Sağduyuya göre haset ve kin birbirini besleyerek kötülük sarmalına yol açtıkları için zehirli duygulardır, oysa ikisi arasında ciddi bir fark vardır.
Radikal politikanın her iki ucunda da kin değer görür: Sol kanatta “sınıf kini” kavramı vardır, sağ kanatta ise “Allah için kin tutmak” kavramı vardır, oysa “sınıf haseti”ne veya “Allah için hasetlenme”ye olumlu değer atfetmek kimsenin aklına gelmez. Bu ayrımı nasıl yorumlamalı?
İlk bakışta kin sebep, haset sonuç gibidir: Kinlenen insanın kalbi adeta korlaşmıştır, hasetse ondan yükselen alevler gibidir. Buna göre korlaşmamış maddelerden saman alevleri salınabileceği gibi alevsiz yanan bir korun saklı kalması da mümkündür.
Ruhsal bakımdan alev bir semptomun tezahürüdür, kor ise semptomun kendisidir. İkisi de renk değiştirebilir:
1) Haset alevi ile şükran alevi arasında geçişkenlik vardır.
2) Kin koru ile sevgi koru arasında geçişkenlik vardır.
İnsanlar görüşüp konuştukları zaman genelde alevlere şahitlik ederler [1], içte yanan koru görmezler veya nadiren görürler veya görmezden gelirler. Korla yüzleşme meselesi ya en yakın ilişkilere saklanır ya da terapi seanslarına ertelenir.
Alev ile kor arasındaki statü farkı konusunda psikanalitik yaklaşım psikolojiden ayrılır:
1) Psikolojiye göre:
— Her kişide bireysel karakteri oluşturan merkezi bir kor bulunur, buna Ego denir (veya Jungcular gibi kolektif/toplumsal bir kordan da söz edilebilir).
— Alev bu korla ilgili uzman gözlerin okuyabileceği bilgiler veren tali bir fenomenden ibarettir.
2) Psikanalizde ise:
— Yalnızca alevlerin mevcudiyetinden emin olunabilir, bu esasen sarf edilen sözlerin harfiyetidir.
— Merkezdeki kor ya hayali bir varsayımdan ibarettir ya da alevlere göre şekil değiştiren akışkan bir oluştur, onun varlığını asla kesinleştiremezsiniz, çünkü bir semptomu tezahürlerinden soyutlamak (bir kurala bağlamak) imkansızdır, bu yüzden onun tekilliği vurgulanır.
Psikanalizde sebep-sonuç ilişkisi tersine döner: Alev kordan geliyordur ama koru ancak alevden geçerek etkileyebilirsiniz. Alevden kora inip tekrar aleve dönmeniz gerekir. Analiz tam olarak şu yolu izler:
haset → ( kin → sevgi ) → şükran
Eğer alev renk değiştirecekse önce kor renk değiştirmelidir, kin de bu yolda uğranan geçici bir duraktır. Analiz aksayınca oluşan “normal” durum ise şöyledir:
haset ← ( kin | sevgi ) → şükran
Sevgi onu engelleyince kin zenofobi aracına dönüşür, insanın “kin duymayı sevdiği kesimler” oluşmaya başlar. Her söz bir bilme iddiası olduğu için ötekileştirilen kesimlerin en başında da “laftan anlamayan cahiller” gelir. İşte radikal politikanın her iki ucunda da haset hiç övülmezken kine özel bir değer atfedilmesinin nedeni budur.
Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner
Notlar:
[1] Bunun sanal temsili “alev atmak”tır: 🔥.
Ayrıca bkz “Şükran Duymak Yeniden Havalı Olsun”, “René Girard: Simetrik Kırma ve Simetriyi Kırma”, “Salımlı Uyumlanma Ölüm Dürtüsüdür”






























Geri bildirim: Hayalet-Tin — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Güden Beyan: Duvarış ve İlanihaye — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Kuklalar Patronu — Metallica | YERSİZ ŞEYLER