Maria Farrell’den açılış kokteyli alkolsüz olan ve Ed Vaizey’in popülerliğin sırrını çözmüşe benzediği bir konferansın iç işleyişleri üzerine
Maria Farrell İstanbul’da
4 Eylül 2014, theguardian.com
Maria Farrell’den açılış kokteyli alkolsüz olan ve Ed Vaizey’in popülerliğin sırrını çözmüşe benzediği bir konferansın iç işleyişleri üzerine
Maria Farrell İstanbul’da
4 Eylül 2014, theguardian.com

Julian Assange / #ungovForum, 2014
‘İnsan şahsen konuştuğu zaman en az kendisi olur. Ona bir maske verin ve size hakikati söyleyecektir’
– Oscar Wilde
‘Özsel olan şey göze görünmezdir’
– Antoine de Saint-Exupery
‘Fakat bunun böyle gerçekleştiğini nereden biliyorsun?’
– Okuyucu
Yeraltı‘nın pürüzsüz doğasından dolayı yukarıdaki soruyu sormak makul olacaktır, buna dair ipuçları kitabın arkasındaki Kaynakça ve Notlar’da bulunabilirse de. Bu sorunun basit yanıtı, 100’den fazla görüşme gerçekleştirmiş ve yaklaşık 40 bin sayfa birincil belgeleme toplamış olmamızdır; telefon dinlemeleri, veri dinlemeleri, log dosyaları, tanık bildirimleri, itiraflar, muhakemeler. Telefon diyalogları ve çevrimiçi tartışmalar doğrudan doğruya bu son saydıklarımdan çıkarılmıştır. Bu kitapta bahsi geçen bütün belirgin hackleme hadiselerinin arkasında yığınla birincil belgeleme bulunmaktadır. System X de buna dahil.
Filed under Çeviri, Deneyim, Programlama
Suelette Dreyfus
Bilgisayar hackerları kimdir? Neden hack yaparlar?
İlk basıldığı 1997 yılında Yeraltı bu soruları yanıtlamaya çalıştı. Bu sorular, on yılı aşkın süre sonra halen önem taşır gözüküyor. Tüm dünyada kamu yararı için sızdırdığı belgelerle tanınan WikiLeaks, bu kitapta tarif edilen bilgisayar yeraltının içinden çıkmıştı. WikiLeaks’e dair öykülerin ‘dünyanın nasıl işlediğine dair insanların düşünüş biçimlerini değiştirdiği’ söylendi [1]. WikiLeaks’i anlamak için arkaplandaki öyküyü bilmeniz lazım: Yeraltı işte bu öyküdür.
Filed under Çeviri, Deneyim, Programlama
Bu yazı ilk olarak 17 Haziran 1936’da The New Republic‘te yayınlandı.
Bayım: Sigmund Freud’un sekseninci doğumgünü, bulgularıyla insanlığın yeni ve daha derin bir anlayışının yolunu açmış hocamıza tebriklerimizi ve saygımızı sunmanın hoş bir fırsatını veriyor bize. Tıbba, psikolojiye, felsefeye, sanata üstün katkılarda bulunmuş, zihnin şimdiye kadar bilinmeyen bölgelerinin keşfedilmesine iki nesil boyunca öncülük yapmıştır. Entelektüel bağımsızlığıyla, “ein Mann mit erzenem Blick” —Nietzsche’nin Schopenhauer için dediği gibi— kendi başına durabilmesi ve öğrencileri kendine çekebilmesiyle, kendi seçtiği yolu izleyerek geliştirdiği hakikatler, tam da gizli olan şeyleri açığa çıkardıkları ve müphem olan şeyleri aydınlattıkları için tehlikeli ve ürkütücü görünmüşlerdir. O her yerde yeni sorunlar öne sürmüş ve eski standartları değiştirmiştir. Çalışmasının sonuçları araştırma alanını genişletmiş, yaratıcı düşüncede sağladığı canlanma rakiplerini bile ona borçlu kılmıştır. Gelecek çağlar şu veya bu neticeyi yeniden inşa edebilir ya da sınırlayabilir, ama onun soruları asla susturulamayacak, başarıları kalıcı olarak karartılamayacaktır. Formülleştirdiği fikirler ve ortaya attığı terimler günlük yaşamımızın bir parçası oldular, ve her bilgi alanında, edebiyatta, sanatta, araştırmada, din tarihinde, tarihöncesinde, mitolojide, folklörde, pedagojide ve —belirtmeden geçmeyelim— şiirde, onun nüfuzunun izini sürebiliriz. Bizim neslimizin en unutulmaz başarısı, şüphesiz, Sigmund Freud’un psikolojik başarısı olacaktır.
Bugünkü entelektüel dünyayı onun çalışmaları olmadan tahayyül edemiyoruz, aramızdaki mevcudiyetinden ve durmaksızın süren faaliyetinden sevinç duymaktayız. Minnettarlığımızın onun günlerine de eşlik etmesini dileriz.
Thomas Mann, Romain Rolland, Jules Romains, H.G. Wells, Virginia Woolf, Stefan Zweig
Londra, İngiltere
Türkçesi: Işık Barış Fidaner
İnsan Freud’u inanamayacağı kadar büyük bir cazibeyle aşmıştır ama bilemeyeceği kadar büyük bir sadakatle de takip etmiştir 🤨😉
Normal bir insan inanamayacağı kadar ahlaksızdır ama bilemeyeceği kadar da ahlaklıdır. (Sigmund Freud)
Bkz “İstihzamane: Alay ve İroni” Slavoj Žižek, “Alaycılık vs. İroni/Dalga” Slavoj Žižek, “Hülya Espri Nesnel İronidir/Dalgadır” Slavoj Žižek, “Komik Somutlama: Ciddi Dalga Geçmek Nedir?”
Milton Müller
5 Eylül 2014, internetgovernance.org
9. İnternet Yönetişim Forumu’nun kapanış töreninde IGP’den Milton Müller’in yaptığı konuşma:
Ev sahibi ülkemize ve IGF Sekretaryamıza mükemmel tesisleri ve iyi örgütlenmiş faaliyetleri için teşekkür ediyorum. Ayrıca harekete geçirdikleri Ungovernance Forum‘daki cesaretleri ve bağlılıklarından dolayı Türkiye’den alternatif bilişim aktivistlerine de buradan seslenmek istiyorum.
Filed under Çeviri, Bildiri, Programlama
Steffen Böhm
11 Ağustos 2014, review31.co.uk
David Harvey’nin politik ekonomi, şehirsellik, Karl Marx’ın mirası ve bu mirasın kuramsal yorumlanışı üzerine çalışmaları, 1970’lerden beri beşeriyet ve toplumsal bilimlerini saran eleştirel tartışmada ön planda yer aldı. Mümtaz ekonomist düşünürümüz, Profil Kitapları’nın yakın zamanda yayınladığı Onyedi Çelişki ve Kapitalizmin Sonu kitabında, etrafımızdaki dünyaya dair keskin bir rehber ve değişim için bir manifesto sunuyor. Bu görüşmede Harvey 2008 sonrası manzaranın anlaşılmasında politik ekonomi kuramının belirginliğini ve merkezi yerini tartışıyor; ayrıca emeğin anlamındaki, dijital teknolojilerdeki, rantçı kapitalizmdeki, umut ve vaat mekanlarının ortaya çıkışındaki dönüşümleri ele alıyor.
Buna koşut bir şekilde, konuşan varlıklar olarak öznelliğimizin merkezi öğeleri, fiilen konu ettiğimiz kırıntılar değil ancak bilinçdışı olarak bilebildiğimiz ve bu yüzden konu etmekte zorlandığımız kırıntılardır. Nitekim Lacan’a göre, düşünmeyi bıraktığımız, aptalca şeyler zikrettiğimiz zamanlarda arzu hakkında bir şey bulabiliriz: “Özne düşünen kişi değildir. Özne tam olarak aptalca şeyler zikretmeye teşvik ettiğimiz kişidir (onu büyülemek için diyeceğimiz gibi ‘her şeyi söylemeye’ değil, her şey söylenemez)… Tam olarak onun artık bunu düşümek istemediği ölçüde belki onun hakkında bir şeyler daha öğreniriz.”
….
Eğer dil, özneye değil de Büyük Öteki’ye aitse ve onun insafına kalmışsa, ve daha özne doğmamışken bile bu böyleyse, o zaman özgür konuşmadan bahsetmenin ne anlamı olabilir ki? Psikanalize göre göreceğimiz karşıtlıklar özgür ve zoraki konuşma arasında değildir, dolu ve boş konuşma arasındadır.
“Yasa, Psikanaliz, Toplum” kitabından (M. Aristodemou)
TR: IBF
Žižek & The Slovenian School grubunda paylaşan Barbara Friedrich
—
“In a parallel way, the central elements of our subjectivity as speaking beings,are not the bits we actually speak but the bits we know only unconsciously and therefore find it difficult to speak. Indeed for Lacan it is when we stop thinking, when we utter stupidities, that we may find out something about desire: “The subject is not the one who thinks. The subject is precisely the one we encourage, not to say it all, as we tell him in order to charm him, but rather to utter stupedities… It is precisely to the extent that the guy is willing not to think anymore that we will perhaps learn a little bit more about it.”
….
If language belongs to and is at the mercy of the Big Other, not of the subject, and before the subject is even born, then what sense, if any, does it make to talk about free speech? For psychoanalysis, the contrasts as we will see is not between free and coerced speech but between full and empty speech.”
From “Law, Psychoanalysis, Society” (M. Aristodemou)
via Barbara Friedrich @ Žižek & The Slovenian School
Halkın gazeteciliği, sivil toplum, sosyal medya, bloglar -anonim veya değil-, gelen yeni çağ, kendini sürdüren eski çağ gibi kavramlar üzerine büyük bir tartışma başlamıştır.
Bütün bu konuşmaların kavşağında, uç noktasında bulunuyoruz, ve halkın gazeteciliğinin kendine ait bir tözü olmasını, içerik üretmesini ve sonunda konvansiyonel gazeteciliğin bir kopyasına dönmemesini istiyoruz. Nesnel gazeteciliğin var olmadığını teslim ediyoruz. Görüşlerimiz, bakış açılarımız, dünyayı değerlendirmek için araçlarımız vardır ve biz kendimiz de her zaman değerlendirilmeyi bekleriz. Biz kendimizi, insan haysiyetini tasavvur ettiği dünyanın en önemli değeri olarak tanıyan bir açık topluluk olarak konumlandırıyoruz. Verdiğimiz kavga bu dünya içindir.
TISA’nın gizli ticaret müzakereleri küresel ekonomimizi sessizce yeniden yapılandırıyor.
Slavoj Žižek
12 Ağustos 2014, inthesetimes.com
Ekonomimizi ilgilendiren anahtar kararlar gizlilik altında, gözlerden uzak, hiçbir kamusal tartışma olmadan müzakere edilmekte. Ve böyle kararlarla kurulan koordinatlar, kapitalin engellenmemiş hükmü için.
Filed under Çeviri, Programlama