Hiperego ve Lacan’ın Üç Evresi — Işık Barış Fidaner

(öncesi: Hiperego ve Kuşak Çatışması)

Hiperego formülünü hatırlayalım:

Yenilemeyen yineleme boştur, yinelemeyen yenileme kördür.

Şimdi bu formül üzerinden Lacan’ın öğretisinin geçirdiği üç evreyi tarif edeceğiz. Slavoj Žižek’in İdeolojinin Yüce Nesnesi‘nde yaptığı tanımları temel alacağız. Birinci evre ile başlayalım:

İlk dönemde arzunun öznelerarası tanınma ortamının söz olduğu vurgulanır, semptomlar beyaz lekeler gibidir, öznenin tarihinde henüz simgeleşmemiş hayali öğelerdir, analiz süreci onları simgeleme sürecidir – onları öznenin simgesel evrenine entegre etme sürecidir: Başta anlamsız olan bu izlere analiz geriye dönük olarak anlam verir. Özne kendi tarihini süreklilik içinde Ötekine anlatabildiği zaman, öznenin arzusu “dolu konuşma” (parole pleine) ile tanınarak entegre edildiği zaman analizin sonuna varılmış olur.

Bu evrede:
1) Analizin amacı boştan doluya (anlamsızdan anlamlıya) geçmektir.
2) Bunun yolu yenilemeyen yinelemeden yenileyen yinelemeye geçmektir.
3) Yani amaç yinelemeyi zemin alarak yenilemeyi başarmaktır.
4) Mecazi ifadeyle, boşa dönen arzu motorunu patinajdan çıkarıp ilerletmektir.

İkinci evrede analizin amacı değişir:

İkinci dönemde simgesel düzenin özneyi ölüleştiren bir etki yaptığı, ona travmatik bir kayıp dayattığı anlaşılır – bu kayıp veya eksikliğin adı elbette simgesel iğdiştir – özne bu temel kaybı kabul etmeye hazır olunca, yani arzusuna erişmek için ödemesi gereken bedel olan simgesel iğdişe rıza göstermeye hazır olunca, analizin sonuna varılır.

Bu evrede:
1) Amaç özneyi ödediği kaçınılmaz bedelle yüzleştirmektir, öznenin gözünü açmaktır.
2) Bunun yolu yinelemeyen yenilemeden yineleyen yenilemeye geçmektir.
3) Yani amaç yenilemelere dalmış özneyi asıl kaynak olan yineleme ile yüzleştirmektir.
4) Mecazi ifadeyle, arzu motorunun benzin harcamadan çalışmadığını göstermektir.

Üçüncü evrede ise daha farklı bir mantıkla karşılaşırız:

Üçüncü dönemde büyük Ötekinin (simgesel düzenin) tam kalbinde travmatik bir öğe bulunur; Lacancı teoride öznenin bu travmatik nüveyle başa çıkmasını sağlayan inşa, düşlemdir. Bu düzeyde analizin sonu “düşlemi katetmek” (la traversée du fantasme) diye tanımlanır. Simgesel yorumlama değildir bu, şu gerçeğin tecrübesidir: Düşlem nesnesinin büyüleyici mevcudiyeti, Ötekindeki eksikliğe veya boşluğa oturan bir dolgudan ibarettir. Düşlemin “ardında” hiçbirşey yoktur; düşlem bu boşluğu, bu “hiçliği” (Ötekinin eksikliğini) örtmeye yarayan bir inşadır.

Bu evrede:
1) Analizin amacı boştan doluya geçiş ile öznenin gözünün açılması arasındaki ilintiyi (düşlem) kavramaktır.
2) Düşlem inşası şudur: Hem boşu dolu yapan şey öznenin görüsüdür hem de öznenin gözünü açan şey boşun dolmasıdır.
3) Bunun yolu yenileme ve yinelemeyi çıkış ve istikamet alarak ikisi arasında mekik dokumaktır.
4) Mecazi ifadeyle, arzu motoruna konan benzin ile gidilen yol arasındaki ilintiyi (düşlem) algılamak amaçlanır.

(sonrası: Hiperego ve Sinema: Eski Kıstas Eski Hamam: Terleme)

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Bkz “Öznelleştirme ve Öznel Yoksunlaşma” Slavoj Žižek

6 Yorum

Filed under Şey