🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖
👻🪸🐈⬛ Phantomoperand 👻🪸🐈⬛
‘Beyaz Çiçekler Açarken’ diye çevrilen Japon şarkısı 白い花の咲く頃 / Shiroi Hana no Saku Koro, ilk bakışta eski bir memleket ayrılığı şarkısı gibi durur. Bir kişi amayurdunda beyaz çiçekleri, beyaz bulutları ve beyaz ayı hatırlar; bir veda anı, başını eğmiş örgülü saçlar, yankılanan bir yalnızlık ve yaslı bir bakış sıralanır. Şarkının Türkçe çevirisinde üç kıta art arda “O beyaz çiçek”, “O beyaz bulut”, “O beyaz ay” diye kapanır (🔗). Bu üç beyazlık, Hiroşima ve Nagasaki sonrasının görsel belleğine yerleştirildiğinde sıradan doğa imgeleri gibi kalmaz. Beyaz çiçek yerdeki masumiyet ve patlama ışığı olur. Beyaz bulut atom bombasının mantarı olur. Beyaz ay, mantar bulutu dağıldıktan sonra sahnenin üstünde kalan solgun tanıklık olur.
Bu okuma şarkının tarihini, Japonca sözlerini, savaş sonrası radyo kültürünü, Hiroşima’nın görsel arşivini, Nazım Hikmet’in Hiroşima kızını, Barefoot Gen’de patlama anında eriyen balonlu küçük kızı, Çin şiirindeki erik çiçeği geleneğini ve From Up on Poppy Hill’de aynı şarkının öğrenci korosu olarak dönüşünü aynı hatta toplar. Şarkı 1950’de, atom bombasından beş yıl sonra Japonya’da dolaşıma girer. Sözleri 寺尾智沙 / Terao Chisa’ya, bestesi 田村しげる / Tamura Shigeru’ya bağlıdır; 岡本敦郎 / Okamoto Atsurō yorumu ile savaş sonrası Japon popüler şarkı belleğine yerleşir. Filmde kullanılan düzenleme ise 武部聡志 / Takebe Satoshi’nin From Up on Poppy Hill müzik dünyasına bağlanır. Yersiz Şeyler’deki çevirinin notu da şarkıyı doğrudan bu filme bağlar (🔗).
Şarkının gizli gücü, atom bombasını konu ettiğini ilan etmesinden gelmez. Gücü, atom bombasından sonra masum kalamayacak imgeleri sırayla çalıştırmasından gelir. “O gün” diye açılan zaman, belirli bir felaket gününün boşluğunu taşır. “Amayurt” sözcüğü memleketi kişisel bir ana gövdesi gibi kurar. “Allah’a ısmarladı” çevirisi veda sözünü ölüm eşiğine taşır. “Sessizce uzanan örgüler” çocukluğun taranmış, bağlanmış, korunmuş, tanınır kılınmış hâlini gösterir. Ardından gelen “beyaz bulut” atom bombasının mantarı için kullanılan görsel dili çağırır. Hiroşima Barış Anıtı Müzesi veri tabanı, 1945 Hiroşima fotoğraflarını きのこ雲 / キノコ雲 / 原子雲, yani mantar bulutu ve atom bulutu anahtarıyla sınıflandırır (🔗). Nagasaki arşivi de 9 Ağustos 1945’teki atom bombası mantar bulutunu doğrudan “atomic bomb mushroom cloud” diye adlandırır (🔗). Bu yüzden “beyaz bulut”, şarkıdaki en açık atomik işarettir. Onun ardından gelen “beyaz ay” sahneyi tamamlar: yükselen mantar dağılır, duman çekilir, gecenin üstünde kalan beyaz disk, yaşayanların göremediği ölü bakışını taşır.
Bu hattı anlamak için eski Doğu Asya çiçek dilini de hesaba katmak gerekir. Çin şiirinde erik çiçeği, sert kışta açan, ezilen, yalnız kalan, kokusu kalan, bazen de yeni baharı haber veren bir işarettir. Mao Zedong’un 卜算子·咏梅 / Bu Suanzi · Erik Çiçeğini Söylemek şiirinin Yersiz Şeyler’de çevrilen yorumunda Lu You’nun eski erik çiçeği şiirinin “anlamını tersine çevirme” meselesi anlatılır. Lu You’da çiçek kırık köprü yanında, sahipsiz, rüzgâr ve yağmur altında, çamura ve toza karışan ama kokusunu koruyan bir varlıktır. Mao ise aynı çiçek kalıbını buzlu uçurumda açan, baharı haber veren, dağ çiçekleri açınca onların arasında gülümseyen bir hatta taşır (🔗). Japon şarkısında beyaz çiçek aynı eski imge ailesinden gelir, fakat 1945 sonrasının atomik ışığına girer. Çiçek artık baharın rahat simgesi gibi durmaz; patlama anında gökte açan ışığa, yerde külleşen bedene, geride kalan kokusuz hafızaya bağlanır.
Bu bütünlük içinde şarkı yalnız bir şarkı hikâyesi anlatmaz. Atom çağında masumiyetin işaretlerini sıralar. Beyaz çiçek, örgülü küçük kız, beyaz bulut, beyaz ay, Nazım’ın görünmez Hiroşima çocuğu, Barefoot Gen’de eriyen balonlu kız ve From Up on Poppy Hill’de omuz omuza söylenen koro aynı tarihsel zincirin halkaları hâline gelir. Bu zincirde her halka önceki halkanın bıraktığı eksikliği taşır. Şarkıda çocuk susar. Nazım’da çocuk konuşur ama ölü olarak konuşur. Barefoot Gen’de çocuk görünür ama patlama onu göz önünde çözer. From Up on Poppy Hill’de çocuk görüntüsü artık sahnede bulunmaz; şarkı gençlerin toplu sesiyle geri döner.
Savaş sonrası bir radyo şarkısının atomik zamanı
白い花の咲く頃, savaşın hemen ardından gelen yılların Japonya’sında dolaşıma giren bir şarkıdır. 1950, Hiroşima’nın üzerinden beş yıl, Nagasaki’nin üzerinden beş yıl geçmiş zamandır. Ülke yenilgi, işgal, yıkım, yeniden kurulum, gündelik hayatı onarma ve geçmişle yaşama sürecindedir. Bu ortamda doğrudan bağıran bir felaket şarkısı ile herkesin mırıldanabileceği bir ayrılık şarkısı aynı işi yapmaz. Radyo şarkısı, ortak duyguyu fazla çıplak bırakmadan yayar. Duygu evlere girer, okul koridorlarında dolaşır, kulaklarda kalır, özel bir anı gibi görünürken kamusal bir felaketi taşır.
Şarkının ilk kıtası, çiçek ve örgüyle başlar. Türkçe çeviride “Beyaz çiçekler açarken / O gün amayurdumda / Allah’a ısmarladı / Sessizce uzanan örgülerle” dizeleri yer alır (🔗). Japonca söz kaynaklarında bu bölümde “furusato”, “sayonara”, “damatte utsumuiteta osagegami” hattı görülür; osagegami iki yandan sarkan kız çocuğu saçı veya örgülü saç imgesini taşır (🔗). “Furusato” memleket demektir, fakat savaş sonrası Japon şarkılarında memleket yalnız doğulan yer anlamıyla sınırlı kalmaz. Kaybedilen ev, eski düzen, çocukluk sokakları, annenin eşiği, okul yolu ve artık aynı kalamayacak yer duygusunu birlikte taşır. “O gün” ise zamana tekillik verir. Şarkıda günün adı geçmez; fakat atomik okuma içinde bu boşluk 6 Ağustos ve 9 Ağustos günlerini çağıracak kadar belirgin durur.
Beyaz çiçek, ilk bakışta zarif bir hatıradır. Fakat atom bombasının ışığı da beyazdır. Patlamanın ilk ânı, görme duyusunu aşan bir parlama olarak aktarılır. Bu parlamanın ardından gölgeler yüzeylere kazınır, deriler yanar, nesneler kendi biçiminden çıkar. “Açmak” fiili bu yüzden çift anlamla çalışır. Baharda çiçek açar. Bombanın ışığı da açar. Mantar bulutu da açılır. Şarkı, bu üç açılmayı tek doğa fiilinin içinde tutar. Çiçek imgesi hissedilir düzeyde masumdur; farzedilmeye elverişli düzeyde atomiktir.
Örgülü saç imgesi, çiçeğin insana bağlandığı yerdir. Saçın örgülü olması bedensel bir ayrıntıdan fazlasıdır. Saç taranmıştır, ayrılmıştır, bağlanmıştır. Bu işlemler çocuğu bir ailenin, bir okul sabahının, bir mahalle düzeninin içine yerleştirir. Örgü, sevgiyle yapılan gündelik bir düzenlemedir. Tam bu yüzden atom bombası okumasında örgü, yalnız bedeni göstermez; bedenin içinde yaşadığı sembolik düzeni de gösterir. Küçük kız, felaket anında saf biyolojik canlı olarak sahnede bulunmaz. Elbisesi, saç biçimi, balonu, oyuncağı, okul yolu ve veda sözüyle birlikte bulunur. Atom bombası bu işaretlerin kurduğu çocukluğu eritir.
İkinci kıtada şarkı göğe çıkar. “Beyaz bulutlar gezerken / Amayurdumun doruğunda” dizeleri, şarkının en belirleyici atomik dönüşümüdür (🔗). Hiroşima ve Nagasaki görsel hafızasında mantar bulutu, bombanın imzasıdır. Japonca “kinoko-gumo” mantar bulutu demektir. Hiroshima Peace Memorial Museum arşivinde 1945 Hiroşima fotoğraflarının きのこ雲 / 原子雲 anahtarlarıyla sınıflanması, bu görsel sözlüğün yerleşikliğini gösterir (🔗). Bu “beyaz bulut” yalnız gökyüzü manzarası gibi duyulsa da, atom bombasından beş yıl sonra Japon kulaklarında mantar biçimli atom bulutunun çağrışımını taşır. “Amayurdumun doruğunda” sözü bulutu kentin üstüne diker. Bulut uzak bir hava olayı halinde kalmaz. Yurdun tepesinde, memleketin başında, evlerin üstünde durur.
Bu kıtadaki “Bir başına o zaman” dizesi, büyük tarihsel yıkım ile tekil kayıp arasındaki bağı kurar. Atom bombası kitleleri etkiler; şarkı ise tek bir yalnızlık duygusuna odaklanır. Mantar bulutu gökte yükselirken çocuk yerde tek başına kalır. Bütün şehir bir anda felakete alınır; her beden kendi sonunu ayrı yaşar. Şarkı, bu ayrılığı “kalbinin hüznü / o beyaz bulut” diye toparlar. Bulut bir tarih fotoğrafı olurken aynı zamanda iç hüzün nesnesi haline gelir.
Üçüncü kıtada beyaz bulutun ardından beyaz ay gelir. “Beyaz ay ağlarken / Amayurdumun korusunda / Allah’a ısmarladı / Yaslı gözüyle bana baktı” dizeleri, patlamadan sonraki sahneyi kurar (🔗). Bulut dağılmıştır, gürültü çekilmiştir, yangının ardından gece ve bakış kalmıştır. Ay bu sahnede bir süs nesnesi gibi işlemez. Ay, gökte kalan beyaz tanıklıktır. Mantar bulutu bombanın yükselen görüntüsüyse, beyaz ay onun ardından kalan sessiz görüntüdür. Ay ağlar; çünkü insan sesi eksilmiştir. Ay bakar; çünkü ölülerin bakışı yaşayanlara devredilmiştir.
Çin erik çiçeğinden Japon beyaz çiçeğine
Doğu Asya şiir geleneğinde çiçek, çoğu zaman mevsim imgesi gibi görülür. Fakat erik çiçeği örneği, çiçeğin tarihsel ve siyasal anlamla nasıl dolduğunu açıkça gösterir. Çin yazısında Lu You’nun erik çiçeği kırık köprünün yanında sahipsiz kalan, rüzgâr ve yağmur altında ezilen, çamura ve toza karışan ama kokusunu sürdüren bir varlık olarak anlatılır. Bu çiçek, güzel olduğu için korunmuş bir nesne değildir; terk edilmiş olduğu için anlam kazanır. Kokusu kalır, çünkü bedeni dağılmıştır.
Mao’nun yaptığı işlem aynı şiir kalıbını ters yöne çevirmektir. Yorum yazısına göre Mao, Lu You’nun erik çiçeği şiirini okuyup onun anlamını tersine çevirerek kendi söz şiirini yazar (🔗). Orada çiçek, kendine acıyan bir yalnızlığın işareti olmaktan çıkar. Buzlu uçurumda açan, baharın gelişini haber veren, büyük soğuk içinde kendi alımını sergileyen bir varlığa dönüşür. Yine aynı yazı, 6 Kasım 1961 sabahı Mao’nun sekreteri Tian Jiaying’e Lin Bu’nun derlemesini ve “karla dolu dağda yüce kişi uzanır, ay aydınlığında orman altında güzel kadın gelir” dizelerinin geçtiği erik çiçeği şiirini arattığını anlatır; sonra bu şiirin Gao Qi’nin ‘Erik Çiçeği Üzerine Dokuz Şiir’inin ilk şiiri olduğu anlaşılır (🔗).
Bu Çin hattı Japon şarkısındaki beyaz çiçeği büyütür. Beyaz çiçek yalnız güzel bir manzara unsuru olarak durmaz. Eski şiir dilinde çiçek, ezilme ve iz bırakma düzenine zaten bağlıdır. Atom çağında bu düzen daha sert bir biçim alır. Lu You’da çiçek toza karışır, kokusu kalır. Hiroşima’da beden külleşir, görüntüsü kalır. Mao’da çiçek buz üstünde açar ve baharı haber verir. Japon şarkısında çiçek atom ışığında açar ve yası haber verir. Çin şiirindeki buzlu uçurum göğe yükselen atom bulutuyla, ay aydınlığındaki orman Japon şarkısının “amayurdumun korusu” ile temas eder. Bu temas rastgele benzerlik olarak kalmaz. Aynı kültürel bölgede çiçek, kar, bulut, ay ve yalnızlık, tarihsel baskı anlarında anlam taşıyan ortak bir görsel dil oluşturur.
Bu ortak dilin içinde Japon şarkısı kendi özgül yerini alır. Çin erik çiçeği örneğinde çiçek, soğuk karşısında kendi varlığını duyurur. Japon beyaz çiçeğinde ise çiçek, patlamanın adını saklayarak onu duyurur. Şarkı, “atom bombası” sözcüğünü kullanmadan atom bombasının görsel sırasını kurar. Önce yerde açan beyaz çiçek vardır. Sonra yurdun doruğunda beyaz bulut vardır. Sonra koruluğun üstünde ağlayan beyaz ay vardır. Bu sıra, patlama öncesi masumiyet, mantar bulutu ve sonrasındaki yas gecesi olarak okunur.
Hiroşima kızı: örgüden küle giden hat
Nazım Hikmet’in ‘Kız Çocuğu’ şiiri, bu gizli Japon şarkı hattını açık bir Hiroşima sesine dönüştürür. Şiirde kapıları çalan bir kız çocuğu konuşur. Gözlere görünemez, çünkü ölüdür. Hiroşima’da öleli on yıl kadar olmuştur. Yedi yaşında kalmıştır, çünkü ölü çocuklar büyümez. Resmî Nazım Hikmet sitesindeki İngilizce seçkide şiirin “The Little Girl” başlığıyla yer alması, kız çocuğunun Hiroşima’da öldüğünü ve saçlarının önce tutuştuğunu aktaran dizeleri gösterir (🔗). Türkçe metin kaynaklarında şiirin 1956 tarihli olduğu görülür (🔗).
Nazım’ın kız çocuğu, şarkıdaki örgülü figürün atomik kaderini söze döker. Şarkıda “sessizce uzanan örgüler” vardır. Nazım’da “saçlarım tutuştu önce” hattı vardır. Şarkıda kız başını eğmiş, konuşmadan veda anının içinde durur. Nazım’da kız konuşur, fakat yaşayan beden olarak konuşmaz. Ölümden sonra kapıya gelen bir ses olur. Şarkıdaki beyaz çiçek, Nazım’da külleşmiş çocuğun savrulan izine dönüşür. Bu iki metin birlikte okunduğunda örgülü saç, yalnız eski bir aşk şarkısı ayrıntısı gibi kalmaz. Saç, atom ışığının ilk yakaladığı masumiyet yüzeyi olur.
Bu bağlantı, Hiroşima hafızasında kız çocuğu figürünün önemini de gösterir. Çocuk bedeni, savaşın askeri diliyle tarif edilemeyen kaybı taşır. Bir strateji haritası kentleri nokta olarak işaretleyebilir. Bir şiir, bir şarkı ya da bir animasyon ise saç, balon, göz, elbise, kapı, ay ve gölge üzerinden konuşur. Çocuk figürü bu yüzden merkezi hale gelir. Çocuğun ölümü, yalnız bir bireyin ölümü anlamına gelmez. Gelecek zamanın, büyümenin, oyunun ve gündelik güvenin kesilmesi anlamına gelir.
Şarkıdaki “Allah’a ısmarladı” çevirisi bu yüzden çok kuvvetlidir. Japonca “sayonara” ayrılık sözüdür. Türkçe çevirideki “Allah’a ısmarladı”, ayrılığı emanet ve ölüm eşiğine taşır. Patlama anında kurtarılamayan çocuk, artık insan korumasının dışında kalır. Vedanın muhatabı sevgili, aile ya da memleket kadar, yaşayanların ulaşamadığı bir öte alan olur. Böylece şarkıdaki veda sözü, Nazım’ın ölü çocuk sesiyle birleşir.
Barefoot Gen’de balonlu kız: şarkının görüntüye dönüşmesi
はだしのゲン / Barefoot Gen, Keiji Nakazawa’nın kendi atom bombası deneyimine dayanan manga ve uyarlama hattıdır. Japon yayınevi Choubunsha’nın tanıtımı, eserin Nakazawa’nın kendi被爆 / hibaku, yani atom bombasına maruz kalma deneyimine dayanan temsilî eseri olduğunu belirtir (🔗). Nakazawa, 6 Ağustos 1945’te Hiroşima’da çocuk yaşta bombayı yaşamıştı. Barefoot Gen bu deneyimi çocuk bakışına, çizgiye ve ardışık görüntüye taşır.
Anime uyarlamasındaki balonlu küçük kız sahnesi, şarkıdaki “sessizce uzanan örgüler” imgesinin görsel karşılığıdır. Kızın saçları iki yandan bağlıdır. Üzerinde çocuksu bir elbise vardır. Elinde kırmızı balon bulunur. Arka plan, patlama anının dikey renk sağanağına dönüşür. Kız bir gölge çizgisi üzerinde durur gibi görünür; zemin güvenilir bir yer olmaktan çıkar. Balon yukarıdadır, çocuk aşağıdadır, patlamanın ışığı ikisini aynı sahnede yakalar. Bu sahne, masumiyetin işaretlerini tek tek gösterdiği için sarsıcıdır. Balon oyun dünyasını taşır. Örgü bakım görmüş çocukluğu taşır. Elbise gündelik hayatı taşır. Sandalet yürüme ve sokak duygusunu taşır. Patlama bu işaretlerin tümünü aynı anda çözer.
Burada “erime” yalnız bedenin başına gelen fiziksel bir olay olarak anlaşılmamalıdır. Sahne, çocuğu çocuk yapan sembolik düzenin de erimesini gösterir. Şarkıda örgüler “sessizce” uzanır; Barefoot Gen’de çocuk sessizce görüntüye alınır. Şarkıda beyaz bulut göğe çıkar; Barefoot Gen’de patlama, çocuğun arkasındaki dünya dokusunu yırtar. Şarkıda beyaz ay sahneyi tamamlar; Barefoot Gen’de patlama anının ardından seyirciye kalan şey, çocuğun kısa ve geri alınamaz görünürlüğüdür.
Žižekian Analysis’teki anime ve atom hafızası yazıları, Japon anime ve mangasındaki Hiroşima-Nagasaki izini savaş sonrası anlatı biçimlerinin kırılmasıyla ilişkilendirir. ‘Anime’s Atomic Scars’ yazısı, atom bombalarının fiziksel yıkımın ötesinde kültürel bir anlatı yarası açtığını, anime ve manganın bu yarayı görünür kılabildiğini söyler (🔗). ‘Nuclear Ventriloquism of Hollywood & Anime’ yazısı ise Hiroshima ve Nagasaki sonrasında doğrudan sözün yetersizleştiği yerde, çocuk bedenleri, canavarlar, şehirler ve animasyon figürleri üzerinden bir konuşma düzeni oluştuğunu anlatır (🔗). Bu çerçeve, şarkının çalışma biçimine tam oturur. Şarkıda bombalanmış dünya kendi adıyla konuşmaz. Onun yerine çiçek konuşur, bulut konuşur, ay konuşur, örgülü saç konuşur.
Barefoot Gen’in balonlu kızı, şarkının sakladığı çocuğu sahneye getirir. Fakat sahneye getiriş, kurtarma anlamına gelmez. Aksine, görüntü çocuğun yok oluşunu gözden kaçırılmayacak hale getirir. Şarkıda atomik anlam hissedilir; Barefoot Gen’de atomik anlam gözün önünde gerçekleşir. Bu yüzden iki eser aynı hafızanın iki biçimi gibi durur. Şarkı gizlerken taşır. Anime gösterirken taşır.
Beyaz bulutun ardından beyaz ay
Beyaz bulutun atom bombasının mantarı için işlediğini görmek, beyaz ayın rolünü de netleştirir. Mantar bulutu patlamadan sonra yükselir, büyür, genişler, dağılır. Bu görüntü, atom bombasının fotoğrafik simgesi haline gelir. Fakat felaket yalnız mantar bulutundan ibaret değildir. Bulutun dağılmasından sonra şehirde gece, duman, yanık koku, yıkıntı, arama, kayıp ve sessizlik kalır. Şarkı tam bu kalan sahneye “beyaz ay”ı yerleştirir.
Ayın ağlaması, insanın konuşamadığı yerde göğün tanıklık etmesidir. “Yaslı gözüyle bana baktı” dizesi, bakışı doğrudan merkeze alır. Bu bakış romantik bir ayrılık bakışı gibi duyulabilir; Hiroşima hattında ölülerin bakışı olur. Hayatta kalan kişi yalnız gördüğü şeyi hatırlamaz. Görüldüğünü de hisseder. Kayıp çocuk, yıkılmış yurt, patlamanın bulutu ve ay ışığı, yaşayan kişiye bakar. Şarkının kederi buradan gelir. Hüzün yalnız içsel duygu değildir; dış dünyanın görüntülerinden kişiye geri döner.
Beyaz ay, Çin erik çiçeği hattıyla da bağ kurar. Mao’nun arattığı Gao Qi dizesinde “ay aydınlığında orman altında güzel kadın gelir” imgesi vardır (🔗). Lin Bu’nun erik çiçeği şiirinde de ay alacakaranlığı ve gizli koku birlikte anılır. Bu eski ay imgesi Japon şarkısında yaslı ay haline gelir. Artık ayın altında gelen güzel kadın sahnesi, ayın altında kalan bombalanmış amayurt sahnesine dönüşür. Çin geleneğinde ay ve erik çiçeği incelik, gurur ve yalnızlık taşırken; Japon şarkısında ay ve beyaz çiçek atomik yasın görsel düzenine alınır.
Bu yüzden beyaz ay yalnız üçüncü kıtanın dekoru değildir. Şarkının tamamlayıcı imgesidir. Beyaz çiçek açar. Beyaz bulut yükselir. Beyaz ay bakar. Bu üç fiil, felaketin üç zamanını kurar: açılma, yükselme, tanıklık. İlkinde masumiyet yakalanır. İkincisinde yıkım görünür hale gelir. Üçüncüsünde yıkım hafızaya yerleşir.
From Up on Poppy Hill’de şarkının kolektif dönüşü
コクリコ坂から / From Up on Poppy Hill, 2011 yapımı Studio Ghibli filmidir. Studio Ghibli’nin resmi sayfası filmin 2011’de gösterime girdiğini, müziğinin 武部聡志 / Takebe Satoshi tarafından yapıldığını ve filmin Ghibli üretimi olduğunu kaydeder (🔗). Film 1963 Yokohama’sında geçer. Bu tarih, 1964 Tokyo Olimpiyatları öncesindeki modernleşme eşiğidir. Filmde okulun eski kulüp binası Quartier Latin yıkılmak istenir; öğrenciler binayı temizleyerek ve savunarak geçmişin izlerini korumaya çalışır. Böylece film, savaş sonrası Japonya’nın hızlı yenilenme arzusunu ve hafızayı koruma gereğini aynı sahnede karşılaştırır.
‘Beyaz Çiçekler Açarken’ filmde koro olarak yer alır. Ghibli soundtrack listesinde “白い花の咲く頃(合唱) / Shiroi Hana no Sakugoro (Gasshō) / When a White Flower Blooms (Chorus)” kaydı bulunur (🔗). Japonca şarkı incelemeleri de parçanın filmde okul tartışması sahnesinde, Mizunuma Shirō’nun başlatması ve öğrencilerin katılmasıyla koro haline geldiğini aktarır (🔗). Bu sahne, şarkının tarihsel dönüşümünde son halka gibi işler.
1950’de şarkı bireysel bir anı gibi duyulur. 1956’da Nazım’ın Hiroşima kızı ölü çocuk sesiyle kapıya gelir. Barefoot Gen’de küçük kız patlama anında görüntüye alınır. From Up on Poppy Hill’de aynı şarkı, 1963 gençlerinin kolektif sesi olur. Bu geçiş, atomik yasın yalnız gözyaşı olarak kalmadığını gösterir. Yas, bir binayı koruma kavgasına, ortak şarkı söylemeye, geçmişi temizleyip ayakta tutma çabasına bağlanır.
Filmde Quartier Latin binası, dağınık, eski, tozlu, fazla yüklü bir öğrenci mekânıdır. Modernleşme mantığı onu gereksiz ve eski görür. Öğrenciler ise o binada kulüpleri, gazeteyi, tartışmayı, sesi ve birlikte yaşama biçimini bulur. “Beyaz çiçek” burada yeni anlam kazanır. Bombadan sonra korunan şey yalnız anıtlar değildir; eski şarkılar, eski binalar, okul koroları, öğrenci gazeteleri ve gündelik ortaklıklar da hafıza taşıyıcısı olur. Şarkı koro olduğunda, bireysel vedanın sesi kamusal bir savunmaya dönüşür.
Bu dönüşüm, beyaz ayın ardından gelen yeni sahne gibidir. Mantar bulutu dağılmıştır. Ay yas tutmuştur. Aradan yıllar geçmiştir. 1963 gençleri modern Japonya’nın eşiğinde şarkıyı yeniden söyler. Şarkının gizli atomik yükü bu sahnede açık bir slogan haline gelmez; koro düzeninde taşınır. Gençler omuz omuza durur, sesleri birleşir, geçmişi silmeye çalışan yenilenme hızına karşı bir ritim kurar. Bu ritim, şarkının ilk halindeki yalnız veda sözünü toplu bir hafıza eylemine çevirir.
From Up on Poppy Hill’in seçimi bu yüzden çok anlamlıdır. Film, savaş sonrası Japonya’yı atom bombası görüntüleriyle anlatmaz. Fakat babasızlık, denizcilik hafızası, Kore Savaşı’nın gölgesi, eski bina, okul gazetesi, bayraklar, liman ve Olimpiyat öncesi dönüşüm üzerinden savaş sonrası yaşamın içine yerleşir. Şarkının burada görünmesi, Hiroşima imgesinin doğrudan gösterilmeden de Japon kültürel belleğinde dolaştığını gösterir. Beyaz çiçek, beyaz bulut ve beyaz ay, 1963 gençliğinin ağzında artık geçmişten kalan bir ses değildir; korunacak dünyanın sesidir.
Tek anlatı içinde kronoloji
Eski şiir dilinde çiçek, mevsimi ve duyguyu taşır. Çin erik çiçeği geleneğinde bu taşıma tarihsel anlam kazanır. Lu You’nun sahipsiz, ezilen ama kokusu kalan çiçeği, kaybedilmiş imkânın işareti olur. Mao’nun erik çiçeği, aynı kalıbı sert kışta açan, baharı haber veren, edilgin kederi etkin duruşa çeviren bir simge yapar (🔗). Bu eski Doğu Asya çiçek dili, 1945’te atom çağına girer. Hiroşima ve Nagasaki, çiçek, bulut, ay, çocuk ve saç imgelerini geri dönülmez biçimde değiştirir.
1945’te atom bombası gökte beyaz bir ışık ve ardından mantar bulutu yaratır. Hiroşima arşivlerinde きのこ雲 / 原子雲 olarak kaydedilen bulut, artık yalnız meteorolojik bir olay gibi düşünülemez (🔗). Nagasaki fotoğraf arşivinde 9 Ağustos 1945’in atom bombası mantar bulutu aynı görsel belleği doğrular (🔗). Beyaz bulut, atom bombasının mantarıyla çağrışım kurduğunda şarkının ikinci kıtası felaketin görsel merkezine dönüşür.
1950’de Shiroi Hana no Saku Koro, bu görsel diziyi şarkı biçimine sokar. Çiçek yerde açar. Bulut amayurdun doruğunda gezer. Ay koruluğun üstünde ağlar. Şarkı bunu bir ayrılık ve memleket özlemi biçiminde kurar; böylece atomik anlam kapalı bir kapı arkasında kalmaz, gündelik dinleme içinde dolaşır. 1956’da Nazım Hikmet’in kız çocuğu, şarkıdaki sessiz örgülü imgeyi Hiroşima’da ölmüş yedi yaşındaki bir çocuğun sesine çevirir. Saçların tutuşması, gözlerin yanması, külün havaya savrulması, şarkıdaki beyaz çiçek ve beyaz bulut arasında bedenin başına geleni açıkça söyler (🔗).
1970’lerden itibaren Barefoot Gen, Nakazawa’nın kendi tanıklığını çizgiye taşır. Manga ve anime, Hiroşima’nın çocuk gözünden anlatılmasını sağlar. Balonlu küçük kızın patlama anında erimesi, şarkının örgülü kız imgesini sahneye çıkarır. Orada masumiyet soyut bir duygu halinde bulunmaz. Saçta, balonda, elbisede, sandalette ve şaşkın bakışta somutlaşır. Patlama, bu somut işaretleri yakaladığı için yıkım anlaşılır hale gelir.
2011’de From Up on Poppy Hill, aynı şarkıyı 1963 gençliğinin korosu yapar. Filmde şarkı, okulun eski binasını savunan öğrencilerin dünyasında duyulur. Bu bağlamda “beyaz çiçek” artık yalnız patlama öncesi çocukluk ya da kaybedilmiş memleket anlamıyla sınırlı kalmaz. Korunacak hafıza biçimi olur. Beyaz bulut ve beyaz ayın ardında kalan şey, birlikte söylenen şarkıya dönüşür. Koro, bireysel ayrılığı toplu sese çevirir.
Bu tek anlatının en çarpıcı tarafı, her şeyin açık bir atom bombası adı etrafında toplanmamasıdır. Şarkı, atom bombasının adını söylemeden onun görsel kronolojisini kurar. Çin erik çiçeği hattı, çiçeğin eski anlamının tarihsel baskı altında değişebildiğini gösterir. Hiroşima arşivleri, beyaz bulutun mantar bulutu çağrışımını somutlaştırır. Nazım, sessiz örgülü çocuğu ölü çocuk sesiyle konuşturur. Barefoot Gen, o çocuğun patlama anındaki görünürlüğünü verir. From Up on Poppy Hill, şarkıyı savaş sonrası gençliğin ortak sesi haline getirir.
Böylece “beyaz çiçekler açarken” dizesi basit bir bahar hatırası gibi duyulsa da, bütün zincir içinde atom ışığının açıldığı ana bağlanır. “Beyaz bulutlar gezerken” dizesi, mantar bulutunun amayurdun doruğunda yükselişine bağlanır. “Beyaz ay ağlarken” dizesi, mantar dağıldıktan sonra sahnenin üstünde kalan yaslı bakışa bağlanır. “Sessizce uzanan örgüler” ise bütün bu görüntülerin insani düğümüdür. O örgüler, sembolik düzenle bağlanmış masumiyetin atom ışığı altında eriyerek yok oluşunu taşır. Şarkı bu yok oluşu bağırmadan, doğa imgeleriyle örterek, radyo şarkısının hafızaya sızan diliyle taşır. From Up on Poppy Hill’de öğrenciler aynı şarkıyı birlikte söylediğinde, bu örtük ağıt yeni bir biçim alır: kayıp çocuk görünmez kalır, ama onun beyaz çiçeği, beyaz bulutu ve beyaz ayı toplu sesin içinde yaşamaya devam eder.






























Geri bildirim: Phantomoperand 👻🪸🐈⬛ | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Beyaz çiçekler açarken — Satoshi Takebe | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: White flower, white cloud, white moon: The song sung without naming the atomic bomb – Žižekian Analysis
Geri bildirim: Spirit of the North: Tilki Asena’nın Kuzey Maskesi | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Spirit of the North: The Northern Mask of Fox Asena – Žižekian Analysis
Geri bildirim: Spirit of the North’ta Lanetlenmiş Ötüken: Tilki-Asena’nın Kızılkara Dolaşımı | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Cursed Ötüken in Spirit of the North: Fox-Asena’s Red-Black Circulation – Žižekian Analysis