Tag Archives: Mladen Dolar

Nezaket ve usturup — Mladen Dolar

Görgü kurallarına uymak (politeness) asla yetmez, usturup (tact) gerekir. Truffaut’nun ilk filmlerinden birinin harika bir sahnesinde Delphine Seyrig tecrübeli bir kadın olarak Jean-Pierre Leaud’ya nezaket-usturup farkını öğretmeye çalışır:

Yanlışlıkla banyoya girdin diyelim, duşta çıplak bir kadın varmış. Eğer naziksen çabucak kapıyı kapatıp “Pardon hanımefendi!” demelisin. Oysa usturuplu olsaydın kapıyı çabucak kapatıp “Pardon beyefendi!” derdin.

İki durumda da muhataba saygı gösterilir, istemeden onun sınırlarını ihlal ettiğiniz için nazikçe af dilersiniz. Birinci durumda kurallara uyulmuştur. İkinci durumda daha fazlası vardır: Görmemiş gibi yaparsınız, sanki ihlal o kadar azmış ki çıplak kişinin cinsiyeti bile ayırt edilememiş gibi davranırsınız, talihsiz hanım bunun bir numara olduğunu bilse de gidiş yolunuza puan vereceğinden emin olabilirsiniz.

Mladen Dolar, Hiçten Az‘da alıntılayan Slavoj Žižek

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

9 Yorum

Filed under Çeviri

Freud ve Siyasallık — Mladen Dolar

浪🧩📞 LACAN DERSLERİ 浪🧩📞

Hiçbir babanın, hükümdarın ya da tanrının kendi işlevine layık olamaması değildir mesele, bizzat simgesel işlevin liyakat gücünü yitirmesidir. Modernliğin yükselişini tarif etmenin birçok yolu ve terminolojisi vardır, bu da ekonomik bir öneri olabilir: Simgesel yetkinin referans noktası olan ölü baba, ebediyete intikal etmiştir. Fakat, yetkinin ufalanması karşısında sevinme zamanı değildir, bu da Grup Psikolojisi‘nin dertlerinden biridir, çünkü kralların devrilmesi ve simgesel yetkinin düşüşünün ardından gelen şey demokrasinin mutlu zaferinin yayılması değil, aksine simgesel babanın alt yüzünün yükselişidir, bunun da psikanalitik adı Üstben’dir (süperego). Bu hüküm daha inatçıdır, onunla baş etmek çok daha zordur. Lacan slogan icat etmekte çok becerikliydi, bu da onlardan bir tanesi: Père ou pire, “Baba yahut daha kötüsü”. Ataerkil egemenlik yeterince kötüydü, ama onun ölümünden sonra karşılaştığımız şey daha bile kötüdür.

UNBOUND Vol. 4: 15, 2008, Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Freud’da siyasallık, masumiyet havası altında en zor, hatta imkansız bir konuyu saklar. İki terim de tekanlamlı olmaktan uzaktır – öyle görünmese de, Freud adıyla ne kastedildiği, ismini saran haleye ve ünlenmesinden çıkan genel yaygaraya rağmen ya da bunlar yüzünden, hiç net değildir … siyasallıkla ne kastedildiği de, insanın sürekli her cepheden her şekil ve boyda siyasete boğulmasına rağmen ya da bu yüzden, hiç ama hiç net değildir. En ince zorluk, ikisinin mümkün kesişimindedir. Konudan söz etmek yerine konu hakkında konuşmanın imkansızlığından söz ederek yapısökümcü bir belagate girişme ayartısı güçlüdür. Bu ayartıya elimden geldiğince direneceğim.

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Çeviri