Dr. Ingeborg Kraus’un İtalyan meclisinde yaptığı konuşma, Rom, 28.05.2018.
Fuhuşu yasallaştıran ve normalleştiren bir kanunla ilgili deneyimlerimizi bugün sizinle paylaşma şansım olduğu için mutluyum. “Alman modeli”, kadınları korumanın çok uzağındadır, onlar için tam bir cehennem oldu. Bu kuvvetli kıyaslamayı bilerek yapıyorum, çünkü Almanya’da durum çok ciddi. Bu kanunun etkilerinin kısa bir özetini yapacağım size.
Bu konferansa gelmeden önce, alanda uzun çalışma deneyimi olan iki komiserle konuştum: Helmut Sporer ve Manfred Paulus. Sporer [1] fuhuşun 2002’den beri %30 oranında arttığını söyledi. Bu kanunu yapmak büyük bir hataydı, sonuçların bu kadar korkunç olacağını çok az kişi tasavvur edebilirdi. Fuhuşun cinsel özgürleşmeyle alakası yoktur, fuhuş sadece paraya bakar. Bu ticaretin kazancı muazzamdır: her yıl 15 milyar Avroluk doğrudan işlem söz konusudur [2]. Kadınların bedenlerinin nesneleştirilip mal olarak kullanıldığı önemli bir endüstriyel sektör olmuştur.
[Almanya’da] resmen kayıtlı 3500 genelev var. Ama en az bir o kadar daha yasadışı genelev olduğunu biliyoruz. Yani kanunun esas amacı, kadınları karanlıktan çıkarma amacı, tamamen boşa düşmüştür.
Alman devleti, fuhuşu normalleştirerek ve seks alıcılarına cezasızlığı garanti ederek muazzam bir talep artışı yaratmıştır. Aynı anda 1000’den fazla seks alıcısını barındırma kapasitesine sahip mega-genelevlerin ortaya çıkışına tanık oluyoruz. “Sabit fiyatlı” genelevlerde 70 Avro’ya size bira, sosis ve sınırsız kadın sunuluyor [3]. Kadınların cinsel sömürüsünün bu ekonomik modeli ayrıca bu kadınların ekonomik sömürüsüne de yol açtı [4]: cinsel ilişki için 30 Avro kazanıyorlar, ama her gün 160 Avro oda parası ve 25 Avro vergi vermek zorundalar; yani para kazanmaya başlamadan önce 6 erkeğe hizmet etmek zorundalar. Bu kadınlar kapitalizmin en vahşi serbest pazar kurallarına maruz kalıyorlar: Bedenleri azamî ölçüde sömürülüyor. 20’nci yüzyılın başında aşılmış olduğunu zannettiğimiz insanlık dışı çalışma şartlarını gözlemliyoruz: bu kadınlar “müşteri”lerini aldıkları aynı odada yaşıyor, yemek yiyor ve uyuyorlar. Birçoğu göçebe bir hayat yaşıyor, seks alıcılarına “çeşitlilik” sunmak için bir şehirden diğerine, bir genelevden diğerine taşınıyorlar.
Fuhuşu normalleştiren bir kanunla seks alıcılarının davranışı bir gecede sapkınlaştı [5], bu kanunun erkeklere verdiği mesaj net: Cinsel eylemleri satın alma “hakları” vardır ve artık bu yüzden suçlu hissetmeleri gerekmez. Müşteriler böylece en düşük fiyatla hep daha fazla “hizmet” talep etmeyi kendilerine hak görüyorlar.
İnsan haysiyetiyle asla bağdaşmayan bu cinsel pratiklerin gelişiminin sorumlusu Alman devletidir. Sizinle tüm detayları paylaşmayacağım, ancak günümüzde, tamamen yasal olarak, bir kadını satın alabilir ve onun yüzüne işeyebilirsiniz, ona grupça tecavüz edebilirsiniz, ya da onu sperm yutmaya zorlayabilirsiniz.
Fuhuştaki kadınların dağılımı değişti. AB’nin doğuya genişlemesi ile birlikte, Avrupa’nın en yoksul bölgelerinden kadınlar geliyor: Romanya, Bulgaristan – ve bunlar çoğunlukla aşırı yoksulluk içinde yaşayan Romanlar gibi azınlıklar. Günümüzde fuhuş yaptırılan kadınların yaklaşık %95’i başka ülkelerden gelmiştir. Olay yoksulluğun fuhuşuna dönüşmüştür.
“Bu kadınların %30’u genç, 21 yaşın altında. Çoğu zaman aileleri malî destek uğruna onları feda etmektedir. Çoğu Almanca konuşmaz. Bu genç kadınlar Almanya’ya gelirler ve bu alıcıların sapkın arzularına maruz kalırlar. ‘Hayır’ diyemezler, kendilerini savunamazlar. İçine düştükleri durumda kapana kısılmış ve tamamen travmatize olmuşlardır.” [6] En savunmasız kadınları kendi kaderine terk eden ve onları suç faili tacirlere ve cinsel yırtıcılara teslim eden, Alman devletidir.
Çalışma şartları ve hijyen seviyesi felakettir. Fuhuş yaptırılan 400 bin kadından sadece 44’ü (15 yıldan eski bir tahmin) bağımsız ticari kuruluş olarak kayıtlıdır [7]. Ezici çoğunluk yasadışıdır, yani doktorlara ulaşmalarını sağlayacak toplumsal sisteme erişimden yoksundurlar. Alman devleti bu kadınların sömürüsüne izin verir ve seks endüstrisinin onları öğütmesini destekler, ama onları sosyal refah sistemine bile dahil etmez.
Fuhuş yaptırılan kadınlarla çalışan bir jinekolog, yeni bir tıbbî rapor yayınladı [8]. Bu kadınların içinde bulunduğu sağlık koşulları felaket durumda. Çoğu zaman 30’lu yaşlarında erken yaşlanma emareleri göstermeye başlıyorlar. Sağlıksız yaşam şartları nedeniyle tüm kadınlarda sürekli karın ağrıları, gastrit ve sık sık enfeksiyon görülüyor. Tabi ki cinsel yolla bulaşan hastalıkların her çeşidi görülüyor. Psikolojik travmatizasyona ancak alkol ve farmakolojik ilaçlarla tahammül edebiliyorlar. Rapor, fuhuşta hamile kadınlara dönük artan bir talepten söz ediyor. Bu kadınlar doğuma kadar her gün sürekli 15 ila 40 erkeğe hizmet etmek zorunda kalıyor. Çoğu zaman çocuklarını terk edip en kısa zamanda işe dönüyorlar. O kadar ki, bazen çocuk doğduktan 3 gün sonra. Bu pratikler anne ve çocuk sağlığı açısından büyük bir sorumsuzluktur. Doğmamış çocuğa onarılamaz zararlar verebilir. Fuhuştaki kadınların “üreme hakları”ndan söz etmek saçmalıktır, burada esas konu seks alıcılarının haklarıdır, hiçbir kısıtlama olmadan keyif sürme haklarına güvence verilmesidir.
Geçen yıl Dublin’deki dünya konferansında, Kadınların Ruh Sağlığı Örgütü, Almanya’da fuhuş yaptırılan kadınların ruh sağlığı durumu hakkında konuşmamı istedi. Ne diyebilirim? Et parçasına indirgenen bir kadının ruh sağlığının durumu ne olabilir? Mahvolurlar. Fuhuş yaptırılan kadınlar için [fuhuştan] çıkış programında çalışan bir kadın bana çok az kadının fuhuşu terk ettiğini söyledi. Fiziken harap olana kadar kalırlar. Bu ise an meselesidir. “Neden böyle?” diye sordum kendi kendime. Çünkü iradeleri kırılmıştır. Artık kimliği olan, kendisi için hayal ettiği bir geleceği olan bir kişi olarak var olmazlar. Burada karmaşık travmatizasyon söz konusudur. Özgürce seçilen fuhuş zorla yaptırılan fuhuştan daha bile kötüdür: çünkü kadın taciri yabancı biri değildir, sevdikleri ya da aileden biridir. Fuhuşu terk etmek derin iç çatışmaya neden olur.
Almanya Aile İşleri Bakanlığı’nın 2004’te yaptığı bir çalışma [9], fuhuştaki kadınların %87’sinin fizikî şiddete, %82’sinin duygusal şiddete, %92’sinin cinsel tacize, %59’unun cinsel şiddete maruz kaldığını gösterdi. Sadece bu rakamlar bile fuhuşu herhangi bir işle kıyaslamayı zorlaştırıyor. Ve bu araştırma 10 yıl önce yapılmıştı; şu an işler daha da kötüleşmiş durumda. Şiddet fuhuşun “fıtratında” var ama Alman devleti bu olguları inkâr etmeye devam ediyor!
Psikotravmatoloji açısından bakıldığında [10], fuhuş herhangi bir iş gibi değildir. Yabancıların insanın bedenine penetre etmesine izin vermek için, doğal olaylar bastırılmalıdır: korku, utanç, iğrenme, yabancılaşma, aşağılama, kendini suçlama. Kadınlar bunların yerine şunları koyarlar: kayıtsızlık, aldırışsızlık, penetrasyona dair işlevsel bir kavrayış, bu eylemin “iş” ya da “hizmet” olarak yeniden yorumlanması. Bu kadınlar ruhsal kopukluğa (bedeni, onun hisleri ile kopuşmak) başvurmayı çok erken öğrenmişlerdir. Aslında bu konudaki birçok çalışma [11] fuhuşa başlama ile çocuklukta deneyimlenen şiddet arasında kesin bir ilinti olduğunu gösterir. Bu kadınlar ilk olarak çocukluklarında terk edilmişlerdir, ikinci defa da cinsel sömürülerini meşrulaştıran devlet politikası onları terk etmiştir.
Sistem olarak fuhuş, bu travmatizasyonu kendi amacı ve kazancı için kullanır. Hiçbir koşulda fuhuş “iş” ya da “hizmet” olarak tanımlanamaz. Kadınların bedeninde üremeyle ilgili ve erojen kısımlar nesneleştirilip iş aleti olarak kullanılmak için fazla hassastır. Fuhuş ancak hastalıklı bir ruh kopukluğu hali içinde ifa edilebilir.
Ayrıca, travmatize edici olduğu için fuhuş bir iş olarak görülemez. Çok sayıda çalışma [12], travma sonrası stres bozukluğu geliştirme riskinin fuhuşta savaştakinden daha yüksek olduğunu göstermiştir.
Baş komiser Manfred Paulus’un dediği gibi, fuhuşu yasallaştıran “Alman modeli”, suç dünyasına yardım eden bir kanundur, Almanya’yı kadın tacirleri, kadın satıcıları ve genelev işletmecilerinin Eldorado’suna dönüştürmüştür [13]. Fuhuş sistemini güçlendiren ve suç faillerini tanınmış iş adamlarına dönüştüren bir kanun karşısında polisler çaresiz kalıyorlar. 2002’deki kanun kadın tacirliğinin önlenmesini asla sağlamadı [14]: 2000’de kadın tacirliğinden hüküm giyen 151 kişi vardı, 2011’de ise sadece 32 kişi. Polisler çaresiz hissediyorlar ve müdahale edecek güçleri olmadığından şikayet ediyorlar, çünkü suça ait delil bulmadan genelevlere giremiyorlar. Ayrıca kanunî takibat kadınların beyanına bağlı. Çoğu zaman kadınlar şahitlik etmekten korkuyor ve prosedürler duruyor [15].
Bu kadınlar – tamamen mahvolduklarında – ülkelerine geri gönderiliyorlar. Bunun o ülkeler için ne anlama geldiğini tahmin edebilirsiniz. Düşünün, her yıl, 10 bin İtalyalı kadın Alman genelevlerinde tamamen travmatize edilmiş olarak İtalya’ya geri dönüyor. Ulusal bir felakettir bu, nesiller boyu nüfusu etkiler. Savaş sonrası gibi bir durumdur ve düzelmesi uzun sürer. Peki bu kadınlar ne için feda ediliyorlar? Ne için savaş benzeri bir durumun içine sokuluyorlar? Ülkeyi işgal ya da terörizmden korumak için mi? Hayır, bazı erkekler ne zaman isterlerse, ne şekilde isterlerse ve kiminle isterlerse seks yapabilsinler diye o kadınlar feda ediliyor. Bu erkeklerin kendi cinsel eylemlerini binlerce kadına dayatmalarını teşvik eden, Alman devletidir.
“Müşteri”lerin yaklaşık %50’sinin ilişkisi vardır, yani kadınlar, partnerleri ya da kocaları tarafından aldatılmaktadır: Hesabı kendiniz yapın: her gün 1,2 milyon erkek seks satın alıyor. Ve her gün aynı kişiler değil. Almanya’nın milyonlarca kadının aldatıldığı bir ülke olduğunu fark etmeliyiz [17]. Bu kadınlar kendilerine “Schattenfrauen” [18] diyor, yani gölgenin kadınları. Fuhuş sisteminin gölgesinde kalıyorlar, sesleri ve travmaları göz ardı ediliyor. Aşağılanma ve haysiyetsizlikle baş başa bırakılıyorlar, bu da travma kurbanlarında tipiktir. Bazıları benimle irtibat kurdu ve şöyle dedi: Bir kocanın fuhuş yaptırılan bir kadına gitmesi, başka bir kadına aşık olmasından çok daha kötüdür. Fuhuş sevme yeteneğini yok eder ve dolayısıyla temel değer sistemimizi yok eder. Güven, karşılıklı saygı ve gerçek samimiyet imkânsız hale gelir.
Fuhuş sistemi nefretin mayasıdır! İnsan ilişkilerini kirletir. Seksin satın alınmasını yasallaştıran bir devlet, erkekler ve kadınlar arasında nefreti mayalar, nesiller boyunca ilişkileri ve aileleri travmatize eder ve yok eder.
Ayrıca bu, Avrupa için, tüm Avrupa yurttaşları arasında dayanışma için de ciddi bir sorundur. Dezavantajlı AB ülkelerinden savunmasız kadınları kullanmak, onları cinsel olarak sömürmek ve tamamen travmatize edildiklerinde reddetmek, Almanya açısından bir sorun değil mi? Bu ülkelerden insanlar, fırsatını bulabildiklerinde bize soruyorlar: Neden onların kızlarına bunu yapıyoruz?
Siyasetçiler bu kanunda bir yanlışlık olduğunu fark ettiler ve küçük değişiklikler yaptılar. Yapılan “yanlışların” %10’unu düzeltmeye çalışmak gibi. Temmuz 2017’den beri bir miktar regülasyon getiren “fahişeleri koruma kanunu” adında yeni bir kanunumuz var. Manfred Paulus bu kanun hakkında şöyle düşünüyor [19]: Uluslararası suç şebekesine karşı prezervatifle mücadele edemezsiniz! Bu kanunu yapan insanlar çok naif! Yurtdışından gelerek genelev mahallesinde çalışan kadınlar Almanların bildiği ve takdir ettiği Almanya’yı tanıyamıyorlar. Hayır, onlar suça dayalı bir paralel toplumun mahpuslarıdır.
Bu kadınlar sürekli korku içinde yaşıyorlar. Almanya, bu kanunla, Avrupa’daki en savunmasız kadınların pezevengi olmuştur. Alman siyasetçiler ve Alman devleti her gün binlerce cinsel şiddet kurbanı yaratan ve onlardan muazzam kazanç elde eden bir seks endüstrisinin gelişiminde tarihi bir sorumluluk taşımaktadır.
Bundan çıkışın tek bir yolu var. Derhal Nordik Model’e geçilmesi gerekmektedir!
Teşekkürler!
Dr. Ingeborg Kraus
Kaynakça:
[1] Helmut Sporer ile görüşme, 10.07.2014, Augsburger Allgemeine. https://www.augsburger-allgemeine.de/bayern/Immer-mehr-Prostituierte-aus-Osteuropa-kommen-nach-Augsburg-id30512282.html
[2] Michael Jürgs, Sklavenmarkt Europa, 2014, p. 327.
[3] Chantal Louis : « Die Folgen der Prostitution », dans Alice Schwarzer HG, Prostitution, ein Deutscher Skandal, p. 70-87.
[4] Der Spiegel, Bordell Deutschland. 27.05.2013. http://www.spiegel.de/international/germany/human-trafficking-persists-despite-legality-of-prostitution-in-germany-a-902533-2.html
[5] Dominatriks Ellen Templin ile radyo görüşmesi, 08.03.2010. http://abolition2014.blogspot.de/2014/05/interview-mit-einer-domina.html
[6] 20 yıl boyunca Stuttgart’da fuhuş yaptırılan kadınlarla çalışan toplumsal görevli Sabine Constabel, 17 Ekim 2013’te bir televizyon görüşmesinde şunları beyan etti. https://www.youtube.com/watch?v=BpCPKDRcFg0
[7] Michael Jürgs, Sklavenmarkt Europa, 2014, P. 327.
[8] Dr. Wolfgang Heide: Stellungnahme zur öffentlichen Anhörung zur „Regulierung des Prostitutionsgewerbes“ im Ausschuss für Familie, Senioren, Frauen und Gesundheit im Deutschen Bundestag am 06. Juni 2016. https://www.trauma-and-prostitution.eu/2016/06/05/stellungnahme-von-wolfgang-heide-facharzt-fuer-gynaekologie-und-geburtshilfe/
[9] Bundesministerium für Familie, Senioren, Frauen und Jugend : Gender Datenreport », Kapitel 10: Gewalthandlungen und Gewaltbetroffenheit von Frauen und Männern, P. 651-652, 2004.
[10] Michaela Huber, Trauma und Prostitution aus traumatherapeutischer Sicht, 2014: http://www.michaela-huber.com/files/vortraege2014/trauma-und-prostitution-aus-traumatherapeutischer-sicht.pdf
[11] Dre Muriel Salmona, Pour mieux penser la prostitution: quelques outils et quelques chiffres qui peuvent être utiles. Chapitre 3: Violences avant l´entrée en situation prostitutionnelle. https://www.trauma-and-prostitution.eu/fr/2015/01/21/pour-mieux-penser-la-prostitution-quelques-outils-et-quelques-chiffres-qui-peuvent-etre-utiles/
[12] – 2008’de Melissa Farley’in çalışması fuhuştaki kadınların %68’inin savaş gazileri ya da işkence geçirmiş insanlarla benzer yoğunlukta PTSD deneyimlediğini buldu. http://www.trauma-and-prostitution.eu/en/2015/01/26/prostitution-and-trafficking-in-nine-countries-an-update-on-violence-and-posttraumatic-stress-disorder/
– 2001’de Zumbeck’in Almanya’daki çalışması, %60’ın yoğun PTSD çektiğini buldu. Zumbeck, Sibylle: Die Prävalenz traumatischer Erfahrungen, Posttraumatische Belastungsstörungen und Dissoziation bei Prostituierten , Hamburg, 2001.
[13] Manfred Paulus, Menschenhandel, 2014, p. 107.
[14] Der Spiegel, Bordell Deutschland. 27.05.2013.
[15] Bundeskriminalamt: Menschenhandel. Bundeslagebild 2015. https://www.bka.de/SharedDocs/Downloads/DE/Publikationen/JahresberichteUndLagebilder/Menschenhandel/menschenhandelBundeslagebild2015.html
[16] Claudine Legardinier und Said Bouamama: Les clients de la prostitution, 2006, Kapitel 4: Les clients parlent, p. 111-211.
[17] Deutschland, das Land der betrogenen Frauen. Eski seks alıcısı ile görüşme, 28.09.2017. https://www.trauma-and-prostitution.eu/2017/09/29/deutschland-das-land-der-betrogenen-frauen/
[18] Dr. Ingeborg Kraus, Schattenfrauen, 29.03.2018. https://www.trauma-and-prostitution.eu/2018/04/09/schattenfrauen/
[19] Manfred Paulus: Menschenhandel, 2014, Klemm + Oelschläger Verlag.































Geri bildirim: Bu o değil — çeviri derlemesi | YERSİZ ŞEYLER