Tag Archives: Bu o değil

Bu o değil — çeviri derlemesi

AdsızYazılar tek tek linklerden ya da kitabın etiket sayfasından (Bu o değil) okunabilir.

İçindekiler

— Sana sunduğum şeyi reddetmeni istiyorum çünkü bu o değil (Dany Nobus)

— İdeal Ben, Ben İdeali, Üstben, Arzu Yasası (Slavoj Žižek)

— Eril kimlik taslama (imposture) ile dişil kılık değiştirme (masquerade) (Jennifer Friedlander)

— Cinsiyet farkının mantığı üzerine (Slavoj Žižek)

— Magdalen Berns, Kadınlar Arasında Bir Kahraman (Madeleine Kearns)

— Biyolojik Cinsiyet Var mı Diyen Twitter Kullanıcısı Adama Açık Mektup (Jonah Mix)

— Transgender dogma naif ve Freud’la uyumsuzdur (Slavoj Žižek)

— Freud’un “penis haseti”ne feminist yaklaşım (Mari Ruti)

— Fuhuşun yasallaştırılmasından 17 yıl sonra “Alman Modeli” (Ingeborg Kraus)

— Judith Butler üzerine: Bunun fallusla ne ilgisi var? (Caroline Criado-Perez)

— Cinsiyet ve Aklın Ötanazisi (Joan Copjec)

— Dünya yok (Battlestar Galactica)

— Kadın tamamsızdır (Jacques Lacan)

— Kadın olmak hiçbirşey olmaktır (Alenka Zupančič)

Diğer kitaplar

不: değil

Yorum bırakın

Filed under Çeviri, Kitap

Sana sunduğum şeyi reddetmeni istiyorum çünkü bu o değil — Dany Nobus

Öteki’ni entegre ettikleri ölçüde, bireyin partnerleri de (ebeveynleri, akranları, sevgilileri, meslektaşları) arzu ve keyfiyet dinamiklerine göre işlev göstereceklerdir. O yüzden nevrotikler yalnızca kendilerinin neler arzuladıkları üzerine düşlemler kurmakla kalmazlar, aynı zamanda hem başka insanların –Öteki sıfatıyla– neler arzuladıkları üzerine, hem de kendilerini nasıl başkaları için arzulanır ve sevilir nesneler haline getirecekleri üzerine düşlemler kurarlar. 1950’lerin sonunda objet a‘yı kavramlaştırması öncesindeki Lacan’a göre annesini tatmin etmek isteyen bir çocuk, onun kaybettiğini düşündüğü imgesel fallus (ϕ) ile özdeşim kuracaktır; bunun gibi, çocuğunu yeni bir keyfiyet kaynağı olarak kullanan bir anne, ona imgesel fallus olarak yaklaşacaktır. Sonradan savunduğu görüşe göre ise, insanlar ancak Öteki’nin arzu nesneleri (objet a‘ları) ile, düşlem kurarak ve Öteki’ni tatmin etmeye çalışarak, ilişki kurabilirler. Objet a‘lar insanların özdeşim kurduğu nesneler değildir, onların başkalarıyla ilişki içine girerek hem kendilerini hem de partnerlerini tatmin etmeye kalkışmalarını sağlayan mübadele nesneleridir. Ama objet a‘lar kayıp keyfiyetin yerini dolduramadığı için bu tatmin olma isteklerinin hiçbiri gerçekleşmeyecektir. Lacan’a göre her nevrotik aşk-sevgi ilişkisinin bilinçdışı hakikatini şu formül verir: “Sana sunduğum şeyi reddetmeni istiyorum çünkü bu o değil”. Çünkü sevenin sunduğu nesne sevilenin kayıp keyfiyetini geri getirmeyi beceremez.

Dany Nobus (2000) Jacques Lacan ve Freudcu Psikanaliz Pratiği

Bkz “Mektubaşka: Teklifimi benden esirgemeni rica ediyorum” Jacques Lacan, “Merkezi Boşluk Etrafında Arzunun Kesişimsel Alanı”, “Erkeklerin Görevi Kadınsı Hanımlara Moral Vermek Değil”, “Patolojik Narkissos Çağımızın Toplumsal Mecburi Öznellik Tipidir” Slavoj Žižek, “Tam da ‘bu o değil’ midir mülhem?”

4 Yorum

Filed under Çeviri

Cinsiyet ve Aklın Ötanazisi — Joan Copjec

浪🧩📞 LACAN DERSLERİ 浪🧩📞

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Benim derdim bu: Cinsiyeti kuramlaştırırken bir tür “saf aklın ötanazisi”ne düştüğümüze dair büyüyen bir his [1]. Bu son tabiri Kant’tan aldım; aklın antinomilerine (aklın kendi kendisiyle olan iç çatışmalarına) verilebilecek iki mümkün yanıttan birine Kant bu adı vermişti. Akıl, Kant’a göre, kozmolojik fikirlere kendisini uygulamak istediğinde, yani tecrübemizin nesneleri olamayacak şeylere kendisini uygulamak istediğinde, ister istemez çelişkiye düşer. Bu çelişkilerin çözülmez görünmesi karşısında, akıl ya kendi dogmatik varsayımlarına daha sıkıca tutunur, ya da çaresiz bir şüpheciliğe gark olur, ki Kant tutkulu horgörüsünü bu ikinci seçeneğe ayırmıştır. Bana göre cinsiyet üzerine düşünme girişimi de aklı kendi kendisiyle çatışmaya düşürür, ve ben bu çatışma sonucunda karşılaştığımız alternatiflere karşıyım, özellikle de ikincisine, çünkü şu anda dikkatimizi üzerinde toplayan alternatif –en azından eleştirel çevrelerde– budur.

Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Çeviri

Judith Butler üzerine: Bunun fallusla ne ilgisi var? — Caroline Criado-Perez

15 Mayıs 2014

80’lerin sonunda, sahneye yeni bir kuramcı çıktı. Adı Judith Butler’dı ve toplumsal cinsiyet kuramını öylesine köklü şekilde dönüşüme uğratacaktı ki, 21. yüzyılda, toplumsal cinsiyet konusunda ona en azından atıf yapmaksızın makale yazmak, kendinizi neredeyse kuramsal anlaşılabilirliğin dışında bırakmak haline gelecekti.

Fransız psikanalist Jacques Lacan bir keresinde “kadın yoktur” iddiasını öne sürmüştü. Kadınlar, ya da Lacan’ın bu sebeple “On Feminine Sexuality” (Dişil Cinsellik Üzerine) seminerinde dediği gibi, ̶“̶K̶a̶d̶ı̶n̶”̶, bu acayip iddia ile ne kastedildiğini geç anladığı için affedilebilir, ama endişe etmeyin. Bu salt simgesel bir iddiadır, Lacan bizi temin eder: Bu sadece dilde hangi toplumsal cinsiyetin anlamı olabileceğini belirtir, “kadınların cinsel organıyla ilgisi yoktur”. Hımmmm.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri

Dünya yok — Battlestar Galactica

Miniseries 2. bölümden bir sahne. Bill Adama, askeri komutandır. Laura Roslin, sivil başkandır.

(Cylon saldırısından kaçtıktan sonra yapılan toplu cenaze merasimi)

Bill: Elosha, insanlığın 13’üncü kolonisi var, değil mi?

Elosha: Evet. Papirüslere göre 13’üncü kabile İlk Günlerde Kobol’dan ayrılmıştır. Uzaklara seyahat etmiş ve uzak ve bilinmeyen bir yıldız etrafında dönen Dünya adlı bir gezegene yerleşmiştir.

Bill: Bilinmeyen değil. Nerede olduğunu biliyorum! Dünya, bizim en sıkı korunan sırrımızdır. Koordinatları sadece filonun en yüksek komutanları biliyordu, kamuoyuyla paylaşmaya cesaret edemedik, hele de Cylon tehdidi varken. İşte şimdi gideceğimiz bir sığınak var, ve Cylonların bu sığınak hakkında hiçbir bilgisi yok! Kolay bir yolculuk olmayacak. Uzun ve çetin olacak. Ama size bir söz veriyorum. Burada yatanların hatırası adına, onu bulacağız. Ve Dünya bizim yeni evimiz olacak. Hepimiz böyle deriz! Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri

Eril kimlik taslama (imposture) ile dişil kılık değiştirme (masquerade) — Jennifer Friedlander

“Kadın” ve “Erkek” dediğimde elbette ne biyolojik kategorilerden ne de onların kültürel kılıflarından söz ediyorum, daha ziyade, simgesel sistemin kimlik vermeyi becerememesi karşısında öznenin alabileceği iki konumdan söz ediyorum. Hem Freud hem de Lacan’a göre, cinsel fark, nazar (gaze) ve punctum‘daki (Barthes) görsel bozulmalar gibi, simgeselin başarısızlığından ortaya çıkar. Joan Copjec’in sözleriyle, cinsiyet ancak “söylemsel pratiklerin bocaladığı yerde” belirir, “anlam üretmeyi başardığı yerde asla değil” (Copjec, Arzumu Oku 204). İki cinsiyet, simgeselin başarısız olmasının mantıken mümkün iki yolunu belirtir; onun iki “tekleme şeklini” (Copjec 213) temsil eder [1]. Lacan’ın sözleriyle, “cinsel ilişkiyi berbat etmenin bir erkek yolu vardır, ve bir başka … dişi yolu vardır” (Lacan, Encore 58, 57). “Bu berbat etme,” Lacan’ın iddiasına göre, “bu ilişkiyi gerçekleştirmenin tek yoludur, şayet benim dediğim gibi cinsel ilişki diye bir şey yoksa” (Lacan 58). Lacan’a göre, eril tekleme şekli fallik imleyene [Φ] tekabül eder, dişil şekil ise Öteki’ndeki eksikliğin imleyenine [S(Ⱥ)] tekabül eder. Cinsiyetlenme konumları, o halde, gelenek ya da doğa yoluyla ortaya çıkmaz, mantık yoluyla ortaya çıkar, Lacan’ın önerdiği ve Joan Copjec’in Arzumu Oku‘da titizlikle tahlil ettiği matematiksel formül bunu gösterir.

Okumaya devam et →

24 Yorum

Filed under Çeviri

İdeal Ben, Ben İdeali, Üstben, Arzu Yasası — Slavoj Žižek

Özneyi etik davranmaya iten sözcü için Freud üç ayrı terim kullansa da –ideal ben’den (Idealich, ideal ego), ben ideali’nden (Ichideal, ego ideal), ve üstben’den (Überich, superego) söz eder– kural olarak bu üçünü birleşik düşünmüştür (birçok yerde Ichideal oder Idealich (ben ideali veya ideal ben) ifadesini kullanır, ve Ben ve O‘nun üçüncü bölümünün başlığı şöyledir: “Ben ve Üstben (Ben İdeali)”). Lacan ise bu üç terimi kesin olarak birbirinden ayırır: “İdeal ben”, öznenin idealleştirilmiş öz-imgesini temsil eder (nasıl olmak istiyorsam öyledir, başkaları beni nasıl görsün istiyorsam öyledir); ben ideali, ben-imgem ile etkilemeye çabaladığım sözcüdür, bana nezaret eden ve beni elimden geleni yapmaya iten büyük Öteki’dir, takip ettiğim ve gerçellemeye çabaladığım idealdir; üstben ise aynı sözcünün kinci, sadist, cezalandıran tarafıdır. Bu üç terimin altında yatan yapılandırıcı ilkenin Lacan’ın üçlemesi İmgesel-Simgesel-Gerçek olduğu nettir: İdeal ben imgeseldir, Lacan ona “küçük öteki” der, ben’imin idealleştirilmiş ikiz imgesidir; ben ideali simgeseldir, simgesel özdeşim noktamdır, kendimi gözlemlediğim (ve yargıladığım) büyük Öteki noktasıdır; üstben gerçektir, asla tatmin olmayan bu acımasız sözcü beni imkansız taleplere boğar ve bu talepleri karşılamayı beceremedikçe benimle alay eder; “günahkar” güdülerimi baskılayarak üstben’in lüzumlarına layık olmak için ne kadar çok çaba gösterirsem, üstben’in gözünde o kadar suçlu olurum.

Okumaya devam et →

25 Yorum

Filed under Çeviri

Fuhuşun yasallaştırılmasından 17 yıl sonra “Alman Modeli” — Ingeborg Kraus

rom2

Dr. Ingeborg Kraus’un İtalyan meclisinde yaptığı konuşma, Rom, 28.05.2018.

Fuhuşu yasallaştıran ve normalleştiren bir kanunla ilgili deneyimlerimizi bugün sizinle paylaşma şansım olduğu için mutluyum. “Alman modeli”, kadınları korumanın çok uzağındadır, onlar için tam bir cehennem oldu. Bu kuvvetli kıyaslamayı bilerek yapıyorum, çünkü Almanya’da durum çok ciddi. Bu kanunun etkilerinin kısa bir özetini yapacağım size.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri

Freud’un “penis haseti”ne feminist yaklaşım — Mari Ruti

🪞⚔️👁️ Post-Feminizm 🪞⚔️👁️

Uzun zamandır Sigmund Freud kadın düşmanı olmakla suçlanmıştır, çünkü kadınların penis haseti çektiklerini iddia etmişti. Üniversitede bu fikirle ilk karşılaştığımda Freud’un kitabını yurt odamın öbür ucuna fırlatarak onun “kahrolası bir salak” olduğunu ilan ettiğimi hatırlıyorum. Aynı tepkiyi veren kimseyi suçlamıyorum: Küçük bir kızın erkek kardeşinin penisini gördüğü zaman derhal kendi aşağılığını fark ederek ona imrenmeye başladığını iddia etmenin korkunç sarsıcı bir yanı var.

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri

Kadın tamamsızdır — Jacques Lacan

Erkek, imleyenden başka bir şey değildir. Kadın, erkeği imleyen olarak arar. Erkek ise kadını –burası size tuhaf gelecek– sadece söylem aracılığıyla konumlanan şey olarak arar; çünkü iddiam doğruysa, yani kadın tamamsızsa, kadında söylemden kaçan bir şey vardır her zaman.

Jacques Lacan, Yine/Hâlâ

Not: Paragrafı Murat Erşen’in Metis çevirisinden (sf. 41) alıp kısmen değiştirdim (“bir” tanımlıklarını attım, “imleyen” ve “tamamsız”ı ekledim).

Pas-tout için “tamamsız” çevirisini öneriyorum. İngilizce’de not-all ya da not-whole deniyor. All bir kümenin tamamıdır, whole ise bir şeyin tamamıdır. O yüzden “tamamsız” sözü pas-tout’yu karşılıyor. Žižek ve Zupančič’in söz ettiği ontolojik tamamsızlığı da belirtiyor. Ayrıca eyvallahsız olmak, kimseye eyvallahı olmamak çağrışımı da çok iyi bence.

Işık Barış Fidaner

17 Yorum

Filed under Çeviri