Sevgi Talep İçinde Talep Edilir — Işık Barış Fidaner

İnsanın dünyadan olumlu/olumsuz çeşitli beklentileri olabilir. Hayal kurabilen birinde bunlar arasında sevgi beklentisinin öncelik kazanacağı sır değildir. Sevgi beklentisi ilk başta hayalidir, yani simgelenmemiştir, talepleşmemiştir, dile dökülmemiş, söze tercüme edilmemiştir.

Talepleşmemiş beklentinin karşılıksız kalıp boşa düşmesinin dışavurumu olsa olsa hayal kırıklığı olabilir. Böyle bir beklenti kamusal alanda meşruiyet iddia edemediği için özel/hususi alanların izafi emniyetine sığınmak zorundadır. Bu tavrın özü nostaljidir çünkü insanı hayal kırıklıklarından koruduğu farz edilen bir Yuva/Cennet hayal eder ve bu öte yere veya yok yere özlem duyar. Fakat talepsizce beklenen sevgi bir anlamda yoğun bakımdadır çünkü hayallerin yaşam destek ünitesi ile canlı tutulmaktadır.

Gerçi sevgi beklentisini simgelemekten kaçınmanın iyi bir nedeni vardır: Sevgi dolaysızca talep edilemez çünkü (1) her talep şu veya bu ihtiyacı giderme talebidir ve (2) sevgi ihtiyaca indirgenemez. Dolayısıyla:
1) Sevgi eğer herhangi bir ihtiyaç gibi dolaysızca muhataptan talep edilirse, sevgi olma vasfını yitirerek mecburiyete dönüşür ve klasik süperegoyu/üstbeni besler.
2) Aksine sevgi eğer muhataptan talepsizce beklenirse, bu sefer hayal kırıklığı sigortası başvurusu yapılmış olur, bu yaklaşım da sevginin tam ters kutbuna yerleşen daha beter bir mecburiyeti gündeme getirerek postmodern hiperegoyu besler [1].
Mecburiyet altına girip kendini kullandırmaktan zevk alan kişiler elbette olabilir ve vardır [2]. Fakat böyle bir keyfiyetin en azından bir miktar sapkınlık barındırdığı inkar edilemez çünkü orada sevgiye ve arzuya yer yoktur:

Sadece sevgi keyfiyeti arzuya tenezzül ettirebilir (Jacques Lacan, Seminer 10)

Keyfiyeti arzuya tenezzül ettirmenin yolu sevgi beklentisini simgelemektir, talepleştirmektir. Peki bu nasıl yapılır?

Her talep –gündeme taşıdığı ihtiyaç ne olursa olsun– duyulmak ve muhatap alınmak ister: Her talep –özgül konusundan bağımsız olarak– evrensel bir sevgi talebini içinde barındırır: Sevgi talebi ancak “talep içinde talep” dolayımıyla iletilebilir.

Talebin içeriği ihtiyaç giderme niyetidir ama talebi biçimlendiren asıl öğe sevgi talebidir. İhtiyaç ve sevgi birbirlerini dolayımlayarak “biçimin içeriği” ve “içeriğin biçimi” kılıklarına girerler. İkisi hem iç içe hem dış dışadır ama birbirlerine karışmazlar, su ve yağ gibi ayrık dururlar. İkisinin birlikteliği öznenin arzusunu oluşturur [3].

Hiçbir sevgi talebi içermeyen çıplak bir ihtiyaç giderme talebi olabilseydi herhalde bir bilgisayar çıktısına benzerdi. İnsanlarda böyle bir şey imkansızdır, performans/verim/üretkenlik adına ne kadar uğraşsalar da insanlar bilgisayarları en fazla taklit edebilirler, onlarla özdeş olamazlar.

İnsani bir talepten ne sevgi ne de ihtiyaç unsuru tasfiye edilebilir: Sevgiden ayıklanmış en yalın ihtiyaç giderme talebi, çırılçıplak sevgi talebine dönüşüverir: Bir askere sabahtan akşama kadar bir çukuru doldurup boşaltmasını emreden bir komutanın o askerin korkuyla karışık takdirine muhtaç olduğunun bu anlamsız görevden daha aleni bir ilanı olamaz.

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Aklın Dolandırıcılığı Hiperegoyu Ortaya Çıkardı”

[2] Bkz “Emek-gücünün Sapkın Çekirdeği: Kendini Kullandırmak”

[3] Bkz “Dünya Talebi ve Dünyadan Talep”, “Muhtaçlaşma ve Arzu: Politik Muhalefet ve Siyasi Muhalefet”

— I love you
— I’ll owe you

6 Yorum

Filed under Şey