Bazen dolu olursun ama yazacak bir şey olmaz. Anlatılamayan bir bilgi vardır, sadece var olmaktan ibaret bir varlık. Bilginin yokluğundan oluşan bir bilgi, nesnesi olmayan bir konum, yer. Doldurulması ancak bir eylemle mümkün olan, gözlemci kalarak, “ben sadece durup düşünüyorum” diyerek üzerine tek bir söz söylenemeyecek bir şey. Konuştuğunda dilinden dökülenler bir itirafa da benzeyebilir, bir isteğe, dileğe, ya da bir karara da benzeyebilir. Ama ne olursa olsun, konuşmaya başladığın andan itibaren, o şeyi geri plana itersin, üstüne koydukların, içine doldurduklarınla algılanmaz hale getirirsin. Yalnızca sessizlikte, sözün yokluğunda var olabilen saf bir varlık, apaçık bir yokluğun oluşturduğu varlık. Neyin yokluğu olduğu bilinmeyen, ama “var” olduğu kesin olan, inatçı bir yokluk.
Okumaya devam et →