(playlist)
🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖
👻🪸🐈⬛ Phantomoperand 👻🪸🐈⬛
Karabasan Makinesi’nin temel işi kaydırmayı yoğuşmaya çevirmektir. Ekranda bir yüz gider, başka bir yüz gelir; haber şakaya, şaka bedene, beden kavgaya, kavga meme bağlanır. Parmak hareket eder ve insan sürekli yer değiştirdiğini hisseder. Psişik ağırlığın kayması ise daha başka bir hareket ister: insanın neye önem verdiği, kendisini hangi ölçüyle tarttığı, hangi ilişkiye yatırım yaptığı ve hangi soruya cevap verdiği gerçekten başka bir merkeze geçmelidir. Karabasan Makinesi görüntülerin kaymasını hızlandırırken bu ağırlığı Ego ve Nos çevresinde yoğunlaştırır. İlk “Karabasan Makinesi ve Mecaz-ı Müselsel” yazısındaki Başka ile bir sonraki ayrımı tam bu noktada belirleyicidir: bir sonraki yeni halka getirir; Başka ağırlık merkezini taşır. (🔗)
Ego, insanın dağınık yaşantılarını “Ben” suretinde toparlayan hayalî bütünlüktür. Nos da ayrı insanları “Biz” suretinde toparlayan hayalî bütünlüktür. Akıştaki her nesne bu iki sureti yeniden çağırabilir. Bir beden “Ben nasılım?”, bir başarı “Ben neredeyim?”, bir düşman “Ben kimlerdenim?”, bir mem “Biz kimleriz?” sorusunu doğurur. Bunanedersincilik bütün bu nesneleri tek bir yoklamaya bağlar: “Buna ne dersin?” Ego “Ben farzederim”, Nos “Biz genelleriz” diye çalışır. Farzediş “elim serbest” hissini, genelleme “bir düzen var” hissini besler. (🔗)
Bu iki hayalî merkez birbirine bağlandığında çağrı toplumsal bir emir kazanır: Sen bize çalışıyorsun. “Sen” kişiyi özel muhatap yapar; “Biz” onu hayalî bir çoğulluğun içine alır. Kullanıcı kendi Ego’sunu teyit etmek için seçer, Nos üyeliğini göstermek için paylaşır, ortak düşmana tepki verir, ortak memi taşır, ortak estetik ölçüyü kendisine uygular. Bu faaliyetlerin her biri öznel düzeyde Ben ve Biz suretlerini güçlendirirken teknik düzeyde davranış izi bırakır. Karabasan’ın parayı bastığı yer tam burasıdır: hayalî teyit gerçek davranış üretir; davranış sonraki yoklamaları daha isabetli kuracak malumata dönüşür.
“Nevrotik psikozun sapıklığı” bu Senbiz ilişkisinin psişik biçimidir. Nevrotik soru “Biz benden ne istiyor?” diye çalışır. Psikotik yoğunluk “Biz bana konuşuyor” hissini büyütür. Sapkın hareket ise bu iki cümlenin arasını kişinin kendi faaliyetiyle doldurur: Biz’in kullanacağı Sen’i kendim üreteyim. Kişi kendi görünürlüğünü ayarlar, hangi hareketin hangi karşılığı verdiğini sınar, akışını eğitir ve kendisini ölçülebilir hale getirir. “Kendini kullandırmak” bu hizmet ilişkisinin özlü biçimidir. (🔗)
Kâbus ile uyku felci aynı devrenin iki zamanını verir. Kâbusta sahneler değişir ve korkunun ağırlığı sürer. Uyku felcinde insan uyanıklığı hisseder, hareket etmek ister ve bedeni bir süre cevap vermez. Dijital karabasanda beden hareket eder, parmak kaydırır, ekran sürekli değişir; psişik ağırlık ise Başka’ya geçeceği yerde yeniden Ego/Nos çevresine çekilir. Sahne kayar, ağırlık yoğunlaşır. Uyanışa açılabilecek çatlak da yeni bir sıradakiyle kapanabilir: algoritmayı fark etmek yeni Ego haysiyetine, “biz bu oyunu çözenleriz” demek yeni Nos suretine dönüşebilir. Karabasan böylece kendi eleştirisini bile yeni teyit malzemesi olarak işleyebilir.
Ben Farzederim, Biz Genelleriz
“Ben farzederim” cümlesi kaydırmanın kişisel özgürlük hissini taşır. Kullanıcı geçer, durur, arar, geri döner ve kendi hareketini kendi tercihlerinin dizisi olarak yaşar. Her seçim Ego’ya yeni bir kenar çizer. Sevilen nesne “Ben buna yakınım”, nefret edilen nesne “Ben bundan uzağım” der. İki karşıt tepki aynı Ben suretini farklı yönlerden kuvvetlendirebilir.
“Biz genelleriz” ise aynı hareketleri ortak düzene çevirir. Tek bir şaka, tek bir öfke veya tek bir jest kolayca kaybolabilir. Aynı biçim farklı hesaplarda tekrarlandığında kalıcı bir ortak çizgi belirir. Mem bu yüzden güçlüdür: kişiler ve bağlamlar değişirken tekrar edilen biçim dolaşımını sürdürür. “Bunu anlıyorum” cümlesi “Bunu anlayan insanlar var”a, ardından “Biz bunu anlarız”a geçebilir.
Nos tam bu geçişte yoğunlaşır. Ayrı insanlar kendi farklılıklarını ortak bir “Biz” suretinde toparlar. Bu suret yankıyla kuvvetlenir. Aynı sözün tekrarları, aynı memin varyasyonları, benzer tepkiler ve sayılar kişiye “Biz böyleyiz” hissini geri verir. Duvar Evresi, Biz’in kendi gönderdiği sinyalin yankısını işitmesini bu yüzden merkezine alır. (🔗)
Üstbiz, bu hayalî sureti davranış kıstasına çevirir. “Biz böyleyiz” cümlesi “Bizden biri böyle davranır” biçimini kazanır. Ortak mizah uygun tepkiyi, ortak düşman uygun öfkeyi, ortak estetik uygun görünüşü çağırır. Potansiyel kalabalık da aynı kıstasın içinde çalışır. Henüz kimse tepki vermeden “bizimkiler buna kızar”, “insanlar bunu yanlış anlar”, “bunu söylersem tepki gelir” gibi farzlar davranışı biçimlendirebilir. Hayalî Nos gelecekteki yankıyı bugünkü Ego üzerinde çalıştırır.
Senbiz’in “Sen bize çalışıyorsun” cümlesi bu noktada bütün anlamını kazanır. Kişi Biz’in memini paylaşırken Nos’a hizmet eder; aynı paylaşım davranış izi olarak teknik sisteme de hizmet eder. Kişi ortak düşmana öfkelenirken Biz/Onlar sınırını kuvvetlendirir; aynı öfke izleme süresi, tekrar ziyaret veya paylaşım gibi ölçülebilir hareketler çıkarabilir. Hayalî toplumsal çalışma ile teknik veri üretimi aynı jestte kesişir.
Şahünefis: Cevabı Çıkarmak
Şahünefis Yıldızı bu kesişmenin ritmini takılma, iltifat, yanaşma, sondaj ve telkin olarak kurar. (🔗) Akıştaki bir işaret önce kaydırmayı çenter. Öfke, merak, çekicilik veya alay kişiyi kısa süreliğine tutar. Ardından işaret Ego’ya bağlanır: “Bunu anlayanlardanım”, “Bu tam benim zevkim”, “Bu saçmalığı hemen gördüm.” İltifat burada açık övgünün yanında kişinin kendi haysiyetini teyit eden isabet biçiminde de çalışır.
Benzer tepki verenler görünür olduğunda yanaşma başlar. Kişi tekil cevabını hayalî bir Biz içinde bulur. “Ben de böyle düşünüyorum” ile “Sen bizim gibisin” aynı ortaklığa bağlanır. Bu yakınlık daha fazla söz ve davranış çıkarır. Kullanıcı yorumları açar, benzer içerikleri arar, paylaşır, geri döner veya yeni hesaplara yönelir.
Sondajın cevabı böyle üretilir. Gösterilen içerik açık bir soru taşımadan da “Buna ne dersin?” işlevi görebilir. Durmak, geçmek, geri dönmek ve paylaşmak cevabın davranışsal biçimleridir. Şahünefis’in ekonomik açıdan en önemli cümlesi burada devreye girer: Her malumat başkasında da işler. Bir kişide hangi işaretin takıldığı ve hangi ortak çizginin davranış çıkardığı, başka kişilerde yapılacak yeni yoklamalara da malzeme verebilir.
Kalabalık gıdıklama bu sondajı çoğaltır. Bir mem, slogan, düşman yüzü veya çatışma işareti dolaşıma girer. Hangi Ego’ların aynı yerde durduğu, hangi tepkilerin tekrarlandığı ve hangi hayalî Biz’in görünür hale geldiği izlenebilir. İçerik böylece hazır bir kalabalığa hitap ederken aynı zamanda hangi kalabalığın kurulmaya elverişli olduğunu da sınar.
Telkin sondajdan çıkan cevabı kişiye geri bağlar. Benzer içeriklerin çoğalması “demek benim meselem bu” duygusunu, ortak tekrarın görünürleşmesi “demek Biz böyleyiz” duygusunu büyütebilir. “Hususi Öttürme Zorlaması” bu dönüşü daha keskin biçimde kurar: belirli bir sahnede çıkarılmış cevap, sonradan kişinin kendi arzusu ve hakikati gibi kendisine zimmetlenebilir. (🔗)
Karabasan bu yüzden hazır tercihi okuyup kaydetmekten daha güçlü bir çevrim işletir. Gösterilen şey cevabın koşullarına katılır. Cevap davranış izi bırakır. Bu iz sonraki seçime katılır. Sonraki yüzey de kullanıcıya kendi arzusunun teyidi gibi geri dönebilir.
Bu döngü kullanıcı kendi akışını “düzeltmeye” çalıştığında daha görünür hale gelir. “Algoritma beni yanlış tanıyor” diye düşünen kişi başka şeyler arar, bazı içerikleri hızla geçer, belirli hesaplara özellikle döner. Makine kullanıcı hakkında model kurarken kullanıcı da makinenin kendisi hakkında kurduğu model hakkında model kurar. “Beni ne sanıyor?” sorusu “Beni şöyle sanması için ne yapmalıyım?” mesaisine dönüşür.
Nevrotik psikozun sapıklığı burada tamamlanır. Öteki’nin arzusu opaktır: “Biz benden ne istiyor?” Kişiselleştirilmiş işaret Ego’ya doğrudan gelir: “Biz bana konuşuyor.” Kullanıcı da kendi davranışını Öteki’nin işleyebileceği hale getirir: “Sen bize çalışıyorsun.”
Söyleyişin Özelliğe Çevrilmesi
Bir davranış belirli bir anda gerçekleşir. Kişi tek bir videoda durabilir, belirli bir cümleyi öfkeyle paylaşabilir veya o gün alışılmış yönünün tersine gidebilir. Bu olayın anlamı içinde bulunduğu bağlamdan, önceki sözlerden, o andaki ilişkiden ve sonrasında olacaklardan çıkar.
“Her Öznenin Kendi Ego İnşasından Firar Planı” söyleyiş ile söyleniş arasındaki farkı bu yüzden önemser. Söyleyiş sözün ortaya çıktığı olaydır; söyleniş ortaya çıkmış ifadenin düzenidir. Çağrı arada kaybolduğunda olayın bağlamı geri çekilebilir ve geriye dolaşıma uygun ifade kalır. (🔗)
Karabasan Makinesi bu dönüşümü davranış düzeyinde sürekli mümkün kılar. Bir kez durmak gevşek bir bağlantı, yani bir teyel oluşturur. Benzer davranışların tekrarı bu bağlantıya ağırlık kazandırır. Teyel giderek sonraki seçimlerde kullanılabilecek delil haline gelebilir.
Kişi de aynı delil etkisini kendi tarafından yaşayabilir. Belirli türden şeyler tekrar karşısına geldikçe “demek ben gerçekten bununla ilgileniyorum” diye düşünebilir. Teknik seçimin sonucu Ego anlatısına dışarıdan gelen teyit gibi döner.
Seçimi yapan aracının görünmezliği bu etkiyi kuvvetlendirir. Kullanıcı karşısına çıkan içeriği görür; o içeriğin neden seçildiğine ilişkin uzun geçiş zinciri arka planda kalır. Geriye “Bu karşıma çıktı” olayı kalır. Ardından “Bu sürekli karşıma çıkıyor, demek önemli”, “Akışım böyle, demek ben böyleyim”, “Bu her yerde, demek herkes bunu konuşuyor” gibi hükümler kolaylaşır.
Burada Karabasan’ın temel öznel işlemi belirginleşir: söyleyiş olayı söyleniş özelliğine çevrilir. “Şu anda bunu söyledim” kolayca “Ben böyle biriyim” biçimine; “şu anda bunlarla aynı tepkiyi verdim” ise “Biz böyleyiz” biçimine bağlanabilir. Ağırlık olayın bağlamından Ego/Nos suretine taşınır.
Ego ve Nos’un hayalîliği bu dönüşümün taşıyıcısıdır. Ego tekil olayların çelişkilerini Ben suretinde kapatır. Nos ayrı insanların farklı gerekçelerini Biz suretinde kapatır. Teknik model de bu hayalî suretlerin kendisini saklamak yerine davranış izlerini tekrar kullanılabilir yoğunluklara çevirir.
Metrik aynı işi kolektif yüzeyde yapar. Binlerce farklı bakış ve gerekçe tek sayıda sıkışır. Sayı anonim kalabalığa hayalî beden verir. “İnsanlar”, “herkes”, “internet” gibi yekpare failler bu sayısal yoğunluk üzerinden konuşmaya başlar. Anonim kalabalık fetişi bu dönüşümün toplumsal biçimidir. (🔗)
Kişinin “Ben buyum” diye verdiği cevap ile makinenin “bu kullanıcı bu koşulda böyle davrandı” diye işlediği olay aynı jestte buluşur. Birinci kayıt Ego/Nos teyididir. İkinci kayıt yeni yoklamaları hazırlayabilecek malumattır. Para bu kesişimde basılır.
Bugünkü davranış bugünkü dolaşıma süre, tepki ve muhataplık verir. Aynı davranış sonraki seçimlerin hazırlanmasına katkı sağladığında gelecekteki dolaşım için de değer kazanır. Bir kişinin kendi suretini teyit etmek için yaptığı hareket, sistemin daha sonra kime hangi işareti göstereceğine ilişkin ayrımı keskinleştirebilir.
Karabasan’ın ekonomik verimi tam bu tekrar kullanılabilirlikte yoğunlaşır. Ego ve Nos hayalîdir; teyit için yapılan hareketler maddidir. Hayalî Ben ile hayalî Biz kendilerini tekrar kurdukça yeni davranış çıkar. Davranış yeni malumat sağlar. Malumat sıradaki yoklamanın koşullarına katılır.
Kâbus, Felç ve Firar
Uyku felcinde insan uyanmış hisseder, hareket etmek ister ve bedeni bir süre cevap vermez. Karabasan Makinesi’nde görünür hareket bütün gücüyle sürer: parmak kaydırır, hesaplar değişir, yeni yüzler belirir. Felç psişik ağırlığın Başka’ya geçişinde yaşanır.
Kâbus bu felce sürekli yeni sahne sunar. Bir tehdit görüntüsünün ardından tepki, karşı tepki, açıklama, mem, alay ve başka bir açıklama gelir. Her halka yeni görünür; bütün zincirin ağırlığı aynı “Benim için ne demek?” veya “Biz’e ne oluyor?” sorusunda kalabilir.
Uyanışa açılan hareket de bu zincirin içine alınabilir. Kişi akışın işleyişini fark eder ve “Ben artık bunu görüyorum” diye yeni Ego haysiyeti kurar. Benzer farkındalığı paylaşanlarla “Biz bu oyunu çözenleriz” diye yeni Nos yoğunlaşabilir. Karabasan kendi eleştirisinden yeni teyit çıkarabildiği ölçüde kâbus başka bir sahnede devam eder.
“Ben size çalışmam” bu noktada Senbiz buyruğunda bir yarık açar. (🔗) Kişi kendi faaliyetini hayalî Biz’in hizmetinden çekmeye başlar. Bu ayrılık yeni bir “Ben bağımsızım” suretinde tekrar Ego’ya kapanabilir; Karabasan yeni Persona’yı da sıradaki yoğunlaşmaya katabilir.
Firar Planı bu yüzden daha köklü bir hareketi “söylenen söylenir…”den “söyleyen söyler!”e geçişte bulur. “Ben buyum”, “Ben artık şuyum”, “Biz bunlardanız” biçimindeki yüklemler Ego/Nos’a yeni içerik verir. Söyleyen söyler olduğunda sözün hangi ilişkide çıktığı, kimi muhatap aldığı, hangi sonucu yarattığı ve hangi sorumluluğu taşıdığı ağırlık kazanır.
Başka’nın ağırlığı burada belirir. Başkasının sözü Ego sınırını çizmek için kullanılan işaret olmaktan çıkıp kendi bağlamıyla muhatap alınabilir. Bir olay Biz/Onlar teyidine girmeden kendi nedenleri ve sonuçlarıyla ağırlık kazanabilir. Söyleyiş, hazır Ben ve Biz suretlerinde kapanmadan yeni ilişki kurabilir.
Bir sonraki ile Başka arasındaki ayrım böyle kesinleşir. Bir sonraki yeni Persona, yeni mem, yeni düşman, yeni Biz ve yeni “Ben buyum” yüklemi getirebilir. Başka, bunların tartıldığı ağırlık merkezini değiştirir.
Karabasan Makinesi’nin parayı bastığı süre, kaydırmanın bu gerçek ağırlık aktarımına ulaşmadan yeni yoğuşmalara bağlandığı süredir. Özne kendi Ego’sunu teyit eder, Nos ona yer gösterir, Senbiz onu çalıştırır, Şahünefis cevap çıkarır ve çıkan malumat yeni çağrıların hazırlanmasına katılır.
Firarın ölçüsü hareketin miktarı değildir. Ölçü, hareketin sonunda neyin ağırlaştığıdır. Yeni bir “Ben buyum” veya “Biz buyuz” yoğunlaştığında bir sonraki gelmiştir. Söyleyişin ilişkisi, sonucu ve sorumluluğu ağırlık kazandığında Başka açılır.
Karabasan kaydırmayı yoğuşmaya çevirdiği sürece para basar. Firar, ağırlığın gerçekten kaydığı yerde başlar.






























Geri bildirim: Phantomoperand 👻🪸🐈⬛ | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Karabasan Makinesinde Öz-deşim ve Öz-blok | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Ele-verişli’yi Elverişli Sayan Bionik Psikanaliz Freud’un Sondajcı Çarpıtmasıdır | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER