Geçen sefer bıraktığımız yerden anlatımıza devam edelim, yani Hirsch-Hyacinth’in Lucca kaplıcasında gördüğü Reisebilder yazarıyla konuşurken şunu dediği andan:
Ve Allah’ın bana tüm iyilikleri vereceği ne kadar doğruysa öyle, Salomon Rothschild’le oturdum ve bana dengi gibi davrandı, gayet samilyonerce beni dostanatına kabul etti. [*]
İşte başlayacağımız yer burasıdır, böylece kendi bahtı da açılmış samilyoner/dostanat (famillionaire) sözüdür. Bu söz Freud’un çıkış noktası olmakla bilinir. Ben de size bu yolla Freud’un şakalara nasıl yaklaştığını göstereyim.
Bu analiz amaçlarımız bakımından önemlidir –ve maalesef buna muhtacız– çünkü Freud’la birlikte bilinçdışı mekanizmalar diyeceğimiz yerde imleyenin taşıdığı tartışılmaz önemi bize göstermektedir.
[*] “And, as true as God shall grant me all good things, Doctor, I sat beside Salomon Rothschild and he treated me quite as his equal, quite famillionairely.” “Und so wahr mir Gott alles Gute geben soll, Herr Doktor, ich saß neben Salomon Rothschild und er behandelte mich ganz wie seinesgleichen, ganz famillionär.”
samimice + milyoner = samilyonerce
dostane + saltanat = dostanat
Seminer 5’ten
Türkçesi: Işık Barış Fidaner





























