Teşhirciler Tarikatı: Eylemin Taklidinden Bakışın İbadetine

(playlist)

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

👻🪸🐈‍⬛ Phantomoperand 👻🪸🐈‍⬛

(İngilizcesi ve Almancası)

Sinema insan bedenini görünür kılar, görünürlüğü bakışa bağlar, bakışı örgütler ve sonunda insanın kendisini bu bakışa göre kurmasını sağlar. Sinemanın arzuyu ve kolektif bilinçdışını nasıl ürettiği başka yerde ele alınmıştı (🔗). Burada aynı düzenin daha eski maddi tarihi beliriyor: pagan ayindeki bedensel teşhir tiyatroda taklide, profesyonel oyunculukta mesleğe, sinemada kaydedilebilir görüntüye, sevişme sahnesinde orgazm taklidine, yıldız sisteminde ödüllü görünürlüğe ve kırmızı halıda törensel açılmaya dönüşür.

Bu tarih aynı zamanda teşhirci ile dikizci arasındaki asimetrinin tarihidir. Oyuncu görünürlüğü meslek edinir; seyirci kameranın hazırladığı görüş noktasına oturtulur. Oyuncunun teşhiri ücret, şöhret ve ödülle karşılık bulurken seyircinin kendisine tahsis edilmiş bakışı voyeurism diye suçlanabilir. Actor, actress, performance ve sevişme sahnesi gibi kelimeler bu düzenin hüsnütabirlerini sağlar. Kırmızı halı ise paltolu teşhirci stereotipindeki örtme, bekleme ve açılma sırasını protokole dönüştürür. Sansür bu yüzden teşhirin dışındaki kuvvet olarak değil, açılmanın gerilimini hazırlayan ilk hareket olarak işler.

Bütün sistemin tarikat biçimi burada ortaya çıkar. Casting seçme ve inisiyasyon, çekim tekrarlanan ayin, yakın plan beden reliki, yıldız kutsanmış kişi, röportaj itiraf, festival hac, kırmızı halı alay ve ödül töreni kutsama işlevi görür. Modern aşamada kamera telefona, ardından insanın kendi bakışına yerleşir. Bir zamanlar yalnız yıldızlardan beklenen teşhir, seyircinin kendi bedenine ve hayatına uyguladığı gündelik bir buyruk haline gelir: yaşadığın şeyi bakılabilir hale getir.

Actor: Eyleyen Adı Altında Eylemin İptali

Actor Latince agere, yani yapmak ve harekete geçirmek fiilinin çevresinden gelir. Kelime yapan, icra eden kişiyi adlandırır (🔗). Tiyatro oyuncusunun ayırt edici işi ise gerçek eylemin yerine seyredilebilir eylem görüntüsü üretmektir.

Cinayet sahnelenir ve seyirci öldürme belirtilerini görür. Yas sahnelenir ve oyuncunun bedeni yasın tanınabilir belirtilerini üretir. Aşk, öpüşme ve cinsel haz da aynı işleme alınabilir. Eylemin meydana getirdiği gerçek sonuç yerine seyircinin eylem olarak okuyacağı ses, jest, yüz ve hareket hazırlanır.

Aristoteles tragedyanın yapısını μίμησις πράξεως, yani eylemin taklidi diye tarif eder. Drama sözcüğünün kökündeki drâma da eylem ve yapılan iş anlamına gelir. Tiyatronun temel işlemi böylece kendi eski terminolojisinin içinde açıkça durur: eylem, eylemin taklidine çevrilir.

Bu işlem cinsellikte özellikle berraktır. Gerçek orgazm çekim planının koşullarına uymaz. Orgazm taklidi ise tekrar edilebilir, başka açıdan çekilebilir, ışığa çevrilebilir, yakın plana alınabilir, ses düzeyi ayarlanabilir ve kurgu içinde istenen yere yerleştirilebilir. Orgazmın kendisi yerine orgazmın dışarıdan okunabilir belirtileri üretilir.

Eski Yunancada sahne oyuncusu için kullanılan hypokritēs sözcüğünün sonraki Avrupa dillerinde hypocrite hattına taşınması bu tarihsel tersliği ayrıca görünür kılar. Modern kelime oyuncuya actor, yani eyleyen derken sahnenin eski kelime ailesi olmadığı şeyi gösterme ve rol yapma anlamını bırakmıştır (🔗).

Tiyatronun adı da ilişkinin diğer tarafını açıklar. Theatron, bakma ve seyretme fikrinden türeyen bakma yeridir. Böylece drama eylemi adlandırır, oyuncu eylemin görünür benzerini üretir ve theatron insanları bu benzerliğe bakacak konuma yerleştirir. Sahne eylemin ikamesini, seyirci ise ikamenin bakışını tamamlar.

Bu mekanizmanın kudreti yalnız seyir anında kalmaz. Sahne bir insanın görüntüsünü üretir ve ürettiği görüntüyü gerçek insanın önüne geçirebilir. Sokrates bunun en ağır tarihsel örneklerinden biridir.

Sokrates: Mahkemeden Yirmi Dört Yıl Önce Verilen Sahne Kararı

Aristofanes’in Bulutları MÖ 423’te sahnelendi. Sokrates MÖ 399’da gençleri bozmak ve kentin tanrılarına karşı dinsizlikle suçlanarak idama mahkûm edildi. Aradaki yirmi dört yılda komedyanın ürettiği Sokrates görüntüsü Atina’nın kamusal hafızasında dolaşmaya devam etti. Bulutların Yersiz Şeyler’deki çevirisi ve onun sahne prestiji üzerine devam çözümlemesi bu bağı doğrudan izler (🔗) (🔗).

Aristofanes sahneye tarihsel Sokrates’i olduğu gibi koymaz. Sokrates’i sofist, doğa araştırmacısı, dinsel düzeni bozan biri, zayıf sözü güçlü yapan retorikçi ve gençleri babalarına karşı çevirebilen öğretmen özelliklerini tek komik bedende birleştirerek oynatır. Oyundaki Sokrates havada asılı durur, göksel şeyleri araştırır, Zeus’un yerini başka kuvvetlerle doldurur ve Düşüncehane’nin hocası olarak görünür. Bir insan önce tipe çevrilir; sonra tip insanın yerine dolaşmaya başlar. (🔗)

Daha da çarpıcısı, Düşüncehane’ye girişin kendisinin parodik bir tarikat inisiyasyonu gibi sahnelenmesidir. Strepsiyadis kutsal sedire oturtulur, başına çelenk verilir ve bunların inisiye edilenlere uygulanan işlemler olduğu söylenir. Ardından Sokrates dua eder ve Bulutlar görünmeye çağrılır. Teşhirciler tarikatı açısından bu ayrıntı olağanüstüdür: tiyatro, sahne içinde bir inisiyasyon ayini sahnelerken seyircinin önünde yeni tanrıların görünmesini ister. Ritüel, taklit ve teşhir aynı komedyanın içinde üst üste gelir. (🔗)

Sokrates’in kendi savunması sahnenin etkisini doğrular. Platon’un Apologia metninde Sokrates, mahkemedeki yeni suçlayıcılardan önce yıllardır kendisi hakkında konuşan eski suçlayıcılardan söz eder. Atinalıların çoğunun bu suçlamaları çocukluktan beri işittiğini belirtir; hemen ardından seyircilerin Aristofanes’in komedyasında havada dolaştırılan ve yeraltıyla gökyüzünü araştıran bir Sokrates gördüklerini hatırlatır (🔗). (🔗)

Mahkeme böylece yalnız yaşayan Sokrates’i yargılamaz. Mahkeme salonuna yirmi dört yıldır dolaşan bir sahne bedeni de gelir. Gençleri bozuyor, gökte ve yeraltında araştırmalar yapıyor, zayıf sözü güçlü hale getiriyor biçimindeki hukuki ve kamusal ithamların önemli öğeleri Aristofanes’in çok daha önce seyirlik hale getirdiği karikatürde bulunur. Sokrates’in eski suçlayıcıları yeni savcılardan daha tehlikeli saymasının nedeni de budur: sahne hükmü mahkeme hükmünden önce insanların kafasına yerleşmiştir. (🔗)

Bu olay tiyatronun yalnız eylemi taklit etmediğini gösterir. Tiyatro kişiyi de taklit edilebilir görüntüye çevirir. Görüntü yeterince güçlü olduğunda gerçek kişinin yerine geçebilir; seyirci yıllar sonra gerçek kişiyle karşılaştığında önce sahnede öğretilmiş tipe bakabilir. Sokrates’in idamı bu bakımdan teşhir düzeninin en sert erken derslerinden biridir: sahnede üretilen görüntü kamusal kanaate, kamusal kanaat suçlamaya ve suçlama hukuki karara taşınabilir.

Sinema bu kudreti daha sonra kat kat büyütecektir. Aristofanes’in Sokrates karikatürünü görmek için aynı tiyatroda bulunmak gerekiyordu. Film çağında aynı yüz milyonlarca kez çoğaltılabilir, kesilebilir, yakınlaştırılabilir, başka bağlamlara taşınabilir ve ölü kişinin ardından bile yeniden gösterilebilir. Tiyatronun kamusal tip üretme gücü sinemada endüstriyel görüntü üretimine dönüşür.

Pagan Ayinden Profesyonel Teşhire

Tiyatronun bedeni bakış için hazırlama işlevi sonradan eklenmiş bir özellik değildir. Batı tiyatrosunun erken tarihindeki Dionysosçu törenlerde bedensel coşku, kostüm, ritim, cinsel işaret ve toplu bakış zaten aynı ortamda bulunuyordu. Aristoteles komedyanın kökenlerinden birini phallik şarkıları ve alayları yönetenlerde bulur.

Atina satyr dramı bu geçmişi kostüm halinde taşır. Satyr korolarının standart görüntüsünde kuyrukla birlikte öne takılmış dik phallus bulunurdu. Cinsel işaret burada kapalı çağrışım yerine düzenli sahne aparatıydı (🔗).

Demeter çevresindeki Iambe/Baubo geleneğinde eteğin kaldırılması ve cinsel organın gösterilmesi ritüel müstehcenliğin parçası olarak karşımıza çıkar (🔗). Haloa gibi törenlerde genital semboller, cinsel biçimli nesneler, müstehcen sözler ve topluluk önündeki hareketler aynı ayinsel çevrede birleşir. Eski Yunancadaki orgia sözcüğünün temel alanının gizli kutsal ayinler olması, daha sonra cinsel topluluk anlamına uzanacak kelimenin gerisindeki ritüel tabakayı ayrıca korur.

Roma sahnesinde teşhir profesyonel gösteriye daha da yaklaşır. Floralia hakkında aktarılan Cato hikâyesinde seyirciler kadın icracıların soyunmasını istemeye onun salondaki varlığı yüzünden çekinir; Cato çıkınca gösterinin alışılmış biçimi devam eder. Burada bedenin teşhiri, oyuncuyla seyirci arasındaki düzenli beklentinin parçası haline gelmiştir.

Tertullianus tiyatroyu mahkûm etmek amacıyla yazarken onu doğrudan Venüs’ün kutsal alanı ve Liber/Bacchus’un evi diye tarif eder (🔗). Düşmanca tanıklığı önemli bir tarihsel sürekliliği kaydeder: dinsel ayin, bedensel teşhir, kostüm, cinsel işaret ve toplu seyir uzun süre aynı gösteri dünyasının içindedir.

Profesyonel tiyatronun gelişmesi bu teşhiri ekonomik hale getirir. Oyuncunun bedeni seyirci çeker; seyirci bilet gelirine dönüşür; görünürlük oyuncunun kariyer değerini yükseltir. Ayinsel beden profesyonel bedene geçtiğinde teşhir acting ve performance gibi meslek adları altında saygın bir ekonomik işleve kavuşur.

Dikiz Deliğinden Sevişme Sahnesine

Sinema bu düzeni sahneden doğrudan devraldı. İlk ticari filmlerin önemli konuları dansçılar, vaudeville icracıları, bedensel numaralar ve kısa sahne performanslarıydı. Seyircinin konumunu en açık biçimde gösteren aygıtlardan biri Kinetoscope’tu: tek kişinin üstteki deliğe gözünü dayayarak hareketli görüntüyü izlediği peephole makinesi (🔗).

Dikizcilik burada seyircinin psikolojik karakterinden önce aygıtın fiziksel tasarımıdır. Seyirci kendi gizli deliğini açmaz; endüstri deliği üretir, içine görüntü koyar ve seyirciye gözünü nereye yerleştireceğini bildirir. Daha sonraki sinema salonu ölçeği büyütürken aynı temel işlemi sürdürür: kamera görüş noktasını önceden seçer.

1896 tarihli May Irwin Kiss bu aktarımın erken örneğidir. May Irwin ile John Rice’ın tiyatro oyunundaki öpüşmesi kamera için yeniden oynanmış ve son derece popüler bağımsız bir görüntüye dönüşmüştür (🔗). Tiyatro için sahnelenmiş bir yakınlık, sinema için tekrar sahnelenerek yeni seyir nesnesi olur.

Aynı yıl Fransa’daki Le Coucher de la mariée bu çizgiyi daha açık hale getirir. Kabare oyuncusu Louise Willy’nin canlandırdığı yeni evli kadın kocasının bakışı altında soyunur; film sahnedeki erotik pantomimin kameraya aktarımıdır (🔗). Sahnenin içindeki erkek bakışı, kamera ve dışarıdaki seyirci aynı optik eksene yerleşir.

Bugünkü sevişme sahnesi tabiri bu yapının kusursuz hüsnütabirlerinden biridir. Sevişmek iki kişinin karşılıklı fiilini adlandırır. Sinematik sahnenin belirleyici üçüncü tarafı ise bakıştır. Kamera, ışık, kadraj, mikrofon, tekrar çekimleri ve kurgu iki kişinin hareketini dışarıdaki gözün ihtiyaçlarına göre düzenler.

Bu nedenle tabirin örttüğü asıl unsur cinsellikten çok dikizciliktir. İki kişinin karşılıklı eylemi adlandırılırken milyonlarca kişinin tek yönlü bakışı cümlenin dışına çıkar. Sinematik cinselliğin bu hazır bakış koridoru ayrıca ayrıntılandırılmıştı (🔗). Kamera cinselliği kaydetmekle kalmaz; cinsel hareketi üçüncü gözün okuyabileceği belirtilere göre yeniden biçimlendirir.

Orgazm taklidi bu işlemin yoğunlaştığı yerdir. Oyuncu orgazmın biyolojik gerçekleşmesini üretmek zorunda kalmadan nefesini, sesini, kasılmasını, ritmini ve yüz ifadesini orgazm görüntüsü halinde düzenleyebilir. Tiyatronun eski eylemin taklidi ilkesi burada bedensel doruğun kendisine uygulanır.

Pagan ayinle modern sevişme sahnesi arasındaki süreklilik tam bu noktadadır. Eski ayin bedensel coşkunun, phallik işaretin, sesin, ritmin ve hareketin cemaat önünde görünmesini düzenliyordu. Tiyatro bunları profesyonel taklide çevirdi. Sinema aynı belirtileri yakınlaştırılabilen, tekrar çekilebilen, kurgulanabilen ve sınırsız defa yeniden oynatılabilen görüntüye dönüştürdü.

Orgazm taklit edilirken teşhir hazzı gerçek bir devre kurabilir. Oyuncunun bedeni gerçekten görüntülenir, seyirci gerçekten bakar, sahne gerçekten dolaşıma girer ve oyuncunun görünürlüğü gerçekten ekonomik veya sembolik kazanca dönüşebilir. Teşhirci dürtü açısından kritik olay orgazmın biyolojik gerçekleşmesinden çok başkasının nazarının yakalanmasıdır.

Paltolu teşhirci stereotipi aynı yapıyı en sade haliyle gösterir. Teşhir sürekli çıplaklık değildir. Önce örtü vardır, ardından bekleyiş ve bakışın toplanması gelir; açılma bu hazırlığın sonunda olay haline gelir. Teşhir edilen beden kadar ele geçirilen bakış da hazzın nesnesidir.

Seyirciye Dikizcilik, Oyuncuya Ödüllü Teşhir

Sinema kültürü bu ilişkinin sorumluluğunu sık sık tersine çevirir. Seyirci voyeur diye adlandırılır; oyuncunun teşhirciliği ise oyunculuk, performans, cesaret ve profesyonellik kelimeleriyle anlatılır. Oysa seyirci görüntünün bakış mimarisini kuran taraf değildir. Kamera açısını, yakın planı, bedenin hangi kısmının gösterileceğini, çekimin süresini ve montaj sırasını yapım aygıtı belirler.

Oyuncu ise görünürlük ekonomisine profesyonel olarak katılır. Casting’e girer, seçilir, kamera karşısında tekrar yapar ve görüntüsünün dolaşıma girmesi üzerinden kariyer kurabilir. Görünürlüğün karşılığında ücret, afiş, yeni roller, röportaj, şöhret ve ödül gelir. Bu nedenle seyircinin dikizciliği aygıt tarafından tahsis edilmiş bir konumken oyuncunun teşhiri gönüllü ve ödüllü bir faaliyet olarak kurulur.

Casting bu sistemin inisiyasyonudur. Aday belirlenmiş alana girer, durur, konuşur, döner, güler, ağlar ve aynı hareketleri tekrar eder. Yüz, ses, beden, ten, yürüyüş ve bakış değerlendirilir. Kamera seni seviyor denilen şey, görüntünün bakış ekonomisi içinde yüksek değer kazanabileceğinin hüsnütabiridir.

Yıldızlık bu değerlendirmenin yüksek mertebesidir. Yıldız filmde, afişte, röportajda, festivalde, galada ve özel hayat dolaşımında görünür kalır. Yakın plan da insan bedenini daha yoğun bakış nesnelerine ayırır: göz, dudak, deri, ter, gözyaşı. Gündelik karşılaşmada istilacı sayılabilecek bakış mesafesi sinemada profesyonel seyir hakkına dönüşür.

Ödül yayınlarının Mani Cam, Clutch Cam, Stiletto Cam ve 360 derece çekim gibi formatları bu parçalama dürtüsünü grotesk açıklığa ulaştırdı. Mani Camde ünlünün parmakları bile minyatür bir kırmızı halıda yürütülüyordu (🔗). Teşhir artık insanın tamamını gerektirmez; bir el, ayakkabı veya aksesuar bağımsız bakış nesnesi haline getirilebilir.

Röportaj ise teşhiri beden yüzeyinden iç dünyaya taşır. Yıldızın çocukluğu, travması, ilişkisi, ayrılığı, bağımlılığı, bedensel dönüşümü ve çekim sırasında yaşadıkları kamusal malzemeye çevrilir. Teşhirciler tarikatı bedeni görünür kıldıktan sonra kişinin mahremiyetini de görünürlük ekonomisine sokar.

Tarikatın Çalışma Biçimi

Tarikat sözcüğünün burada açıklayıcı gücü, sinemanın din öğretmesine bağlı değildir. Güç, kurumun aynı ritüel teknolojilerini görünürlük çevresinde örgütlemesinden gelir. Tarikat müridi seçer; sinema casting yapar. Tarikat bedeni disipline eder; oyuncu bedeni kamera için eğitir. Tarikat hareketi tekrar ettirir; set take ister. Tarikat kutsanmış kişi üretir; yıldız sistemi celebrity üretir. Tarikat itiraf ister; basın turu mahremiyet ister. Tarikat tören düzenler; sinema festival ve ödül sezonu düzenler.

Grotesk modern tarikatlar bu işlemlerin parçalarını büyüteç altında gösterir. Aum Shinrikyo’nun PSI başlığının Asahara’nın beyin dalgalarını müride aktaracağı iddiası, bir liderin zihinsel durumunu takipçiye teknik aygıtla geçirme fantezisiydi. Sinema bunun optik biçimini gündelik hale getirir: kamera nereden bakacağını, montaj ne zaman bakışı değiştireceğini belirler ve seyirci hazırlanmış görsel diziyi kendi algısında çalıştırır.

NXIVM’in DOS çevresindeki ritüellerinde bedenin grup önünde açılması, kameraya kaydedilmesi ve teslimiyetin kayıt altına alınması aynı inisiyasyon düzeninde birleşmişti. Sinema endüstrisinin hukuki ve ekonomik düzeni başka araçlarla işler; yapısal paralel, bedenin kamera önüne verilmesinin üyelik ve statü mekanizmasına bağlanmasıdır.

Peoples Temple’ın kamusal itiraf toplantıları kişinin mahremiyetini cemaat önünde disiplin malzemesine çeviriyordu. Yıldız kültürü de görünürlüğü yalnız bedende bırakmaz; kişinin geçmişini ve ruhsal içeriğini kamuya açmasını değerli bir samimiyet göstergesine çevirebilir.

Unification Church’ün binlerce çifti aynı anda stadyum törenlerinde evlendirmesi, iki kişilik ilişkinin tek koreografi ve kitlesel bakış altında nasıl ayine çevrilebildiğini gösterir. Sinematik sevişme sahnesi de iki kişilik cinsel eylemi üçüncü göz için düzenler; mahremiyetin biçimi kolektif bakışın taleplerine göre değiştirilir.

Rajneeshpuram’ın günlük Rolls-Royce geçişleri kırmızı halıyla en doğrudan paraleli sağlar. Cemaat yolun iki tarafına dizilir, merkezdeki kutsanmış kişi ortadan geçer ve bakışlar tek bedende toplanır. Hollywood bu ayrıcalığı yıldızlar arasında dağıtır: törende her seçilmiş beden birkaç dakika boyunca bütün kameraların merkezi olur.

Bu paralellerin en eski habercilerinden biri yine Bulutlardır. Düşüncehane’nin kendi inisiyasyon düzeni, çelenk, kutsal oturuş, dua ve görünmeye çağrılan yeni tanrılarla komik tarikat sahnesi üretir. Sokrates’in daha sonra bu tiyatral imajın gölgesinde mahkemeye çıkması ise sahne cemaatinin bakışının ne kadar gerçek toplumsal sonuçlar doğurabileceğini gösterir. Sinemanın teşhirciler tarikatı tiyatronun bu eski kudretini kamerayla çoğaltır.

Paltolu Teşhirci Kırmızı Halıda

Kırmızı halının profesyonel dili bile ritüelin yapısını açık eder: step-and-repeat. Kişi belirlenmiş noktaya gelir, durur, poz verir, açısını değiştirir ve yerini sıradaki kişiye bırakır. Adım at ve tekrarla. Beden seri halde aynı teşhir prosedüründen geçirilir.

Bu prosedür paltolu teşhirci stereotipinin kurumsallaştırılmış biçimini taşır. Paltolu figür bedenini önce örter, bakışı toplar ve uygun anda açar. Kırmızı halı aynı sırayı prodüksiyona dönüştürür: araçtan çıkış, fotoğraf alanına giriş, kameraların yönelmesi, poz, dönüş, giysinin açılması ve flaşlar.

Lady Gaga’nın 2019 Met Gala girişi bu yapıyı uzatılmış bir performansa dönüştürdü. Üst üste giyilmiş katmanlar kameraların önünde sırayla çıkarıldı; hazırlanma ve açılma işleminin kendisi nihai görünüm kadar gösterinin parçası oldu. Aynı gece Billy Porter’ın altı kişi tarafından taşınan tahtırevan, altın kostüm ve geniş kanatlarla kırmızı halıya girişi, görünürlük töreninin alay ve epifani biçimini açıkça sergiledi.

Bianca Censori’nin 2025 Grammy kırmızı halısındaki hareketi ise paltolu teşhirci dizisini birkaç saniyeye sıkıştırdı. Koyu renk uzun kürkle fotoğrafçıların önüne geldi ve ardından kürkü bırakarak altındaki şeffaf elbiseyi açığa çıkardı (🔗). Örtü, bekleme, bakış ve açılma aynı hareketin ardışık evreleriydi.

Soyadı sahnenin yapısıyla grotesk biçimde çakışıyordu. İtalyancada censore sansürcü, censori ise çoğul biçimidir (🔗). Censori kameraların önüne örtüyle çıkıp örtüyü kaldırarak teşhiri üretti. Sansür ile teşhir aynı bedende ve aynı birkaç saniyelik koreografide birbirini tamamladı.

Sansürün teşhirle kardeşliği de buradan anlaşılır. Paltolu teşhircinin temel tekniği örtüdür. Örtü bekleyiş yaratır, bekleyiş bakışı yoğunlaştırır, açılma görünür olayı üretir. Hays Code gibi sinema sansürü rejimlerinde yasakların erotik imayı ve kodlanmış çağrışımı çoğaltması aynı mekanizmanın başka biçimidir (🔗).

Sansür bu yüzden teşhirin paltosudur. Yasak, blur, siyah bant, yaş sınırı, çıplaklık protokolü ve sansürlü işareti görüntünün çevresinde bir sınır çizer. Sınır aynı anda açılmanın dramatik değerini üretir. Paltolu teşhirci önce kendi sansürcüsü, sonra kendi sansürünün ihlalcisidir.

Ödül töreni bu açılmayı kutsamayla tamamlar. Casting’de seçilen, sette tekrar edilen, perdede büyütülen ve kırmızı halıda teşhir edilen kişi salonda adının okunmasını bekler. Sahneye çıktığında görünürlüğün karşılığı daha fazla görünürlüktür. Kamera onu tekrar merkezler, konuşması kaydedilir ve görüntüsü yeniden dolaşıma girer.

Jennifer Lopez’in 2000 Grammy törenindeki Versace elbisesi bu bakış ekonomisinin altyapıya kadar uzanabildiğini gösterdi. Google’ın kendi tarih anlatısına göre elbisenin görüntüsüne yönelik olağanüstü arama talebi Google Images’ın geliştirilmesindeki doğrudan itici etkenlerden biriydi (🔗). Teşhir bakış üretti, bakış arama talebine dönüştü ve talep yeni görüntü altyapısı yarattı.

Tarikatın Son Başarısı: Kamerayı İnsanın İçine Yerleştirmek

Kırmızı halı seçilmiş birkaç kişiyi görünürlük ayinine sokar. Sinemanın daha büyük tarihsel başarısı bu seçilmiş davranışı seyircinin gündelik hayatına yaymasıdır. Yıllarca yıldızlara bakan insan görünürlüğün şöhret, güzellik, arzu edilirlik, önem ve toplumsal değerle bağlandığını öğrenir. Telefon kamerası aynı rejimi kendi bedenine uygulamasına imkân verir.

Eski seyirci kendi görüntüsünü üretmeye başlar. Kendisini çeker, görüntüyü inceler, açıyı değiştirir, yeniden çeker, seçer ve başkasının bakışına sunar. Bir zamanlar karanlık salonda hazır dikizci konumuna sokulan kişi artık kendi bedeninin gönüllü teşhircisine dönüşür.

Kamerafili bu aşamada kameraya duyulan basit ilgiden daha geniş bir durumu ifade eder. Kamera davranışları çekim gerçekleşmeden önce düzenler (🔗). İnsan yemeğin, tatilin, aşkın, acının, bedenin veya politik jestin nasıl görüneceğini eylemin kendisiyle birlikte düşünmeye başlar.

Cinselliğin dikizci nazara kilitlenmesinin nihai sonucu da burada ortaya çıkar. Sinema yıllarca cinsel bedeni üçüncü kişinin açısından gösterir; kişi sonunda kendi cinsel bedenini de aynı görünmez üçüncü kişinin açısından değerlendirebilir. Hangi hareketin seksi göründüğü, hangi bedenin arzulanabilir olduğu ve orgazmın nasıl görünmesi gerektiği hazır görüntülerden öğrenilmiş bir repertuara dönüşür.

Kolektif bilinçdışı böylece yalnız hikâyelerle doldurulmaz. Aşkın, özgürlüğün, acının, isyanın, cinselliğin ve orgazmın kadrajları da dolaşıma girer. İnsan yalnız ne hissettiğini yaşamaz; hissettiğinin dışarıdan nasıl göründüğüne ilişkin hazır biçimleri de yanında taşır.

Pagan ayin bedensel işareti cemaatin nazarına sundu. Tiyatro eylemi taklide çevirdi. Aristofanes’in sahnesi taklit edilmiş bir insan görüntüsünün gerçek insanın kamusal kaderine kadar uzanabileceğini gösterdi. Profesyonel oyunculuk teşhiri mesleğe dönüştürdü. Kinetoscope seyirciyi fiziksel dikiz deliğine yerleştirdi. Sinema eylemin belirtilerini kamera için yeniden düzenledi. Sevişme sahnesi üçüncü bakışı iki kişinin karşılıklı fiilinin içine gizledi. Orgazmın kendisi yerine orgazmın bakılabilir belirtileri üretildi. Oyuncunun teşhiri ücret, şöhret ve ödülle karşılık bulurken seyircinin hazırlanmış bakışı dikizcilik diye adlandırıldı. Kırmızı halı paltolu teşhircinin örtü-açılma hareketini protokole çevirdi. Sansür açılmanın gerilimini hazırladı. Censori bu ilişkinin adını üzerinde taşıyarak onu bedeninde sahneledi. Telefon kamerası ise yıldızın görünürlük ayrıcalığını bütün cemaate dağıttı.

Teşhirciler tarikatının buyruğu bu tarih boyunca giderek berraklaşır: Bana görün. Kamera bunu ikinci buyruğa çevirir: Kendine benim gözümle bak. Görünürlük gündelik hayatın ölçüsü haline geldiğinde son emir gelir: Yaşadığın şeyi bakılabilir hale getir.

Tarikatın nihai başarısı herkesin sinemaya gitmesi değildir. İnsan eylem ile eylemin görüntüsünü birbirinden ayırmayı, görüntünün değerini eylemin önüne geçirmeyi ve sonunda kendi hayatını sürekli sahnelenebilir malzemeye çevirmeyi öğrenmiştir.

4 Yorum

Filed under Suni muhaberat