Burada iddiamız özneyi insandan ayıran ayırıyı/çatlağı vurgulamak ve antihüman özneyi öne sürmektir: ‘Boş’ Kartezyen özne ($) gerçel (actual) hayatın doluluğundan yapılmış bir soyutlama değildir, sonradan ‘insani’ dolgu (‘kişi zenginliği’) ile doldurulan ilksel boş biçimdir. Bu ‘boş’ özne bir defonun karşısına konamaz, kendisi bir defodur, ‘insani’ içeriğin hepsini eksilttikten sonra geride kalandır.
Özne bir defo olarak evrenseldir: Özne-konumlarından oluşan her yapıda evrenselliği cisimleştiren ‘parça olmayan parça’dır, yapıda uygun bir yeri olmayan öğedir, ilelebet çığrından çıkmış öğedir.
Buna göre iki karşıt evrensellik biçimi vardır:
1) Model alınan normatif evrensellik, ideolojik evrenselliğin tam gerçel varoluşa kavuştuğu tikel biçimdir. Örnek: Hümanizmin modeli ‘tam anlamıyla insan’ Batılı beyaz erkek.
2) Yapının defosunda cisimleşen evrensellik: Bir özne tam da bütün tikel toplumsal konumlardan dışlandığı ölçüde evrenseldir, öyle ki geride kalan sadece evrenselliğin boş biçimidir.
Özne (saf olumsuzluğun boşluğu) ile kişi (duygusal vb. ‘patolojik’ içeriğin tikel zenginliği) arasındaki bölünmeyi ilk tanımlayan Kant bu yüzden ilk felsefi antihümanistti. Hümanizm modern öncesidir, Kartezyen öncesidir, insanı yaratımın zirvesi olmaya indirger, onu yaratımın dışında duran bir özne oluşuyla kavrayamaz…
Özne parantez içindeki boş bir yer gibidir, bu boşluk özne için teşkil edicidir, öncüldür, bir soyutlama veya yabancılaşma sürecinin sonucu değildir: Üstü çizili/boş özne, hayat dünyasına iyice gömülmüş ‘somut’ birey veya kişiden soyutlanmış değildir, bütün tözlü içeriklerden soyutlanma/geri çekilme onu teşkil eder. ‘Bir kişinin doluluğu’na, ‘iç zenginliği’ne Lacan düşlemsel ‘ben dolgusu’ demişti, bunlar özne ‘olan’ boşluğu dolduran hayali oluşumlardır. Lacan’ın a nesnesi dediği öğe burada belirir: a nesnesi, bir eksikliğin yerine geçer, boş öznenin nesnesel eşidir, onun kaygı sebebidir.
Slavoj Žižek 2016 İhtilaflar (Disparities)
Türkçesi: Işık Barış Fidaner
Not: De Ki İşte (1990) kitabında Oruç Aruoba şöyle demiş: “Ölümü bilmeyen insan, yaşamaz – yaşamıyordur : kişi değildir.” Buna ekleme yapılabilir: Kimse ölümü bilemez. Bilirmiş gibi yapanlar (“Ben kişiyim sen değilsin” diyenler) tamlık-tamamlık taslıyordur. Kişi yoktur, özne vardır.






























Geri bildirim: Çaylak — çeviri derlemesi | YERSİZ ŞEYLER