(playlist)
🦋🤖 Robo-Spun by Fİ+IBF 🦋🤖
👻🪸🐈⬛ Phantomoperand 👻🪸🐈⬛
🍂🏚️🪪 Haymatlos 🍂🏚️🪪
>>> Hiphop Playlist <<<
Anne babası hayatta, çocuk fiilen kimsesiz
Şarkıdaki on beş yaşındaki çocuk tarihsiz bir sorunlu genç değildir. Evi, 1961’de Türkiye ile Federal Almanya arasında kurulan işçi göçü düzeninin ikinci kuşaktaki sonucudur. Geçici emek için tasarlanan sistem, rotasyon fikrinin terk edilmesi ve 1973’te işçi alımının durdurulmasından sonra yerleşme ve aile birleşmesiyle kalıcı hayata dönüştü. Fabrika, maden, inşaat, temizlik, tekstil ve otel vardiyaları işçinin günüyle birlikte ailenin bakım zamanını da düzenledi. Albümün yayımlandığı 1995’te on beş yaşında olan çocuk, kurumların uzun süre geçici saydığı bu kalıcı hayatın içinde büyür.
Sabah kapı kapanır. Evde yemek, harçlık ve aile fotoğrafı bulunabilir; eksik olan anne ve baba adı değil, çocuğun gününe eşlik edecek canlı zamandır. Ebeveynler hayattadır; bu yüzden çevre onu öksüz veya yetim saymaz. Ölümle gelen kimsesizlik adını bulur, burada kayıp her akşam eve döndüğü için kayıp sayılmaz. Çocuk yalnızlığı yaşar, ardından bu yalnızlığın gerçek olmadığını da duyar.
Anne ile baba vardiyanın yorgunluğuyla döner. Ekonomik zorunluluk onlar açısından fedakârlık, çocuk açısından kapalı kapıdır. Çalışma düzeni ebeveyn sorumluluğunu silmez; ebeveyn sorumluluğu da aile zamanını tüketen düzeni görünmez kılamaz.
Çocuğun eksiği yalnız refakat değildir. Uyuşturucu veren kişiden kopmasını sağlayacak sınır ve kopuştan sonra tutunacağı başka bir dünya da eksiktir. Buradaki baba yasası biyolojik baba veya çocuğun cinsiyeti değil, şu cevabı mümkün kılan işlevdir:
Sana hayır dediğimde seni kaybedebilirim; fakat seninle birlikte bütün dünyamı kaybetmem.
Bu işlev zayıf kaldığında çocuk, uyuşturucu veren kişiyi kaybetmeyi son bağını kaybetmek gibi yaşar. Sorun arkadaşlığı koruyarak maddeyi reddedememesi değil, o kişinin arkadaşlık makamını bozduğunu kabul edip ilişkiden çıkamamasıdır.
Okuldan sonra boş ev yerine sokağa yönelir. Sokakta adını bilen, yanına çağıran ve samimi hitaplarla yaklaşan kişiler vardır. Aynı sokak koruyan crew’yu, maddeyi uzatan eli ve düşen çocuğu seyreden kalabalığı birlikte taşır. Yabancının verdiği nesne kolayca reddedilebilir; güvenilen kişinin verdiği nesne ilişkinin içinden gelir.
İlk şarkı çocuğa Cartel’e gel demiş, Cartel’i öğretmen, korunma ağı ve kan kardeşliği olarak kurmuştu. İkinci şarkı aynı tarihsel sıkışmayı tek bedende izler. Fabrikada geçen aile ömrü, boş ev, sokak, para, duman, televizyon, otomobil ve bıçak aynı tanınma ve bakım krizinin sonuçlarıdır. Temel soru iki keyif arasında seçim değildir:
Bu yaşadığım şey hayat sayılır mı?
Çocuk bu yaşamı nasıl sürdürecek, yıkıcı bağdan nasıl kopacak, koptuktan sonra hangi sözle ve kimin yanında kalacaktır?
Ev sessiz değildir: Kayıt gözleri kapattırır, çocuk hayatı sorgular, uyuşturucuyu veren kişi buyurur, mahalle hüküm kurar, kalabalık teşhir eder, bir yakın yine mi der, nakarat çek diye döner, Karakan aralarından ulaşmaya çalışır. Çocuğun yalnızlığı kimsenin bulunmaması değil, kendi sözünü kurduracak ses eksikken onun yerine konuşan seslerin fazlalığıdır.
Gözleri kapatan ilk makam
Bir de gözlerinizi kapatın
Cümle ayrı bir kesit olarak gelir. Sesin sahibi görünmez; gevşeme kaydı, hipnoz talimatı veya hayal kurma egzersizi gibi duyulur. Bir de sözü, daha önce verilmiş görünmez talimatların sürdüğünü düşündürür: Beden rahatlatılmış, nefes düzenlenmiş, şimdi dış dünya kapatılacaktır.
Ses tek kişiye gözünü demez; topluluğa gözlerinizi der. Dinleyici cigaralık sarılmadan önce onun ilk işlemini yapar: Dışarıdaki hayatı görmeyi bırakır.
Bu emir göz güzergâhını başlatır: Göz isteyerek kapanır, renkli duman rüyayı değiştirir, sonra göz ve beyin oyulur; çıkışta açık gözlü davran denir. Kapanış yalnız gevşeme değil, ne bu yaşam sorusunu doğuran gerçekliğin geçici olarak hükümsüzleştirilmesidir.
Ne bu yaşam?: Varoluşun ilk sorusu
Sabah akşam köle gibi ne bu yaşam?
Her şey düzensiz yine ediyor devam
Bunaldın bunaldın kafanı dağıttın
Artık boş verip kimseleri takmadın
Dertlerin çok ama dertlerine çare yok
Yok yok yok her şey bombok
Sabah akşam ebeveynlerin vardiya saatini, çocuğun da bu vardiyanın ters yüzünde geçen yalnızlığını belirtir. Ebeveyn ücretli emeğe, çocuk onların yokluğuna bağlanır. Köle gibi sözü yalnız bireysel yorgunluğu değil, bütün hanenin zamanına el koyan düzeni taşır.
Ne bu yaşam, daha iyi hissetme isteği değildir. Kişinin içinde yaşadığı düzeni hayat olarak tanıyamamasıdır. Günler sürer; fakat özne kendi hayatının kuruluşuna katılamaz. Yaşam, ona ait bir imkân değil başına gelen tekrar gibi ilerler.
Her şey düzensiz yine ediyor devam, ev, okul, iş, sokak ve aile zamanını bağlanamaz kılar; kopukluğun tekrarı düzenin kendisi olur. İki kez söylenen bunaldın sıkışmayı nefese geçirir: Hayat solunumu daraltır, madde aynı kapıdan girer.
Kafanı dağıtmak, sorunları düzenlemek yerine sorunların bulunduğu merkezi dağıtmaktır. Soru sustuğunda soruyu soran kişi de çözülmeye başlar. Kafa ileride üşütülecek, dönecek, eski kalacak; sonunda aklını kullan emriyle karar makamına geri çağrılacaktır.
Kimseleri takmamak bağımsızlık değildir. Kimsenin kendisini tutmadığını deneyimleyen kişinin dünyaya verdiği cevabı geri çekmesidir. Çocuk ilişki kurduğu yerde karşılık bulamadığı için kimseye ihtiyaç duymuyormuş gibi davranır.
Dertlerin çok ama dertlerine çare yok, rahatlatıcı araç eksikliğinden büyüktür. Dertleri birbirine bağlayacak, bu hayatın neden sürdürüleceğini söyleyecek bir yön yoktur. Yok yok yok boşluğu genişletir; her şey bombok, tek tek sorunları ayırma imkânının kaybıdır. Aile, okul, gelecek, arkadaş ve beden aynı değersizlik hükmünde kapanır.
Cigaralık bu hükümden sonra gelir. Çocuğa yalnız iyi his vaat etmez; soruların sorulduğu dünyayı birkaç saatliğine askıya alır.
Kelek yapan kişi ve kopamama
Neyse arkadaş bize keleklik yaptı
Kağıdı aldı bir cigaralık sardı
Bir fırtla başladı arkadaşınki
Evet yatan o kenardaki
On beş yaşlarında bir veletti
Sanki sorunların hepsini halletti
Neyse büyük kırılmayı sıradan konuşmanın içine sokar. Olay yabancı bir satıcının karanlık töreniyle değil, gündelik bir arkadaş ortamında başlar.
Arkadaş bize keleklik yaptı sözündeki bize, grubun ortak tanıklığını gösterir. Cigaralığı saran kişi olayın başında arkadaş adıyla anılır; keleklik bu adın bozulduğu eşiktir. Güveni kullanarak uyuşturucu veren ve sonucu çocuğa bırakan kişi artık korunması gereken bir arkadaşlık sunmaz.
Keleğin ağırlığı zararlı nesnenin güvenin içinden gelmesidir. Çocuk maddeyle birlikte o kişiyi de kaybetmeyi göze almak zorundadır; onu bağlayan şey ilişkinin sağlığı değil, başka bağlarının zayıflığıdır. Baba yasası ilişkiyi sürdürmez, şu kopuşu mümkün kılar:
Senin verdiğini reddediyorum; bu yaptığın arkadaşlık değildir; senden ayrılmam bütün dünyadan atılmam demek değildir.
Kağıdı aldı sözü nesnenin insan eliyle hazırlanıp ilişkinin içine sokulduğunu gösterir. Cigaralık o anda yalnız madde değil, bağlılığı sınayan araçtır.
Bir fırtla başladı bütün yolu tek nefese sıkıştırır. Çocuk geleceğini seçtiğini düşünmez; önündeki anı tamamlar. Küçük eylem sonraki tekrarların ilk biçimini kurar.
Arkadaşınki eksiltili cevaptır. Sanki biri kimin başına geldi diye sormuştur. Ardından anlatıcı çocuğu gösterir: Evet, yatan o kenardaki. Çocuk kendi hayatına soru soran özne olmaktan çıkar; o zamirine, hakkında konuşulan bedene dönüşür.
On beş yaşlarında yaklaşık yaştır; adı ve hikâyesi bilinmez, küçüklüğü açıktır. Velet küçültürken hâlâ korunması gereken çocuk olduğunu da açığa çıkarır. Sanki sorunların hepsini halletti sıradan gevşemeden radikaldir: Sorunlar çözülmez, bulundukları dünya kapanır. Sanki, çocuğun kesinliğiyle anlatıcının gördüğü boşluk arasındaki yarıktır ve sonraki gerçeklik kaybını hazırlar.
Gerçek düşüş ve psikoz ihtimali
Gittikçe düştü düştü düştü
Yavaş yavaş kafayı da üşüttü
Gittikçe olayın tek kullanımda tamamlanmadığını söyler. Üç kez tekrarlanan düştü bedeni, toplumsal yeri ve dünyayla bağ kurma gücünü aynı yönde indirir. Kişi kendi sözünü taşıyan özne olmaktan çıkıp tekrarın taşıdığı bedene dönüşür.
Yavaş yavaş kırılmanın biriktiğini gösterir. Çevre son görüntüyü görür; onu hazırlayan uykusuzluğu, korkuyu, düşünce değişimlerini, kuşkuları ve algı bozulmalarını kaçırabilir.
Kafayı üşüttü yalnız yafta değildir. Gerçek bir psikotik kırılma ihtimalini taşır: paranoya, hezeyan, algı bozulması, düşünce dağılması veya gerçeklikle bağın çözülmesi. Madde kullanımı bu riskin tek ve zorunlu nedeni değildir; kullanım yoğunluğu, erken başlangıç, kişisel yatkınlık ve başka etkenlerle birlikte ağırlaşabilir. Erken ve yoğun esrar kullanımıyla psikotik belirtiler ve psikoz riski arasında dozla artabilen bir ilişki gösteren sistematik incelemeler vardır.
Ruhsal kırılmanın gerçekliği çocuğu salak veya çatlak diye seyretmeyi haklı çıkarmaz; hakaret dili de psikoz ihtimalini silmez. Çocuk gerçekten kırılıyor, çevre bu kırılmayı bakım çağrısı yerine seyirlik tipe dönüştürüyor olabilir.
Ailevi sorun, ebeveyn sorumluluğu ve eksik sınır
Ailevi sorunluymuş galiba
Suçlu oluyor anne ve baba
Sorunluymuş aktarma, galiba belirsizlik taşır. Çevrede biri çocuğun durumunu açıklamaya çalışmaktadır. Hüküm eksik bilgiyle kurulsa da ailevi sorun ihtimali gerçektir.
Anne ile babanın bakım zamanı ücretli emek tarafından tüketilmiştir. Geçici işçilik için kurulmuş göç düzeni kalıcı ailelerin ihtiyaçlarına geç cevap vermiştir. Fakat tarihsel şartlar ebeveyn sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Çocuk kapalı kapıyı, konuşulamayan korkuyu ve zararlı ilişkiden kopmasını sağlayacak sınırın eksikliğini aile hayatında yaşar.
Suçlu oluyor anne ve baba üç hesabı üst üste koyar: Çevre karmaşık hayatı aileye indirger; çalışma ve göç düzeni bakım gücünü aşındırır; ebeveynler de çocuğun sözünü duyma, sınır koyma ve zararlı kişiden kopmasını mümkün kılma sorumluluğunu taşır.
Baba yasası yalnız uyuşturucu yasaktır demez; çocuğa o kişiyi kaybettiğinde hayatının tamamını kaybetmeyeceği bir yer sağlar. Kopuşun ardından ev, başka insanlar ve sözler yoksa çocuk aynı çevreye dönebilir. Aile hükmünü bütünüyle yafta saymak da bütün tarihi aile kusuruna indirgemek de bu nedenle eksiktir.
Mahalle çocuğun adını değiştirir
Bak salağa bak bak
Takılıyor salak salak
Ortalıkta dolaşan işte o çatlak
Yatıyor cigaralık kalkıyor cigaralık
Ne, yine mi lan cigaralık?
Bak, işte ve o bir kalabalığın birbirine konuştuğunu gösterir. Çocuk konuşmaz; hakkında konuşulur.
Salak, eylem ile kişinin tamamı arasındaki ayrımı siler. Takılıyor salak salak, önceki kimseleri takmadın sözüne döner: Çocuk önce dünyayı önemsememeye çalışmış, şimdi dünya onu amaçsız dolaşan görüntüye indirgemiştir.
Çatlak gerçek ruhsal kırılmaya temas edebilir; fakat temas ettiği şeyi anlamak yerine kişinin adı hâline getirir. Çatlağı üreten hayat, madde ve korku silinir.
Yatıyor cigaralık kalkıyor cigaralık günün iki ucunu nesneye bağlar. Şarkı sabah akşam diye başlamıştı; o zaman aile zamanını iş düzenliyordu. Şimdi çocuğun yatışını ve kalkışını cigaralık düzenler.
Ne, yine mi lan cigaralık anne, baba, kardeş, başka bir arkadaş veya çocuğun kendi bıkmış iç sesi olabilir. Kesin olan tekrarın fark edildiğidir. Yine mi kullanım geçmişini bilir; onu doğuran neden yine sorusunu açmadan bıkkınlığa geçer.
Yamulmak, kalmak ve yeniden doğmak
Çektin çektin yamuldun kaldın
Yemekten sonra bir tane daha sardın
Bir an kendini yeni doğmuş hissettin
Yine olsa yine yeniden çekerdin
Fiiller bir güzergâh kurar: Çekmek, yamulmak, kalmak. Çocuk içinde sıkıştığı hayattan çıkmak için eyleme geçer; sonuç hareket kaybıdır.
Yemekten sonra cigaralığı olağan ev ritmine yerleştirir. Madde istisnai gece olayı olmaktan çıkıp gündelik sıraya bağlanır.
Bir tane daha yarım etkinin kuvvetidir: Hiçbir şey yapmasaydı tekrar aranmaz, her şeyi çözseydi ikincisine gerek kalmazdı. Bir an kendini yeni doğmuş hissettin, iyi hissetmekten köklüdür; hayat onarılmaz, geçmiş ve bağlar silinmiş görünür, kişi kendi sürekliliğinden kopup bambaşka bir benliğe geçer. Yine olsa yine yeniden, yaşamı değiştirmek yerine o yaşama bağlı kişiyi her seferinde silme arzusudur.
Nakarat: Dış buyruktan iç zorunluluğa
Çek bi fıırt, çek, çek bi fıırt, çek
Çek çek hadi çek, hadi gel çeek
Çek bi fıırt, çek, çek bi fıırt, çek
Çek çek hadi çek, hadi gel çeek
…
Nakarat şarkı boyunca dönen emir hücresidir. Alper Ağa’nın sesi, cigaralığı dolaştıran çevrenin ortak buyruğunu sahneler.
Bir kişi çek bi fıırt diye uzatır; başka ses çek, çek bi fıırt, çek diye yankılar; kalabalık çek çek, hadi çek diye hızlandırır; sonunda hadi gel çeek ile kullanım ve çevreye katılma birleşir.
Fıırt hecesinin uzaması nefesin süresini gerçekleştirir. Kısa çekler karar alanını daraltır. Beden yavaşça dumanı içine alırken söz düşünmeye izin vermeden ilerler.
Gel yalnız mekânsal yaklaşma değildir. Kendi hayatında yer bulamayan çocuğa hazır bir yer görüntüsü sunulur. Bu yerin şartı konuşmak değil, ortak fiili tekrarlamaktır.
Bu çevre gerçek cemaat değildir: Nesne etrafında birleşir, çocuğun düşüşünde sorumluluk almaz; kişi cigaralığı uzatır, çocuk kenarda yatar, kalabalık bakar. Tekrarla dışarıdaki ses çocuğun içine yerleşir ve çevre yokken de sürebilir. Şarkı buyruğu teşhir ederken çekici kılar; dinleyici ritme katılarak emrin bedene nasıl yerleştiğini yaşar.
Başkasının ağzına giren Alper Ağa
Al bir de bundan çek
Seni sinek gibi ezecek geçecek
Otur başın dönecek
Çocuk uğraşma başımı ağrıtma
Karakan geldi no tantana
Çek baba çek baba bir iki üç çek
Çek bir de bundan çek seni ezecek
Alper Ağa düz öğüt vermez; maddeyi uzatan kişinin diline girer.
Al bir de bundan çek nesneyi elden ele geçirir, yolu başka bir doz veya deneyime genişletir. Seni sinek gibi ezecek geçecek, tehlikeyi gizlemek yerine geçicilik güvencesiyle kabul ettirir. Otur başın dönecek yan etkiyi kullanım talimatına çevirir. Çocuk uğraşma başımı ağrıtma ise ne bu yaşam sorusuyla başlayan öznenin korkusunu, karşıdakinin konforunu bozan gürültü sayarak susturur.
Karakan geldi no tantana ses düzenine müdahaledir; fakat teklif sesi hemen kaybolmaz.
Çek baba yakınlık kuran hitaptır. Buradaki baba çocuğun cinsiyetini belirtmez. Buyruğu yabancı ve soğuk olmaktan çıkarıp samimiyetin içine yerleştirir. Kişinin reddetmesi gereken şey yalnız madde değil, yakınlık görüntüsüdür.
Bir iki üç varoluşsal kararı küçük oyuna çevirir. Çocuk bütün hayatıyla ilgili karar verdiğini düşünmez; üçe kadar sayılan hareketi tamamlar. Sayaç tereddüdün ve kopma fırsatının üzerine kapanır.
Çek baba kalıbı yıllar sonra Aşkın Nur Yengi’nin Çek Babam Çek şarkısı ve tuhaf klibinde başka bir pop hayatı kazanacaktır. Karakan’da duman, sonraki şarkıda dünyanın kahrı çekilir; ağır yük samimi hitap ve neşeli tekrar aracılığıyla taşınabilir hâle gelir. Buradaki öncül daha karanlıktır: Ritim hareketli, on beş yaşındaki çocuk kenardadır; buyruğu veren kişi biraz önce sorusunu susturmuştur.
Yeni gün ve geri dönmeyen eski kafa
Yeni bir gün ama
Dertlere yok çözüm
Gün yeni bile olsa
Kafa eski kafa
Duman dağılır, sabah gelir. Ama, takvim değişimiyle hayatın değişmemesi arasına girer.
Dertlere yok çözüm ilk kıtadaki çare yokluğunu geri getirir. Nesne gerçekliği askıya almış; gerçekliğin içindeki hiçbir bağı yeniden kurmamıştır.
Gün yeni bile olsa boş ev, aile gerilimi, zararlı çevre ve anlamsızlık sorusu aynı yerde durur.
Kafa eski kafa kişinin eski sıkıntıya döndüğünü belirtir; fakat önce kafayı üşüttü denmişse eksiksiz dönüş garanti değildir. Kimyasal etki geçebilir, psikotik kırılmanın izi kalabilir. Geçecek diyen kişinin güvencesi burada çatlar: Etki geçer; yaşanan her şey geçmeyebilir.
Üstelik eski kafa sağlıklı başlangıç değildir. Zaten bunalmış, dağılmış ve hayatı bombok sayan eski çıkmazdır.
Uyuşturucunun adı, ölüm ve yanlış arkadaş adı
Şaka maka değil bu adı uyuşturucu
Ölümdür onun sonu sakın unutma bunu
Ayağını denk al
Laflara kanma
Her güler yüzlüyü arkadaşın sanma
Bir dahaki adımın sonuncu olabilir
Şaka maka değil nakaratın oyununu ve sayacı keser. İlk kıtadaki cigaralık daha geniş uyuşturucu güzergâhına bağlanır.
Ölümdür onun sonu yalnız biyolojik son değildir. Dünyayla bağın çözülmesi, kendi sözünün yerini buyruğun alması, psikoz, bağımlılık ve yaşayan fakat erişilemez kişiye dönüşmek de bu yolun içindedir.
Sakın unutma hafızayı korur. Madde dertlerin bulunduğu dünyayı unutturur; Karakan sabahı, sonucu ve kaybedilen insanları belleğe döndürür.
Ayağını denk al yükselen bedeni zemine çağırır. Laflar az önce duyulmuştur: Al, çek, ezecek geçecek, otur, başımı ağrıtma, bir iki üç çek. Karakan önce teklifin dilini dinletir, ardından bu dilin sonuçla bağını açar.
Her güler yüzlüyü arkadaşın sanma, ilişkiyi daha iyi yönetme öğüdü değil; uyuşturucu veren, korkuyu susturan ve kişiyi düşüşünde yalnız bırakan birine verilmiş arkadaş adının geri alınmasıdır. Güler yüz, samimi hitap ve birlikte geçirilen zaman yetmez; hayatı riske atan eylem arkadaşlık iddiasını geçersiz kılar. Çocuk o bağı korumamalı, kopuş acısına rağmen kendi hayatını öne koymalıdır.
Bir dahaki adımın sonuncu olabilir ilk fırtı hayat yoluna çevirir. Başlangıçta nefes vardır; şimdi geri dönüşü olmayabilecek adım vardır.
Gülerek gelen kişi ve oyulan gerçeklik
Bu zamanın katilleri gülerek gelir
Renkli dumanlar rüyana renk katar
Ama yarın sabah gerçek daha acı koyar
Gözünü oyar sora beynini oyar
Tehlike açık düşman görünümünde gelmez. Nesneyi uzatan kişi gülümser, yakın konuşur ve etkinin geçeceğini söyler. Tam da güven görüntüsü taşıdığı için tehlikelidir.
Renkli dumanlar maddenin etkisini küçültmez. Dünya bir süre başka türlü görünür. Fakat görüntünün değişmesi kişinin dünyadaki yerini kurmaz; yer sorununu örter.
Yarın sabah gerçek daha acı koyar sözünde gerçek soyut bilgi değil, bedene geri dönen kuvvettir. Çocuk eski derdi ve dertsiz görünen dünyanın kaybını birlikte yaşar.
Gözünü oyar gönüllü göz kapatmayı görme kaybına ilerletir. Sora beynini oyar algıyı düşünce, bellek ve anlam verme alanının parçalanmasına bağlar. Kafayı üşüttü sözündeki psikoz ihtimali burada bedensel oyma imgesi kazanır.
Kendinden geçmek ve kopuş hakkı
Kendinden geçerek ne halledecen hıyar
Senin hayatında mühim tek şey sensin
Ne kadar yükselirsen o kadar düşersin
Kendinden geçmek, kişinin kendi hayatının taşıyıcısı olmaktan geçmesidir. Çocuk dertlerinden kurtulmak isterken dertleri yaşayacak ve değiştirecek özneyi ortadan kaldırır.
Ne halledeceksin, ilk kıtadaki sanki sorunların hepsini halletti cümlesine cevaptır. Çalışma düzeni, boş ev, aile içindeki eksik sınır ve uyuşturucuyu veren kişi aynı yerde durur.
Hıyar, Karakan’ın da sert sokak dilinden konuştuğunu gösterir. Kalabalıktan farklı yöne seslense de çocuğun uğradığı aşağılanmayı tekrar etme riski taşır. Karakan tertemiz bir bakım makamı değildir.
Senin hayatında mühim tek şey sensin, ilişkiyi koruma çağrısı değil kopuş ilkesidir: Önce sen hayatta kalacaksın; seni maddeye bağlayan kişinin kaybı senin kaybından önemli değildir; bağı sürdürmek için bedenini ve gerçeklikle bağını feda etmeyeceksin. Bu, genel bir yalnızlık öğretisi değil acil varoluşsal sıradır: Önce yıkıcı ilişkiden çıkılır, sonra başka bağ kurulabilir.
Ne kadar yükselirsen o kadar düşersin yüksekliği keyif miktarı olarak değil, kişinin kendisine ve dünyaya bağlanan yerden kopuşu olarak ölçer. Kopuş arttıkça dönüş sertleşir.
On beş yaşındaki çocuk ve yirmi beş yaşındaki tanık
25 yaşında Alper Ağa mikrofonda
Neler gördüm bir bilsen bu genç yaşımda
Caddelerde tantana kavga ve para
Kaç arkadaş daha kaybedeceğim acaba
İlk kıtada on beş yaşındaki çocuk kenarda yatıyordu. Şimdi yirmi beş yaşındaki Alper Ağa mikrofondadır. Aradaki on yıl bilgi üstünlüğünden önce hayatta kalma mesafesidir.
İlk şarkıda yirmi beş yaşında yüz binlik araba vardı. Orada yaşın görünür belgesi otomobil, burada mikrofondur. Otomobil statüyü görünür kılar; mikrofon kaybı konuşulur kılar.
Neler gördüm, anlatılan çocuğun tek vaka olmadığını bildirir. Caddelerde tantana kavga ve para, olayın aile içine kapatılamayacağını gösterir. Madde, borç, şiddet ve sokak ilişkileri aynı alanda kesişir.
Kaç arkadaş daha kaybedeceğim, keleklik yapan kişiyle bağı korumak değildir. Buradaki arkadaşlar maddeye, psikoza, şiddete, hapishaneye veya ölüme kaybedilen insanlardır. Kelek yapanla kaybedilen arkadaş aynı kategori değildir; aynı kişi zamanla iki konumu taşıyabilse de şarkı bunu zorunlu kılmaz. Yaşayan fakat ulaşılamaz hâle gelen kişi de kayıptır.
Acaba kesin öğüt makamını kırar. Alper Ağa geleceği bilmez; yeni kaybı önleyip önleyemeyeceği belirsizdir.
Masal, eski savunma ve açık göz
Galiba masal gibi geliyor bunlar sana
Takma kafana yaylan yaylan
Ama aklını kullan
Açık gözlü davran
İlk galiba aile teşhisindeydi; burada Alper Ağa çocuğun tepkisini tam bilemez.
Masal gibi, başkasının ölüm yolunu kendi geleceğinden ayırmaktır. Başkasına olan hikâye, kendi adımı istisna gibi görünür.
Takma kafana yaylan yaylan, uyarıyı savuşturan çocuğun veya çevrenin sesi olabilir: Düşünme, büyütme, devam et. Aynı söz tehlikeli ortamdan uzaklaşma emri gibi de duyulabilir. Şarkı sesleri temiz sınırlarla ayırmaz.
Ama aklını kullan, dağılmış kafayı karar makamına çağırır. Akıl yalnız tehlike hakkında bilgi sahibi olmak değildir. Uyuşturucu veren kişinin sözünü geçersiz saymak ve ondan kopmanın sonucunu taşıyabilmektir.
Açık gözlü davran başlangıçtaki gözlerinizi kapatın emrini tersine çevirir. Açık gözlülük; güler yüzün içindeki buyruğu, geçecek güvencesinin bırakabileceği izi, ailevi sorunun içindeki tarihsel şartı ve ebeveyn sorumluluğunu, renkli dumanın arkasındaki sabahı ve uyuşturucu veren kişiyi kaybetmenin kendi hayatını kaybetmekten daha küçük olduğunu birlikte görmektir.
Al sana Karakan: Kopuştan sonraki boşluk
Madem ki uyuşturucu
Al sana Karakan!
Madem ki, çocuğun mevcut hayatından çıkma, başka bir söz bulma ve kendisini yeniden kurma talebini ciddiye alır.
Önceki ses al bir de bundan çek demişti. Karakan aynı fiili geri alır: Al sana Karakan. Cigaralık yerine mikrofon, ritim, tanıklık ve crew uzatılır.
Karakan uyuşturucu veren kişinin yanına ikinci seçenek eklemez. Önce zararlı bağ kopar; bu, çocuğun tek çevresini kaybetmesi olabilir. Boşluk tutulmazsa aynı kişiye veya benzer çevreye dönüş mümkündür. Karakan bu boşlukta mikrofon, ritim, tanıklık ve crew ile başka bir söz alanı kurar.
Yine de kusursuz kurtarıcı değildir: O da emir, özdeşleşme ve otorite sunar; kimyasal buyruğun yerine başka efendi buyruğu geçebilir. Değeri, ne bu yaşam sorusunu duman yerine mikrofona taşıyıp çocuğun kendi hayırını ve hayat sorusunu kurmasına geçici dayanak olmasındadır.
Nakarat neden susmaz?
Al sana Karakan denildikten sonra çek bi fıırt bitmez. Çocuk ölüm ve psikoz ihtimalini duyabilir, yeni günün eski sorunlarla geldiğini görebilir, o kişiden kopabilir ve yine de çek sesini işitebilir. Buyruk bedenin ve tekrarın içine yerleşmiş, kopuşun yalnızlığı onu yeniden çekici kılmıştır. Karakan’ın görevi bu boşluğu tanıklık, söz ve başka ilişkilerle tutmaktır.
Varoluşun askıya alınması ve kopuşun yasası
Çek Bir Fırt önce yaşanamaz hayatı kurar: Çalışan ebeveynler, görünmez fiilî kimsesizlik, zararlı kişiden kopmayı destekleyecek sınırın zayıflığı, boş ev, dolu sokak ve ne bu yaşam sorusu. Cigaralık basit keyif değil, bu gerçekliği askıya alan; çözülmüşlük ve yeniden doğuş kesinliği verip psikoz, algı bozulması ve dünyayla bağın çözülmesi ihtimaline açılan nesnedir.
Aile hakkında verilen hüküm yalnız haksız suçlama değildir. Ebeveynlerin bakım, sınır ve kopuşu destekleme sorumluluğu gerçektir; aynı sorumluluk aile zamanını tüketen işçi göçü ve ücretli emek düzeninin içinde yerine getirilmeye çalışılır.
Kelek yapan kişi güven ilişkisinin içinden gelir; fakat maddeyi verdiği ve çocuğun sorusunu susturduğu anda arkadaşlık makamını bozar. Çocuğun ihtiyacı o ilişkiyi korumak değil, ondan ayrılabilmek ve ayrılığın kaybına dayanabilmektir.
Nakarat dış buyruğu iç zorunluluğa çevirirken kendi müzikal kuvvetini üretir. Çek baba yakınlık görüntüsüyle emri kabul edilebilir kılar; bir iki üç tereddüt alanını kapatır.
Her güler yüzlüyü arkadaşın sanma yanlış arkadaş adını geri alır.
Senin hayatında mühim tek şey sensin kopuşa izin verir.
Al sana Karakan kopuştan sonra açılan boşluğa başka bir söz uzatır.
Karakan’ın nihai görevi çocuğu kendisine bağımlı kılmak değil, kendi sözünü kurabilecek kadar ayakta tutmaktır.
Karşı-emirler gözlerinizi kapatın/açık gözlü davran, başımı ağrıtma/neler gördüm bir bilsen, hadi gel çek/Cartel’e gel ve al bir de bundan çek/al sana Karakan çiftlerinde kurulur. Fakat mesele hangi emrin kazanacağı değil, çocuğun kendi sözünü kurup kuramayacağıdır.
Ne bu yaşam sorusunu cigaralık susturur, mahalle çocuğun kusuruna çevirir, aile hem üretir hem yaralanmış biçimde taşır, uyuşturucu veren kişi buyruğa bağlar, Karakan mikrofona taşımaya çalışır.
Çocuğun kurtuluşu kelek yapan kişiyle daha sağlıklı ilişki kurmak değildir. Onu arkadaş sanmaktan vazgeçmek, o bağın kaybına dayanmak ve kendi hayatını bu kaybın önüne koymaktır.
Bir fırt nefesle başlar.
Kişinin dünyayla, başkalarıyla ve kendi sözüyle bağını belirleyen bütün bir yola dönüşür.






























Geri bildirim: Phantomoperand 👻🪸🐈⬛ | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Tefsirli Meal 6: Evdeki Ses | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Çek Bir Poz ~ Cartel | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Haymatlos 🍂🏚️🪪 | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER