Sermaye ve Hiperego: İnkâr Oranının Düşme Eğilimi — Işık Barış Fidaner

(öncesi: Hiperego ve Sinema: Eski Kıstas Eski Hamam: Terleme)

Karl Marx’ın ünlü tezlerinden birisi kâr oranının düşme eğilimidir. Bunu Hiperego formülüyle anlatalım:

Yenilenmeyen yineleme boştur, yinelenmeyen yenileme kördür.

Evrensel teknolojik gelişmeler karşısında her sermayedar rekabet gücünü korumak için yapısal güncellemeler yapmak zorundadır:

1) Yinelenmeyen yenileme kördür: Sermaye organik bileşimini modernleştirmezse ekonomik yarışın dışına düşecektir.

Fakat bu güncellemeler sermayenin sömürülebilen kısmını (emek payı) daraltarak kâr oranını azaltabilir:

2) Yenilenmeyen yineleme boştur: Değişken sermaye (emek payı) azalırken sabit sermaye (makine, altyapı, vb.) artarsa kâr oranı düşebilir.

Bu tezi şöyle de okuyabilirsiniz: Sömürü de dahil bütün hata ve yanlışlar insan kaynaklı olduğuna göre, teknolojik makineleşme işleri yönettikçe ve insanların oynadığı roller küçüldükçe genel hata payı (ve sömürü payı) azalmak zorundadır; çünkü makineler (Marx’ın kavramsal makinesi de dahil) teslim aldıkları değeri kayıpsız iletirler, insan gibi el çabukluğuyla bir kısmını cebe indirmezler. Marx öngördüğü bu teknolojik/felsefi mükemmelleşmeye Genel Zekâ adını vermişti.

Tabi günümüzde bu perspektif biraz naif kalır. Aklın kurnazlığı hatta dolandırıcılığı (cunning/conning of reason) zekânın genelleşmesine / müşterekleşmesine engeldir. Sermayenin organik bileşiminin güncellenme tarzı rasyonellikten çıkıp irrasyonelleştiği zaman modernlikten postmodernliğe geçilmiştir. Mesela Windows’a gelen güncellemelerle ilgili cehaletimiz ve korkumuzdan komplo teorileri üretiriz; aşı karşıtlığında da aynı mantık işler (belki ikisinde de Bill Gates’in kötü adam olması bu yüzdendir). Günümüzde teknolojik bilgi eksikliği kapatılamaz, aksine bu eksiklik sistemi çalıştıran ideolojik motora dönüştürülür, buna da inkârcılık diyoruz. Artık sermayenin çözmesi gereken temel problem kâr oranının düşmesi değil, inkâr oranının düşmesidir:

1) Yinelenmeyen yenileme kördür: Sermaye organik bileşimini postmodernleştirmezse ideolojik inkâr oranı düşebilir.

Postmodern sermaye, işçilerin kendini-kullandırma-dürtüsü ile beslenip körüklenen ideolojik bir makinedir [1]. Emek-gücü artık belli bir sermayenin değişken kısmı değil, özgeçmişlerde ifade bulan bireysel üretkenliği bildiren temel mecazdır (anlam yoğunlaşması), hep biraz daha istihdam edilebilir olma çabasıdır. Sistem de belli bir sermayenin sabit kısmı değil, hükümet kararnamelerinde cisimleşerek kader/yazgı statüsü edinen temel mecaz-ı mürseldir (aktarma, yer değiştirme, tayin, atama). Oligarşi ölçüsünde derinleşen eşitsizlik ise “odadaki fil”dir, yani onun farkına varmak çok kolaydır, biraz bakınmak, biraz düşünmek yeterlidir. Sermayenin sürekli postmodernleşerek mücadele ettiği inkâr oranının düşme eğilimi işte bu farkındalığın yayılımıdır:

2) Yenilenmeyen yineleme boştur: Sistem emek-gücünün kendini-kullandırma-dürtüsü ile beslenip körüklenmezse boşa düşebilir.

(sonrası: Antichrist ve Hiperego: Bacağın Mıhlandığı Torna)

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Emek-gücünün Sapkın Çekirdeği: Kendini Kullandırmak”, “Hiçbir Zaman Yeterince İstihdam Edilebilir Olmamak: Patronun Arzusunu Tatmin Etmenin İmkân(sızlığ)ı” Colin Cremin

6 Yorum

Filed under Şey