Adlandırılmak yasın berigölgesidir — Jacques Derrida

(Derrida karşısına çıktığı bir kedinin dilden yoksun oluşundan söz ediyor:)

Bu yoksunluğun, bu yoksulluğun, bu eksikliğin hissiyatı doğanın büyük acısı olsa gerek. Bu acıyı çıkarma umuduyla, bu azaptan kurtarma umuduyla, insanlar doğada yaşar ve konuşurlar – onlar sadece şairler değil insanların genelidir, Benjamin bu konuda nettir. İşin daha ilginç yanı, varsayılan bu üzgünlük sadece konuşamama ve dilsizlikten türemez, sersem veya afazili bir söz yoksunluğundan türemez. Varsayılan bu hüzün eğer bir de yakınmaya yol açıyorsa, doğa eğer yakınıyorsa, otların hışırtısında bile, belki bunun nedeni terimlerin ters dönme gereğidir. Benjamin de bunu önerir. Doğanın özünde bir ters dönme olmalıdır. Bu ters dönme hipotezine göre, doğanın (ve hayvanlığın da) üzgün olma nedeni dilsiz olması değildir. Aksine, doğanın hüznü veya yası onu dilsiz ve afazili kılar, onu sözsüz bırakır. Onu bunca zamandır üzmüş olan ve sonuçta bu yaslıyı sözden yoksun bırakan şey, sözleri yasaklayan şey, dilsizlik ve güçsüzlük deneyimi değildir, asla adlandıramama değildir; o öncelikle adını alma, adlandırılma olgusudur. Afallatıcı bir sezgidir bu. Benjamin’e göre, adlandıran kişi tanrılara eş, mutlu ve kutlu olduğu halde, adlandırılmak veya kendi adını aldığını görmek hüzün basması gibidir, hüznün ta kendisiyle dolmak gibidir (hüznün kaynağı böylece her zaman edilgence adlandırılmak olacaktır, kendi adına sahip çıkmanın imkansızlığı olacaktır) veya en azından hüznün müphem bir berigölgesiyle dolmak gibidir. Aslında buna yasın berigölgesi denmeli. Yasın berigölgesidir çünkü bana göre her adlandırma işleminde gelecek bir ölüm duyurulur, bir hayalet sağ kalacaktır: Adın ömrü, adı taşıyan kişinin ömründen uzun olacaktır. Adı alan kişi ölümlü veya ölüyor olduğunu hisseder, tam da bu ad onu kurtarmaya kalkıştığı için, onu çağırmaya ve sağ kaldığından emin olmaya kalkıştığı için. Çağrılmak, adlandırıldığını işitmek, ilk kez bir ad almak, ölümlü olduğunu bilmek ve hatta ölüyor olduğunu hissetmek gibidir. Ölüm vaadi almakla şimdiden ölmüş olmak: Ölüyor olmak.

Jacques Derrida (2002) Öyleyse Olduğum Hayvan

Türkçesi: Işık Barış Fidaner (İngilizcesi)

Bkz Berigölgeleme (foreshadowing), “Tikelsiz Tekil: Tekir”

hüzüntü, hüzgün

10 Yorum

Filed under Çeviri