Birinin hayal gücünü veya görüsünü yetersiz buluyoruz diyelim; yani eğer ufkunu genişletip öngörü yapamazsa yürümeye kalkınca bir şeylere takılıp düşeceğinden eminiz. Önce ona dümdüz sesleniriz:
— Hayal et!
Emredince karşıda tepki uyandığını fark edince aynı şeyi nazikçe söylemeyi deneriz:
— Hayal eder misin?
Ricamız duyulmuş olsa bile orantılı bir karşılık aldığından emin olmak için teyit edilmesi gerekir:
— Hayal ettin mi?
Onay alabilirseniz hayal kurma işini kalıcılaştırma ihtiyacı gündeme gelir. En baştaki emrin yayılarak hafiflemiş bir “hatırlatma dozu” (booster dose) bu işi görecektir:
— Hayal edin…
Bu süreç sonunda hayal etme vazifesi benimsendiği ölçüde bir ideoloji teşkil edilmiş olur. Okumaya devam et →