Karabasan Makinesinde Öz-deşim ve Öz-blok

(playlist)

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

👻🪸🐈‍⬛ Phantomoperand 👻🪸🐈‍⬛

Karabasan Makinesi’nin kullanıcısı aynı anda nevrotik, psikotik ve sapkındır. Nevrotik olarak içinde yer aldığı Biz’in kendisinden ne istediğini araştırır: “Biz benden ne istiyor?” Psikotik olarak kişiselleştirilmiş yüzeyde beliren işaretleri doğrudan kendi payına düşmüş mesajlar gibi yaşar: “Biz bana konuşuyor.” Sapkın olarak da bu belirsiz istek ile şahsi hitap arasındaki boşluğu kendi davranışını düzenleyerek doldurur: “Biz’in kullanacağı Sen’i kendim üreteyim.” Üç cümle üç ayrı kullanıcı tipini anlatmaz. Aynı kullanıcının arzu, hitap ve faaliyet düzeylerinde eşzamanlı olarak kurduğu üç ilişkiyi anlatır. (🔗)

Bu devre Ego ile Nos arasından geçer. Ego dağınık yaşantıları “Ben” suretinde yoğunlaştırır; Nos ayrı insanları “Biz” suretinde yoğunlaştırır. Kullanıcı bir meseleye tekil olarak tepki verirken “Ben böyle düşünüyorum” diyebilir; aynı tepkinin çevresinde ortak sözler, ortak düşmanlar, ortak mizah ve ortak yetkiler biriktikçe “Biz böyle düşünüyoruz” oluşur. Bir süre sonra bu cümle davranış kıstasına dönüşür: “Bizden biri böyle davranır.” Karabasan’ın kullanıcı modeli tam bu hayalî Ben ve Biz’in gerçek hareketlerinden beslenebilir. Kullanıcı Ben’ini ve Biz’ini teyit etmek için bakar, paylaşır, takip eder, bloklar, geri döner ve susar; davranışlar yeniden kullanılabilir izlere dönüşür. (🔗)

Öz-deşim bu devrenin kullanıcının kendi özüne yerleşmesidir. Ego kendisini yalnız “Ben ne düşünüyorum?” sorusuyla yaşamaz; “Ben hangi Biz’in Sen’iyim?” sorusu da işler. Karabasan buna üçüncü soruyu ekler: “Ben hangi Sen olarak okunuyorum?” Öz-blok ise kişinin kendi blok yetkisini bu soruların altında kendi mümkün davranışlarına uygulamasıdır. Kullanıcı dışarıdaki hesabı bloklayabildiği gibi kendi sözünü, merakını, beğenisini, kuşkusunu veya ilişki ihtimalini de daha gerçekleşmeden kesebilir.

Bu işleyişi altı mekanizma boyunca izlemek gerekir: önbastırma (Urverdrängung), önkapanım (preclusion), yadsıma (Verneinung), bastırma (Verdrängung), defterden silme (Verwerfung / forclusion) ve inkâr (Verleugnung). Her biri aynı Karabasan çevriminin başka bir işini yapar. Hiçbiri yalnız Admin–trol hadisesine bağlı değildir. Bir dava etrafında toplanırken, bir uzman Persona’sını izlerken, bir Biz’in dilini benimserken, karşı tarafı takip ederken, kendi feed’ini “düzeltirken” veya “bizimkiler bunu nasıl okur?” diye kendi sözünü keserken hepsi farklı biçimlerde çalışabilir.

Önbastırma: Dağınık tepkiler nasıl “Ben bizdenim”e bağlanır?

Bir kullanıcı önce ortak bir çağrıya tekil olarak yaklaşır. “Dünyayı Kurtarmak” gibi güçlü bir imleyen farklı insanları farklı gerekçelerle kendisine çekebilir. Kimi ekonomik adaletsizlikten, kimi ekolojik yıkımdan, kimi savaşlardan, kimi gündelik bir haksızlıktan hareket eder. Başlangıçta ortak olan şey bir kimlikten çok bir çağrıdır: “Ben de buna katkı sunmak istiyorum.” (🔗)

Aynı çağrıyla ilişkili hesaplar, sözler, düşmanlıklar ve dostluklar tekrarlandıkça tekil tepkiler bir ağırlık merkezi kazanmaya başlar. “Bu konuda katılıyorum” yavaşça “Ben bu taraftayım”a, oradan “Ben bu Biz’denim”e ilerler. Freud’un Fixierung, yani mıhlanma dediği hareket burada önemlidir. Bazı ayrımlar geçici tepki olarak kalmaz; sonraki olayların kendisine göre tartılacağı çekim merkezlerine dönüşür. (🔗)

Örneğin kullanıcı bir emek tartışmasında belirli birkaç hesaba hak verir, sonra aynı hesapların başka meselelerdeki yorumlarına da dönmeye başlar. Başlangıçtaki “Bu söz doğru” zamanla “Bu insanlar genellikle doğru yerde duruyor”a, sonra “Bizim tarafımız burada”ya dönüşebilir. Yeni bir olay çıktığında artık olay tek başına değerlendirilmez; mıhlanmış Ben–Biz bağı yeni olayı kendisine çeker.

Önbastırmanın Karabasan’daki özgül işleyişi burada başlar: Dağınık davranışlar aynı Sen’e bağlanır ve bazı ayrımlar bu Sen’in kalıcı özellikleri gibi ağırlık kazanır. Kullanıcının teknik modelinde bazı davranış kümeleri ağırlaşabilir; kişinin Ego’sunda ise aynı tekrarlar “Ben böyle biriyim” suretini kuvvetlendirebilir. Nos da bu ağırlığa “Biz böyleyiz” diyerek toplumsal süreklilik verir.

Bu mıhların devamı bakım ister. Kullanıcı artık yalnız ortak sözleri taşımaz; kendi yerini korumak için bazı ilişkileri azaltır, bazı hesapları daha çok izler ve “Biz’in çizgisini” bozduğunu düşündüğü hareketlerden uzaklaşır. Karşı-yüklenme burada günlük sınır bakımına dönüşür. Bir kullanıcı “Benim çevrem zaten böyle düşünüyor” dediğinde bu çevre kendiliğinden sürmez; takipler, bloklar, paylaşımlar ve öz-bloklarla korunur. (🔗)

Önbastırmanın basit örneği bu nedenle yalnız “algoritma bir ilgimi öğrendi” değildir. Daha güçlü örnek şudur: Kullanıcı önce bir meseleye tepki verir, sonra aynı tepkinin çevresinde bir Biz bulur, ardından “Ben bizdenim” ayrımı yeni tepkilerin ağırlık merkezi olur. Karabasan bu gerçek davranışları yeniden işledikçe teknik kullanıcı modeli de aynı angajmanın sürekliliğine katılabilir.

Önkapanım: Hangi farkın ayrı bir fark olarak yaşayacağı

Önbastırma bazı ayrımları mıhlarken önkapanım daha temel bir eşiği belirler: Hangi farkın kendi başına bir fark olarak kurulabileceği. Brenner’ın “saf fark, kesileme, ayırıcı” çevresindeki önkapanım tartışmasının önemi budur. Mesele yalnız seçeneklerden birini seçmek değildir; yaşanan bir ilişkinin ayrı bir seçenek veya ayrı bir söyleyiş olarak yer kazanıp kazanamayacağıdır. (🔗)

Bir tartışmada iki güçlü Nos oluşmuş olsun. Biri bir olayı bütünüyle “haklı direniş”, öteki bütünüyle “tehlikeli kalkışma” olarak adlandırıyor. Kullanıcı ilk grubun bazı gerekçelerine, ikinci grubun başka bir eleştirisine katılıyor olabilir. Kendi konumu iki hazır adın hiçbirine tam olarak sığmaz. Fakat dolaşım sürekli “hangisindensin?” sorusuna dönüyorsa kullanıcının özgül ayrımı ayrı bir yer kazanmakta zorlanır.

Kullanıcı birinci gruptan bir gönderiyi beğendiğinde “onlardan”, ikinci gruptan bir eleştiriyi paylaştığında “bunlardan” okunabilir. Böylece yaşadığı karmaşık ilişki giderek mevcut Biz/Onlar gramerine tercüme edilir. Kullanıcının düşüncesindeki “Bu noktada katılıyorum ama sizin Biz’inize girmiyorum” farkı davranış düzeyinde ayrı bir kesiye sahip olmayabilir.

Karabasan’ın önkapanımsal özgüllüğü burada görünür: Kullanıcının hayatındaki bütün farklar makinenin ve Nos’un tanıyabildiği ayrımlar kadar kolay görünür olmaz. Takip etmek, paylaşmak, bloklamak, beğenmek veya geçmek gibi hareketler belirgin kesiler üretirken daha ince ilişkiler aynı açıklıkta ayrı bir işaret kazanmayabilir. Kullanıcı zamanla kendi düşüncesini de bu tanınabilir farklara göre düzenlemeye başlayabilir.

Örneğin bir kullanıcı kendi grubunun bir yorumuna itiraz etmek ister. İtirazı “karşı tarafı desteklemek” diye okunacağını düşündüğü için yazmaz. Burada yalnız dışsal baskı yoktur; ayrı bir söz olarak yaşayabilecek fark, hazır Nos ayrımlarından birine düşme ihtimali nedeniyle öz-blokla kesilir. Ön kapanım ile öz-blok böyle birleşir.

Aynı işleyiş uzman Persona’sında da görülür. “Gülücük Saçan Uzman PP’si”nde mesleki bilgi, “Bir uzman olarak söylüyorum”, “kaydedin”, “şu üç işarete dikkat edin” gibi kolay ayrımlara çevrildiğinde dolaşım kazanır. Uzmanın gerçek mesleki deneyimindeki uzun tereddüt, bağlam ve istisna aynı kolaylıkla ayrı bir fark halinde görünmeyebilir. Kullanıcı zamanla kendi bilgisini de dolaşıma girebilen kesiler halinde düşünmeye başlayabilir. (🔗)

Önkapanımın Karabasan açısından belirleyici sonucu budur: Kullanıcı kendisini modelden kurtarmak veya Nos’un hazır ayrımını aşmak için bile mevcut eylem gramerini kullanırsa daha okunabilir bir kullanıcı haline gelebilir. “Beni şu kullanıcı yerine bu kullanıcı olarak oku” hareketi bir sonraki daha uygun Sen’i üretir. İlk Karabasan yazısındaki “bir sonraki” ile “Başka” ayrımı burada işler; Başka, daha doğru kullanıcı modelinden çok ağırlık merkezinin değişmesini gerektirir. (🔗)

Yadsıma: “Biz onlardan değiliz” derken ne kuruluyor?

Yadsıma, yani Verneinung, dışarı atılan şeyin söylemde hangi biçimde kalabildiğini anlamaya yarar. Freud’un klasik örneğinde “Rüyadaki kadın annem değil” cümlesi anne tasarımını yok etmez; onu olumsuz işaret altında söyleme sokar. “Değil” ilişkiyi bitirmek yerine onunla belirli bir negatif ilişki kurar. (🔗)

Ego–Nos bağındaki en temel biçimi “Biz onlardan değiliz” cümlesidir. Görünürde yalnız “Onlar” reddedilir. Aynı anda “Biz”in sınırı da çizilir. Bir hesap alıntılanıp “İşte bunların farkı bu” denildiğinde karşı taraf olumsuz biçimde dolaşıma sokulur ve Nos kendi kenarını bu karşıtlık üzerinden yoğunlaştırır.

Karabasan’da yadsımanın önemi kullanıcının negatif hareketlerinin de ilişki üretmesinde görünür. Kullanıcı bir içeriği “ilgilenmiyorum” diye uzaklaştırdığında, bir hesabı blokladığında veya bir tartışmadan özellikle geri çekildiğinde kendi sınırını davranış halinde görünür kılar. Bu hareketler işlenebildiği ölçüde “Bu kullanıcı X’i seçiyor”un yanında “Bu kullanıcı X’ten özellikle ayrılıyor” gibi başka bir ayrım da ortaya çıkabilir.

Örneğin bir kişi belirli bir grubun üyesi olmadığını sürekli vurgular: “Biz onlar gibi değiliz.” Her yeni olayda karşı tarafın örneği tekrar edilir ve ondan ayrılma jesti yeniden yapılır. Kullanıcının hayırı yalnız karşı tarafı uzaklaştırmaz; kendi Ego’suna “Ben kimlerdenim?” cevabı verir ve Nos’un sınırını kuvvetlendirir.

Öz-blokta aynı hareket kişinin kendi olası davranışına döner. Kullanıcı bir sözü yazmak ister, sonra “Bu bizi onlara benzetir” diye siler. Artık “Biz onlardan değiliz” yalnız dışarıdaki gruba yönelik hüküm değildir; kişinin kendi içindeki bazı ihtimalleri kesen kıstastır.

Karabasan açısından daha da ilginci, “Beni onlardan sanma” diye yapılan bu öz-blokun da yeni davranış üretmesidir. Kullanıcı karşı tarafa ait olduğunu düşündüğü hesapları bloklar, belirli kelimelerden kaçınır, başka sözleri özellikle çoğaltır. Kendini bir modelden ayırmak için verdiği hayır, yeni model için sınır bilgisine dönüşebilir.

Yadsıma bu yüzden önbastırma ile bastırma arasında önemli bir geçiş sağlar. Önbastırma “bizden/bizden değil” hududunu mıhlarken yadsıma bu hududu negatif cümlelerle yeniden işler; bastırma ise dışarı atılan ilişkinin bu hayırdan sonra nasıl yaşamaya devam ettiğini gösterir.

Bastırma: Dışarıdaki şey neden Biz’in içinde dönüp durur?

Bir grup kendisini belirli bir düşmandan ayırarak kurulduğunda “Onlarla ilgilenmiyoruz” cümlesi sık duyulabilir. Fakat grup konuşmalarının önemli bir bölümü yine karşı tarafın ne yaptığı, ne söylediği ve ne kadar yanlış olduğu çevresinde dönebilir. Kullanıcı karşı hesabı takip etmese bile arkadaşlarının gönderdiği ekran görüntülerine bakar, alıntıları okur, kızar ve yeniden paylaşır.

Ego’nun açık öz-anlatısı “Bununla hiçbir ilgim yok” diyebilir. Davranış ise güçlü bir ilişkinin sürdüğünü gösterir. Freud’un bastırma mekanizmasında bastırılmış temsilci ortadan kalkmaz; türevler üretmeye devam eder. Karabasan açısından özgül nokta da budur: makine kullanıcının bilinçdışını okumaz; kullanıcının açık söyleyişinden ayrı dolaşan davranış türevlerini işleyebilir. (🔗)

Bu yalnız ortak düşman örneğinde çalışmaz. Bir uzman “Ben popülerlik peşinde değilim” diyebilir, fakat sürekli hangi konunun daha çok etkileşim aldığını kontrol edebilir. Bir aktivist “Ben bu kişiye önem vermiyorum” diyebilir, fakat her açıklamasına öfkeyle cevap verebilir. Bir grup “Biz bunlarla muhatap olmayız” diyebilir, fakat kendi iç dayanışmasının önemli kısmını “bunlar” hakkında konuşarak sürdürebilir. Her durumda öz-anlatı ile davranış türevleri arasında ayrışma vardır.

Karabasan bu türevleri geri yüzeye bağladığında nevrotik soru doğar. Kullanıcı karşı tarafı görmek istemediğini söylediği halde aynı temanın yeniden karşısına geldiğini görür ve “Neden hâlâ bunları getiriyor?” diye sorar. Bir uzman “Ben böyle basit içerikler üretmek istemiyorum” derken aynı tür içeriklerin sürekli daha çok geri dönüş aldığını görüp “Neden hep bunu istiyor?” diye düşünür.

Nevrotik kip tam burada çalışır. Kullanıcı yalnız “neden bu içerik geliyor?” diye sormaz; arkasında “Karabasan bende benim kendim hakkında söylediğimden başka ne görüyor?” sorusu vardır. Nos düzeyinde bu soru “Biz benden ne istiyor?” biçimini kazanır. Kullanıcı hem kendi topluluğunun hem algoritmik Öteki’nin arzusunu tahmin etmeye başlar.

Bunun üzerine öz-blok deneysel hale gelir. Kullanıcı karşı grubun paylaşımlarına bakmamaya karar verir, kendi Persona’sında belirli konuları azaltır, bazı hesapları susturur ve sonra yüzeyin değişip değişmediğine bakar. Karabasan’ı anlamak için kendi davranışını değiştirir. Bu davranışlar da tekrar kullanıcı hakkında malumat üretebilir.

Karabasan’ın bastırmayla kurduğu özgül ilişki buradadır: Bastırılmış ilişki türevlerle sürer; türevlerin davranışsal izi modele girebilir; modelden geri dönen yüzey kullanıcıda yeni nevrotik soru ve yeni öz-blok üretir. Modelin kullanıcıyı “yanlış anlaması” bile kullanıcının kendisini daha açık anlatmak için emek vermesine yol açabilir.

Defterden silme: Kendi ürettiğim yüzey bana nasıl dışarıdan konuşuyor?

Defterden silme hattında asıl mesele dışarı atılan şeyin geri gelmesinden çok, geri dönüşün statüsüdür. Lacan’ın bastırılanın simgeselde, defterden silinenin gerçek’te belirmesi ayrımı, örgütleyici dolayım zayıfladığında işaretin doğrudan olay ağırlığı kazanmasını düşünmeye yarar. (🔗)

“Bir hesap bloklanıyor” örneğinde bu kişiselleşme çok çıplaktır. Admin bir başkasını bloklar. Eylem “Admin trolü blokladı” diye açıklanır; sonra “Admin bizi koruyor”a, oradan “Admin beni koruyor” veya “Ya beni de bloklarsa?”ya doğru Ego’ya yaklaşır. Blok kararının taşıdığı daha geniş ilişki geri çekildiğinde karar doğrudan sevgi veya tehdit işareti gibi ağırlaşabilir. (🔗)

Karabasan’da aynı yapı Admin olmadan da işler. Kullanıcı daha önce belirli hesapları takip etmiş, bazılarını bloklamış, ortak sözlerde durmuş, belirli insanlara öfkeyle dönmüş ve kendi akışını düzeltmeye çalışmıştır. Bu hareketlerin bir bölümü sonraki kişiselleştirilmiş yüzeyin oluşumuna katılır. Kullanıcı daha sonra ekranı açtığında bütün üretim zincirini aynı anda yaşamaz; karşısında hazır bir sonuç vardır.

Önce “Bu karşıma çıktı” der. Benzer işaretler çoğalınca “Bu sürekli bana geliyor” diyebilir. Bir adım sonra “Demek herkes bunu konuşuyor”, “Demek bizim mesele gerçekten bu”, “Demek insanlar artık böyle düşünüyor” sonucuna geçebilir. Ego ve Nos’un kendi hareketleriyle oluşumuna katıldığı yüzey, dışarıdan gelen toplumsal teyit gibi geri dönmektedir.

Psikotik yoğunluk tam bu dönüşte belirir. Kullanıcı işaretin hangi seçim zincirinden geldiğini tam bilemez; fakat işaretin kendisine ve kendi Biz’ine geldiğini kuvvetle yaşar. Yasa bakımından belirsizlik, mesaj bakımından şahsilik aynı anda bulunur. Bu yüzden “Neden bu bana geliyor?” cümlesi hem nevrotik hem psikotiktir: “neden” görünmeyen yasayı sorar, “bana” işaretin muhatabını kesinleştirir.

Bu yalnız feed’de olmaz. Bir içerik üreticisi belirli bir gönderisinin beklenmedik biçimde çok dolaşmasını “Demek insanlar benden bunu istiyor” diye yaşayabilir. Bir uzman aynı tür videoların tekrar tekrar başarılı olmasını “Benim kitlem bana burada ne olmam gerektiğini söylüyor” biçiminde okuyabilir. Bir grubun üyesi kendi çevresinde aynı tepkiyi defalarca görüp “Demek Biz gerçekten böyleyiz” sonucuna varabilir. Hepsinde ortak hareket, kendi katkısıyla üretilmiş yoğunlaşmanın dışarıdan gelen hitap gibi dönmesidir.

Defterden silme hattı bu yüzden yalnız Admin/trol sahnesinin mekanizması değildir. Karabasan’ın kişiselleştirilmiş Sen’i genel olarak aynı yapıyı taşıyabilir: kullanıcının geçmiş davranışlarının katkıda bulunduğu sonuç, şimdiki deneyimde dışarıdan gelen Sen olarak belirir.

İnkâr: Üretilmiş olduğunu bilerek ona göre yaşamak

İnkâr, yani Verleugnung, kullanıcının bu düzen hakkındaki bilgisini kaybetmeden aynı düzenin hükmüne göre davranabilmesini açıklar. Mannoni’nin “Biliyorum ama yine de…” formülünde bilgi vardır; bilgiyle yan yana başka bir inanç ve pratik de sürer. (🔗)

Karabasan kullanıcısı feed’in kişiselleştirilmiş olduğunu bilir. Kendi takiplerinin, bloklarının ve etkileşimlerinin gördüğü dünyaya katkıda bulunduğunu bilir. Buna rağmen yoğunlaşmış yüzeye bakıp “Bizim tarafta herkes böyle düşünüyor” diye davranış kıstası çıkarabilir. “Bunun seçilmiş bir akış olduğunu biliyorum” bilgisi ile “Bu akış bana Biz’in ne düşündüğünü gösteriyor” pratiği aynı kullanıcıda birlikte yürür.

Aynı şey Persona’da da görülür. Bir uzman yüksek görüntülenmenin mesleki doğruluğun kesin ölçüsü olmadığını bilir; yine de hangi Persona’nın “çalıştığını” görmek için bu sayıya bakar. Bir aktivist platformda en çok dolaşan sözün en doğru söz olmadığını bilir; yine de kampanyanın hangi dilde yürütüleceğine karar verirken dolaşım işaretlerini kullanır.

Karabasan’ın sapkın özgüllüğü bir adım sonra ortaya çıkar. Kullanıcı yalnız “Biliyorum ama yine de” demez; bilgiyi öz-yönetimin tekniğine çevirir. “Algoritmanın davranışlarımdan öğrendiğini biliyorum; o halde onu eğiteyim.” “Bizimkilerin şu dile daha çok tepki verdiğini biliyorum; o halde Persona’mı bu dile göre kurayım.” “Bu hesabı takip edersem beni yanlış Sen gibi okuyabilir; o halde kendi merakımı keseyim.”

Böylece “Biliyorum ama yine de…” “Biliyorum; o halde…” haline gelir. Bilgi mesafe üretmekten çok kullanılabilirlik bilgisine dönüşür.

“Ağlaşma ve Ağalaşma”daki katkı ilişkisi bu hareketi açıklar. Üye ağa yalnız fikir vermez; zaman, söz, ilişki ve emek verir. Bu katkı aynı anda onun ağ içindeki yerini teyit eder. Kullanıcı Biz’den olduğunu söylemekle kalmaz; Biz’den olduğunu tekrar tekrar yapar. (🔗)

Öz-blok bu aşamada sapkın faaliyetin tekniği olur. Kullanıcı Biz’e ve Karabasan’a daha uygun Sen üretmek için yalnız bazı şeyleri yapmaz; bazı şeyleri kendinde yapmamayı da üretir. Hangi kuşkuyu yazmayacağını, hangi hesabı takip etmeyeceğini, hangi biçimde görünmeyeceğini ve hangi Persona parçasını öne çıkaracağını kendi üzerinde düzenler.

“Kendini kullandırmak” tam burada anlam kazanır. Kullanıcı yalnız kullanılan bir nesne değildir; kendi kullanılabilirliğinin bakımını üstlenir. (🔗)

Altı mekanizma tek angajmanda nasıl birlikte işler?

Bir kullanıcının bir ortak çağrıya yaklaşmasıyla başlayalım. Önce çağrıyı haklı bulur, birkaç benzer hesabı izler ve ortak sözleri paylaşır. Zamanla “Ben bunu destekliyorum”un çevresinde “Biz bunu savunuyoruz” oluşur. Önbastırma, bu Ben–Biz bağını mıhlar; sonraki olaylar artık “Ben kimlerdenim?” eksenine göre ağırlık kazanır.

Grubun dili belirginleştikçe hangi sözlerin anlaşılır olduğu da değişir. Bir insanın “Bu konuda sizinle aynı fikirdeyim, başka konuda değilim” gibi daha çapraz bir konumu hazır Biz/Onlar ayrımında kendine kolay yer bulamaz. Önkapanım, bu özgül farkın ayrı bir kesiye kavuşacağı yeri etkiler; kullanıcı yanlış okunacağını düşünerek kendi sözünü daha baştan kesebilir.

Ardından “Biz onlardan değiliz” sınırı kuvvetlenir. Karşı grubun örnekleri dolaşıma sokulur, onlardan ayrılmak Ego ve Nos için kimlik üretir. Yadsıma, dışarıdaki nesneyi negatif işaret altında içeri alır; “Onlar değil” demek “Biz”i yeniden kurar. Kullanıcı kendi hareketlerinden bazılarını da “bizi onlara benzetir” diyerek bloklamaya başlar.

Fakat dışarı atılan taraf ortadan kaybolmaz. Karşı grubun paylaşımları merak edilir, öfkeyle izlenir, alıntılanır ve yeniden tartışılır. Bastırma, Ego’nun “Onlarla ilgilenmiyorum” anlatısından dışarı ittiği ilişkinin davranışsal türevlerde sürmesini sağlar. Karabasan bu türevleri işlediğinde aynı tema yeniden yüzeye dönebilir ve kullanıcı “Neden hâlâ bunları getiriyor?” diye nevrotik soruya girer.

Kullanıcının davranışlarından etkilenmiş yüzey bir süre sonra aynı Biz’in işaretlerini yoğun biçimde geri verir. Kişi “Demek herkes bunu konuşuyor” veya “Bu tam bize olan şeyi anlatıyor” diye düşünür. Defterden silme hattında üretim dolayımı geriye çekilmiş, kişiselleştirilmiş sonuç doğrudan Ego ve Nos’a gelen işaret ağırlığı kazanmıştır. “Neden bu bize geliyor?” sorusunun “neden”i nevrotik, “bize”si psikotiktir.

Kullanıcı bunun seçilmiş, kişiselleştirilmiş bir yüzey olduğunu bilir. Yine de aynı yüzeyi Biz’in nabzı ve kendi davranışının kıstası olarak kullanır. İnkâr, bilgi ile pratiği yan yana tutar. Sapkın aşamada kullanıcı bu bilgiyi öz-bloka çevirir: “Madem bu davranışlar beni böyle okutuyor, o halde şu hareketleri kesip şu Persona’yı güçlendireyim.”

Böylece altı mekanizma birbirinin eşanlamlısı olmaz. Önbastırma mıhı kurar. Önkapanım farkın kurulabileceği kesiyi belirler. Yadsıma negatif ilişkiyi söyleme ve sınıra sokar. Bastırma dışarı atılan ilişkinin türevlerle sürmesini sağlar. Defterden silme geri dönüşün doğrudan olay ve hitap ağırlığını açar. İnkâr ise bilinen üretilmişliği sürdürülen pratiğe ve sonunda öz-yönetim tekniğine bağlar.

Öz-blok ve Karabasan’ın kullandığı Sen

Öz-blok bütün bu işleyişin somut düğümüdür. Başlangıçta blok yetkisi dışarıdaki nesneye yönelir: “Bunu görmek istemiyorum.” Nos kuruldukça blok “Biz böylelerini dışarıda tutarız” biçimini alır. Sonra kişinin kendi geleceği devreye girer: “Ya ben de sınırı aşarsam?” En sonunda kullanıcı kendi davranışını gerçekleşmeden kesmeye başlar: “Bunu söylersem beni hangi Sen sayarlar?”

Karabasan’ın kullanıcı modeli bu soruya yeni bir ağırlık verir. Kullanıcı yalnız Biz içindeki yerini değil, hareketlerinin teknik olarak hangi kullanıcı suretine bağlanabileceğini de düşünür. Böylece öz-blok iki bakışı birleştirir: Nos’un varsayılan bakışı ve Karabasan’ın varsayılan bakışı.

Bir kullanıcı karşı görüşten bir hesabı merak eder fakat “Buna çok bakarsam feed’im değişir” diye açmaz. Başka bir kullanıcı kendi grubunu eleştiren bir cümleyi doğru bulur fakat “Bizimkiler bunu yanlış okur” diye paylaşmaz. Bir uzman daha ihtiyatlı bir açıklama yapmak ister fakat “Bu Persona’da çalışmıyor” diye başka biçime geçer. Üç örnekte nesneler farklıdır; mekanizma aynıdır: Kullanıcı, gelecekte nasıl bir Sen olarak okunacağını hesaba katıp kendi mümkün davranışını kesmektedir.

Bu yüzden blok yetkisi model kurucudur. Kullanıcının hayırı yalnız dışarıdaki şeyi uzaklaştırmaz; kendi hududunu davranış halinde üretir. Hudut tekrarlandıkça “bu kullanıcı” hakkında yeni ayrımlar verebilir. Kullanıcı bu durumu öğrendiği ölçüde kendi hayırlarını da stratejik hale getirir.

Karabasan’ın kapalı çevrimi böyle tamamlanır. Ego bir Ben sureti kurar; Nos bu Ben’e Biz içinde yer verir; kullanıcı bu yeri gerçek hareketlerle teyit eder; hareketler kullanıcı modeli için malumat üretir; kişiselleştirilmiş yüzey bu malumatın etkisini kullanıcıya Sen ve Biz teyidi olarak geri taşır; kullanıcı geri gelen işaretleri okuyup kendi Ego’sunu yeniden düzenler ve öz-blok uygular.

Nevrotik taraf bu çevrimde sürekli bir bilgi açığı taşır: “Biz benden ne istiyor?” Psikotik taraf aynı anda işaret fazlasıyla yaşar: “Biz bana konuşuyor.” Sapkın taraf ikisi arasındaki boşluğu kendi faaliyetiyle doldurur: “Biz’in kullanacağı Sen’i kendim üreteyim.”

Öz-deşim bu üç hareketi aynı kullanıcıda bir arada tutar. Kişi kendisini yalnız isteyen, düşünen ve karar veren Ego olarak yaşamaz; Nos’un içindeki ve Karabasan’ın okuyacağı Sen olarak da yaşamaya başlar. Öz-blok ise bu öz-deşimin fiilidir: kişi kendi blok yetkisini kendi sözlerine, meraklarına, ilişkilerine ve Persona ihtimallerine uygulayarak hangi Sen’in yaşayacağını yönetmeye girişir.

Karabasan’ın en güçlü ürünü bu nedenle yalnız kullanıcı modeli değildir. Kendi modellenişini izleyen, Biz’in yankısını kişiselleştirilmiş yüzeyden geri alan ve bu yankıya göre kendi davranışlarını keserek daha kullanılabilir bir Sen üreten kullanıcıdır.

1 Yorum

Filed under Suni muhaberat

One response to “Karabasan Makinesinde Öz-deşim ve Öz-blok”

  1. Geri bildirim: Phantomoperand 👻🪸🐈‍⬛ | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER