“Sanal ağanın intihal hakkı” nedir? — Işık Barış Fidaner

Sanal Ağa iki sloganla tanımlanabilir:

1) “Ben böyle uygun gördüm.” [1]
2) “Akıllı adamı severim ama benden akıllısını sevmem.”

Bu ikisi Sanal Ağanın dikişi ve feyzidir. Bunları tek tek ele alalım:

“Ben böyle uygun gördüm” veya Dünyayı Kendine Dikişlemek

Bu slogan Sanal Ağanın süturudur yani dünyayı kendine dikişlediği noktadır [2]. Dikişin yönüne dikkat ediniz: Sanal Ağa kendini dünyaya dikişleyemez, ancak dünyayı kendine dikişleyebilir; çünkü o dünyanın biricik olduğunu algılayamaz, ona göre biricik olan yalnızca kendisidir, dünya olsa olsa onu çevresini saran rastgele bir arkaplan olabilir. Dünyayı kendine dikişlemek, Ego inşasıdır, Fallus’un dikilişidir [3]. Sanal Ağa dünyayı “bakir toprak” gibi görür, orası hakim olunacak dişil bir “boş yer”dir. Kendisiyse erildir çünkü Ego inşasının tutunduğu kol, kaldıraç, manivela veya sap, fallustur.

“Akıllı adamı severim ama benden akıllısını sevmem”
veya Tevazu-Gurur Feyzi

Bu ünlü özdeyişte “akıllı adam” ifadesi cinsiyetlidir çünkü Sanal Ağa “akıllı adamı” sapından (fallus) tutup kendi Ego inşasına monte edebildiği ölçüde sever. Çevresindekilere “Akıllı ol!” diyen Sanal Ağa iki mesaj vermektedir:

1) “Ego inşamın bir uzantısı olmaya (ağacımda bir dal olmaya) razı ol, daha fazlasını (kök salmayı) bekleme!”
2) “Beni süsleyen bir aksesuar olarak güzel ve akıllı görünmeme (tamlık ve tamamlık taslamama) katkı yapmayı kabul et!” [4]

Bu iki mesajın amacına ulaşma koşulları tevazu ve gururdur:

1) Birinci mesaj alıcıda tevazu uyandırmalıdır: “Onun yanında ben kimim ki kök salayım!”
2) İkinci mesaj alıcıyı gururlandırmalıdır: “Onun yanında olmak ne kadar gurur verici!”

Tevazuda “kim” gururda “ne kadar” sorularının cevaplanmış intibası yaratarak havada bırakılması önemlidir. Burada asıl sorun yanındalıktır: “Dikilen bir Fallus’un yanında olmak” utanç verici, ayıpçıl bir durumdur. Tevazu ve gurur ise bu birincil utancı bastırmak için otomatik olarak devreye giren ikincil nezaket (veya “ayıp örtme”) mekanizmalarıdır. Soruların havada kalmasının nedeni budur. Bu mekanizmaya dayanarak Sanal Ağanın çevresinde uyandırdığı tevazu-gurur bileşimi onun feyzini yani südurunu oluşturur. Şimdi gelelim asıl konuya.

“Sanal ağanın intihal hakkı” nedir?

Her eser yayınlanmadan önce kimi değişiklikler geçirir, bunları sayalım:

1) Düzenleme: Eserde yazardan veya çevirmenden rıza alarak değişiklik yapmak düzenlemedir. Editörün kendi başına kullanabileceği yetki bundan ibarettir.

2) Meşru ihlal: Eserde rıza almadan değişiklik yapmak veya sanal olarak “hata düzeltmek” (hata sandığı bir şeyi düzelttiğini sanmak) bazen meşru bir ihlal sayılabilir. Editör bazen temsil ettiği Yayıncı adına böyle bir yetki kullanabilir. İhlalin meşru sayılan gerekçesi simgesel dünyanın gerçekleridir (“Bunun kuralı bu”, “Bu işler böyle” vb.) ama aslında dünya ve gerçeklik Editör ile Yayıncı arasındaki mesafeden ibarettir [5].

3) Gayrimeşru ihlal: Yazarın imzasını silerek eserden alıntı yapmak veya yazara atıf yapmadan eserdeki fikirleri kullanmak gayrimeşru ihlaldir ve intihaldir. Yayıncı-Editör arasındaki mesafe çökerse simgesel dünya çöker. Editör ile Yayıncının aynı kişi olması veya “evlenmesi” (Editörün tamamen Yayıncı kontrolüne girmesi) simgesel dünyayı yıkabilecek kadar büyük bir risktir. Simgesel dünya çöktüğü zaman dikişleme tersine döner ve Ego inşa eden Sanal Ağanın insafına (veya “merhametine”) kalırsınız.

Ortaçağa ait ilkel bir uygulama sayılan “ilk gece hakkı”, feodal ağanın düğün gecesi gelinle birlikte olmasının meşru sayılmasıdır. İnsan toplumlarında rastlanan en ilkel “dikişleme / dikiliş” yolunun “bakirelik / bozmak” olduğu düşünülürse, yukarıda tarif edilen gayrimeşru ihlalin de bu modele uygun olduğu görülür: “İlk gece hakkı”nın modern karşılığı “Sanal ağanın intihal hakkı”dır [6].

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Fırsatçı Medya Ekolojisinde Emsal Vaka: “Ben böyle uygun gördüm””

[2] Bkz Sütur-Südur (derleme)

[3] Bkz “Dikiliş (Doğruluk Endişesi) ve Öz-dikişleme (Sahilik Kaygısı): Evrimsel Seçilim”

[4] Bkz “İmgesel Yabancılaşma (Tamlık Taslama) ile Simgesel Yabancılaşma (Tamamlık Taslama)”

[5] Örnek: Terrabayt’a gönderdiğim bir Žižek çevirisinde Big Brother’a “Ağbi” demiştim. Editör-Yayıncı bana sormadan bunu “Büyük Birader” şeklinde sanal olarak “düzeltti”. Çünkü “bu işler böyledir.” Bu çeviri tercihi konusunda bkz “En Distopik Romanımız Böyle Olsun!”

[6] “Sanal ağanın intihal hakkı” uygulamasının Terrabayt çatısı altında yaşanan örneği için bkz “Yuva Adam Vakası: ‘Yuva’ Adına Semptomu İptal Etme Girişimi”, “En küçük intihal en hayırsız mutabakata zemin hazırlar”

2 Yorum

Filed under Şey

2 responses to ““Sanal ağanın intihal hakkı” nedir? — Işık Barış Fidaner”

  1. Geri bildirim: Sanal Ağa — özel sayı | YERSİZ ŞEYLER

  2. Geri bildirim: Doğurultu — derleme | YERSİZ ŞEYLER