Geçtiğimiz hafta kendi aramızda yürüttüğümüz tartışmalardan doğan aşağıdaki bildirinin, tamamı Fields Madalyası sahibi olan ilk 25 imzacısı arasında bulunmaktan gurur duyuyorum. Bildirimizi bu web sayfasında (🔗) da yayımladık ve Leiden Bildirisi’nde (🔗) olduğu gibi, başka kişileri de imzalamaya davet ediyoruz. (Leiden’da olduğu gibi daha geniş katılımlı bir istişare süreci yürütmeye zamanımızın olmaması talihsizlikti; ancak durumun aciliyeti öylesine büyüktü ki bir açıklamayı daha fazla gecikmeden yayımlamamız gerektiğine karar verdik.)
Bildirimizi konu alan Economist’teki bu yakın tarihli makaleye (🔗) de bakınız.
Son birkaç ay içinde LLM’lerin matematiksel yetenekleri çarpıcı biçimde gelişti; öyle ki artık matematiğin birçok alanındaki önemli ve hâlen çözülememiş problemleri çözebiliyorlar. Bununla birlikte, yapay zekâ şirketlerinin matematik problemlerini bir kıyaslama ölçütü olarak çözmeye yönelik hamlesi hem matematik bilimine hem de matematik topluluğuna zarar veriyor. Yapay zekâ şirketlerinin hedefleri ile matematik topluluğunun hedefleri ciddi biçimde uyumsuz. Biz bunları, diğer bilimsel ve yaratıcı meslekleri ve aynı zamanda toplumun tamamını etkileyen daha geniş kapsamlı uyum sorunlarının bir parçası olarak görüyoruz.
Araştırma matematiği; şekillerin, sayıların ve doğal olguların temel yapılarını anlamakla ilgilenir. Nesiller boyunca, matematiksel manzarayı kavrayabilmek için gelişkin fikirlerden, yöntemlerden, soyutlamalardan ve başka araçlardan oluşan geniş bir birikim inşa etmiştir. Buna karşılık modern teknolojiler ve bilimler de matematiksel araçlara dayanır.
Ünlü problemler, bu manzaraya ilişkin kavrayışın ne ölçüde geliştiğinin ölçülebileceği nirengi noktaları ve deniz fenerleri işlevini çoğu zaman görmüştür. Bu problemlerden birinin çözülmesi, yeni içgörülerin ve ilginç yöntemlerin ortaya çıktığının güvenilir bir işareti olmuştur; ardından bunlar, konuşmalar, tartışmalar ve sadeleştirmelerden oluşan uzun ve meşakkatli bir süreç boyunca bir matematikçi topluluğu tarafından incelenirdi. Bu sürecin sonunda, ideal olarak, sonuçların herhangi bir lisansüstü, hatta lisans öğrencisinin çalışmasına uygun bir ders kitabı sunumu ortaya çıkar. Bazı matematiksel fikirler ise yolculuklarını daha da ileriye taşır ve onlarca ya da yüzlerce yıl sonra bütün toplum tarafından anlaşılan ve kullanılan araçlara dönüşür.
Matematik topluluğu, birçok bakımdan insanlığın küçük ölçekli bir modeli gibi işler. Temel değerlerle birbirine bağlanan ve çok çeşitli farklı yaklaşımlar kullanan bireylerden oluşur. Mesleğimizin en kıymetli kaynakları öğrenciler ve fikirlerdir; biz de bunları büyük bir özenle yetiştiririz. Matematik dünyasında kendi başlarına bir hayat sürebilecekleri noktaya gelinceye kadar, tam potansiyellerine ulaşmalarına imkân sağlamayı sorumluluğumuz olarak görürüz. Öğrencilere çoğu zaman, araştırmada ve başka alanlardaki ilerlemeler için onları güçlü bir konuma getirecek becerileri geliştirmeleri temel amacıyla problemler öneririz. Fikirlerimizi ise konuşmalarda, özel tartışmalarda ve özenli yazılı çalışmalarla yayar, onları başkalarının daha önceki fikirleriyle ilişkilendiririz. Bu süreçler istisnasız zaman alır ve insan etkileşimine dayanır.
Son aylarda yapay zekânın önemli matematik problemlerini çözmedeki başarısı, matematik çevrelerinin dışında bile manşetlere çıktı. Ancak problem çözmek, kavramsal anlayış ve içgörüden oluşan temel hedefe ulaşmak için yalnızca bir araç ve vekil ölçüttür. Yapay zekâ dünyasında bunu unutmak, aracın temel hedefin aleyhine dönmesine yol açabilir. Gerçekten de gittikçe hızlanan bir tempoda kitlesel olarak “doğru/yanlış” önermeleri üretmek, yeni fikirlere hayat vermek yerine verimli zemini yok edebilir.
Bu çözümler çoğu zaman aceleyle duyuruluyor; düzgün bir yazılı sunum hazırlamaya, yeni yöntem ve fikirleri ayrıştırmaya ve başkalarının konuyla ilgili önceki çalışmalarına atıfta bulunmaya zaman bırakılmıyor. Bütün yaratıcı mesleklerde olduğu gibi, bu durum da ciddi eser sahipliği ve intihal sorunları doğuruyor. Dahası, bu fikirlerin geliştirilmesiyle ve yerleşik matematik külliyatına dâhil edilmesiyle ilgilenmesi gereken gönüllü matematikçiler olmadan, yapay zekâ tarafından tasarlanan fikirler hiçbir zaman tam anlamıyla hayat bulamaz ve matematikçiler arasındaki hayati insanî aktarım zinciri kaybolur.
Yapay zekânın kullanımından doğan sonuç ile başlangıçtaki amacı arasındaki uyumsuzluk nedeniyle, entelektüel çalışmaya yönelik genel bir tehdide tanıklık ediyoruz. Pek çok alan ve etkinlikte yıllar süren eğitim, geleneksel olarak yalnızca nihai bir yanıt ya da ürün ortaya çıkarmaya değil, aynı zamanda anlayış geliştirmeye ve yeni sorular ile fikirler formüle edebilme yeteneği kazandırmaya da hizmet etmiştir. Ancak yapay zekâ sistemleri, önceki insan çalışmalarından oluşan devasa bir birikimin üzerine inşa edilerek bu tür çalışmaların sonuçlarını doğrudan üretme konusunda giderek daha yetenekli hâle geliyor ve böylece bu hedefler birbiriyle uyumunu yitiriyor. Matematik topluluğunun bugün karşı karşıya olduğu sorunlar, diğer bilimsel ve yaratıcı mesleklerin karşı karşıya olduğu sorunlara benziyor ve bütün insanlığın karşılaşabileceği sorunlara işaret ediyor: Yapay zekâ çalışma biçimlerini değiştirirken, söz konusu çalışmanın en başta neyi başarmayı amaçladığını gözden kaçırmadığımızdan nasıl emin olabiliriz?
Yapay zekâ, gerçek matematiksel araştırmayı ve anlayışı güçlendirme ve hızlandırma potansiyeli sunuyor. Bir meslek olarak matematiğin bu değişimlere çeşitli biçimlerde uyum sağlaması gerekecek. Bununla birlikte, bu değişimlerin sonuçta alana yarar mı sağlayacağı yoksa yıkıcı bir etki mi yaratacağı, büyük ölçüde bu yeni teknolojiyi kontrol eden insanların kararları tarafından belirlenecek.
Bu sorunların matematik topluluğu içinde, bu teknolojileri geliştiren şirketler tarafından ve daha geniş anlamda, entelektüel çalışmanın başka birçok biçiminde benzer sorunlarla karşılaşacak olan toplum tarafından acilen ele alınması gerekiyor.
Artur Avila (2014 Fields Madalyası)
Manjul Bhargava (2014 Fields Madalyası)
Caucher Birkar (2018 Fields Madalyası)
Pierre Deligne (1978 Fields Madalyası)
Yu Deng (2026 Fields Madalyası)
Simon Donaldson (1986 Fields Madalyası)
Hugo Duminil-Copin (2022 Fields Madalyası)
Alessio Figalli (2018 Fields Madalyası)
Martin Hairer (2014 Fields Madalyası)
June Huh (2022 Fields Madalyası)
Maxim Kontsevich (1998 Fields Madalyası)
Elon Lindenstrauss (2010 Fields Madalyası)
Pierre-Louis Lions (1994 Fields Madalyası)
James Maynard (2022 Fields Madalyası)
Curt McMullen (1998 Fields Madalyası)
Shigefumi Mori (1990 Fields Madalyası)
Ngô Bảo Châu (2010 Fields Madalyası)
Andrei Okounkov (2006 Fields Madalyası)
Peter Scholze (2018 Fields Madalyası)
Stanislav Smirnov (2010 Fields Madalyası)
Terence Tao (2006 Fields Madalyası)
Maryna Viazovska (2022 Fields Madalyası)
Cédric Villani (2010 Fields Madalyası)
Wendelin Werner (2006 Fields Madalyası)
Efim Zelmanov (1994 Fields Madalyası)
Sevgili Terence Tao,
Çalışmalarınıza ve çabalarınıza gerçekten büyük değer veriyorum, ancak bu bildiriyi imzalayıp imzalamayacağımdan emin değilim.
Fields Madalyası sahiplerinin listesi etkileyici. Yine de açıklama beni ikna etmedi. Neden? Çünkü toplum zaten matematiğin anlamlı ya da yararlı olduğuna inanmıyor ve sonuçta akılda yalnızca tek bir mesaj kalıyor: Matematikçiler yapay zekâdan nefret ediyor, çünkü yapay zekâ onların işlerini ellerinden alıyor! Benim bu açıklamadan anladığım kadarıyla da mesele tam olarak buna indirgeniyor.
Oysa asıl mesele, matematiğin yalnızca bir sonuç olmaması; o sonuca giden yolun da matematiğin kendisi olmasıdır. Çok güzel bir söz vardır: “Devin omuzlarındaki cüce daha uzağı görür.”
Matematik devdir, yapay zekâ ise cüce.
Ama matematikte bile ödüller sonuca veriliyor, o sonuca giden yola değil. Öyleyse biz neden şikâyet ediyoruz?
İnsanları matematiğin önemli olduğuna toplum mu ikna edecek? Elbette hayır. Çoğu insan, hesap makinesinin tek başına bile matematiği çoktan gereksiz hâle getirdiği düşüncesine bağlı kalacaktır.
Bilgisayarlar satrancı satranç oyuncularının ezici çoğunluğundan daha iyi oynayabiliyor, ama insanlar hâlâ satranç oynuyor ve bundan keyif alıyor. Sorun matematik topluluğunun kendi içinde yatıyor, dışında değil. Yolculuğa — yani matematiğin kendisine — değer vermeye gerçekten hazır mıyız, yoksa sonunda önemli olan yalnızca sonuç mu: yayınlar, dış finansman ve h-endeksi?
Bunun yapay zekâyla yalnızca sınırlı bir bağlantısı var, ancak asıl sorun budur.
Saygılarımla,
Swanhild Bernstein






























Geri bildirim: Muhaberat Evirileri — özel sayfa | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER