Termodinamik üzerine — Jacques Lacan

Kölenin bilgisini ondan çıkartan şey –yakından bakarsak– Hegel’in evrelerini adım adım izlediği tarihin tamamıdır. Hegel’in bu tarihi istikametini görmeden izleyebilmesi olağandışıdır ve haklı bir nedenle: Hegel Newton’un keşifleri alanındaydı henüz, termodinamiğin doğuşuna tanık olmamıştı henüz. Termodinamik adını alarak bütünleşen bu alanı oluşturan formülleri Hegel eğer devreye sokabilseydi, belki orada imleyenin hükmünü tanıyabilecekti. Orada imleyen üst üste tekrarlanır: S1, gene S1.

S1 his-settir (baraj). Altındaki ikinci S1 hissi alıp türbini döndüren havuzdur. Enerjinin muhafazasında Efendi’nin iktidarını imleyen bu araçlaşma izinden başka hiçbir anlam yoktur.

Dökülüp toplananlar muhafaza edilmelidir. Yasaların ilki budur. Maalesef bu aralıkta gözden kaybolan birşey vardır, daha doğrusu çıkış noktasına geri dönmeyi, başlangıcı geri getirmeyi elverişsiz kılan birşey vardır; ona da Carnot-Clausius ilkesi denir, gerçi bir Mayer de buna epey katkı yapmıştır [1].

Bilgili söylemin bu analojisi en başta ve en sonda duran herşeye imtiyaz tanırken arada kalan (bilgiye ait olabilecek) herşeyi ihmal eder. Salt sayısal hakikatleri, sayılabilir şeyleri yeni dünyanın ufkuna yerleştiren bu söylem, kendi başına, [Hegelci] mutlak bilmenin büyüyen rolünden bambaşka birşeyi imlemez mi? Artık herşeyin sadece ve sadece sayılmakla kalacağı bir formelleştirme ülküsü değil midir bu – enerjilerin tamamen sayılan şeylerden (formülleri evirip çevirince hep aynı toplamı sağlayıveren şeylerden) ibaret olduğu bir formelleştirme ülküsü değil midir? Bu döndürme, bu çeyrek dönüş, önceki Efendi’nin [S1] tahtına, formel anlamda tamamen bilgiye indirgenebilen bu yepyeni bitişmeyi oturtuverir [articulation: S2]. Önceki kölenin [S2] yerine de bilgi düzenine asla sığamayan ama onun ürettiği bir şey gelip yerleşir [objet a].

Bu süreci yağmacılık sayarak kınayan Marx bu bilgiye bir sır adandığını fark etmez: bizzat işçinin sadece ve sadece değerden ibaret kalmaya indirgendiğini fark etmez. Bir evre geçilince keyif fazlası keyif fazlası olmaktan çıkar, (doğanın dönüştürülen özünden) biriktirilmiş toplama işlenecek veya ondan eksilecek bir değerden ibaret kalır, işçi sadece bir değer birimidir [unité de valeur], bir kredidir. Bu terimin yankısını duyanlarınız vardır [2].

Marx keyfiyetin değer fazlasına çevrilerek yağmalanmasını kınar. Ama o değer fazlası yine de eşdeğeri olduğu keyif fazlasının abidesidir. “Tüketici toplumu” anlamını buradan alır: “insan” vasfı atfettiklerimizi bu topluma tırnak içinde “öğe/element” yapan unsur, endüstrimiz her ne keyif fazlası üretiyorsa onun homojen eşdeğerleri kılınmalarıdır — sözün özü, keyif fazlası taklidi olmalarıdır.

Rağbet de görür ha. Keyif fazlasının taklidi yapılabilir, bayağı da kalabalık toplar [mal-esef].

[1] ç.n. Termodinamiğin ikinci yasasından bahsediliyor.

[2] ç.n. Bizdeki “ders kredileri” gibi Fransa’da derece almak için alınan ders veya konular “unité de valeur” cinsinden hesaplanır.

Jacques Lacan 1969-1970 Seminer 17: Psikanalizin İçyüzü, s. 80

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Bkz “Hisset Bu Set Çökecek” Led Zeppelin

4 Yorum

Filed under Çeviri

4 responses to “Termodinamik üzerine — Jacques Lacan”

  1. Geri bildirim: Renk nedir? — çeviri derlemesi | YERSİZ ŞEYLER

  2. Geri bildirim: Entropi — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER

  3. Geri bildirim: Geberiyorum ~ Ahmet Aslan | YERSİZ ŞEYLER

  4. Geri bildirim: Saikbilim — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER