Hepimiz Gogol’un Palto’sundan çıktık.
Rus edebiyatçı Gogol’un Palto eserini öven bu söz hep Dostoyevski’ye atfedilmiştir. Böylece üşümesin diye ünlü bir yazara daha ünlü bir yazarın kaliteli kumaşı giydirilmiştir.
Oysa bugün Google’a sorarsanız yaygın kabul görmüş bu verinin asılsız olduğunu ve bu sözü eden kişinin aslında Eugène-Melchior de Vogüé adında bir Fransız diplomat olduğunu öğrenirsiniz. Bu kişinin ne adını telaffuz edebiliriz ne de hakkında bir şey biliriz. Böylece bugüne dek tutunduğumuz veri ölür (geçerliğini yitirir) ve Gogol soğukta kalır.
Gogol’un Ölü Canlar (1842) romanı kölelerin hayaletvari statüsü ile ilgiliydi: Rusya’da feodal ağaların sahip olduğu ve kullandığı köleler öldüğü zaman bazen envanter kaydından silinmiyordu. Bu “ölü canlar” feodal ağaya vergi yükü getirmekten başka bir işe yaramıyordu. Romanın baş kahramanı Çiçikov bu “ölü canları” satın alıp kendi envanterinde biriktiren tuhaf bir sermayedardı.
Yukarıda örnek verdiğimiz asılsız veri gibi “öldüğünün farkına varamayan” ve geçerliğini yitirmesi an meselesi olan her veri bir anlamda “ölü can”dır. Ama Google’a soru sormak sadece asılsız verileri öldürmekle kalmaz, simgesel dünyamızın dayandığı bütün verileri tehdit eder, çünkü hayallerle yüklenmemiş hiçbir simge yoktur; hayal bileşeni simgeyi hem dolgular hem de asılsız kılar. Hayallerin bozundurduğu “ölü canların” en başında da Ego gelir, yani her bir kimsenin kendisine dair tutunduğu olumlu ama asılsız hayaller gelir. Üşümemek için sarınılan hayal kumaşından yapılmış Palto budur.
Piyasadaki en büyük balıkları bile yutuveren Google gibi dijital titanlar envanterlerinde milyarlarca insanın üretmekte olduğu verileri (ölü canları) biriktirmekle Çiçikov’un geleneğini sürdürmüyorlar mı? Platform sahipleri “hizmet verdikleri” kullanıcıları sundukları veriler üzerinden köleleştiren Sanal Ağalar değil mi?
İşin kötüsü kullanıcı konumundakiler de tepelerine tünemiş Sanal Ağalara özenerek yönettikleri minik alanlarda platform sahipçiliği oynuyorlar [1]. Biraz takipçi toplayan biri hemen platformlaşıyor: Ego inşasına destek olanlara “platform açıyor”, Ego inşasına köstek olanlara ise ya çelme takıyor ya da tekme atıyor.
Aslında bu durum pek öyle esrarengiz sayılmaz. Bunca yıl bunca insan yukarıdaki sözü Dostoyevski’ye atfetmiş ve bu asılsız veri etrafında onca hayal kurmuşken neden günümüzde birdenbire ilişkilerde hakikat esas alınsın ki? Ego inşalarını ve hayalleri beslemeyen hakikatleri kim ne yapsın?
Belki de şöyle demeliyiz: Gogol’un Palto’sundan çıktık ama Google’ın Palo Alto’sundan bir türlü çıkamadık.
Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner
Notlar:
[1] Bkz Sanal Ağa (özel sayı)






























Geri bildirim: Mürekkepbalığı — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Bilgi ve Bilebilgi: Bilen Bilemez Ancak Bilmeyen Bilebilir — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Ağa botunun üstüne bot olur mu la! Bana robot deyip durma, Satarken siborg mu olduk? — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Quark’ın Finnegans Wake ile ne ilgisi var? — Merriam-Webster | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Sinem Atik — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Sine Mat — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Ölü Çanlar: Çandan Bildirime, Periden Pireye, Pir’den Platforma | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER