Tefsirli Meal 3: Party

(playlist)

🦋🤖 Robo-Spun by Fİ+IBF 🦋🤖

👻🪸🐈‍⬛ Phantomoperand 👻🪸🐈‍⬛
🍂🏚️🪪 Haymatlos 🍂🏚️🪪

>>> Hiphop Playlist <<<

Çek Bir Fırt’ın sonunda Karakan cigaralığın karşısına müziği koymuştu:

Madem ki uyuşturucu
Al sana Karakan!

Party bu önerinin uygulamasıdır. Duman yerine beat, yerde kalan beden yerine havaya kalkan kollar gelir. Fakat şarkı müziği kutsamaz. Diskotek fantazisini giriş parası, içki, jöle, karı forsu ve anlamsız İngilizceyle sonuna kadar oynayıp rezil eder.

Devrimci örgüt diskoteği yasakladığında diskotek fantazisini Verneinung altında korur. Yasaklanan yer hâlâ büyük haz, neşe ve cinsellik mekânı sayılır; yalnız yaklaşılması menedilir. Party içeri girip fantaziyi gerçekleştirir. Bulduğu şey on beş kâğıt, yanıp sönen ışık, boşalan bardak, kız sayısıyla büyüyen erkek forsu ve bitmeyen party c’mon tekrarlarıdır.

Reductio ad absurdum budur: Fantazi gerçekleştiği ölçüde saçmalığı ayyuka çıkar.

Sayım müziğe geçer

One, two, three ah!

Çek Bir Fırt’ta üçe kadar saymak cigaralığa uzanan hareketi oyuna çevirmişti:

Çek baba çek baba bir iki üç çek.

Party aynı sayımla başlar. Dumanın sayacı müziği açar; biraz sonra içkiye geçer:

1, 2, 3 yudum, bardak birden boş.

Madde değişir, haz yine sayımla yönetilir. Fark, yerde kalan tekil bedenin yerine kalabalıkla hareket eden bedenin gelmesidir.

İngilizce parti ayini

Party c’mon party let’s have a party
Party c’mon party let’s have it!
Party c’mon party let’s have a party
Party c’mon party let’s have it!
Party c’mon party let’s have a party
Party c’mon party let’s have a party
Party c’mon party let’s have a party
Let’s have a party, listen to the party

Sekiz satır boyunca yeni bir şey söylenmez. Parti sözü tekrarlanarak bedene yerleştirilir.

Cartel gel, gel, gel diye örgüte çağırmıştı. Cigaralık hadi gel çek demişti. Party üçüncü çağrıyı kurar:

C’mon party.

Alman-Türk hip-hop’ı kendi biçimsel kökenindeki İngilizceyi burada abese icra eder. İngilizce düşünce taşımaktan çıkar; hip-hop rozeti olan hazır seslere bölünür:

Party.
C’mon.
Let’s have it.
Check it out.
Funky.
We are in the house.

Türkçe rap İngilizce kökenine saygılı bir dönüş yapmaz. İngilizceyi tekrarlar, bozar ve lagalugaya çevirir.

Party aynı zamanda Türkçedeki parti sesini taşır. Diskotek party’siyle solcuların siyasi partisi aynı fors mekanizmasında buluşur. Diskotekte çevredeki kızlar erkek grubunun tuttuğunu gösterir. Siyasi partide kadınlı afiş, kadınlı kürsü ve kadınlı kortej partinin devrimci, canlı ve ahlaklı olduğu izlenimini üretir.

Diskotekte karı forsu erkek grubunu büyütür.

Siyasi partide karı forsu örgütün sembolik hacmini büyütür.

Program, karar ve sonuç zayıfladıkça kadınlı sahne bunların yerine geçer. Devrimci diskotek yasağı karı forsunu yok etmez; gece kulübünden siyasi ikonografiye taşır.

Gide gide gece, gişede giriş

Gide gide gece çıkarız sokaklara
Güzel ceket bi’ de jöle saçlara
Gişede girişte 15 kağıt para bırak
Diskonun girişi tüm gözler parlak

Gide gide gece ile gişede girişte belirgin bir ses akışı kurar:

Gide gide gece.
Gişede girişte.

Geceye çıkış ücretli kapıya varır.

Ceket ve jöle erkeğin diskotek vitrini için hazırlanmasıdır. Nakarat herkesi çağırır; gişe on beş kâğıdı olmayanı dışarıda bırakır.

Önceki şarkıda on beş çocuğun yaşıydı. Burada on beş eğlencenin fiyatıdır.

Parlayan gözler hem heyecanı hem karşılıklı taramayı gösterir. Herkes görünmeye, seçmeye ve seçilmeye gelir.

Hip-hop, tip-top

Herkes herkesten herkese bi’ atak
Ne var ne yok bak seç ver karar
Ama önce yavaş dinle müzik ne durumda
(Hip-hop!) O zaman her şey yolunda

Herkes herkesten herkese sözü kalabalığı karşılıklı hamlelere açar. Bak, seç, ver karar dizisi insanları hızlı değerlendirme nesnesine çevirir.

Fakat önce müziğe hüküm verilir:

Müzik ne durumda?

Cevap müziğin niteliğini açıklamaz:

Hip-hop!

Ardından her şey yolunda gelir. Hip-hop burada tip-top deyimini çağrıştırır:

Hip-hop.
Tip-top.
Her şey yolunda.

Türün adı bütün gecenin düzgünlük belgesi olur.

Çek Bir Fırt’ta çocuk cigaralığı çekince sorunlarını halletmiş gibi hissediyordu. Party aynı kesinliği müziğe aktarır. Dertler çözülmez; hip-hop adı her şeyi tip-top ilan eder.

Hip-hop, hoop, hop

At kolları bir tarafa (Hoop!)
At kolları öbür tarafa (Heey!)
Bu parça kimden? Erci (E!)
1, 2, 3 yudum, bardak birden boş

Dans doğrudan emirle düzenlenir. Cigaralık bedene çek diyordu; Erci kolları iki tarafa attırır.

Çekmek dumanı bedene sokar. Kolları kaldırmak bedeni kalabalığa açar.

Hip-hop sözü de bedensel sese çözülür:

Hip-hop.
Hoop.
Hop, hop.

Tür adı önce kol hareketinin ünlemi, sonra doğrudan sıçrama sesi olur.

Bu parça kimden sorusu ortak hareketin ortasına Erci’nin sanatçı forsunu koyar. Kalabalık beraber hareket eder; parçanın sahibi tek addır.

Bir, iki, üç yudum girişteki sayımı içkiye taşır. Müzik uyuşturucuya alternatif olur; diskotek kendi kimyasını bardakta bulur.

İkinci nakarat

Party c’mon party let’s have a party
Party c’mon party let’s have it!
Party c’mon party let’s have a party
Party c’mon party let’s have it!
Party c’mon party let’s have a party
Party c’mon party let’s have it
Party c’mon party let’s have a party
Let’s have a party, let’s have a party

İlk nakarat listen to the party diye bitmişti. Burada dinleme kaybolur; parti yapma emri iki kez tekrarlanır.

Müzik hakkında söylenecek söz tükenir. Ceket, para, bakış, dans ve içki yeniden tek kelimede toplanır:

Party.

Neşe, büyüme, kızlar

(Saat) İki buçuk eve giden kimse yok
Neşemiz yerinde zamanımız daha çok
Bizim grupta büyümeye başlar
Tüm arkadaşlar oldu kızlar

İlk iki satır yok ve çok kafiyesiyle çalışır:

Eve giden yok.
Zaman daha çok.

Saat ilerledikçe zaman azalır; parti bunu bolluk ilanına çevirir.

Neşemiz yerinde, bütün kayıpların ardından elde kaldığı söylenen son mülktür. Deniz Göktaş’ın neşemizi çalamazlar şakası aynı teselliyi açar. Seçim, örgüt ve sonuç gider; geriye neşenin hâlâ elde olduğunu söylemek kalır.

Party’de neşe soyut değildir. On beş kâğıt, jöle, ışık, içki, müzik ve kız mevcudiyetiyle hazırlanır.

Bizim grupta büyümeye başlar cümlesi öznesini saklar. Ne büyür?

Sonraki kafiye cevap verir:

Başlar.
Kızlar.

Tüm arkadaşlar oldu kızlar.

Kızlar geldikçe grup büyümüş sayılır. Karı forsu budur: Çevredeki kızların sayısı ve görünüşü erkek grubuna itibar olarak geçer.

Kızlar fazlaysa ortam tutmuştur.
Erkekler rağbet görmüştür.
Gece başarılıdır.

Neşemiz, büyümeye ve kızlar zinciri, neşeyi karı forsuyla ölçer.

Sol siyasi partide de aynı mekanizma çalışır. Kadınlı sahne çoğaldıkça parti büyümüş, gençleşmiş ve devrimcileşmiş gibi görünür. Diskotek kız sayısını açıkça hesaplar; siyasi parti aynı hesabı afiş, kürsü ve temsil dili altında ciddileştirir.

Işık neşeye katkı yapar

Gelmişler hazırlar eğlenmeye
Işık yanar söner bu da katkı neşeye
O zaman (Hoop!)
Hep beraber (Haydi!)
Dans edenler
Yalnız onlar değil, tüm müzik sevenler

Eğlenmeye ve neşeye kafiyesi kızların gelişiyle grubun neşesini birbirine bağlar.

Işık yanıp söner. Neşe kendiliğinden doğmaz; teknik olarak üretilir:

Beat.
Işık.
İçki.
Kalabalık.
Karı forsu.

Katkı sözü, hip-hop varsa her şey yolunda hükmünü istemeden bozar. Işık da katkı yapıyorsa her şeyi tek başına hip-hop düzeltmiyordur.

Hep beraber emri geçici cemaati kurar. Cartel’de beraberlik örgüt kurmak içindi. Party’de kolları aynı anda kaldırmak içindir.

Tüm müzik sevenler sözü çağrıyı genişletir; kapıdaki para ve fors hesabı yerinde kalır.

-dık cemaati

Tamam, tamam, tamam anladık
Bu gece bize kaldı sabah sabahladık
Tadını çıkardık noktaya vardık
Demek ki bu gecede yalnız kalmadık

Bu kıtanın biz öznesini -dık eki kurar:

Anladık.
Sabahladık.
Çıkardık.
Vardık.
Kalmadık.

İnsanların ortak düşüncesi açıklanmaz. Aynı geçmiş zaman ekini paylaşmaları geçici bir biz üretir.

Bu gece bize kaldı, gündüzün iş, okul ve aile düzenine karşı birkaç saatlik mekân sahipliğidir.

Noktaya vardık denir; nokta açıklanmaz. Dans, sarhoşluk, karı forsu ve sabah aynı belirsiz hedefte birleşir.

Şarkının doğru hükmü son satırdır:

Bu gecede yalnız kalmadık.

Her şey yolunda değildir. Yalnızlık bir geceliğine kesilmiştir.

Kalmadık ve c’mon

Kalmadık (Yea, c’mon check it)
Ey, ey, ey, ey, ey, ey, ey!
(c’mon, c’mon, c’mon, c’mon)

Kalmadık kelimesi yalnız kalmadık hükmünü tek başına taşır.

Check it out doğrulanacak yeni bir düşünce bulunmadan tekrar edilir. Ey ve c’mon sözlük anlamından çok kalabalık sesi olarak çalışır.

İngilizce giderek içerikten ünleme çözülür.

Listen to, just in to

Party c’mon party let’s have a party
Party c’mon party let’s have a party
Party c’mon party let’s have a party
Let’s have a party, just in to the party
Party c’mon party let’s have a party
Party c’mon party let’s have it!
Party c’mon party let’s have a party
Let’s have a party, just in to the party

İlk nakarattaki listen to the party sözü, burada just in to the party biçimine kayar:

Listen to.
Just in to.

Just in to açık bir İngilizce cümle kurmaz. Fakat aynı ses yolu üzerinden party sözcüğüne ulaşır.

İngilizce doğru cümle kurma makamından çıkar, ritmik dolguya dönüşür. Alman-Türk hip-hop’ı kendi köken dilini kullanarak aşındırır.

Hop ve hey

Hop, hop
Hey! Hey! Hey!
Hop, hop
Hey! Hey! Hey!
Hop, hop
Hey! Hey! Hey!
Hop, hop
Hey! Hey! Hey!

Hip-hop’tan geriye hop kalmıştır. Tür adı bedensel komuta kadar sadeleşir.

Çek Bir Fırt’ın fıırt sesi nefesi içeri alıyordu. Hop ve hey nefesi dışarı verir. Dumanın içine kapanan beden, partide bağırarak çevreye açılır.

Dört tekrar yeni anlam üretmez; bedenleri aynı ölçüde tutar.

Gide gide, goin’ goin’ goin’

Turkish melody, rollin’ with the flow
Startin’ a new hip-hop era now you know
Goin’, goin’, goin’ fo’ ma’ sistas’
Goin’, goin’, goin’ fo’ ma’ brothas’

İlk Türkçe kıta gide gide diye başlamıştı. İngilizce kıta goin’, goin’, goin’ diye ilerler:

Gide gide.
Goin’, goin’, goin’.

Türkçe hareket geceye, İngilizce hareket yeni hip-hop çağına yönelir.

Turkish melody İngilizce ambalajla ilan edilir. Yerel melodi kendi İngilizce köken dili içinde sunulur.

Now you know, tamam, tamam, tamam anladık sözünün İngilizce karşılığıdır. Açıklanmamış şey öğrenilmiş sayılır.

Sistas ve brothas Amerikan hip-hop’ının hazır akrabalık kalıplarıdır. Bir kıta önce karı forsuna yazılan kızlar, şimdi ma’ sistas diye çağrılır. Aynı figüre ithal bir hitap eklenir.

Her dil funk’a iner

You gotta’ listen carefully, check it out G
That is for me and for my community
In any kind of language, just give me the funk
[?], that makes me jump

Şarkı anlamı azalan İngilizcenin dikkatle dinlenmesini ister.

For me and for my community, Erci’nin kişisel eğlencesini büyük topluluk sözüyle forslatır. Bir gecelik diskotek grubu community diye büyütülür.

In any kind of language bütün dilleri serbest bırakır; ardından tek şart koyar:

Just give me the funk.

Dilin ne söylediği değil, bedeni zıplatması önemlidir.

Çek Bir Fırt’ta çocuk yamulup kalmıştı. Party’de funk bedeni zıplatır:

Madde: Yamuldun kaldın.
Müzik: That makes me jump.

Müziğin uyuşturucuya karşı en somut üstünlüğü budur.

Yeni çağ, yeni parti

Party c’mon party let’s have a party
Party c’mon party let’s have a party
Party c’mon party let’s have a party
Just in to the party, c’mon party
Party c’mon party, c’mon!
Party c’mon party, c’mon!
Party c’mon party let’s have a party
Just in to the party, new party
Party c’mon party
Party c’mon party
Party c’mon party
Party c’mon party let’s have a party

İngilizce kıta new hip-hop era demişti. Nakarat bunu new party’ye küçültür:

Yeni çağ.
Yeni parti.

Büyük tarih iddiası ertesi diskotek gecesine iner. Party ile siyasi parti sesi yeniden birleşir. Yeni dünya vaadi yeni partiye; yeni parti sahne, slogan ve karı forsu tekrarına dönüşebilir.

Nakarat uzadıkça cümle kısalır. Önce let’s have a party vardır; sonra yalnız party c’mon party kalır.

İngilizce ad ve emir hücresine kadar aşınır.

Eve gitmeyenler house’un içindedir

Live on with it!
Yeaa!
Ha haa, check it out!
We are in the house
We are in the house
(Çok funky ya, di mi?)
Durmayın!
Funky!
(Gülüşmeler)

Kıtanın başında eve giden kimse yoktu. Kapanışta we are in the house denir.

Eve dönmezler; diskotek house olur.

We are in the house, büyük üyelik hesabını çözmez. O gece ve o oda ölçeğinde buradayız der.

Ardından bütün İngilizce gösteri Türkçe gündelik soruyla söner:

Çok funky ya, di mi?

Yeni hip-hop çağı kurduğunu söyleyen kişi yanındakinden basit onay ister.

Durmayın emri partiyi sürdürür. Funky son hüküm olur.

Gülüşmeler parçanın reductio ad absurdum’unu tamamlar. İngilizce klişe, içki, karı forsu ve diskotek neşesi dışarıdan eleştirilmez. Hepsi şişirilerek kendi komikliğine ulaştırılır.

Party’nin yaptığı değiş tokuş

Party, Çek Bir Fırt’a şu cevabı verir:

Duman yerine beat.
Yerde yatmak yerine zıplamak.
Tek başına tekrar yerine toplu hareket.
Kapalı göz yerine diskotek ışığı.
Hadi gel çek yerine c’mon party.

Bu değişim gerçektir. Müzik insanları birkaç saatliğine bir araya getirir.

Fakat şarkı hemen kendi çözümünü bozar:

Cigaralığın yerine bardak gelir.
Dertlerin yerine her şey yolunda hükmü gelir.
Arkadaşlığın yerine aynı kol hareketi gelir.
Başarının yerine karı forsu gelir.
Dilin yerine İngilizce ses efekti gelir.

Devrimci yasak diskotek fantazisini korur.

Party fantaziyi gerçekleştirerek düşürür.

Sol siyasi parti karı forsunu ciddi afiş ve kürsü düzeninde saklar.

Diskotek party’si aynı forsu kız sayısıyla açıkça hesaplar.

Deniz Göktaş’ın neşemizi çalamazlar şakası, bütün kayıpların neşe mülkiyetiyle kapatılmasını gösterir. Party bu neşenin neyle üretildiğini açıklar: Para, ışık, içki, müzik ve kızlar.

Şarkının saçma hükmü şudur:

Hip-hop! O zaman her şey yolunda.

Hip-hop, tip-top olur. Tür adı bütün hayatın düzgünlük belgesine çevrilir.

Şarkının doğru hükmü daha küçüktür:

Demek ki bu gecede yalnız kalmadık.

Müzik dünyayı düzeltmez.

Bir geceyi doldurur.

Duman hayatı görünmez yapar.

Party hayat yerinde dururken kalabalık üretir.

Sabah geldiğinde dertler yeniden başlayacaktır.

3 Yorum

Filed under Suni muhaberat