Monthly Archives: Temmuz 2016

Portakal ve limonlar — Anonim

Bir versiyon:

İki çubukla elma
Çanlar çalar Whitechapple’da
Yaşlı baba kel kafa
Çanlar çalar Aldgate’te
Beyaz önlüklü kadınlar
Çanlar çalar St. Catherines’de
Portakal ve limonlar
Çanlar çalar St. Clements’de
Ne zaman ödeyeceksin?
Çanlar çalar Old Bailey’de
Zengin olduğum zaman
Çanlar çalar Fleetditch’te
O ne zaman olacak?
Çanlar çalar Stepney’de
Yaşlandığım zaman
Çanlar çalar Pauls’da

Diğer versiyon:

Portakal ve limonlar
Der çanlar St. Clements’de
Bana beş çeyrek borçlusun
Der çanlar St. Martins’de
Ne zaman ödeyeceksin?
Der çanlar Old Bailey’de
Zengin olduğum zaman
Der çanlar Shoreditch’te
O ne zaman olacak?
Der çanlar Stepney’de
Bilmediğimden eminim [*]
Der büyük çan Bow’da

Al sana bir mum ışığı yatağına gitmen için
Ve al sana bir balta kafanı kesmek için!

Kırt kırt, kırt kırt, sona kalan öldü…

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

Hillary asla olmaz!

Bernie Sanders: Donald Trump’ı yenmek zorundayız. Ve Hillary Clinton ile Tim Kaine’i seçtirmek zorundayız.

Sanders destekçileri: Yuuh!

Bernie Sanders: Kardeşlerim, erkek ve kadın kardeşlerim, bu – yaşadığımız gerçek dünya böyledir. Trump bir kabadayı ve demagogdur. Trump – Trump darkafalılık ve nefreti kampanyasına köşetaşı yapmıştır. Kampanyası boyunca, Meksikalılara ve Latinolara hakaret etmiştir, Müslümanlara hakaret etmiştir, kadınlara ve Afrikalı Amerikalılara hakaret etmiştir.

Sanders destekçileri: Bernie’yi isteriz! Bernie’yi isteriz! Bernie’yi isteriz! Bernie’yi isteriz! Bernie’yi isteriz! Bernie’yi isteriz! Bernie’yi isteriz! Bernie’yi isteriz!

Bir Sanders destekçisi: Kavga edeceğiz. WikiLeaks bu seçimin hileli olduğunu gösterdi. Bernie Sanders için kavga edeceğiz. Doğru düzgün tek aday Bernie Sanders’dır. Kavga edeceğiz. Bugün gördünüz, o Hillary dedi, herkes “yuh” dedi. Konvansiyonda da işte böyle olacak. Bu hafta kavga edeceğiz. Hem TPP için kavga edeceğiz, hem de –

Diğer Sanders destekçisi: Hillary asla olmaz! Hillary asla olmaz. Bernie’yi seviyorum, ama Hillary’ye oy vermem.

democracynow.org

3 Yorum

Filed under Çeviri

Güle güle mavi gökyüzü — Pink Floyd

[Çocuk sesi:]
Bak, anne. Gökyüzünde bir tane uçak var.

Uuuuuuuu uuu uuu uuuu
Korkmuş insanları gördünüz mü
Düşen bombaları gördünüz mü
Hiç merak ettiniz mi
Neden sığınaklara kaçmamız gerekir
Cesur yeni dünya vaatleri
Masmavi gökyüzü altına serilince
Uuuuuuuu uuu uuu uuuu
Korkmuş insanları gördünüz mü
Düşen bombaları gördünüz mü
Alevler çok geçmişte kaldı
Ama acısı geçmez
Güle güle mavi gökyüzü
Güle güle mavi gökyüzü
Güle güle
Güle güle

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

Çıkan E-postalarla İlgili DNC Beyanı

DNC’deki herkes adına, e-posta üzerinden edilen mazur görülemez laflardan dolayı Senatör Sanders’a, onu destekleyenlere ve tüm Demokratik Parti’ye derinlik ve samimiyetle özür dilemek isteriz. Bu sözler, DNC’nin değerlerini ya da seçim süreci boyunca hep tarafsızlığa bağlı kalışımızı yansıtmamaktadır. DNC adaylarımıza yönelen saygısız dile tahammül etmez ve etmeyecektir. Tek tek personeller de sözlerinden dolayı hakkıyla özür dilediler, ve DNC bunun asla bir daha olmayacağından emin olunması için gereğini yapmaktadır.

Bugün kalkıştığımız konvansiyon –Sekreter Clinton ve ekibinin, Senatör Sanders ve takımının, ve tüm Demokratik Parti’ni müthiş gayreti sağolsun– Amerika’ya dair öngörülü bir düşünüş ve iyimser bir vizyon getirecektir, geçen hafta Cleveland’de GOP’la çıkan karanlık ve karamsar vizyon gibi olmayacaktır. Odak noktamız Hillary Clinton ve Tim Kaine’i ve ülkenin her yerinde Demokratları seçtirmektir, güçlü, birleşmiş ve Kasım’da zafere hazırlanan Demokratik Parti sağolsun.

Donna Brazile, Yeni Geçici Sandalye
Belediye Başkanı Stephanie Rawlings-Blake, Sekreter
Andrew Tobias, Hazinedar
Raymond Buckley, İkinci Sandalye, ASDC Başkanı
Maria Elena Durazo, İkinci Sandalye
Belediye Başkanı R.T. Rybak, İkinci Sandalye
Henry R. Muñoz III, Ulusal Finans Komitesi Sandalyesi

blog.4president.org

2 Yorum

Filed under Çeviri

WikiLeaks başkaldıran İskenderiye kütüphanesi olmuştur — Julian Assange

Julian Assange — 25 Temmuz 2016 — democracynow.org

WikiLeaks başkaldıran İskenderiye kütüphanesi olmuştur. Modern kurumların gerçekte nasıl davrandığına dair başka hiçbir yerde olmayan bilgilerin aratılabilen, erişilebilen, atıf yapılabilen tek ve en önemli derlemesidir. Ve bu derlemeyle insanlar hapisten kurtuldular, belgeler mahkeme davalarında kullanıldı; CIA’ya rendition programlarının hesabı soruldu; beslediği seçim döngüleri sonucunda hükümetlerin feshedilmesini sağladı ya da buna katkı yaptı, kimi vakalarda istihbarat ajansı başkanlarının, savunma bakanlarının kellesini götürdü, vb. Yani bilirsiniz, medeniyetimiz ancak medeniyetimizin ne olduğuna dair bildiklerimiz kadar iyi olabilir. Anlamadığımız bir şeye reform yapmayı umut etmemiz mümkün değildir.

ABE Demokratik Parti e-postaları hakkında Amy Goodman ile görüşmesinden

2 Yorum

Filed under Çeviri

“Hiç de fena sayılmazlar, ama hepsi çeviri” — George Orwell

“On Birinci Baskı, nihai baskı,” dedi Saym. “Dile son biçimini veriyoruz; başka bir dil konuşan hiç kimse kalmadığında alacağı biçimi. Sözlüğü tamamladığımızda, senin gibilerin dili yeni baştan öğrenmeleri gerekecek. Bana öyle geliyor ki, sizler asıl işimizin yeni sözcükler icat etmek olduğunu sanıyorsunuz. Oysa ilgisi yok! Sözcükleri yok ediyoruz; her gün onlarcasını, yüzlercesini ortadan kaldırıyoruz. Dili en aza indiriyoruz. On Birinci Baskı’da, 2050 yılından önce eskiyecek tek bir sözcük bile bulunmayacak.”

Ekmeğinden aç kurt gibi birkaç lokma aldıktan sonra, konuşmasını bilgiççe bir tutkuyla sürdürdü. İnce esmer yüzü cezbeye gelmiş, alaycı bakışı kaybolmuş, kendinden geçmişti.

“Sözcükleri yok etmek harika bir şey. Hiç kuşkusuz, asıl fazlalık fiiller ve sıfatlarda, ama atılabilecek yüzlerce isim de var. Yalnızca eşanlamlılar değil, karşıt anlamlılar da söz konusu. Bir sözcüğün karşıt anlamlısına ne gerek var ki? Kaldı ki, her sözcük karşıtını kendi içinde barındırır. Örneğin, ‘iyi’ sözcüğü. ‘İyi’ sözcüğü varken, ‘kötü’ sözcüğüne neden gerek duyalım ki? ‘İyideğil’ dersin, olur biter; hatta daha da iyi olur, çünkü ‘iyideğil’ ‘iyi’nin tam karşıtı, ‘kötü’ ise tam karşıtı değil. Ya da ‘iyi’nin yerine daha güçlü bir sözcük istiyorsan, ‘mükemmel’ ve ‘fevkalade’ gibi belirsiz ve yararsız sözcük kullanmanın ne anlamı var? ‘Artıiyi’ aynı anlamı karşılıyor; ya da, daha da güçlü bir sözcük istiyorsan, ‘çifteartıiyi’ diyebilirsin. Kuşkusuz, bu sözcükleri daha şimdiden kullanıyoruz; ama Yenisöylem son biçimini aldığında bunlardan başka hiçbir sözcük kullanılmayacak. Sonunda, iyilik ve kötülük kavramları yalnızca altı sözcükle karşılanıyor olacak; aslına bakarsan, tek bir sözcükle. Bilmem, işin güzelliğini görebiliyor musun, Winston?” Bir an durdu ve sonradan aklına gelmişçesine ekledi: “Tabii ki Ağbinin fikriydi bütün bunlar.”

Ağbinin adı geçer geçmez Winston’ın yüzünde zoraki bir coşku belirdiyse de, Saym ondaki gönülsüzlüğü fark etmekte gecikmedi.

Nerdeyse üzülmüş gibi, “Yenisöylem’in önemini kavradığını sanmıyorum, Winston,” dedi. “Yazarken bile Eskisöylem’de düşünüyorsun hâlâ. Zaman zaman Times’a yazdığın yazılardan bazılarını okudum. Hiç de fena sayılmazlar, ama hepsi çeviri. Tüm belirsizliğine, o gereksiz ince anlam ayrımlarına karşın Eskisöylem’den bir türlü kopamıyorsun. Sözcüklerin yok edilmesinin güzelliğini kavrayamıyorsun.

George Orwell, Bin Dokuz Yüz Seksen Dört, TR: Celâl Üster [*]

~~~

[*] “Büyük Birader” terimi “Ağbi” terimiyle değiştirildi. /IBF

Ayrıca bkz “En Distopik Romanımız Böyle Olsun!”

3 Yorum

Filed under Çeviri

Londra köprüsü — Anonim

Londra köprüsü yıkılmış
Yıkılmış, yıkılmış
Londra köprüsü yıkılmış
Adile hanım

İnşa et tahtayla kilden
Tahtayla kilden, tahtayla kilden
İnşa et tahtayla kilden
Adile hanım

Tahta kil suya kapılır
Suya kapılır, suya kapılır
Tahta kil suya kapılır
Adile hanım

İnşa et tuğlayla harçtan
Tuğlayla harçtan, tuğlayla harçtan
İnşa et tuğlayla harçtan
Adile hanım

Tuğla harç yerinde durmaz
Yerinde durmaz, yerinde durmaz
Tuğla harç yerinde durmaz
Adile hanım

İnşa et demirle çelikten
Demirle çelikten, demirle çelikten
İnşa et demirle çelikten
Adile hanım

Demir çelik eğilip bükülür
Eğilip bükülür, eğilip bükülür
Demir çelik eğilip bükülür
Adile hanım

İnşa et altınla gümüşten
Altınla gümüşten, altınla gümüşten
İnşa et altınla gümüşten
Adile hanım

Altın gümüşü yürütürler
Yürütürler, yürütürler
Altın gümüşü yürütürler
Adile hanım

Adam tut gece başında beklesin
Başında beklesin, başında beklesin
Adam tut gece başında beklesin
Adile hanım

Ama ya adam uykuya dalarsa?
Uykuya dalarsa, uykuya dalarsa
Ama ya adam uykuya dalarsa?
Adile hanım

Pipo ver adama gece tüttürsün
Tüttürsün, tüttürsün
Pipo ver adama gece tüttürsün
Adile hanım

(London Bridge)

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

I. Opie and P. Opie, The Oxford Dictionary of Nursery Rhymes (Oxford: Oxford University Press, 1951, 2nd edn., 1997), ISBN 0198600887, pp. 270–6.

https://en.wikipedia.org/wiki/London_Bridge_Is_Falling_Down

 

2 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

“Kurtarıcım benim!” — George Orwell

İki Dakika Nefret artık doruğuna varmıştı. Goldstein’ın sesi artık gerçek bir koyun melemesine dönüşmüştü, yüzü de bir an koyun suratına dönüştü. Az sonra, koyun suratı da değişime uğrayarak, ilerliyormuş gibi görünen, kocaman ve korkunç bir Avrasya askeri olup çıktı; elindeki hafif makineli tüfek cayırdıyordu, sanki ekrandan dışarı fırlayacak gibiydi, o kadar ki ön sırada oturanlardan bazıları ürkerek arkalarına yaslandılar. Ama tam o sırada düşman askerinin görüntüsü esmer, siyah bıyıklı Ağbinin yüzüne dönüşünce herkes rahat bir nefes aldı; güçlü ve akıl almaz ölçüde dingin yüz o kadar büyüktü ki, nerdeyse tüm ekranı kaplıyordu. Ağbinin söylediklerini duyan yoktu. Savaşın bağrış çağrışı arasında söylenen, açık seçik anlaşılmamakla birlikte sırf söylenmiş olduğu için güven veren, yüreklere cesaret salan sözlerdi bunlar. Biraz sonra Ağbinin yüzü yeniden silinip gitti ve Parti’nin siyah, büyük harflerle yazılı üç sloganı belirdi:

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri

“AĞBİNİN GÖZÜ ÜSTÜNDE” — George Orwell

Dışarının soğuğu, kapalı pencereden bakıldığında bile belli oluyordu. Aşağıda, sokakta rüzgâr, tozları ve yırtık kâğıt parçalarını burgaç gibi döndürüyordu; güneşin parlaklığına ve göğün koyu mavisine karşın, dört bir yana asılmış posterler dışında her şey renksiz gibiydi. Nereye baksanız, siyah bıyıklı surat karşınızdaydı. Biri de hemen karşıki evin ön cephesindeydi. AĞBİNİN GÖZÜ ÜSTÜNDE yazan posterdeki kapkara gözler Winston’ın gözlerine dikilmişti. Sokakta, bir köşesi yırtılmış başka bir poster rüzgârla inip kalktıkça, altından İNGSOS sözcüğü bir görünüp bir yok oluyordu. Uzaklarda bir helikopter damların arasından alçaldı, kocaman masmavi bir sinek gibi bir an havada asılı kaldı, sonra bir eğri çizerek ok gibi ileri atıldı. Pencerelerden insanların evlerini gözetleyen polis devriyesiydi bu. Ne ki, devriyeler önemli sayılmazdı. Bir tek Düşünce Polisi önemliydi.

George Orwell, Bin Dokuz Yüz Seksen Dört, TR: Celâl Üster [*]

~~~

[*] Hem küçük bir çeviri deneyi olsun diye, hem de “ağbisellik” derken ne kastettiğimin anlaşılmasına yardım etsin diye “Büyük Birader” terimini “Ağbi” terimiyle değiştirerek 1984’ün Türkçe çevirisinden böyle kısacık parçalar yayınlayacağım. /IBF

Ayrıca bkz “En Distopik Romanımız Böyle Olsun!”

3 Yorum

Filed under Çeviri

Zamyatin’in Biz’inin Değerlendirmesi — George Orwell

George Orwell — 4 Ocak 1946 — Tribune, GB, Londra (orwell.ru)

İlk duyduğumdan beri yıllar geçmişken sonunda bir nüshasını elde edebildiğim Zamyatin’in Biz‘i, kitapların yakıldığı bu çağdaki edebi ilginçliklerden birisi. Gleb Struve’un Sovyet Rus Edebiyatının Yirmibeş Yılı‘ndan tarihini araştırıp öğrendim:

Zamyatin, 1937’de Paris’te ölmüş, devrimin hem öncesinde hem sonrasında bir dizi kitap yayınlamış [*] Rus bir romancı ve eleştirmen. 1923 civarında yazılan Biz‘in, Rusya’yı konu almasa da, ve güncel politikayla hiç doğrudan bağ kurmasa da –yirmialtıncı yüzyılı ele alan bir düşlem– yayınlanması reddedilmiş çünkü ideolojisi makbul sayılmamış. El yazmasının nüshalarından biri bir yol bulup yurtdışına gitmiş ve kitabın İngilizce, Fransızca ve Çek dilinde çevirileri çıkmış, ama Rusçası hiç çıkmamış. İngilizce çevirisi Birleşik Eyaletler’de yayınlanmış, bunun bir nüshasını temin etmeyi hiç beceremedim: ama Fransızca çevirisinin (başlığı Nous Autres) nüshaları bulunabiliyor, ve sonunda bir tanesini ödünç almayı başardım. Muhakeme edebildiğim kadarıyla bu on numara bir kitap değil [not a book of the first order] ama kesinlikle olağandışı bir kitap, ve İngiliz yayıncılardan hiçbirinin bu kitabın yeni baskısını yapmaya kalkışmaması çok şaşırtıcı.

Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Çeviri, Kitap, Kurgu