Yapay Zeka teknolojileri her alanı olduğu gibi sanatı da sarsıyor, iddialı bir devrimin kapılarını aralıyor. Yapay Zeka ile hazırlanan bir radyo programı olan “Nümerik Esintiler”, 12 bölümde yayınlanan 120 şarkıyla dinleyicilere eşsiz bir deneyim sunuyor. Suno adlı Yapay Zeka algoritması, melodiler, ritimler ve harmoniler üreterek şarkıların temelini oluşturuyor, şarkı sözlerinin bir kısmı da ChatGPT gibi yapay zeka sistemleri tarafından yazılıyor. Kapağı süsleyen görseller ise Bing adlı bir algoritma ile her bölüm için benzersiz olarak tasarlanıyor. Programın sunucusu ise Lovo’yla konuşturulan Özne Bilendam!
Okumaya devam etCategory Archives: Görüşme
Bir Leninist gözüyle işaretler — Slavoj Žižek
Kriz & Eleştiri dergisinin 7 Kasım 2017’de yayınlanan “Bolşevik devriminin yüzüncü yılı” sayısında Slavoj Žižek’le yaptığı röportajdan küçük bir kısım.
IBF
Kriz & Eleştiri: Tarihsel maddecilik genelde her bir tarihsel dizilişin maddeci temelinin eleştirel analizini yapmakla ilgilenir, devrimci eylem imkanını açacak toplumsal çelişkileri arar. Ama toplumsal-tarihî durumların maddeci belirlenimlerinin analizi her bir konjonktürdeki tarih tecrübesinin –yani şu veya bu tarihsel döneme özgü imkansızlıkların– analizini de içermelidir, çünkü yeni (olası) politik öznelerin ortaya çıkması verili bir devrimci özneleşme imkanını faaliyete geçirmeye yetmez. Geç kapitalist söylemin hegemonyasının ve “tarihin sonu” ideolojisinin ötesinde, Rus Devrimi’nden sonra tarihsel zaman tecrübemizin değiştiğine dair işaretler var mıdır? Bu devrim hakiki bir tarihsel kırılmayı ve kopuşu temsil eder mi? Öyle ki günümüzde tüm özgürleştirici politik faaliyet ve stratejide dikkate alınmak zorunda mıdır? Okumaya devam et
Onurlu yaşamayı seviyoruz, yaşama istencimiz çok güçlü, hep beraber olursak kazanacağız — Nuriye Gülmen, Semih Özakça
Nuriye Gülmen: İnsanlar açlık grevinin ölümle ilişkisini kuruyorlar, daha çok. Bizse aslında son derece yaşama dair bir şey olduğunu düşünüyoruz açlık grevinin. Biz, evet ölmek istemiyoruz, yaşamak istiyoruz; ama şöyle yaşamak istiyoruz, dimdik yaşamak istiyoruz mesela.
Filed under Görüşme
Twitter’daki #FolklorPerşembe hashtagi nasıl da küresel bir olaya dönüştü — David Barnett
Britanya’nın gizemli efsane ve geleneklerine dair üç arkadaşın haftalık cıvıldaşmasıyla başlayan hashtag bir bilgi madenine dönüştü. David Barnett runeleri okuyor.
David Barnett — 8 Mart 2016 — independent.co.uk

Milan Rex’in ‘kemikten kilisesi’ S Bernardino alle Ossa’nın görkemi insanı öldürür
Yarın gidip cıvıltılarda [tweets] dolaşırsanız bayağı şaşıracağınızdan emin olabilirsiniz… çünkü goblinler ve kurtadamlar ve Sheela Na Gigler ve acayip canavarlar burada yaşar; zamanın sislerinde kaybolmuş hikayelerin her türlüsü, menkıbeler ve efsaneler burada bulunur. Zira kendisi düpedüz 21’inci asır vakıası olsa dahi Twitter aynı zamanda #FolklorPerşembe [#FolkloreThursday] hashtagi altında kendi köklerine geri dönen insanların, sayıları giderek artan, bu sosyal ağı kullanarak kimisi uzundur unutulmuş geleneklerle yeniden bağ kuran insanların evi olur.
Death Trash geliştiricisi Stephan Hövelbrinks ile görüşme — Tony Leavy
Tony Leavy — 2 Ekim 2015 — bareknuckledev.com
Felaket sonrası RYO’su Death Trash [Ölüm Çöp] geliştiricisi Stephan Hövelbrinks ile görüşme.
Aslında bu hafta istikrarla The Flawless: Art’s Tale [Kusursuz: Sanatın Hikayesi] yönünde yolumuzu yapmaktaydık ama bağımsız geliştirici yoldaşlarımıza kapımız her zaman açıktır. Eğer ki Death Trash [Ölüm Çöp] hakkındaki yazımızı görmüşseniz çok havalı olduğunu anlamışsınızdır. Yaratıcısıyla konuşma şansına sahip oldum ve işte söyledikleri… İşte görüşme aşağıda. Herkese iyi eğlenceler!
Bare Knuckle [Çıplak Eklem] Geliştirme bloguna hoşgeldin!! Kendini ve şirketini tanıtır mısın?
Merhaba. Ben Stephan Hövelbrinks, kendi başıma çalışıyorum. Küçük ücretsiz oyunlar yapıyordum. Aylar önce günlük resimler yaparken karşılaştığım bu Death Trash projesi ve dünyası artık beni bütünüyle içine çekti.
Death Trash’i duymamış olanlarımıza hızlı bir girizgah yapar mısın?
Death Trash modern bir felaket sonrası rol yapma oyunudur, siberpank, bilim kurgu, korku, grotesk ve mizahi çöp konuşmaların [trash talk] tesirini içerir. Bir sürü diyalog, eşsiz karakterler, savaş ve zanaat mekanikleri, yerelde beraber oynama seçeneği olacak. Oyuncu özgürlüğünü vurgular, oyuncu her zaman hedeflere giden birden fazla yol bulabilmelidir. Pek dostane olmayan bu çorak bölgede hayatta kalmak da bu hedeflerden birisidir.
Pokémonun o köşede ne işi varmış? — Werner Herzog

Werner Herzog: Size burada San Vicente’de olduğunuzu, Günbatımı Bulvarına yakın olduğunuzu söyler mi?
The Verge: Evet aslında Google haritasına benziyor.
Werner Herzog: Ama pokémonun burada bu köşede ne işi varmış?
The Verge: Onlardan yakalayabilirsiniz. Hepsi tamamen sanal. Çok basit ama fiziki bilgilerden bir katman gelip gerçek dünyanın üstüne eklenmiş oluyor.
Werner Herzog: Bir pokémonun peşine düşmüş iki kişi San Vicente Günbatımı kavşağında çatışınca şiddet olur mu? Ölüm olur mu?
The Verge: Sanal da olsa kavga ederler.
Werner Herzog: Fiziki olarak kavga etmezler mi?
The Verge: Yok—
Werner Herzog: Birbirlerinin elini ısırırlar mı? Birbirlerine yumruk atarlar mı?
The Verge: İnsanlar mı yoksa…
Werner Herzog: Evet, ortada gerçek insanlar olmalı eğer başka biriyle gerçek bir karşılaşma yaşanıyorsa.
The Verge: …
Ona Annenden Bahset — Casey Schwartz
Casey Schwartz — 24 Haziran 2015 — nytimes.com

Beyin taraması Freudcu psikanalizi kurtarmaya yardım edebilir mi?
1900 yılında Sigmund Freud, Viyanalı nöral bozukluklar uzmanı, zengin bir tanıdığının 18 yaşındaki kızıyla tedaviye başladı. 44 yaşındaki Freud, “konuşarak iyileşme” [talking cure] diye adını duyuracak psikanaliz pratiğine daha yeni başlamaktaydı. Freud’un sonradan “Dora” adını verdiği bu kız, açıklanamayan bir belirtiler öbeği taşıyordu: Keyifsizdi, bilincini yitirmeye meyilliydi ve bazen haftalarca en fazla fısıldayarak konuşabiliyordu. Freud ona histeri teşhisi koydu, bu terim fin de siècle Avrupa’sında psikolojik stresi fiziki belirtilerle dışavuran bir bozukluğu adlandırır. Dora’nın durumunun izini süren Freud, babasının cinsel şımarıklıklarına [infidelities] ulaştı, Dora ergenliği boyunca bu işlerin ayarlanmasına [orchestrate] yardım etme mecburiyeti duymuştu. Dora analiz sırasında Freud’a, babasının arkadaşının — Herr K., ondan onlarca yaş büyük evli bir adam — boş ofis binasında ona yavşadığını [accost], dudaklarını öpmeye kalktığını söylediği zaman, biyoloji eğitimiyle kendi bilimsel işlerine dalmış Freud, bu rahatsızlığına dair onunla empati kuramadı. Dora bir gün, daha 11 hafta tedavi görmüşken ve henüz hiç iyileşmemişken, görüşme biterken ayağa kalktı, Freud’a mutlu yıllar diledi ve bir daha geri dönmedi.
Led Zeppelin’i mahkemeye götüren merdiven
Joe O’Connell — 20 Haziran 2016 — northeastern.edu

Robert Plant ve Jimmy Page “Cennete Giden Merdiven”in itibar edilen yazarlarıdır. Fotoğraf: Jim Summaria/from Wikimedia Commons
İngiliz rock grubu Led Zeppelin’in yaşayan üç üyesi son birkaç günü sahne performansı yapmakla değil, Los Angeles’taki bir mahkeme duruşmasına katılarak geçirdiler.
Çünkü solist Robert Plant ve gitarist Jimmy Page 1971’de patlayan “Cennete Giden Merdiven” [Stairway to Heaven] şarkısının enstrümantal kompozisyonunu Randy Wolfe’tan çalmakla suçlanıyor. Spirit grubunun Randy California adıyla da bilinen gitaristi, “Boğa” [Taurus] şarkısında benzer bir kompoziyon yapmış.
Wolfe 1997’de öldü ve onun itimat temsilcileri bu davayı açtı. Led Zeppelin’in üç üyesi de Salı günü devam eden davada ifade verdiler.
































