış kayyımlar bu partiyi yönetemez” ve “partimizi AK Parti’nin butlan kollarına yönettirmeyiz” dili, Kemal dönüşünü iğretleştiren karşı dildir (🔗). Bu dil olmasa, tevessülün şantajı ve manipülasyonu daha kolay sükûnet ve prosedür perdesinde kalır.

Bu üç figür birbirini iptal ederek değil, birbirini iğretleştirerek var olur. Ekrem’in yüksekliği Özgür’ün taşımasına, Özgür’ün taşıması Kemal’in kesmesine, Kemal’in kesmesi Ekrem ve Özgür’ün yeniden mağduriyet üretmesine bağlıdır.

CHP’nin sınıfsal ve örgütsel sırıtışı

CHP’nin iğret sırıtışı yalnızca lider yüzlerinde görünmez; örgütün bedeninde de görünür. Genel Merkez polisle boşaltılırken CHP mağdur örgüt bedenine dönüşür. Kapılar kırılır, zincirler koparılır, biber gazı sıkılır, elektrik kesilir; aynı mekânda “Genel Başkan Özgür Özel’dir” yazısı ve Özel fotoğrafı merdivenlere konur (🔗). Burada parti devlete karşı tahammülcü yüzünü alır.

Meclis’e yürürken temsil yüzünü alır. Bianet’in aktardığı yürüyüşte Özel “Sandık gelecek, butlan gidecek” diyerek bina kaybını sayım talebine çevirir (🔗). Bu karede CHP, kapısı kırılan bina değil, yürüyen temsil olur. Butlanın sildiği kurultay sayısı, yürüyüşte yeni sayım çağrısına dönüşür.

Belediye başkanları hizalanırken yerel iktidar yüzünü alır. Bu yüzün en sert sınavı İzmir grevinde belirir. Yaklaşık 23 bin işçinin grevi, CHP’nin devlet karşısındaki mağduriyet diliyle işçi karşısındaki yönetici dili arasındaki gerilimi gösterir. Dışarıdan yargı baskısı gören parti, belediye içinde ücret, bütçe, hizmet, halk mağduriyeti ve mali denge hesabıyla konuşur. Bu yüzden İzmir grevi, Ekrem-Özgür-Kemal üçlüsünün ötesinde CHP’nin sınıfsal yüzünü açar.

İstanbul örgütü de aynı örgütsel sırıtışın küçük modelidir. Özgür Çelik’in İstanbul İl Başkanlığı’nı İmamoğlu-Özel değişim hattının desteğiyle kazanması, Cemal Canpolat’ın Kılıçdaroğlu’na yakın eski merkez hattını temsil etmesi, kurultay krizinin yerel minyatürünü verir (🔗). İstanbul örgütü Ekrem’in nazarının ve Özel’in belagatinin zeminidir; bu zeminin butlan ve kayyım tartışmalarıyla kesilmesi, Kemal’in tevessülcü prosedürünü parti içi mekânlara taşır.

CHP devlet karşısında tahammülcü, işçi karşısında tenezzülcü, kendi iç hukukunda tevessülcüleşebilen bir örgüt bedenine sahiptir. Ekrem’in halkçı sedası, belediye yönetiminin sınıfsal sınavıyla çarpışır. Özgür’ün tahammülcü belagati, işçi grevi karşısında nerede durduğu sorusuyla sınanır. Kemal’in tevessülcü prosedürü, parti örgütünün iç kapılarından nasıl geçebildiğiyle görünür olur.

İğret sırıtışların karşılıklı çevirisi

Altı tip ayrı ayrı durmaz; birbirine çevrilir. Nazar sedaya çevrilir. Ekrem önce telaş, korku, kumpas görür; sonra bunu “hukuk devleti var mı, yok mu?” sorusuna yükseltir. Diploma meselesini adaylık ve devlet krizi olarak adlandırdığı anda, bakış sese dönüşür (🔗).

Seda belagate çevrilir. Ekrem’in “diploma davası değildir” sesi, Özel’in “Cumhurbaşkanı adayımızı ve geleceği yönetecek kadroları hedef aldılar” belagatine dönüşür. Kişisel dava, parti kadrosu; parti kadrosu, milletin geleceği; milletin geleceği, sandık talebi olur (🔗).

Belagat lagalugaya çevrilir. Özel’in net “sandık istiyoruz, kurultay istiyoruz” belagati, “çok zor günler”, “parti tarihinin en önemli saldırısı”, “doğum sancısı”, “zorlanacağız ama katlanacağız” tekrarına genişler (🔗). Yara örgütü ayakta tutar; aynı yara sürekli konuştukça somut programın ve sınıfsal hesabın önüne geçer.

Lagaluga şantaja çarpar. Özel hattının sürekli tahammül anlatısı, Kılıçdaroğlu’nun “sükûnet”, “kenetlenme”, “kişisel ikbal değil” diliyle sıkıştırılır. Özel çok konuştukça Kemal’in yüzü “ayrıştırmayın, sükûneti bozmayın, parti ahlakını koruyun” diyebilir. Bu noktada şantajcı tip, tahammülcü tekrarın üstüne ahlaki bedel koyar (🔗).

Şantaj manipülasyona bağlanır. Kılıçdaroğlu’nun “kenetlenme fırsatı” dili, “görev zaten başladı”, “resmi prosedür”, “ahlaki kodlara dönüş” hattına eklenir. Reddin bedeli ahlaki alana taşınır; dönüşün faili prosedür olur. Manipülasyon nazarı yeniden besler: Kemal’in prosedürel dönüşü, Ekrem’in “bakın, yarışmak yerine zeminimizi batıl saydırıyorlar” bakışına yeni kanıt verir.

Böylece Ekrem’in nazarı Özgür’ün belagatine, Özgür’ün lagalugası Kemal’in şantajına, Kemal’in manipülasyonu yeniden Ekrem’in nazarına malzeme olur. CHP’de iğret sırıtış tek bir yüzde sabitlenmez; yüzler arasında dolaşır.

Üç yüz, tek kriz

CHP’nin güncel krizi yalnızca liderlik krizi değildir; iğret sırıtışların birbirini beslediği bir yüz rejimidir. Ekrem İmamoğlu nazar ve sedayla engellenmişliğini üstünlük belgesine çevirir. Diploma davasında “19 yaşındaki Ekrem”i 35 yıl sonra yargılayan düzeni küçültür; “beni hiçbir güç yıldıramaz” diyerek dava salonundan meydan sesi çıkarır. Onun karesi belge gösteren sanıktan çok devlete yukarıdan bakan adaydır.

Özgür Özel belagat ve lagalugayla bu engellenmişliği örgütsel tahammül sermayesine dönüştürür. İmamoğlu’nun yarasını CHP’nin, CHP’nin yarasını Türkiye’nin, Türkiye’nin yarasını sandık talebinin içine yerleştirir. Genel Merkez’den Meclis’e yürür, karar metnini yırtar, “Sandık gelecek, butlan gidecek” der. Onun karesi yırtılmış tebligattan Meclis’e yürüyen tahammüldür.

Kemal Kılıçdaroğlu şantaj ve manipülasyonla bu ikilinin sayım zeminini prosedür üzerinden keser. “Kişisel ikbal” ve “sükûnet” diliyle reddin maliyetini kurar; “ahlaki kodlara dönüş” ve “prosedür” diliyle kendi dönüşünü doğal akış gibi gösterir. Onun karesi meydanda yarışan liderden çok kararın arkasından konuşan prosedürdür.

Diploma krizi, mutlak butlan ve İzmir grevi bu üç yüzün ayrı olayları değildir; aynı krizin üç aynasıdır. Diploma krizi Ekrem’i büyüten engel, butlan Kemal’i geri çağıran prosedür, İzmir grevi Özgür hattının mağduriyet belagatini işçi karşısında sınayan sınıfsal ayna olur. Ekrem “beni engelledikçe büyütüyorsunuz” diye, Özgür “ona yaptıklarınız bizi haklı çıkarıyor” diye, Kemal “ben dönmedim, sizin sayımınız batıldı” diye sırıtıyor. CHP’nin iğretliği, bu üç sırıtıştan birini seçmekte değil; üçünün aynı anda birbirini üretmesindedir.

4 Yorum

Filed under Suni muhaberat

4 responses to “CHP’de İğret Sırıtışlar: Tenezzülcü Ekrem, Tahammülcü Özgür, Tevessülcü Kemal”

  1. Geri bildirim: Phantomoperand 👻🪸🐈‍⬛ | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER

  2. Geri bildirim: Üç Tarz-ı Şikayet: Tenezzül :/ Tahammül :] Tevessül :> | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER

  3. Geri bildirim: Bazen Piro Sadece Pirodur | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER

  4. Geri bildirim: Bu Bir Piro Değildir | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER