Tag Archives: Yapıçarpım

Yapıçarpım — derleme

UntitledYazılar tek tek linklerden ya da kitabın etiket sayfasından (Yapıçarpım) okunabilir.

Işık Barış Fidaner

İçindekiler

— Sanalı Gerçek Kılan Ebe: Motorları Maviliklere Sürmek

— Semiyo-tik ve kendini-kapsayarak-aşan dışarım nakaratı

— Yukarıdaki Göklere Bakmayın, Aşağıdaki Semptoma Bakın

— Lacancı yapıçarpım ve geri çekilme arzusu

— Deli kuyuya bir taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış

— Sosyal medya ve “Çıkar telefonunu!”: O camdan atlasa sen de mi atlayacaksın?

— Mizansen: Sürünüyoruz

Diğer derlemeler

撞 : çarpmak

Yorum bırakın

Filed under Kitap

Yukarıdaki Göklere Bakmayın, Aşağıdaki Semptoma Bakın — Işık Barış Fidaner

🫣🙃😏 Hypocritique 🫣🙃😏

Adam McKay’in harika filminin adı “Yukarı Bakmayın” bilmezlik tutkusunu belirtir. “İnançlarınıza tutunun ve aslında ne olup bittiğine bakmayın” anlamına gelir.

Ama şayet film (sunulduğu gibi) iklim krizi alegorisiyse, o zaman “literatürü açıp bakmayın” da diyor olabilir, zira iklimle ilgili bilgilerin yazılı olduğu yer yıldızlar değil bilimsel literatürdür.

İlk yaklaşımda “cahil insanlar” ile bildiği-varsayılan-bilimcileri karşı karşıya koyma ayartısı hissedilir. Bu versiyonda literatür bir imleyendir (signifier) ve doğru olduğu zaten bilinen bir şeyi duyurmaktadır, bilmezlik tutkusu ise bu doğru bilgiden kaçan korkaklara aittir.

Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Şey

Lacancı yapıçarpım ve geri çekilme arzusu — Işık Barış Fidaner

Lacan’ın yapısalcı olmadığı kabul edilir ama yapısalcıların eserlerinden yararlanmıştır. O postyapısalcı da değildi, Slavoj Žižek En Yüce Histerik kitabında bunu açıkladı.

Lacan’ın bu karşıtlığın iki tarafına da konamamasının ana nedeni, gerçek mefhumu ile simgesel yapıları yadsımasıdır, gerçi bu kısmi bir yadsımadır. Gerçek simgesele çarpar ama onu indiremez. Lacancı yapılar gerçekle çarpılmıştır. O halde gelin Lacan’a yapıçarpımcı (struck-turalist) diyelim. Lacan’ın ürettikleri çarpıcı inşalardır (con-struck-tions) [1]. Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Şey

Sanalı Gerçek Kılan Ebe: Motorları Maviliklere Sürmek — Işık Barış Fidaner

Üç sözle başlayalım [1]:

1) Yolu yürüyen bilmez, açan bilir.
2) Yolu bilen açmaz, yürüyen açar.
3) Yürüyen yolda, yol yürüyendedir. Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Şey

Sosyal medya ve ‘Çıkar telefonunu!’: O camdan atlasa sen de mi atlayacaksın? — Işık Barış Fidaner

Kalıplaşmış ebeveyn/öğretmen sözünü hatırlayalım:

O camdan atlasa sen de mi atlayacaksın?

Türkiye’nin mevcut bunalımında bu sözün ilk çağrışımı belki de intiharların medya yoluyla çoğalmasını önleme çabalarıdır [1]. Oysa aynı söze uzak mesafeden kısık gözlerle bakılırsa bir başka anlam daha belirecektir:

— Cam penceredir, ekrandır; önce Windows’dur (bilgisayar), sonra sosyal medyadaki zaman akışıdır (telefon). Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Şey

Mizansen: Sürünüyoruz — Işık Barış Fidaner

Summer Emerald’ın “Evcil kertenkelemin instagram hesabı” mizansenini yorumlayalım:

— Kertenkele kızın hayatında bazen biraz olumlu gibi olur ama son tahlilde olumsuz etkisi çok daha ağır basar.

Psikanalitik yorumla başlayalım [1]:

— Kertenkelenin olumlu yanı Fallus rolü oynaması ve kızın Fallik Kadın gösterisi yapmasını sağlamasıdır.

— Dopingle performansa zorlama (enjeksiyon) ve ezilen kimlik taslama (farkındalık) kertenkeleye yüklenen çeşitli fallik rollerdir.

— Kertenkelenin olumsuz yanı ise kızın elini kolunu bağlamasıdır, kertenkele yüzünden kız adeta donakalmıştır. Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Şey

Deli kuyuya bir taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış — Işık Barış Fidaner

Gelin ünlü atasözünü bilimsel olarak yorumlayalım:

Deli kuyuya bir taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış.

— Bir taş Almancada ein Stein olduğuna göre kuyuya atılan taş Albert Einstein‘dır.

— Taş kütleli bir cisimdir ve üzerindeki enerji Albert Einstein’ın E=mc2 denkleminde verilir.

— Taşın düştüğü kuyu derin bir boşluk olduğuna göre ya uzayın kendisidir ya da uzayda bir kara deliktir. Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Şey

Semiyo-tik ve kendini-kapsayarak-aşan dışarım nakaratı — Işık Barış Fidaner

untitled (1)

Deleuze’ün Guattari’de bulduğu öğe muhtemelen varoluş nakaratıydı (Kaozmos‘ta geçen bir terim: existential refrain): İmlemez bir tekrardır bu, ya imletimin ötesindedir ya da imletimin öz-sınırlamasıdır. Kurdukları felsefi işbirliğinin tekilliği (singularity) bu varoluş nakaratı ile şarkılaşmıştır (sing).

Hem Deleuze hem de Guattari Hegelci mutlak bilmeye karşıydı, varoluş nakaratını tutkuyla sevmelerinin asıl nedeni de kapsanarak aşılamaması ve aklın diyalektik kavrayışına meydan okumasıydı. Bu imlemez sınır-mahalline semiyotik adını verdiler ve onu bilindik semiyolojiden ayrı tuttular.

Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Şey