Tag Archives: G. W. F. Hegel

İhtilâf — G. W. F. Hegel

Bilinçte ‘ben’ ile onun nesnesi olan cevher [substance] arasındaki ihtilâf, [disparity] aralarındaki ayrımdır, genel olarak olumsuzluktur. Her ikisinin de arızası [defect] sayılabilse de bu onların canıdır, yani onları hareket ettirendir. Bu yüzden kimi kadimler boşluğu [void] hareket ilkesi saymışlardır [conceive as], zira hareket ilkesinin olumsuzluk olduğunu görmekte haklıydılar, gerçi olumsuzluğun benlik olduğunu henüz kavramamışlardı. Şimdi, bu olumsuzluk başlangıçta ‘ben’le nesnesi arasında bir ihtilâf gibi gözükse de, aynı ölçüde o cevherin kendi kendisiyle ihtilâfıdır. Yani onun dışında yaşanırmış gibi gelen, ona karşı dönmüş bir faaliyete benzeyen, aslında onun kendi işidir, ve Cevher özü itibariyle Özne halinde kendini gösterir.

G. W. F. Hegel 1807 Ruhun Görüngübilimi Önsözü

EN: A. V. Miller
TR: Işık Barış Fidaner

Alıntılayan: Slavoj Žižek 2016 Disparities [İhtilâflar]

3 Yorum

Filed under Çeviri

İşte bu kendinden emin ruh – G.W.F. Hegel

668. İşte bu kendinden emin ruh, ‘güzel can’ [ç.n. “güzel insan”] oldukça, kendine dair kendine sakladığı bilgiden feragat etme gücüne sahip olmadıkça, kovduğu bilinçle özdeşliğe ulaşamaz, dolayısıyla da kendi birliğini başkasında göremez ve nesnel bir varoluşa ulaşamaz. Neticede özdeşlik ancak olumsuzca ortaya çıkar, Ruhtan yoksun kalır. ‘Güzel can’ gerçel varoluştan yoksun halde, kendi saf benliği ile o benliğin dışlaşarak gerçel varoluş kazanma gereği arasındaki çelişkiye takılarak, ve sıkıca tutunduğu bu karşıtlığın [antithesis] dolaysızlığına yerleşmiş halde —karşıtlığı barıştıran bu tek aracıya, saf soyutlama halinde yoğuşmuş, saf oluş ya da boş hiçlik olan bu dolaysızlığa yerleşmiş halde— bu ‘güzel can’ o halde, barıştırılmamış dolaysız çelişkisinin bilinciyle, delilik kadar düzensizdir, hasret içinde kendini boşa harcar, tükenerek eriyip gider. O kadar inatla tutunduğu benliğe-göre-oluşu aslında böylece elden çıkarmış olur; ruhsal olmayan birliği ortaya koymuştur olsa olsa.

669. Sahi [true], yani özbilinçli ve varolan, bu iki yanın eşitlenmesi, önceden zaten içerilmiş ve gerektirilmişti. Katı kalbin kırılarak evrenselliğe yükselmesi, özeleştiri yapan bilinçte ifade bulmuş hareketin aynısıdır. Ruhun yarası iyileşir ve ardında hiç iz kalmaz. Amel yok edilemez değildir; Ruh onu kendisine geri çeker ve onda niyet gibi ya da varolan bir olumsuzluk ve sınırlama gibi duran bireysel yan hemen gözden kaybolur. Eylemi icra eden benlik, ediminin biçimi, bütün içinde bir uğraktan ibarettir, eylemdeki bireysel yanla evrensel yanı ayırt eden tespit edici yargıyı koyan bilgi de böyledir. Yukarıda bahsedilen kötü kalpli [evil] bilinç, kendi dışlaşmasını ya da kendisini, bir uğrak gibi koyar, başkası onda ne görüyorsa ona göre özeleştiri yapmaya ayartılır. Ama nasıl ki bunların birincisi kendi belirli benliğe-göre-oluşunun tek taraflı ve kabul görmemiş varoluşundan vazgeçmeliyse, ikincisi de kendi tek taraflı ve kabul görmemiş yargısını bir kenara koymalıdır. Ve nasıl ki bunların birincisi kendi gerçel varoluşuna Ruhun gücünü verecekse, ikincisi de kendine dair özgül Mefhuma Ruhun gücünü verecektir.

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri

İşte bu gecedir — G.W.F. Hegel

İşte bu gecedir, basitliğiyle her şeyi içeren bu hiçtir insan; hiçbiri kendine ait olmayan, yahut mevcut olmayan, bir sürü temsil, imgeden oluşan bitimsiz bir zenginliktir. Bu gece –doğanın tam burada, fantazmagorik temsillerde var olan bu içyüzü, saf benlik– kendisini aşarak kendi etrafını kaplayıveren o kapkara gecedir; o gecede, bir yerde kanlı bir baş düşer, başka bir yerdeyse ölü gibi bembeyaz bir siluet ansızın peyda olur, düşen başın dibinde yine ansızın bitiverir ve bir anda yok olur. Bu geceyi görebilmenin tek yolu, insanın gözlerinin içine, korkunç ve dehşetengiz bir karanlığa dönüşen bu kara geceye dosdoğru bakmaktan geçer.

G.W.F. Hegel, “Jenaer Realphilosophie”, Frühe politische Systeme içinde, Frankfurt: Ullstein, 1974, s. 204’ten alıntılayan Slavoj Žižek, Hiçten Az, çev. Erkal Ünal, İstanbul: Encore, 2015, s. 353

1 Yorum

Filed under Çeviri

Kalbin yasası ve kendini-beğenme deliliği — G. W. F. Hegel

G. W. F. Hegel — 1807 — Ruhun Görüngübilimi

367. Gereklilik, öz-bilinçte hakikaten ne ise, öz-bilincin bu yeni biçimine göre de odur; burada kendi benliğini gereklilik ilkesi olarak bilir. Yasanın evrenselini dolaysızca kendi içinde taşıdığını bilir, ve bilincin benliğe-göre-oluşunda bu yasa dolaysızca mevcut bulunduğundan, buna kalbin yasası denir. Bu biçim bireysellik olarak kendisini, önceki biçim gibi öz olarak alır; ama yeni biçim daha zengindir çünkü benliğe-göre-oluş ona göre gereklilik veya evrensellik karakteri taşır.

368. Yasa, bu yüzden, dolaysızca öz-bilincin kendi yasası olarak, veya kalp olarak (gerçi içinde yasayı taşır), öz-bilincin gerçekleştirmeye başladığı Akıbettir. Gerçekleşiminin bu Mefhuma tekabül edip etmediği, ve yasasının öz doğası olduğunu bu gerçekleşimde bulup bulmayacağı, görülecektir.

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri

Zaruret Hakkı — G. W. F. Hegel

Doğal iradenin çıkarları dediğimiz tikellik, tekil bir bütünlük içinde ele alındığında, kişisel varoluş veya yaşamdır. Aşırı tehlike altındaysa ve bir başkasının hukuki mülkiyeti ile çelişki içindeyse bu yaşam (merhamet değil, hak olarak) bir zaruret hakkı iddia edebilir, çünkü böyle bir durumda bir yanda insanın varoluşuna sonsuz bir zarar ve dolayısıyla hakların tamamen kaybedilmesi vardır, öbür yanda ise özgürlüğün sadece tekil sınırlı bir bedenlenişinin zarar görmesi vardır, ve bu yüzden hukukun hem haklar olarak hem de zarar gören insanın hak yetkinliği olarak tanınması gerekir, çünkü zarar insanın yalnızca bu mülkiyetini etkiler.
(Hegel 1820 Hukuk Felsefesi, İkinci Kısım: Ahlak, § 127)

Türkçesi: Işık Barış Fidaner Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Şey