Hak savaşında boynumuz kıldan incedir. Sol değerlerle bize bir bakış, bir söz utanmamız için yeterlidir. Ama bunu yapamıyorsanız size bir sözümüz var. İktidar savaşına dönüşmüş bu çıkar savaşında lütfen kurumumuzu kirletmeyin.
(“Dayanışma” adına gönüllü ve sözleşmesiz olarak çevrilmiş bir kitapta çevirmenin sonradan meslek birliği yoluyla hak iddia etmesi üzerine Otonom Yayıncılık adına Çevirmenler Birliği’ne gönderilen deklarasyondan)
Lacan’da çok önemli bir kavram olan “nazar” (gaze, regard, bakış) gerçekliğin ufkunu çizen gerçektir [1]. George Orwell’in 1984 eseriyle birlikte bu nazarın kişiliksiz olmadığı, hayali bir Ağbi’ye ait olduğu anlaşılır, zira “Big Brother” Ağbi demektir. Fakat “Ağbi!” hitabında cisimleşen olumlu nazar (Ben İdeali) Türkiye’deki bütün toplumsal bağların mütemmim cüzü olduğundan, Ağbilik “kurumunu kirletmemek” için, Orwell’in anlattığı kötücül nazara (Üstben) Türkçe çeviride “Büyük Birader” adı verilmiştir, o zamanki Ağbiler böyle uygun görmüşlerdir [2]. Asıl mesele elbette Ben İdeali (Ağbi) ile Üstben’in (Büyük Birader) aynı nazarın iki yüzünü oluşturmasıdır.
“Ağbinin gözü üstünde!” iki paralel mesaj verir:
1) Ahlaklı ol!
2) Suçlusun!
Ağbinin nazarına yakalanan kişi ilk önce suçluluk hissine kapılır. Sonra bu durumdan çıkmak için “ahlakın gereğini yapmayı” kabul eder. Bu pazarlık, bir zanlının alacağı cezayı azaltmak için polisle işbirliği yapmasına benzer.
Ama “ahlakın gerekleri” epey muğlak bir konudur: Ağbiye hoş görünmek, onu memnun etmek diye başlar, onu üzmemek, onun ayıplarını örtmek diye devam eder, onun dediklerini yapmak, ona gönüllü olarak hizmet etmek diye nihayete erer.
Gerçi Ağbiye gönüllü hizmet etmenin daha ötesi de var: Squid Game‘in en başında kahramanı oyuna hazırlayan prova, Ağbiden dayak yiyerek para kazanmaktı. Hoş görünmek ve ayıp örtmekle başlayan ahlakçı zincirin son durağı olan sapkınlaşma aslında zincirin tamamına sirayet etmiştir. Zaten 1984‘te anlatılan da buydu.
Ağbinin nazarı sağ-sol ayırmaz. Bir Türk yetkilinin yaptığı açıklamayı hatırlayalım: “Batı bizden ekonomik olarak güçlü, doğru. Ama ahlak olarak güçlü değiller.” Ancak toplum ekonomik ilişkilerden soyutlandıktan sonra “ahlaklı olmak”tan söz edilebilir. Çünkü toplumu bir arada tutan somut simgesel yapı ekonomiktir, “ahlaklı olmak” ise Ağbinin (Başkanın, Patronun, Ustabaşının, Sanal Ağanın, Hayali Babanın, vb.) nazarını tatmin eden hayallerden oluşur [3].
Devrim Ağbinin Devrimci Nazarı da bunun pek uzağına düşmez, aynı mesajı daha incelikli bir dille verir: “bu mesele etik-politik bir meseledir, ticari bir mesele değildir.” (deklarasyondan)
Yani diyor ki: “Simgesel alışverişlerimizden soyutlamak suretiyle özenle fanusta koruyup sakladığımız hayali Ağbilik müessesemiz çökerse toplum namına elimizde ne kalır ey dostlar? Yayıncı Ağbiler karşısında Çevirmen bireylerin haklarını savunmaya kalkışırken bunu hiç düşünmediniz mi sayın/sevgili meslek birliği?”
Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner
Notlar:
[1] Bkz “Nazar ile karşılaşma” Todd McGowan; ayrıca bkz nazar.
[2] Bkz “En Distopik Romanımız Böyle Olsun!”; “İdeal Ben, Ben İdeali, Üstben, Arzu Yasası” Slavoj Žižek; “Hayali baba üzerine” Jacques Lacan
[3] Bkz Sanal Ağa (özel sayı)
































Geri bildirim: Doğurultu — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: İptal Kültürü: Sesli İptal (Eritme) ve Sessiz İptal (Buharlaştırma) — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Sinem Atik — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Ağbinin Gözü Üstünde — ChatGPT, Suno | YERSİZ ŞEYLER