Sigmund Freud’un ünlü sözünü hatırlayalım:
Das Ich ist nicht Herr im eigenen Haus.
Ego kendi evinde ağa değildir.
(Psikanaliz Yolunda Bir Zorluk, 1917)
Bu durum iki sorun yaratır [1]:
1) Ego barındığı evi Yuva edinemez.
2) Ego en fazla Sanal Ağa olabilir.
Birinci mesele şuraya bağlanır: Ego’nun barındığı ev Yuva değil semptomdur; yani uzamsal bir mekan değil, bileşimsel bir bağlamdır [2]: Ego “boş” (“boş bulduğu” veya “boşalttığı”) bir yere yerleşemez (aslında boş mekan yoktur, boş sayfa yoktur, yepyeni bir şey yoktur, her yenileme bir yinelemedir, her öğrenme bir hatırlamadır); onun asıl barındığı yer, bulunduğu mekanları temiz tutma veya güzelleştirme veya doldurma veya anlamlandırma gibi dürtülerden oluşan öznel bir bağlamdır. Yani Ego yerleşemez, ancak yerlenebilir; çünkü onun asıl derdi şu veya bu varlığa sahip çıkmak değil, sahip çıkma eyleminin kendisine sahip çıkmaktır [3]. Ego bu yüzden semptomuna uyduğu için benimsediği bir varlığı semptomuyla ters düştüğü anda kolayca terk edebilir. Dolayısıyla kendinden ayırdığı varlıkları da yerleştiremez ve eleştiremez, çünkü eleştirebildiği tek şey yerleşmedir: Yerleş eleştir: “Yer leştir!” Bu da bizi ikinci konuya getiriyor:
Ego kendi semptomunda barındığına göre, “ben şunu istiyorum” veya “bunu istemiyorum” veya “şunu seçtim” veya “bunu uygun gördüm” veya “bunu beğenmedim” veya “şu hoşuma gitti” dediği zaman özgürce kararlar verdiği görüntüsüne kimse aldanmamalıdır. Ego’nun yaptığı hiçbir tercih özgürce değildir. Ego en fazla Sanal Ağa olabilir. Ego’nun gururu ve mağrurluğu sahtedir çünkü ondan büyük Süperego vardır.
Süperego Ego’ya “Yapamazsın! Dur! Çok ileri gittin!” diyen büyüğüdür. Ama bu olumsuz ve küçültücü (ve eril) mesajda bir başka olumlu ve kışkırtıcı (ve dişil) mesaj yankılanır: “Yap da görelim! Aş! Geç! Aç! Ser!” Bu ikincisi Hiperego’dur [4]. Ego bazen Sanal Ağa olduğunu kendine itiraf edebilir; Gerçek Ağa ise Ego’nun bu “özeleştiri” anlarında zannettiği gibi Süperego değil, Hiperego’dur: Özeleştiri özelleştirir.
Hiperego Ego’nun sermaye biriktirmesini ister, Adam Smith’in bahsettiği ünlü “gizli el” belki de Hiperego’dur: “Katkı yap, büyüt, ilerlet, geliştir, ekle, çoğalt, arttır, vb.” Birikmesi istenen sermaye para veya mülk de olabilir, kültürlü olmak veya akademik kariyer de olabilir, hayatı dolu dolu yaşamak veya dünyayı dolaşıp anılar biriktirmek de olabilir. İçerik ne olursa olsun altta yatan dürtü değişmez. Hiperego’nun aynılaştırıcı etkisi Ego’yu robotlaştırır.
Tabi Ego’nun kendisi sanal olduğu için Hiperego’nun emrinde biriktirdiği içerikler de sanallığın ötesine geçemez [5]. Sosyal medya, sürekli başkalarına Süperegoluk taslamaya çalıştığı halde Hiperego’nun emrine girerek robotlaştığını belli eden (kendini ifşa eden) Ego’larla doludur.
Sanal/gerçek ayrımı itişme/çekişme ayrımında kendini belli eder: Farklı “değerler” adına hareket eden Ego’ların birbirine Süperegoluk taslayarak itişmesi yanıltıcı bir görüntüdür; gerçekte olup bitense Hiperego’lar arasında hasetli-rekabetçi bir çekişmeden ibarettir. Ego’yu robotlaştıran Hiperego’yu etkisiz kılmak için iki adım izlenmelidir:
1) Sanal itişmenin ardındaki gerçek çekişmeye dikkat çekilmelidir: “Hayır faydacı/ahlaklı değilsin, hasetlisin!”
2) Açığa çıkan haseti şükrana dönüştürerek çekişmeye son verilmelidir: “Şükran duymak yeniden havalı olsun!” [6]
Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner
Notlar:
[1] Bkz Yuva vs. Semptom (özel sayı); Sanal Ağa (özel sayı)
[2] Bkz “Ev Semptomdur”, “Uzamsal ile Bileşimsel”
[3] Bkz “Yerli, Yersiz, Yerlenme”, “Duvar Kapı Duvar: Sanal Ağanın Çökmesi ve ‘Sahip Çıkmak'”
[4] Bkz “Babanın Adı, Babanın Hayrı: Nam-ı Pir, Nah-ı Pir”, “Aklın Dolandırıcılığı Hiperegoyu Ortaya Çıkardı”
[5] Bkz “İçerikleri İçeren Bilirbilmezlik Balonu: Yazılama ve Yazıklanma”, “Küçük Prens’in Fanustaki Gülü, Sanal Ağa’nın Terraryum’u, Zuckerberg’in Meta’sı”
[6] Bkz “Şükran Duymak Yeniden Havalı Olsun”
özel leş diri mi?
özeleştiri ver, elin değmişken de özelleştiriver…






























Geri bildirim: Kendinibütün — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Ben Sanal Ağanızım ~ Barbaros Hayrettin | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Sanal Ağa — özel sayı | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Hiperego: Yenilemeyen yineleme boştur, yinelemeyen yenileme kördür — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Dürtüsel Ettirgenlik (se faire) — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Bilimciler: Hakikate Dirençli Yeni İnsan Soyu Arz İçin Tehlike Arz Ediyor — Andy Borowitz | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Parousia ve Parrhesia: İnkar ve İkrar — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Ben bu halka herşeyi öğrettim ama yumuşaklığı öğretemedim — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Bu halka herşeyi öğrettim ama yumuşaklığı öğretemedim — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER