Ahlat Ağacı (2018) filmini yorumlamak için birkaç deyime bakalım:
1) Şu dünyada dikili bir ağacın var mı?
2) Ayının kırk türküsü var, kırkı da ahlat üstüne.
3) Beklemekten ağaç olduk, ağaç ettin bizi.
1 ve 2’yi birleştirirsek şu sonuca varırız: Şu dünyada insanın dikili bir ağacı olacaksa ahlat ağacı gibi popüler bir ağaç olsa iyi olur; muhatapların cinsi (ayı) sıkıntı yaratmaz, yeter ki halk/kamuoyu izlenimi verecek kadar kalabalık olsunlar. Sinan’ın “Ahlat Ağacı” kitabını yazması, onu bastırıp kitapçıya vermesi, imzalayıp annesine vermesi bu mantığın uygulamalarıdır.
1 ve 2 sırasıyla x ve y boyutlarıyla ilgilidir:
1) Dünyaya diktiği ağaç Sinan’ın x ekseni gibi yatay ve dümdüz taşradan kaçış yoludur: “Dar kafalı hoşgörüsüz bezelye taneleri gibi birbirine benzeyen bir sürü insan…”
2) Ahlat gibi (ayılar nezdinde) popüler olma hayali ise Sinan’ın y ekseni gibi dikeyde yükselip beğenilen bir yazar olma tasarısıdır: “Biz yazdık ettik bastırdık falan da, bakalım nasıl bulunacak, beğenilecek mi?”
İkisi birlikte F(x) = y olur. Ama en ve boy (x ve y) ancak iki boyutlu bir düzlem tanımlayabilir: Burası Sinan’ın hayallerini yansıttığı ekran veya perde veya sayfadır. Bu perdede derinlik ve zaman boyutları (z ve t) eksiktir. Yayın yapıp beğendirme hayali eşzamanlılığa (synchrony) sıkışır, artzamanlılığa (diachrony) açılamaz.
3’üncü deyim eklendiği zaman işler değişir:
— Zamanı ertelendiği sürece ağaç kuliste sahneye çıkmaya hazırlanan özgür bir yıldız taklidi yapabilir.
— Zamanı geldiğinde ise ağacın bir beklenti, duruş ve durumdan ibaret olduğu anlaşılır.
Böylece seyircilerin ayı mı insan mı olduğunun neden önemsenmediğini anlarız; çünkü kulisteki yıldız zamanı gelip sahneye çıkınca zaten sönecektir, bir kar tanesi (Ego, özür) olup yere düşecektir: “Alıcı bekleyen köleler gibi meziyetlerini ortaya dökmeye çalışan birini okusam ne olur okumasam ne olur diyorsun yani ister istemez…”
Gerçi kar taneleri erise bile geride kum taneleri kalacaktır: “Biz onların yapıp ettikleriyle birlikte hepsini toz zerresine çeviririz.” Kum tanesi zamanın belirsizliği ile yüzleşir: “Zaman dediğin sessiz bir testere demişler, kime dost kime düşman olacağı belli olmaz.” Sağa sola savrulmasını açıklamak için sebepler uydurur: “Vaktinde firar zaferdir deyip kendimizi avutalım boşver sen.”
Yine de herşeye rağmen kum tanesi bizzat iz bırakabilir, zamana çentik atabilir: “İnsan biraz da zamanın içinde süzülmeli, iyi ve kötü anıları birbirine karışıp belirsizleşmeli ve silinip gitmeli, silinmeyecek olanlar da var tabi, zamana bir çentik atmak.” Bu çentiğin filmde sahnelendiği yer, zaman ve beklentiyi temsil eden ağacın altında Sinan’ın Hatice’yi öpmesi ve Hatice’nin Sinan’ın dudağını ısırmasıdır. Sonradan annesine karşı “Siz kadınlar delisiniz hepiniz!” dedirten de Sinan’ın gururlu bir erkek olarak zamana çentik atan kum taneleri olmaktan duyduğu derin korkudur.
Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner
Hasbinahlat! = Ahlat bize yeter!
Bence NBC.
Bkz “Kış Uykusu: Enerji Muhafazası ve Entropik Sarfiyat”; Ayı toplayan retorik: “Muhatap sayısını çoğaltmak, hakikati feda etmek için yeterli bir gerekçe değildir”, ekran/perde/sayfa: “Ayna Evresinde İmgesel, Simgesel, Gerçek”, kar/kum tanesi: “Dırdırcı Özne ile Kar Tanesi Egolar”, “Tikelsiz Tekil: Tekir”, “Lacan’ın Arzu Şeması”, “Terrabayt ve Kum Tanesi Olmak”, “Anlam-tanesi ile anlam-adımı”, “Umut ve Umutsuzluk”, eşzamanlılık ve artzamanlılık: “Differential Synchronicity and Deferential Diachronicity: Signifi-cushion, Signifi-caution, Signifi-crouching”, kadın korkusu: “The Sisterhood of Humanity”, “There is no Other jouissance but only the Othering of jouissance” Yıldız ve kar tanesi Tözne’dir, kum tanesi ve çentik Cevherzat’tır: “Tözne/Cevherzat: özgür, özür, zaten, bizzat”, F(x) = y: “Kuzgun Başa?”, Çentik: “Tek-yüzlü Bozuk Para Özgül Unsurdur”
🎨 diyelim ki şurada küçük mutlu biri ağaç olsun, sonra onu bekletene fırça atarken renkten renge girsin…






























Geri bildirim: Cevherzat — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Kış Uykusu: Enerji Muhafazası ve Entropik Sarfiyat — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Arafta Türbülans ve Nüfuzculuk Oyunu: Tribüne Seslenenler ve Türbine Ses Verenler — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Kırk katır mı kırk satır mı? | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Ayının homurtusu: Duymak, Bilmek, Görmek — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Mazahlat! Tek gezme çokluklara dikkat! Sadahlat! Savul çokluk, teklik benden sorulur! — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Mazahlat! Aman tek gezme, çokluklara dikkat! Sadahlat! Savul çokluk, teklik benden sorulur! — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Sinem Atik — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Perde — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Zeki Bilge Demirceylan — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: NBC-ZD sinemalarında yönetmenin arzusu | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Sapkın Kılavuz İdeoloji: Üçüncü Toplantı | YERSİZ ŞEYLER