Görce (ç)Evreni — Işık Barış Fidaner

Meryem: Abla valla işi biliyon sen.
Peri: Nasıl?
Meryem: Yani eviriyon çeviriyon lafı çaktırmadan istediğin yere getiriyon, altı sene boşuna okunmuyor demek…
(Bir Başkadır dizisinden)

Meryem psikoterapisti Peri’nin lafı hep cinsel konulara getirerek onu afallattığını anlayınca böyle der. Görce Yazıları da aynı Peri gibi evirir çevirir lafı bir yere getirir. O yer diyelim ki entropi olsun [1].

Hepsi birbirine atıf yapan yüzlerce Görce yazısının derlendiği onlarca e-kitapçık artık küçük bir orman olduğuna göre gelin ona bir ad verelim ve (ç)Evren diyelim, şu anlamlarda:

1) Eviren: Harfiyete şekil vermek için sözler hamur gibi yoğurulmaktadır. Amaç belli bir anlamı A noktasından B noktasına ulaştırmak, bilgi taşımak, imlemek değildir. Burada sunulan harfiyetin amacı okurun kendi anlamlarını saklayıp işleyebilmesi için ona kap kacak takımı sağlamaktır, onun bilebilgi aracı olmaktır, onun düşünsel evrimine –bir tür (epi)genetik materyal gibi– eşlik etmektir [2].

2) Evren: Yazıların toplamda kendine özgü bir dünya oluşturduğu kolaylıkla söylenebilir. Meraklı kişilerin Wikipedia sayfalarında saatlerce dolaşabilmesi gibi bu evrende de saatlerce dolaşıp mevcut evirilere aşinalık kazanmanız mümkün. Her literatürde olduğu gibi burada da devam etmeyi göze alan (direşen: persist) minik bir azınlık turistlikten çıkıp yerlileşecektir.

3) Çeviren: Elbette yazılardan çıkarmayı uygun gördüğü her anlam okurun kendisine aittir, yazılar olsa olsa okurun bulanık düşüncelerine ifade vermiştir, yani onları belli bir harfiyet diline çevirmiştir, tercüme etmiştir.

4) Çevren: Bir şey anlamayı umuyorsanız yazıların sizi çevrelemesine izin vermelisiniz, işin bu yönü Hayat Bilgisi dersinde Çevremizi Tanıyalım gezisine çıkmak gibidir. TDK sözlüğüne göre “çevren” anlayış veya ufuk demektir.

Okurken dikkat edilecek nokta şudur: Dilsiz bir düşünce ilk dile geldiği anda hemen netleşemez, önce mevcut bulanık haliyle yüzeye çıkıp bir miktar şaşkınlaşma hatta sersemleşme yaratabilir. Eğer okur zihninde beliren heyuladan ürkerse:
1) Gülünç sayarak onu bilincinden kovabilir.
2) Yazarda kabahat arayabilir: “Çok fazla ve gereksiz yazıyorsun, işin gücün retorik, esoteriksin, obskürantistsin, zihnimizi boşa yoruyorsun, kaostan zevk alıyorsun, hipomaniksin (?) vb.”
3) Gülüp geçme ve suçlamayı birleştirerek alaycı bir tavır da alabilir.
Şayet okur kafasında beliren düğümün çözülmesini istiyorsa onu yargılamadan-damgalamadan-susturmadan düşünülmek üzere bilinçdışına devretmelidir ki vakti gelince kendiliğinden yaşanacak netleşme ve kararlaşmanın şimdiden yolunu açabilsin.

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz Entropi (özel sayfa)

[2] Bkz “Bilgi ve Bilebilgi: Bilen Bilemez Ancak Bilmeyen Bilebilir”

5 Yorum

Filed under Şey