Kalıplaşmış ebeveyn/öğretmen sözünü hatırlayalım:
O camdan atlasa sen de mi atlayacaksın?
Türkiye’nin mevcut bunalımında bu sözün ilk çağrışımı belki de intiharların medya yoluyla çoğalmasını önleme çabalarıdır [1]. Oysa aynı söze uzak mesafeden kısık gözlerle bakılırsa bir başka anlam daha belirecektir:
— Cam penceredir, ekrandır; önce Windows’dur (bilgisayar), sonra sosyal medyadaki zaman akışıdır (telefon).
— Camdan atlamak, dünyanın bütün ekranlarında akmakta olan internetin sanal/görcül manzarasında kendi yerini almaktır.
— Birileri camdan atladı diye diğer herkesin camdan atlaması, 2000’li yıllarda sosyal medyanın büyük kitlelerle dolmasıdır.
— 2010’ların “Arap Baharı” günlerinde politik-solcu bir görüntü veren sosyal medya, sonraki yıllarda (politik yenilgiler ve trol sektörünün de etkisiyle) kendi kendisini rezil ederken Mark Zuckerberg ve Donald Trump gibileri kendine vezir eden günümüzdeki haline ulaşmıştır [2].
— Rezillerin vezirleri ile kastedilen sıfatlar şunlardır [3]:
1) Sanal Ağa özentisi: Sağa sola akıl verip beğenmediği tarafları blokladığı zaman adalet timsali olduğunu zanneden kişidir.
2) Sanal Ağa: Belli bir grup veya sayfayı elinde tutup küçük bir izlerkitleyi eğlendirerek varlık göstermeye çalışan kişidir.
3) Sanal Başağa: Platform sahibidir, altındaki bütün ağalar birbirini iptal eder ve yalnızca o ayakta kalır (örnek: Zuckerberg).
4) Reziller Ağası: İnkârı kâra çevirerek toplumsal kuralları kırdırma yoluyla iktidar kuran birisidir (örnek: Trump).
Yakın tarihte hepimizin sürüler halinde “camdan atlamasıyla” birlikte politik alanın bozunduğu ve ufalandığı gerçeği akılda tutulursa, günümüzde ülkenin düştüğü derin bunalıma rağmen ağır sıkıntılar çektiğini dile getiren gençlere neden hâlâ ısrarla “Çıkar telefonunu!” dendiği daha iyi anlaşılacaktır: Bunu diyenler “Biz sizin gibi camdan atlamadık!” demiş olurlar.
Oysa belki de aramızdaki tek fark atladığımız camların desenidir. Nüfusun bir bölümü düz camdan atlamışsa, bir kısmı buzlu camdan atladıysa, geri kalanı da resimli vitraylardan atlamış olsun, sonuçta hepimiz ister istemez internetin sanal/görcül manzarasında yerimizi alırız ve oradaki rezilleşme güdüsünü onarma göreviyle karşılaşırız.
Sanal rezilleşmenin temel bileşeni zincirleme haset tepkileşimi olduğuna göre çözüm yolu da şükran duymayı yeniden havalı kılmaktır [4].
Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner
Notlar:
[1] Bkz “Ekonomik-medyatik dolaşımda intiharın yeri ve tebrik etmenin anlamı üzerine”
[2] Bkz “Fırsatçı Medya Ekolojisi Hukukun Yerini Almıştır”, “Fırsatçı Medya Ekolojisinde Anonim Kalabalık Fetişi”
[3] Bkz Sanal Ağa (özel sayı)
[4] Bkz “Etkileşim Borcu ve Tepkileşim”, “Efesli Artemis: Mamilla Hasetine Kapılarak Sanal Ağa’nın Veri Memesi Olmak”, “Şükran Duymak Yeniden Havalı Olsun”
serencam (prompter)






























Geri bildirim: Yapıçarpım — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Güllü Koz ~ Aykut-Hakan-Ayşe | YERSİZ ŞEYLER